Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    RÜYALAR GERÇEK OLSA-GÖZDE ÖZKAN

    Paylaş

    gözde özkan

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 14/12/10

    RÜYALAR GERÇEK OLSA-GÖZDE ÖZKAN

    Mesaj  gözde özkan Bir Ptsi Ara. 20, 2010 12:34 pm

    RÜYALAR GERÇEK OLSA
    Telefonumun alarmının çalmasıyla başladım güne. Saat 6, hava soğuk mu soğuk. Bizim oraların sene içinde göreceği en soğuk günlerden biri. Muğla; memleketim, nefes alabildiğim tek şehir. Tertemiz havası, masmavi denizi, yemyeşil doğasıyla bir başka güzel. Hele bir de bahar geldi mi …Kuşlar,böcekler,çiçekler kısacası tüm dünya sanki bizim için gösteri düzenlemişçesine hareket eder.İnsan nasıl sevmez ki böylesine güzel yeri .Ne trafik ne egzoz dumanı ne gürültü ne hile hurda… Büyük şehir büyük dert demekti. Hayat belki daha çok fırsat sunuyordu insana ama onun da bir bedeli vardı. Şanslı olanlar için her şey yolundaydı belki ama peki ya diğerleri? Bir gece içinde hayatı yerle bir olan kim bilir kaç kişi yıkılan kaç aile vardı. Yakın zamana kadar bizimde gündemimizde İstanbul’a yerleşme fikri vardı, hepimizin aklında.Yeni bir evimiz olacak yeni insanlarla tanışacaktık.çok güzel hayallerimiz vardı .babam yeni gıcır gıcır bir Ford istiyordu traktörümüzü satacaktık tabi araba almak için; babam traktörünü çok severdi biraz eskiydi arada bir teklerdi ama o da bizim ailemizin bir parçasıydı.Hepimizin hayalleri vardı ,güzel hayallerimiz vardı…Ama bir sabah duyduğumuz bir haber İstanbul!a taşınma fikrini tekrar gözden geçirmemize neden oldu .Bizim mahalleden Sait amca ve ailesi kısa zaman önce İstanbul’a taşınmışlardı.Başlarda pek bir şey anlamamışlar heyecandan ama zaman geçtikçe gerçekleştiremedikleri hayalleri ve dağılan ailelerinden başka bir şey kalmamış ellerinde.Sait amcanın iş başvurularından bir cevap gelmeyince bankadan kredi almak zorunda kalmışlar.Kızları Ayşegül arkadaşlarından etkilenmiş onlarda ne gördüyse o da istemiş ve artık doyumsuz bir insan olmuş.Oğulları Erol uyuşturucu kullanmaya başlamış ve eve gelmez olmuştu.Anneleri çok sevdiğim Emine teyze de zavallım ailesini bir arada tutmak için çabalamış ama başarısız olduğunu görmek ailesini gün geçtikçe zayıflayan bağlarını, çocuklarının; kendi Ayşe’siyle Erol’u olmaktan çıktığını görmek onu kahretmiş ve sonunda amansız bir hastalığa yakalanmıştı.Bu haberi aldığımız zaman bizde daha doğrusu annem ve babam da taşınma fikrini tekrar gözden geçirmeye karar verdiler .Endişelenmişlerdi ve haklılardı da bizim geleceğimiz de öyle olabilirdi her ne kadar sağlam temellere dayansa da ilişkilerimiz ,imkansız denen şey yoktu bu hayatta.
    Sonuç olarak İstanbul hayalinden vazgeçtik. Hayatımıza burada Muğla da devam edecektik. Taşınma fikrini arkadaşlarıma söylediğimde çok üzülmüşlerdi hatta kızmışlardı da ama gitmeyeceğimizi duyduklarında mutluluktan havalara uçtular desem yalan olmaz .İnsanın böyle arkadaşlarının olması çok güzel bir duygu.belki hayal kırıklığına uğramıştık belki çok üzülmüştük ama babamın ve annemin aldığı bu karar şimdi düşünüyorum da oldukça yerindeydi.Eğer İstanbul’a taşınmış olsaydık hayatım şuankinden çok daha farklı seyredecekti ama ben burada da çok ama çok mutluydum.tüm yazı yeni bir okula başlamanın verdiği heyecanla geçirdim .artık bende lisesi olmuştum o zamanlar liseli olunca bayağı bir şey olmuş sayılıyordun.Her aile çocuğunu okutamıyordu bazılarıysa bunu kasıtlı olarak yapıyordu.Okula giderken Şeyma’nın bana bakışlarını unutamam bıraksalar koşa koşa gidecekti okula .Hergün pencerenin dibine oturur beni seyrederdi ,bazen babası yakalar yaka paça içeri sokar hatta sırf bu yüzden dayak bile yediği biliyorum.Bir gün yine okula gidecektim mahalleden diğer arkadaşlarla Şeyma kapının ağzına otururmuş bizi bekliyordu. o anda birden babası geldi bağırdı çağırdı gözümüzün önünde dövdü ve biz gıkımızı bile çıkaramadık sadece bakabildik ve o oldu sonraki günler artık Şeyma’nın evinin önünden geçmeme kararı aldık.Yoksa bizim yüzümüzden babası olacak o adam işkence edecekti zavallı kıza.Nasıl oluyor da insan evladına böyle bir kötülük yapabiliyor bunu anlamak imkansız.Kızının göz göre göre geleceğini mahvetti bu da yetmezmiş gibi küçük yaşta evlendirdi hem de kızına sormadan sadece başlık parası almak için .Şeyma’nın dünyası ,gerçi kızın başına yıkılacak bir dünyası ona ait olan bir yaşam hiç olmuş muydu ki başına yıkılsın .15 yaşındaydı ve 54 yaşında bir adamla evlendirilmişti.Hadi babası olacak olan hayvan herifte akıl yoktu ama evlenende çok akıllı biri değildi demek ki.Zavallı arkadaşım ne çocukluğunu yaşayabildi ne de gençliğini zaten bir süre sonra intihar ettiğini duyduk.yaşadığı hayata daha fazla dayanamamış , kısa süre sonra hamile kalmış ama gördüğü şiddet bebeğini kaybetmesine neden olunca onu hayata bağlayan tek varlığı olan bebeğini de yitirince canına kıymış.
