Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    ADIN KALBİME YAZILI-2

    Paylaş

    1001060008

    Mesaj Sayısı : 2
    Kayıt tarihi : 29/11/10

    ADIN KALBİME YAZILI-2

    Mesaj  1001060008 Bir Çarş. Ara. 22, 2010 8:15 pm

    ---BÖLÜM 6---
    Sinan ve Ayşe’yle beraber dükkanda geçirdikleri günden sonra aradan iki hafta geçmişti.Bu iki hafta içerisinde, Hasret ve Ayşe eczanelerini açmışlar ve işe başlamışlardı.Her gün bir önceki güne göre işleri çok iyi gidiyordu.Eczanenin adını Gönül Eczanesi koymuşlardı.Her gün yüzlerce ilaç satıyorlar, bir o kadar da sipariş veriyorlardı.İşlerin gayet yolunda gitmesi onları çok mutlu ediyordu.Beklediklerinden de daha iyi gidiyordu işleri.Sadece ikisi vardı eczanede.Zaten böyle planlamışlardı ama gerektiğinde yine çalışacak bir eleman almayı da akıllarında bulunduruyorlardı.Bazen öyle durumlar oluyordu ki ikisi birden yetişemiyorlardı.Bir telaştır alıyordu ortalığı o anda ama onlar rahatsız değillerdi bu durumdan.Çünkü bu telaş, tatlı bir telaştı.Akşama kadar bir oraya bir buraya koşturmaktan yoruluyorlardı elbette ama onlar yaptıkları işi çok sevdikleri için bu yorgunluğa katlanmayı da biliyorlardı.Memnunlardı durumlarından.Sinan da bu iki haftada kendi işleriyle ilgilenmiş, o da yeni işine başlamış, harıl harıl çalışıyordu tıpkı Hasret ve Ayşe gibi.Ama bu iki haftalık süre içinde herkes kendi işiyle meşgul olduğu için Hasret ve Sinan hiç
    görüşememişlerdi.Hatta Ayşe’yle muhabbet sırasında bile Sinan’ın ismi geçmemişti.Aslında Hasret’in sürekli aklındaydı ama Ayşe’ye sormaya cesareti yoktu.Merak ettiğini anlamasını istemiyordu Hasret.Yine çok yoğun oldukları bir günün sonunda işleri bitirmiş, dükkanı kapatırken Ayşe’yle muhabbete dalmışlardı.Ayşe:
    -Sinan da kendi işine başlamış.Her şey yolunda gidiyormuş.Sabah akşam çalışıyormuş.
    Hasret’in tam da beklediğini konu açıldığı için gözleri birden parlamıştı.İşte bunu duymak istiyordu Hasret iki haftadır ama çekiniyordu sormaya.
    Hasret:
    -Öyle mi çok sevindim, dedi.Merak ettiğini belli etmemek için fazla üstelemedi.
    Kısa bir sessizlikten sonra vedalaştılar ve herkes evinin yolunu tuttu.Hasret tam evin kapısına gelmişti ki telefonu çaldı.Arayanın kim olduğuna bakınca çok şaşırdı.Kalbi hızla çarpmaya başladı.Telefonu açtı ve kendisi bir şey diyemeden Sinan’ın sesi duyuldu:
    -Alo Hasret, nasılsın?
    Hasret:
    -Teşekkür ederim iyiyim sen nasılsın?
    Sinan:
    -Ben de iyiyim sağ ol.Diyecektim ki eğer vaktin varsa seninle bir konu hakkında konuşmak istiyorum, müsait misin?
    Hasret:
    -Şimdi mi, yarın buluşup konuşsak daha iyi olmaz mı?
    Sinan:
    -Mümkünse şimdi konuşsak daha iyi olacak,artık tutamıyorum içimde!
    Hasret ne diyeceğini bilemedi, çok şaşırmıştı.İçinde tutamadığı şey ne olabilirdi ki? Henüz eve de girmemişti.
    Hasret kısa bir düşünmenin ardından:
    -Peki tamam, nerde buluşalım?
    Sinan:
    -Ben sizin evin oraya geliyorum o zaman seni kapıdan alırım.
    Hasret:
    -Bekliyorum o zaman.Zaten eve girmemiştim henüz.
    Sinan:
    -Çok güzel.o zaman geliyorum hemen, görüşürüz.
    Hasret az çok tahmin etmişti ama tam olarak bilemezdi ne konuşacağını.Kafası karışmıştı, Sinan’ın ne söyleyeceğini düşünmek şu an sadece aklını daha da karıştıracaktı.Bu yüzden bekleyip görmeyi yeğledi.Çünkü düşüncelerinden emin olamıyordu.Sinan’ın söyleyeceği şeyler belki iş belki Ayşe’yle ilgiliydi, bu nedenle bilemiyordu.Hala kapıda olduğunu fark edip kendine geldi ve zile bastı.Kapıyı açan annesiydi.Hasret’e hoş geldin dedi ama Hasret bir arkadaşıyla buluşması gerektiğini söyleyip annesini haberdar etti.Evin kapısında beklemek yerine yavaş yavaş aşağıya doğru yürümeye başladı.Fazla geçmeden Sinan’ı gördü.Sinan:
    -Merhaba Hasret, nasılsın?
    Hasret:
    -Sağ ol iyiyim, hayırdır kötü bir şey olmadı ya?
    Sinan:
    -Hayır olmadı.Sadece iki haftadır aklımı kurcalayan bir şey vardı.Sonunda dün akşam adam akıllı düşündüm.Ne istediğime karar verdim ve bugün sana söylemek istedim vakit geçirmeden.Bu duyguların sadece bende durması beni mutlu etmiyor senin de düşüncelerini, duygularını bilmem lazım.
    Hasret duyduklarına inanamıyordu.Sinan’ın söylediklerini doğru anladığından şüphe etti bir an.Sinan şu an karşısındaydı ve ona duygularını soruyordu.Şaşırdığını belli etmek için:
    -Anlamadım Sinan, daha açık konuşur musun?, diyebildi sadece.
    Sinan:
    -Hasret, ben seni ilk gördüğüm andan beri senden çok hoşlanıyorum.İtiraf etmem gereken, içimde biriktirdiğim o kadar çok şey var ki nereden başlayacağımı bilemiyorum ama tek bildiğim artık içimde tutmak istemediğim.Şu an karşında konuşurken inan çok zorlanıyorum.Çünkü seni çok önemsiyorum.Seni ilk gördüğüm andan beri aklımdasın inan.Senin ne diyeceğini bilemiyorum ama seni düşünmekten kendimi alamıyorum.Beraber geçirdiğimiz saatlerin bitmemesi için çok dua etmiştim ama işte olmadı tabi ki.İlk tanıştığımız gün olsun ve ya sonrasındaki gün olsun fark etmez, beni etkilemeye yetti.Şu an nerden çıktın bu saatte diyebilirsin ama inan artık tutamadım.Senin duygularını da bilmem lazım.
    Sinan sustu ve Hasret’e baktı.Ne söyleyeceğini merak ediyordu.Hasret’ten şu an için kesin bir cevap da beklemiyordu.Hasret ne diyeceğini bilemez durumda Sinan’a bakıyordu.Tekrar Sinan devam edip:
    -Ne düşünüyorsun bu konuda Hasret?Bana sadece evet ve ya hayır demen yeter gerçekten.Senden uzun uzun anlatmanı istemiyorum.Bana ya evet de ya da hayır.Şu an söyleme istersen, yarın ve ya öbür gün mutlaka bildir bana olur mu?
    Hasret:
    -Peki tamam yarın söylemeye çalışırım sana, dedi.
    Bunu söylerken sesi heyecandan titriyordu resmen.Gülümsedi Sinan’a ve vedalaşıp ayrıldılar.Tam da Hasret’in düşündüğü şey olmuştu.İnanamıyordu Hasret bu olanlara.Aslında o sözünü bitirdiğinde onun sevgilisi olabileceğini söyleyip onun boynuna sarılmak istemişti ama olmadı, yapamadı.Eve girer girmez tek yaptığı şey odasına gidip yatağa uzanmak oldu.Tüm gece Sinan’ı düşündü, sevgilisi olduğunu hayal etti.Eğer ona evet deyip sevgilisi olursa ne olacağını düşündü.Hayır derse neler olabileceğini az çok tahmin ediyordu zaten.Tüm geceyi böyle geçirmişti.En sonunda uykusuzluğa ve tüm gün çalışmanın verdiği yorgunluğa yenik düşerek uyudu…
    Sabah uyandığında dün geceki olanların rüya olabileceğinden korktu.Çünkü dün akşamki olanlar ona o kadar mutluluk vermişti ki sabah gülümseyerek uyanmıştı.Bu büyünün bozulmasını istemiyordu.Şu andaki mutluluğundan anlıyordu ki ona evet demesi doğru bir cevap olacaktı.Sinan’ı seviyordu gerçekten…Bunu tekrar anlamış oldu.Güneş yine var gücüyle etrafa ışık saçıyordu bugün.Çok güzel görünüyordu dışarısı.Bir an önce kendini dışarı atmak istedi.Yataktan kalktı ve kıyafetlerini giydi.Bugün Sinan’a cevabını söyleyeceği için daha bir özenle giyindi.Çok güzel görünüyordu Hasret, kendisi de beğenmişti halini.Kahvaltısını yapıp eczaneye doğru yol aldı.Ayşe eczaneyi çoktan açmıştı.Hasret:
    -Günaydın canım bugün erkencisin, bunu neye borçluyuz bakalım?