    Ben hayatın şans tanıdıklarındandım, babam lise mezunu annemse ilkokul mezunuydu ama okumanın ne denli önemli olduğunu her ikisi de biliyordu. Kendilerine verilemeyen fırsatı bana tanıdılar ve ben de onların yüzünü kara çıkarmadım. Okudum ,büyük adam oldum.Elime mesleğimi aldım kendi ayaklarımın üstünde durdum kimseye boyun eğmedim kimseyle zorla evlendirilmedim istediğim gibi yaşadım ,istediğim kişilerle gezdim kısacası ben yaşadım, hayat benim hayatımdı bunu hissettim.Bazen oturup düşünüyorum da ben gerçekten çok şanslıydım .Okumak o zamanlar sadece erkeklerin yapması gereken bir şeymiş gibi algılanıyor,okuyan kızlara da kötü gözle bakılıyordu.Halbuki kadınların çocuk bakmak temizlik yapmak ve kocasına kadınlık yapmaktan başka yapabileceği, yaparken mutluluk duyacağı bir işinin olması ne kadar kötü olabilir .Ayrıca işini yaparken de pek ala diğer görevlerini yerine getirebilir ve bunun yanında aile bütçesine destek olur.Bir insanın işe yaradığını hissetmesi kadar tatmin edici başka bir duygu var mı?Doğrusu merak ediyorum.bu duygu bence insana özgüven veriyor,hayata işte bende varım diyorsun bir yerde.Kendi emeğinle paranı kazanıyorsun kocana el açmıyorsun bence en önemlisi de bu.Babam bu konuda gerçekten oldukça özveriliydi.Her gün işe giderken mutfaktaki kavanozun içine bir miktar para bırakırdı .Kendi üzerinde para olmasa da kavanozumuzda her zaman az da olsa paramız olurdu.hatta bazen oradan para bile aşırırdım çocukluk işte…İlkokulu mahallemizde bulunan ****** İlköğretim Okulunda okudum.Sınıfımız tek bir sınıftan oluşmuyordu aynı sınıfta birinci,ikinci ve üçüncü sınıflar aynı anda ders görüyorduk.Öğretmenimiz çok gençti ve çok da yakışıklıydı ve ben öğretmenime aşık olmuştum öyle güzel gülümsüyordu ki.Sorunun cevabını bilsem de sırf benimle ilgilenmesi için bilmiyormuş gibi yapıp tekrar anlattırıyordum.Adem hoca 1.sınıflara kitap okuttururken 2.sınıflara tahtadakileri yazdırır 3.sınıflarınsa ödevlerini kontrol ederdi.Okul yoktu ki o zaman o kadar; çok hadi okulu buldun diyelim aileler okula yollamazlardı çocuklarını, hal böyle olunca da sınıflar birleştirilir o şekilde ders anlatılırdı.İlkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra lise sınavına girdim ve sınavı kazandım .Yeni bir okul,yeni arkadaşlar yeni bir çevreye girmenin verdiği heyecanla koca yaz tatili nasıl geçti anlamadım.Arkadaşlarımdan ayrılmanın verdiği üzüntü de vardı evet ama bir yandan da seviniyordum.Okulun açılmasına bir hafta kala yeni formalarımı almak için çarşıya çıktık.Yakanın yerine artık fular takacaktım.Birden kendimi gerçekten büyümüş hissettim.Her zaman söylüyorlardı:’büyüdü,genç kız oldu artık’ diye ama bunu duymak alışkanlık haline geldiğinden hiç bu kadar etkili olmamıştı.Daha doğrusu bunu oturup düşünme fırsatı,aynada kendime bakmaya değil ;görmeye cesaretim olmamıştı.Okulun ilk günü gelmişti.güzelce giyinip saçlarımı da yaptıktan sonra okulun yolunu tuttum .o kadar heyecanlıydım ki…Sanki kalbim yerinden fırlayıverecekmiş gibi hissediyordum.Herkes sıra oldu.Müdürümüz yeni eğitim öğretim yılımızla ilgili iyi dileklerde bulundu.Kısa bir konuşmanın ardından tüm öğrenciler sınıflarına dağıldı .Üst sınıflar bize gülerek bakıyorlardı.Eliyle başkalarını gösterip ‘çömez’ diye bağrışıyorlar,akıllarınca bizi ezmeye çalışıyorlardı.Sınıfa girdiğimde birkaç kişinin dışında hiç kimse birbirini tanımıyordu.Bir süre bekledikten sonra sınıfa bir öğretmen geldi ve ben derin bir nefes aldım çünkü Allahın bir kulu konuşmuyor, herkes birbirine sadece bakmakla yetiniyordu ve ben bu durumdan hiç hoşlanmamıştım.Hoca geldi ve hepimiz ayağa kalktık öğretmenimizi selamladıktan sonra yerlerimize oturduk.Çok güleç yüzlü bir bayandı oldukça pozitif bir enerjisi vardı bize bir sene boyunca neler yapacağımızı anlattı.Derslere düzenli çalıştığımız taktirde hiçbir sorun olmayacağını ve rahat olmamız gerektiğinden bahsetti.daha sonra teker teker kendimizi tanıtacak ailemiz hakkında bilgi verecektik.Sınıfımız 42 kişiden oluşuyordu.Gözlerde hep aynı ürkek ifade vardı sanki yanlış bir şey söylemekten korkuyor gibiydik sıra bana yaklaştıkça bu heyecan daha da arttı.Adımı soyadımı annemin ve babamın mesleğini nerede oturduğumuzu kardeşimin olup olmadığı ve kaç yaşında olduğunu söyleyip yerime oturdum.Sınıfın tamamı kendini tanıttıktan sonra aklımızda söylenenlerin çok az bir kısmı kalmış olsa da biraz rahatlamamızı sağlamıştı.Teneffüs zili çaldı ve ders bitti.Ve tüm gün boyunca benzer konuşmalarla geçti.Sonunda eve dönme vakti gelmişti.Bizim evimizin olduğu tarafa giden kimse var mıydı acaba?Yürüye yürüye eve gittim.Annem yine döktürmüştü anlaşılan mis gibi yemek kokuyordu.Sanırım sarmaydı pişirdiği, doğru mutfağa yöneldim annem de mutfaktaydı zaten ve tencereye yöneldim .Evet sarma yapmıştı her sene olduğu gibi okulun ilk günü annem hep sarma pişirirdi.Bunun gibi başka ritüellerimiz de vardı mesela her cumartesi makarna günüydü ve yemek o gün babama aitti.Babamın yapabildiği en güzel yemek makarnaydı ve bir de yumurta tabii kibabam zamane erkeklerine göre biraz farklıydı.O zamanlar kadınlar eşlerinin yanında çok kıymetli değillerdi ama babam öyle bir insan olmamıştı hiçbir zaman.Dargın oldukları zamanlar da bile ,bakışlarında hep aynı şeyi gördüm.Aşkla bakarlardı birbirlerine, bakışları bir an kadar kısa ama bir asır kadar uzundu kayboluşları olurdu birbirlerinde ,susmaları bile birer haykırış olurdu. Bazı nisan akşamlar bahçeye çıkar bir battaniyeye sarılır sabaha kadar konuşurlardı. Ağabeyim ve bende oturup hayal kurardık o zamanlarda, bizim hayatımız da annem ve babamın hayatı gibi olacak mıydı? Benim de en az babamın annemi sevdiği kadar seven bir eşim olacak mıydı?
    Yeni bir gün beni bekliyordu. bu kez dünkü çekingenliği üzerimden atmış sınıfta ki pek çok arkadaşımla sohbet etmiştim. İçim kıpır kıpırdı .Herhangi bir nedeni yoktu ama hayat çok güzeldi yaşamak kadar nefes almak kadar, koşmak kadar rüzgarda saçlarının uçuşması kadar, çimlere uzanmak kadar güzel başka ne vardı.İnsanı hayattan vazgeçirebilecek ne olabilirdi ki yaşamak bu kadar güzelken.bu sorumun cevabını hayat bana ilerde verecekti. Günler bu şekilde birbirini kovaladı durdu.2 ay olmuştu okullar açılalı ve birbirimize iyice alışmıştık, dersler de iyi gidiyordu .Ders dışında çok haylaz olan sınıf arkadaşlarım ders vakti geldiğinde sus pus oluyordu ve bu konudaki özenli davranışımız öğretmenlerimizin de dikkatinden kaçmamıştı.Bize bir şey söylemeseler de diğer sınıflarda bizden övgüyle bahsediyorlardı ve bu da bizim çok hoşumuza gidiyordu.Sınav olmuştuk ve sıra notlarımızı öğrenmeye gelmişti tüm sınavların ortalamasını aldığım zaman hiç de kötü bir performansım yoktu.ve arkadaşlarımın da yoktu tüm bu emeklerimizin bir karşılığı olacağını biliyor ve bunun için daha da sıkı çalışıyorduk tabii ki geziyorduk eğleniyorduk ama neyi ihmal etmememiz gerektiğinin de bilincindeydik ve bu konuda öğretmenlerimizin katkısını da unutamayız bizi hemen her konuda yetiştirmek için ellerinden geleni yaptılar.Betül, İlknur ,Hande ve ben çok iyi arkadaş olmuştuk yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez olmuştu annem de onları çok sevmişti ve ailelerimiz de tanıştırma kararı aldık bir akşam ailelerimizle birlikte Hande’nin evine gittik.Biraz endişeliydik anlaşabilirler mi diye ama benim babamla Betül’ün babası zaten ilkokuldan arkadaşlarmış ama kopmuşlar annemde İlknur’un annesini tanıyormuş evlenmeden önce annemlerle komşuymuşlar ama Demet teyzeler Muğla’dan taşınmışlar.Beklentilerimizin üzerinde çok güzel bir gece geçirmiştik hem ben hem de ailem yüzlerimizde tebessümle eve geri döndük.Gece uyurken çok şanslı olduğum tekrar aklıma geldi.artık okula giderken yalnız gitmiyordum bizim mahalleden aynı liseye gittiğimiz başka arkadaşlar da vardı , her sabah mahalle bakkalının önünde toplanıyor hep birlikte okula gidiyorduk .Tabii yol boyunca gırgır şamata.Mevsim kış oldu havalar soğudu ama biz vazgeçmedik yine yürüyerek gittik okula.günler su gibi akıp gidiyordu karne gelmişti.Hepimiz heyecanlıydık herkes sırayla karnelerini aldı.hiç kırık notum yoktu çok mutlu olmuştum karne dağıtma işlemi bittikten sonra öğretmenimiz tatili boş geçirmememiz konusunda tavsiyede bulundu tatil kısaydı ama eminim ki hepimiz burayı okulu çok özleyecektik.Koşar adımlarla eve gittim anneme karnemi göstermek için ölüyordum zili çaldım ama açan olmadı bir yere gidecek olsaydı haber verirdi annem bana ama bir şey de dememişti tekrar ve tekrar bastım zile ama yine açılmadı kapı. O anda komşumuz Hatice teyze’yi gördüm benim yanıma doğru geliyordu. Doğruca yanına gittim ve durumu anlattım ‘haberim var kızım annen ananenin yanına gitti biraz rahatsızlanmış ama endişe edilecek herhangi bir durum yokmuş ,sen bugün bizde kal akşam baban gelene kadar babanın da durumdan haberi var o yüzden erken gelecektir ,meraklanma ‘dedi.Mecburen Hatice teyzenin evine gittim elimde karnem,kaçan heyecanım ve aklımda kalan sorularla .Hemen ananemin evini aradım2 kez çaldıktan sonra telefonun karşı tarafından ses alabildim .
    -Alo
    -Alo
    _Teyze sen misin?
    -Evet birtanem, teyze annem ananemin yanına gitmiş n’oldu bir sorun mu var?
    -Yok canım endişe edilecek herhangi bir durum yok
    -Tamam teyze annem ordaysa telefona çağarır mısın ?
    -Canım annen hastane de büyük ihtimalle bu akşam orda kalacak
    -Teyze bana doğruyu söyler misin ne oldu ananem iyi mi? yoksa öldü mü?
    -Hayır tatlım ananenin durumu iyi, sadece küçük bir kalp spazmı ama merak etme annene de söyledim gitmesi gerektiğini ama o inat ediyor sen nerdesin şimdi?
    -Hatice teyze var ya bizim komşumuz onlardayım
    -Tamam canım akşam baban seni oradan alır o zaman kadar sen de yardım edersin Hatice hanıma
    -Tamam teyzecim sen meraklanma
    -Hadi canım kendine iyi bak bizi de merak etme öpüyorum yanaklarından…
    Ve telefonu kapattık.Teyzem beni teskin etmeye çalışsa da sesi biraz derinden geliyordu.Her zaman o şen şakrak teyzem yoktu karşımda hem bugün karne günüydü bir kez olsun atlatmadan aradı her karne günü ‘asker var mı?’ diye açardı telefonu ve bilirdim telefon çaldığında arayanın teyzem olduğunu cevabını bilirdi ama yine de arardı.Hatice teyzem de yanımdaydı ‘bak sen de duydun meraklanacak bir durum yokmuş ortada hadi yemek koydum soğutmadan ye artık, hem sarma var sen çok seversin ‘dedi.İçimden yemek pek gelmese de yine de yedim.Daha sonra enim için giyecek kazak ve eşofman verdi gerçekten üniformalardan sonra olukça rahatlamıştım.Hatice teyze:
    -Aa bugün karne aldınız değil mi ?
    -Evet Hatice teyze
    -Nasıl karnen peki? Gerçi benim ki de soru sen ne zaman karneni kötü getirdin ki maşallah çok akıllı kızsın ah keşke bizim haytalar da senin gibi olsalardı.Bak ortada bile yoklar kim bilir nerelerdeler şimdi,hangi kızın peşindeler.Ah yavrum ah siz okuyun diye elimizden geleni yapıyoruz bizi okutmadılar içimde uhde kaldı.Babama o kadar yalvardım okula göndersin diye ama göndermedi işte, eski adamlar böyleydi ;kadın kısmının okumasını iyi karşılamazlardı kötü yola düşermişiz okursak.Başka nerde böyle bir saçmalık var Allah aşkına?