    Ayşe:
    -Hasret meraktan evde durabilir miydim sence?
    Hasret:
    -Neyi merak ediyorsun böyle?
    Ayşe:
    -Sinan akşam sana ne söyledi Hasret?
    Hasret:
    -Sana da söylemiş anlaşılan.Dün akşam beni aradı ve konuşmak istediğini söyledi.Ben de hayır diyemedim tabi.Bana duygularını açtı Sinan ve benden cevap bekliyor.Bugün söyleyeceğim.
    Ayşe:
    -Çatlatma insanı da söyle hadi cevabın ne olacak?
    Hasret:
    -Sen olsan benim yerimde ne cevap verirdin?
    Ayşe:
    -Sorduğu soruya bak! Tabi ki evet derdim,bence çok yakışıyorsunuz.Zaten ben anlamıştım Sinan’ın sana bakışlarından ama senin için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Hiç belli etmiyorsun ki!
    Hasret:
    -O zaman bekle ve gör, dedi Ayşe’ye gülümseyerek.Tam Ayşe ağzını açmış bir şey söyleyecekti ki Sinan kapıda göründü:
    -Kolay gelsin, dedi ve içeri girdi.
    Ayşe:
    -Hoş geldin canım.
    Hasret:
    -Hoş geldin, dedi Sinan’ın gözlerine bakarak çünkü Sinan’ın gözlerinin içi bir başka gülüyordu sanki ve Hasret’i kendine çekiyordu Sinan bugün nedense.
    Sinan:
    -Ayşe, beş dakika bize müsaade eder misin?
    Ayşe:
    -Tabi ederim, dedi ve yanlarından ayrıldı.
    Sinan Hasret’in gözlerine baktı cevabını beklediğini anlatmak için.Hasret:
    -Sinan ben dün gece çok düşündüm.Geçirdiğimiz günleri, o saatler içinde seninle mutlu muydum değil miydim bunları tek tek düşündüm.Karar verdim sonunda, dedi Sinan’ın gözlerine bakarak.O anda önceki gibi utangaç değildi, kendine güveni geri gelmişti.
    Sinan:
    -Peki Hasret kararın nedir, bana evet deyip sevgilim olmayı kabul ediyor musun?
    Hasret kolay bir durumun ortasında değildi çünkü verecek olduğu karar Sinan’ı ya tamamen hayatından çıkarmasına neden olacak ya da hayatının bundan sonraki kısmını ona ayırmasını, ona adamasını sağlayacaktı.Kararını vermişti artık:
    -Evet Sinan seninle bir şeyler paylaşmak beni çok mutlu edecek, dedi.Bunları söylerken sanki kalbi yerinden fırlayacak gibiydi.
    Sinan, Hasret’in dediklerini duyduktan sonra öyle çok sevindi ki ne diyeceğini bilemedi.Tek yaptığı Hasret’in gözlerine bakıp yüreğinden gelen sesle:
    -Çok teşekkür ederim, seni hiç pişman etmeyeceğim, demek oldu.
    Artık Sinan ve Hasret birbirlerine karşı besledikleri sevgiyi dile dökmeyi başarmışlardı.Hasret bundan sonraki günlerin çok güzel geçeceğinden emindi çünkü Sinan’dan hiçbir şüphesi yoktu.Hasret’in gözlerine anlamlı şekilde bakışı Hasret’i çok etkiliyordu.Sinan’ın ona karşı beslediği sevgiyi görebiliyordu gözlerinde Sinan’ın.Bu nedenle evet demişti Sinan’a ve ne olursa olsun bundan pişmanlık duymayacağından da hiç şüphesi yoktu…