    -Yine var Hatice teyze öyle düşünenler bak Şeyma’nın babası mesela uslanmadı gitti adam sanki ölen kendi kızı değil bir insan nasıl bu kadar bencil olabilir küçük kızı elif’i de yollamıyor okula kız kocaman olmuş okumak neyineymiş onun bir de utanmadan böyle söylüyor.Düşündükçe o adamı boğmak geliyor içimden .
    -Aman kızım böyle insanlar hep var olacaklar onların derdi kızlarının okuması okumaması falan değil onların derdi para, kızlarını satıyorlar resmen.
    O sırada birden bire siren sesleri yükseldi kısa süre içinde hemen her tarafı askerler sardı biz ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk ardından silah sesler yükseldi Hatice teyze ‘hemen sedirin altına gir ve ben sana çık diyene kadar çıkma’ dedi.Çok korkmuştum insanlar bağırıyorlardı.Annem yanımda olsaydı babam burada olsaydı bu kadar çok korkmazdım belki de .Evin kapısını yumrukluyorlardı ardından sanırım kapı kırıldı ve içeri girdiler zavallı Hatice teyze ağlıyordu o da ne olduğunu anlamamıştı bir tokat sesi yükseldi içerden :
    -Nerde o ?
    -Ne nerde? Neden bahsediyorsunuz
    -Sen gayet iyi biliyorsun kimden bahsettiğimizi kocan olacak o it nerde hemen söyle yoksa seni de gebertirim !
    -Ne yapmış benim kocam ne istiyorsunuz ondan?
    -Bana bak kadın ya şimdi onun nerde olduğunu söylersin ya da bundan sonra olacaklardan sen sorumlusun
    -Bilmiyorum, bilsem de söylemem zaten!
    -Demek öyle o zaman bunu sen istedin.
    ……
    Hıçkırık sesinden başka bir şey duymuyordum.Yavaşça örtünün altından etrafa baktım ortalıklarda kimse görünmüyordu sanırım gitmişlerdi yavaşça çıktım saklandığım yerden, korkuyordum.Sesin geldiği yöne doğru ilerliyordum evin altı üstüne getirilmişti.Her yer darmadağın olmuştu ve Hatice teyze… bahçeye açılan kapının önünde elbiseleri yırtılmış ,saçları dağılmış,eli yüzü kana bulanmış bir halde öylece yatıyordu.Doğruca yanına gittim her şey bir anda olmuştu ,ne olduğunu bile anlayamamıştık.Biraz su ve kolonyayla kendine gelmesini sağladım sadece ağlıyor ,konuşamıyordu .Yavaşça yerinden doğruldu.Hiç böyle bir şeye tanık olmamıştım.O gün hayatın belki de en gerçek yüzüne tanık olmuştum .Hatice teyze tecavüze uğramıştı.
    İlerde tarihe geçecek olan bu darbe ülkede bölünmelere yol açmıştı çoğu aile çocuklarının başına bir şey gelmesin diye okula göndermemişt,i bir süre benim ailemde bu konuda çok baskı yaptılar can güvenliğimiz yoktu evet ama ölüm başka bir şekilde de çalabilirdi kapımı eğer kader de bu yüzden ölmek varsa bunun çözümü okula gitmemek değildi ki. Bu konuda ki düşüncelerimi gayet net bir şekilde ifade ettim ‘tek bir şartla’ dedi babam.’Sen okula ağabeyin getirip götürecek ve sen hiçbir şekilde bu konulara bulaşmayacaksın ’.İtiraz etmeye hakkım yoktu ve mecburen durumu kabul ettim.Darbe olduğu sıralar da ben lise ikinci sınıftım..Bazıları okulda propaganda yapıyordu.O zamanlar gerçekten çok kötüydü ,son sınıflardan öğrenciler bir keresinde sınıfı bastılar öğretmen hiç bir şey yapamadı herkesi ayağa kaldırdılar ve biz ne dersek sizde tekrar edeceksiniz dediler ve bize garip bir ant içtirdiler.Bir kavga olsa anında nerden ortaya çıktıklarını anlamadığımız bıçak ve başka kesici aletlerle dolardı.Gördüğümüzden çok daha başkaydı bu dünya ,bu dünya da kan vardı ,yitirilen hayatlar vardı,ideolojiler vardı.Ama hangi ideoloji insan hayatından daha kıymetli olabilirdi ki…
    sokaklar asker kaynıyordu adeta annem ananemin yanındaydı babam işe gitmişti ama şimdi nerdeydi bilmiyordum tek başımaydım korkuyordum .Derken merdivenlerden ayak sesleri gelmeye başladı biri bana sesleniyordu merdivenlere doğru yöneldiğimde babamı gördüm tam zamanında yetişmişti hemen sarıldı bana bir yandan ağlıyor bir yandan da olanları anlatmaya çalışıyordum.Hemen Hatice teyzenin yanına gitti ecza dolabını buldu ve ona pansuman saptı sakin olmamızı söylüyordu ama kendisi de çok heyecanlıydı
    -Baba nerdesin sabahtan beri her şey bir garip bugün annem;
    -Annenden haberim var annanen hastalanmış onun yanına gitti ben de yeni geliyordum işten ortalık karışmış ,her taraf asker dolu ,beni de tuttular da hemen bıraktılar geri anlamadım ki dertleri ne .Sen bir git bak bakalım radyoyu al gel.
    -Tamam baba
    Radyoda darbe yapıldı asker yönetime el koydu diyordu. Babam ;
    -Daha önce de olmuştu o zaman sen yoktun çok kan döküldü ve yine dökülecek,bizi ,milletimizi zor günler bekliyor kızım
    Babam doğru söylemişti günde ortalama yirmi kişi ölüyordu.Kadınmış,çocukmuş kimsenin umurunda değildi dilediğince ev basıyor ve buna da kimse bir dur diyemiyordu.Çok kötü günlerdi.Annem bir süre gelemedi yanımıza biz babamla ve ağabeyimle beraber kaldık.Bir akşam ağabeyim eve gelmedi.normalde hiç yapmadığı bir şeydi eğer geç kalacak olsa haber ederdi.Bir süre bekledikten sonra babam çevre mahallelere ,işyerine bakmaya gitti ama eli boş geri döndü.Telaşlanmıştık babam karakola ve hastanelere bakmak için dışarı çıktı annem telefonun başında bekliyordu.Odada saatten gelen sesin dışında başka bir ses gelmiyordu ,kısa süre sonra babam ağabeyimi bulup getirdi boş bir arsada bulmuşlar komşular eli yüzü kan içinde, kaşı patlamış ,vücudu mosmor olmuştu.Hemen hastaneye götürdüler kaburgalarında çatlaklar varmış ve ayak kemiğinde de kırık.Uzun süre hastanede kaldı ağabeyim ama o günden ona aksayan bir ayak miras kaldı.Suskunlaştı,içine kapandı.Çok zor günlerdi bazılar eşlerini yitirdi bazıları evlatlarını ,bazılarıysa hala belki bir gün çıkar ortaya umuduyla hala beklemekte.Zavallıların bir mezarı bile yok.Onların suçu neydi? Ne için öldürüldü bunca insan ne için hayalleri karartıldı genç kızların.Kaç kişi aklını yitirdi bu yüzden, kaç aile dağıldı dört bir yana …Bütün yaşananlar bunca acı ,ızdırap ,işkence ,zulüm tüm bunlara değdi mi? Bu sorunun yanıtını vermeye kimin yüzü,kimin cesareti var şimdi.
    Onbeş tatilim hayatımdaki en kötü onbeş tatilimdi.Okul açıldığında neredeyse sınıf arkadaşlarımın yarısı gelmemişti.Koca sınıfta yalnızca ondokuz kişi kalmıştık diğer sınıflarda bu sayı daha da azdı.Artık öğretmenler de gelecekten kaygı duyuyorlardı.bazen ders bile işlemiyorduk .eğitim hayatımız neredeyse sonlanmıştı.Okula gidiyor ve geliyorduk ve artık okul bize hiç de heyecan vermiyordu.Üzülüyordum ve üzülüyorduk çünkü biz vazgeçmek istemiyorduk .biz vazgeçersek ben vazgeçersem hiçbir hayalim gerçek olmayacaktı.belki okulu bırakacaktım ,belki evlenecektim belki de ben de intihar edecektim bilmiyorum ama okumak istiyordum kendi ayaklarımın üzerinde durabilmeli ve başım dik yürüyebilmeliydim sokakta .herkes sadece bir haykırışı bekliyor gibiydi .bir tek kişinin Erol'un dışında kimsenin buna cesareti yoktu.En sonunda dayanamadı daha fazla ve :
    -Şimdiye kadar sustum ama artık yeter biz napıyoruz arkadaşlar biz bu duruma bir dur demezsek kimse demez hakkımızı savunacağız ve okulu bırakanları geri getireceğiz ve eskisi gibi bir bütün olacağız biz farklıyız biz aklı başında insanlarız ve bu farkı diğerlerine göstermemiz lazım
    dedi.Erol gerçekten çok doğru söylemişti biz geleceğimize sahip çıkmazsak kim çıkacaktı yeniden ayağa kalkmak zorundaydık ve kalktıkta herkes elinden geleni yaptı okulu bırakan arkadaşlarımızı geri dönmeleri için ikna çalışmalarına başladık ve çok az fireyle kurtulduk sonunda bu işten.Öğretmenlerimizin sayesinde konularımızı da yetişirdik ve darbeden en az darbeyle yolumuza devam ettik .Yolumuza devam ettik etmesine de bende ufak bir değişiklik oldu o günden sonra Erol’a takılmıştı gözlerim ve yüreğim adeta bir kuş misali kanatlanmıştı.Sanki ben ben değildim de bir başkasıydım artık.Neredeyse her gün onu düşünür olmuştum.Bazen farkına bile varamıyordum ansızın onu düşünürken buluyordum kendimi.Aynanın karşısında daha fazla zaman geçirir olmuştum.Daha çok bakıyordum kendime.Bu değişiklik aileminde dikkatini çekmişti.Annem durumu az çok tahmin ediyordu aslında ama utanmamam için bana birşey demiyordu.Babamın da aklında ne var dermiş gibisinden bakışlarını yakalıyordum bazen...Ağabeyim her zamankinden daha çok kıskanç olmaya başlamıştı. Birşeyler olduğunu herkes anlamıştı anlaşılan.Başka zaman olsa belki de utanırdım ama düşüncelerim hiç de utanmam gerektiğini söylemiyordu aksine daha da çok sahiplen diyordu.
    Onun gittiği her yere bir bahaneyle ben de gidiyordum.Hayatımın merkezi artık o olmuştu.Hep okul olsun eve hiç gitmeyelim istiyordum tatil olduğundaysa sanki saatler hiç geçmiyor gibime gidiyordu.Her gün biraz daha bağlanıyordum ona bir gün İlknur ve ben bahçede oturuyorduk.İlknur:
    -Onu çok seviyorsun değil mi?
    -Kimden bahsettiğini anlamadım ,kimi çok seviyorum
    -hadi ama İpek bal gibi de biliyorsun Erol'dan bahsettiğimi benden mi saklayacaksın unutma ben senin dostunum ve dostlar birbirinden hiçbir şey saklamazlar.
    Haklıydı ,İlknur her ne olursa olsun her zaman yanımda olmuştu ve ona tüm duygularımı anlattım, şaşırmasını beklemek aptallık olurdu çünkü doğru tahminde bulunmuştu.
    -Senin adına çok sevindim canım peki bundan başka birinin haberi var mı ?
    -Hayır senden başka hiçkimseye bahsetmedim bu durumdan ama diğer kızlara da söyleyeceğim birazdan onların da bilmeye hakkı var.
    Betül ve Hande 'ye de durumu anlattım ve onlardan da beklediğim tepkiyi alamadım; onlar da durumu farketmişlerdi.Yoksa o da anlamışmıydı;eğer öyleyse yüzüne bakamazdım ya anladıysa ...Ders zili çaldı ve biz sınıfa gittik sırasına baktığımda yerinde göremedim .Tam sırama doğru ilerliyordum gördüğüm manzara karşısında öylece kalakaldım.Erol benim sırama oturmuş defterimde birşeyler okuyordu.Ya sağa sola karaladıklarımı okuduysa 'hayır hayır okumuş olamaz yapmaz öyle şey' diye geçirdim içimden.Yanına gittiğimde bir suç işlemiş gibi bakıyordu bana .
    -Erol noldu ne yapıyorsun ?
    -Ya geçen de konuşmuştuk ya derste kaçırdığım notları yazacaktım etrafa baktım o kadar ama seni göremeyince ,defterini de sıranın üzerinde görünce ...
    -Tamam tamam problem değil alabilirsin defteri ama içinden bişeler almam gerekiyor
    -Yoksa bunları mı ?
    Elinde ona yazılmış bir tomar mektup vardı.Almak için elimi uzattığımda gülerek elini geri çekti.
    -Önce bana bunların içinde ne yazdığını söyleyeceksin
    Pişkin pişkin gülüyordu.
    -En iyisi bunlar bu gün bende kalsın
    -Allah allah nedenmiş o, olmaz asla olmaz ...
    -Demek öyle o zaman hiç vermiyorum.
    Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.Orada yazılanları okuması fikri bile beni çılgına çevirmişti.Son bir hamleyle kağıtları elinden almayı başardım.Bu defa benim de yüzüm gülüyordu ama onun yüzündeki tebessüm hiç eksilmedi.Tüm gün beni izledi bunu farkedebiliyordum.Ders bitip de eve gitme vakti gelince ona baktığımda bana bakarken yakaladım, imalı bir bakış fırlattı bana.
    -İyi günler İpek
    -Sana da iyi günler Erol
    Kızlar yanımda kıkır kıkır gülmeye başladılar.ilknur:
    -Sen okumadığına inanıyormusun gerçekten ?
    -Yok artık o kadar da değil okumamıştır canım özel hayata saygı denen bişe var yani yokk yok sanmıyorum okuduğunu ,okumamıştır di mi?Kızlar birşey söylesenize okumamıştır desenize .
    O gün duyduğum hiç bir cevap beni tatmin etmemişti , eve gittiğimde bir sürü misafir vardı.İçeriye girince direk salona gidip gelenleri selamladıktan sonra hemen odama gittim.Tek bir ses bile duymak istemiyordum üzerimi bile değiştirmeden hemen yatağa yattım, örtüyü kafama kadar çektim.Ya okuduysa diye düşünmek beni çığrımdan çıkarıyordu en sonunda zırıl zırıl ağlamaya başladım.Sinirlerim iyice bozulmuştu ,misafirler yavaş yavaş gitmeye başladılar .Hepsini yolcu ettikten sonra annem odama geldi hemen uyuyormuş gibi yaptım.Seslendi ama cevap alamayınca geri çıktı odadan.Bütün olanlardan sonra artık iyi bir evlat olmadığım fikrini de düşünmeye başlamıştım.Akşam babam gelene kadar çıkmadım odadan ,yemekte de neredeyse ağzımı bıçak açmadı ödevim var bahanesiyle odama geri döndüm.Annem daha fazla dayanamadı ve odama geldi.
    -Canım noldu kaç gündür ruh gibisin?
    -Hiç anne ya sınavlar falan onlardandır işte nolucak başka
    -Hadi ama yapma İpek kızımı tanımacakmıyım, hadi ama anlat bana...
    Annemin o günkü o sıcaklığını asla unutamam.Bana karşı her zaman sevgi doluydu başım her sıkıştığında her ne olursa olsun yanımda olacağını biliyordum yine yanımdaydı ve ne var ne yoksa tümünü anlattım anneme tek bir kez olsun müdahale etmeden dinledi beni.Sırtıma onca yük bağlanmıştı sanki ama konuşunca anlatınca onların hepsini birer birer attım üzerimden ,bir kuş kadar hafiftim artık.Annem :
    -Sende ki bu değişikliği uzun zamandır farkediyordum ama buna neden olanın bir erkek olacağı hele hele de Erol olabileceği aklımın ucundan bile geçmemişti.Seni anlıyorum kızım zamanında ben de böyle duygular yaşamıştım ,hemen herkesin yaşadığı gibi .
    -Bu kişi babam mıydı peki?
    -Hayır o zaman Hasan diye bir çocuk vardı ben ona aşık olmuştum
    -Ee noldu sonra ?
    -Hasan çok yakışıklıydı neredeyse tüm kızlar onunla gezip tozmak için can atıyordu tabii ki bende .Bir gün beni yanıma gelip ' sinemaya gidelim mi?' dedi.Onun da benimle ilgilendiğini hatta beni sevdiğini sanmıştım ama gerçeği daha sonra anladım.O ve ben birbirimizden çok farklıydık hayata aynı pencereden bakmıyorduk onun için pek bişe değildi elini tutmak gidip bir yerlerde bişeler içmek ki o zamanları düşün şimdiye kıyasla belki on kat daha tutucu düşünüyor insanlar o gün beraber sinemaya gittik içerde pek fazla kimse yoktu ,film başladı ama o filmi değil beni izliyordu niyeti farklıydı .Daha önce de bu tarz şeyler duymuştum ama yaşamamıştım hemen oradan uzaklaştı ve bir daha asla onunla konuşmadım. Bak yavrum bu tür insanlar hep var ve var olacaklardır da o yüzden çok dikkatli olmalısın kimin ne olsuğunu ne düşündüğünü asla bilemezsin.
    -Ama anne görsen öyle birisi olmadığını sen de anlarsın.
    -O zaman doğum gününde tüm arkadaşlarını davet et bu sene evde kutlayalım hem bu şekilde ben de daha iyi tanıma fırsatı bulmuş olurum
    -Olur mu dersin, gelir mi sence ?
    -Eğer onun gözünde bir değerin varsa gelir tabii ki neden gelmesin.
    Doğum günüme 2 hafta vardı ve annemin bu önerisi gerçekten çok hoşuma gitmişti. Her zaman ki gibi yine en büyük kurtarıcım annem olmuştu.Beni öptü ve herşeyin yoluna gireceğini söyledi.Uzun zaman sonra ilk defa huzurlu bir şekide uyuyabilmiştim.Uyandığımda sabah olmuştu ,önceden olsa kırk kez kalkmıştım uykudan.Annem masayı donatmıştı mükemmel bir kahvaltı sofrası bizi bekliyordu ,mis gibi börek kokuyordu her yer. Sırf benim için yaptığından adım kadar emindim tüm bu çabaları kendimi biraz daha iyi hissetmem içindi.Başarılı oldu da...Bütün bir günümü ailemle geçirdim hep beraber pikniğe gittik ,güldük eğlendik stres attık .Havalar yavaş yavaş düzelmeye başlamıştı.Yerler yeşermiş yeşillerin arasından minik beyaz papatyalar baş göstermişti.İçim kıpır kıpırdı sanki doğayla beraber bende yeniden uyanmış gibiydim.Tenimin, ruhumun nefes aldığını hissedebiliyordum.Sabahtan akşama kadar eğlendik ,ağabeyim olmadık muziplikleri yaptı,babam mangalın başındaydı.Mükemmel bir gündü.Eve geldiğimde doğruca masanın başına oturdum ve ders çalışmaya başladım.Uzun zamandır adam akıllı ders bile çalışamaz olmuştum.Betül matematik dehasıydı gibiydi nerdeyse yapamadığı soru olmuyordu .İlknur ise fizik konusunda çok yetenekliydi.Hande de özellikle kimya da başarılıydı.Beraber çalışarak açılarımı kapattım.Kızların bu konuda , beni hayata döndürme konusundaki çabalarını hiçe sayamam, onların haklarını ödeyemem.bu şekilde günler günleri kovaladı durdu ve yarın doğum günüm bizim evde büyük çaplı bir parti var hemen herkes davetli. Hem yarın giymem için hem de doğum günü hediyesi olması için annem çok güzel bir elbise aldı bana .O zamanlar konfeksiyon tekstil henüz bu kadar gelişmiş değildi .İnsanlar giysilerini kendileri dikiyorlardı.O da şimdiki gibi çeşit çeşit olmuyordu tabii ki yani baya bi güzel hediyeydi annemin hediyesi.Sabah olduğunda kızlar yardım etmek için erkenden geldiler birlikte salonu süsledik ,güzel iş çıkarmıştık her yer ışıldıyordu.Aslında tüm bu hazırlık sadece tek bir kişi için yapılmıştı.Yavaş yavaş arkadaşlarım gelmeye başlamışlardı.Gelenler arasında Erol yoktu.Adeta kapıda onu bekliyordum.Millet deli gibi eğleniyordu ,ben de eğleniyordum sonuçta benim günümdü bugün ve hiçbir şey neşemi kaçırmamalıydı.Ama buruktum işte ...Annem:
    -İpek ; kızım artık kes pastanı hadi ,gelmiyecek demek ki gelecek olsa şimdiye gelirdi
    -Hayır gelecek anne lütfen ,lütfen biraz daha bekleyelim sadece on dakika tamam mı daha sonra keserim
    -Tamam canım sen bilirsin
    Gözüm kapıdaydı , kulağım zil de ...Bekledim,bekledim, bekledim ...
    Sonunda zil çaldı.Koşa koşa kapıya doğru ilerledim .Kapıyı açtığım da yüzünde o her zamanki iç ısıtan gülümsemesiyle Erol vardı.
    -Ee sen misafirlerini hep böyle kapıda mı tutarsın içeriye buyur yok mu
    Afallamıştım geleceğinden umudumu kesmeye başladığım anda onu karşımda görmek midemde kelebeklerin uçuşmasına neden olmuştu.Birkaç saniye bakıştıktan sonra içeriye girdik . Çok mutluydum .Sarılıp boynuna öylece kalasım vardı.Ama yapamazdım .Annemle bir an göz göze geldik ,gülümsedik gelmişti bu da demek oluyordu ki bana kıymet veriyordu .Tüm gün annemim bakışları onun üzerinde gezindi durdu .Endişeliydi ama konuştukça, daha iyi tanıyınca onun nasıl birisi olduğunu anlayacaktı.Zaman geçmiş sıra mumları üflemeye gelmişti.Tam üfleyeceğim an Hande:
    -Dilek tutmayı unutma sakın
    -Demesen unutmuştum
    Birbirimize bakıp gülüştükten sonra mumları üfledim.Sıra hediyeler açmaya gelmişti.Sırayla kızların babam ve ağabeyimin ve diğier arkadaşlarımın hediyelerini açtım.En sona Erol'un paketini bırakmıştım.İçinde ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu.Biraz sallayıp fikir edinmeye çalışsamda içinden hiç ses gelmiyordu.Çabalarım sonuçsuz kalmıştı, 'içinde ne var' dermişçesine yüzüne baktım ama bir cevap alamadım.Jelatini açtığım zaman içinden küçük bir müzik kutusu çıkmıştı.Bu hiç aklıma gelmeyen bir şeydi.Kurduğum zaman slow bir müzik çalıyordu.Hande bir kol saati almıştı,Betül yeni bir günlük, ilknur ise geçen hafta vitrinde gördüğüm ayakkabıları almıştı diğerleri de en az bunlar kadar güzel ve özeldi.Ama o gün aldığım en anlamlı hediye hatta en anlamlı olay benim için Erol'un gelmiş olmasıydı.Parti sona ererken arkadaşlarımın bir kısmı da yavaş yavaş toparlanıyorlardı.En son Oya ,İlknur Hande, Betül ,Adem ve Erol kaldılar.Biraz daha oturduktan sonra onlarda kalktılar.Annem ve ben oturup güzel şeyler hakkında konuştuk.Annem de sevmişti Erol'u açık açık dememişti belki ama konuşmalarında o eski sertliği bulamamıştım.
    Günler daha da hızlı geçmeye başlamıştı sanki, artık daha çok ders çalışıyorduk.Bazen beraber de çalışıyorduk, bazen yanıma oturuyordu sohpet ediyorduk .Aklıma hayır desem de o kadar kalbime söz dinletemez olmuştum.Her şeyiyle kabul ediyordum onu bir anda ,hayatımın neredeyse en büyük parçası haline geldi.Bir defa özgüveni çok yüksekti asiydi biraz hırçındı ama onu seviyordum.Sözünü kimseden sakınmazdı.Haksızlık yapanı görse müdahale ederdi az kavga etmedi bu yüzden .Okulda futbol maçı turnuvası düzenliyorlardı tabii ki bizim sınıfta katılacaktı.Rakipler kurra yöntemiyle belli olacaktı bizim sınıfın şansına da okulun en belalı sınıfı çıkmıştı.Ne yapar eder girdikleri maçta olay çıkarırlardı.Bu sadece maç değil herhangi bir yer olsa da orada da rahat durmazlar mutlaka bir huzursuzluk çıkarırlardı okulun en belalı sınıfıydı çünkü müdür her sınıfın sorunlu öğrencilerin toplamış ve onları bir araya koymuştu.Kendimizi az çok olacaklara karşı hazırlamıştık.Ve beklenen oldu maçı kazanamayacaklarını anlayınca işi kavgaya çevirdiler hemen öğretmenler ve güvenlik devreye girsede Erol'un kaşı ve dudağı patlamıştı.Yine duramadı yerinde .Hemen pansuman yapmak için götürdüler tabi ben de arkalarından gittim.Onu o halde görünce içim cız etti sanki bana oldu olanlar sanki benim kaşım yarıldı.
    Onun haberi yoktu ama ben ona aşık olmuştum.Ders dinlerken ki oturuşumu bile ona gör ayarlıyordum hep ona bakıyor hep o oluyordum dokunduğu her şeyi onun sevdiği her şeyi bende seviyordum artık futbol oynarken onu izliyordum takılıp düştüğünde benim de canım yanıyordu.utanıyordum gelip yanıma oturuyordu sohbet etmek istiyordu ;yüzüne bile bakamıyordum kızarıyordum ve o bunu fark edip soruyordu ,cevap veremiyordum .Erol’a aşık olmuştum her gün biraz daha büyüdü .Artık yerimde duramıyordum bazen sevinçten havalara uçuyor bazense dünyaya küsüyordum.Ona mektuplar yazıyordum her gün bir tane ama hiç birini yollamaya cesaret bulamıyordum.Bir gün aşık olacağımı biliyordum bilmesine de ama bu kişinin Erol olabileceği aklımın ucundan bile geçmemişti kısa süre öncesine kadar .içim içime sığmaz olmuştu bir akşam eve gidince oturdum ve düşünmeye başladım delice bir cesaret gelmişti içimden bir ses ‘git söyle her şeyi içinde saklama ‘diyordu.Bir yandan da diğer ses konuşuyordu kafamın içinde ‘ya karşılık vermezse ya rezil olursan ya başkasını sevdiğini söylerse ‘ zihnim allak bullak olmuştu.sabaha kadar uyuyamadım desem yalan olmazdı hani belki ik bilemedin üç saat anca uyumuştum.hatta o kadarcık zaman içinde rüya bile görmüştüm evleniyorum bembeyaz tüller içindeyim yüzümde kocaman bir gülümseme beyaz güller var her yanımda bütün arkadaşlarım yanımdalar İlknur,Betül,Hande hepsi bana bakıyorlar annem babam ve ağabeyim hatta bir de küçük gelin var yanımda o da ağabeyimin kızı oluyormuş evlenmiş ağabeyim nikah memuru evlenmek istiyor musun diye soruyor bana evet diyorum ama kimle evlendiğimi göremiyorum o kadar beyaz ki her yer gözlerim kamaşıyor ve zaten oradan sonrasında uyandım.Allah’ım keşke Erol olsaydı gördüğüm keşke görebilseydim diye geçirdim içimden .Bir yandan üzerimi giyiniyor bir yandan da söyleyip söylememe konusunda ne yapacağıma karar vermeye çalışıyordum.
    Söyleyecektim sonucu ne olursa olsun ister reddetsin ister karşılık versin ben bunu daha fazla içimde tutmayacaktım .bununla yaşamaktansa beni sevmediğini söylemesi ve onu unutmaya çalışmam çok daha akıllıca bir hareket olacaktı.sonunda okula varmıştım .etrafıma bakındım o kadar ama göremedim çok heyecanlıydım aynanın karşısında onlarca kez provasını yapmıştım aslında ama yine de tereddütlüydüm işte .sınıfa girdim orda da yoktu.acaba hasta falan mı oldu yada başına bir şey mi geldi diye düşünürken kapıdan göründü.derin bir nefes aldım ve aynı anda geri verdim Allah’ım nasıl söyleyecektim öyle aynanın karşısında bile söyleyemiyordum ki canlı canlı onun gözlerine bakarak söyleyim.bana doğru geliyordu evet evet bana geliyordu yoksa anlamışmıydı ? Yoksa yine mi al al olmuştu yanaklarım? ‘Günaydın iki dakikan var mı bana ayıracağın ‘dedi. Sanki yığılacaktım öylece yere allahım ne diyecekti bana? ’ yine kızarmışsın ‘dedi.sadece gülümsemekle yetinebildim.koridora doğru yürüdük,kapıdan çıktık o anda elimde bir sıcaklık hissettim ama hayır olamazdı yani nasıl olur benim ellerime değiyordu elleri ve ben o an öylece donup bir an sürdü belki de ama sanki bir yıl kadar uzundu sıcacıktı elleri midemde kelebekler uçuşuyor başım dönüyordu.bana bakıyordu elleri ellerimdeydi gözleri gözlerimde tanrım acaba rüyanın etkisinen çıkamamış mıydım yoksa hala rüya mı görüyordum.
    -Beni çimdiklermisin?
    -Ne ?Ne diyorsun sen ipek?
    -Beni duymadın mı çimdikle diyorum işte
    O sadece gülümsüyordu en sonunda ben kendime çimdik attım evet gerçekti ,gerçekten karşımdaydı ve ben rüyada falan da değildim .
    -İpek iyi misin ?
    -Ee evet evet iyiyim bir sorun yok ,sen ne diyecektin?
    Ellerimi ellerinden çekmiştim.
    -Ben mi şey ben ikimiz hakkında konuşmak istiyorum seninle
    Hayır hayır bu kesinlikle bir şaka olmalıydı; ama hayır değildi gayet ciddi bir ifade vardı yüzünde
    -Seni dinliyorum
    -İpek nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum…
    -Bende …
    -Ne?
    -Ne ne ?
    Kalbim yerinden fırlamış olmalıydı.
    -İpek beni dinle! Ben senden çok hoşlanıyorum hatta ;hatta hoşlanmıyorum çok seviyorum ben seni …
    En son duyduğum kelime bu olmuştu ,yani ben öyle hatırlıyordum bayılmıştım ama belliydi bana bir şey olacağı biliyordum ,o kadar heyecana gelemeyeceğimi.Gözlerimi açtığımda Erol yanı başımdaydı ve elleri yine ellerimdeydi, gözleri gözlerimde. eğildi ve:’ hepsini okudum her şeyi biliyorum ve inan ben de seni en az senin beni sevdiğin kadar seviyorum ‘ dedi.Nasıl olduysa ona yazdığım mektupları okumuştu….
    O günden sonra ne mi oldu hayat her şeyiyle devam etti derslerimize yine çalıştık hatta bu defa daha da fazla çalışıyorduk.Gelecekten beklentilerimiz yüksekti.Erol doktor olacaktı ,ben de mimar.Liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavına girdik heyecanlıydık ikimizde İstanbul üniversitesini istiyorduk.Hayallerimizde İstanbul vardı ve korkmuyorduk bizim geleceğimiz o şehirdeydi.Sonuç kağıdını elime aldım ve doğruca Erol’un yanına gittim o benimkini aldı bende onunkini ilk ben açtım kağıdı sonra da o açtı benimkini ve sarıldık birbirimize .Kazanmıştık .İstanbul’daydık .Artık bizim masalımızı da dinleyecekti bizi aşkımıza da şahit olacaktı o koca şehir .
    Şuan da odamdayım ve belki de hayatımın en güzel cümlelerini kağıda döküyorum daha doğrusu bekarken ki en güzel cümlelerini…Bu akşam Erol’la düğünümüz olacak ve benim bir yeğenim var adı Şeyma. Ama bu Şeyma başka Şeyma o okuyacak ve kendi kaderine kendisi yön verecek . Gelinliğim askıda beni bekliyor…Hayallerimdekilerden bile güzel ,bembeyaz güllerden yapılmış bir de çiçeğim var o da masamda duruyor. Ayakkabılarımın altı arkadaşlarımın isimleriyle dolu ilk evlenen benim Hande ve İlknur sırada bekliyorlar.Benden daha da heceyanlı görünüyorlar.Ben çok ama çok farklı duygular içindeyim bu günün hayalini her kız gibi ben de çoğu kez kurmuştum ama hayaliyle gerçeği o kadar farklı ve güzel ki … Tüm insanların gözü benim ve Erol'un üzerinde olacak ama bu duygu yaşadıklarım ,anılarım...Ben çok ama çok şanslıyım; mükemmel bir aileye ,çok değerli arkadaşlara ve bundan sonra hayatımı geçireceğim sevgilim Erol'a sahibim.
    Hayatımın en güzel en mutlu günü beni bekliyor.Mahallenin başından korna sesleri gelmeye başladı bile herkes pencerede bense hazırım artık.Odama ve evime son kez bakarak iniyorum merdivenlerden. Annem ağlamaklı, babam gururlu… Erol merdivenlerin ucunda beni bekliyor elini uzatmış elleri ellerimde, gözleri gözlerimde …Alkışlar, ıslıklar hepsi birbirine karışmış arabamız da var kırmızı bir Ford en güzelinden hem de…
    Biz kendi kaderimizi yaşadık ben kendi rüyamı gördüm ve rüyam gerçek oldu.Erol’la bir ömür boyu mutlu olmak için atıyoruz adımlarımızı geleceğe hem de İstanbul’da.Her şey önce hayalde başlar rüyanızın gerçek olması temennisiyle…


    SON
























      Forum Saati Salı Tem. 25, 2017 6:39 pm