    ---BÖLÜM 7---
    Sinan, Hasret’in hayatına gireli tam dört ay olmuştu.Zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorlardı bile.Bursa’da beraber gezmedikleri, oturup çay içmedikleri yer kalmamış gibiydi.Sinan kendini o kadar çok kabul ettirmişti ki Hasret’e, şu dört ay içinde resmen hayatının odak noktası olmuştu.Eksikliğini her an her dakika hissediyordu göremediği, sesini duyamadığı zaman.Ona beklediğinden daha çok bağlanmıştı, bunun farkındaydı.Ama bunu engellemek istemiyordu zaten.İşleri de her gün bir önceki güne göre çok daha iyi duruma geliyordu.Sinan da işinde oldukça başarılıydı.Bir akrabasının şirketinde çalışıyordu.Her şey kusursuz bir şekilde yolunda gidiyordu.
    Ancak bir gün beklenmeyen bir misafir Sinan’ın kapısını çaldı.Amerika’da okuduğu yıllarda, Sinan’la aynı üniversitede okuyan Duygu’ydu gelen.Duygu, Sinan’ın eski kız arkadaşıydı.O da okulunu bu sene bitirip Türkiye’ye dönüş yapmış ve bir şirkette çalışmaya başlamıştı.Bir seneyi aşkın süredir görüşmemişlerdi.Ama buna rağmen Duygu, arayıp tarayıp bulmuştu Sinan’ı.Okul zamanında oldukça uzun süre sevgili olmuştu Sinan’la Duygu ama daha sonra aralarındaki bu bağ kopmuş ve birbirlerinden haber alamamışlardı.Ama Duygu unutmamıştı Sinan’ı.Daha doğrusu Sinan’ı merak etmişti nasıldı , ne yapıyordu?
    Ortak arkadaşlarından aldığı bilgilerle sonunda ulaşmıştı Sinan’a.
    Duygu’nun çalıştığı şirket ile Sinan’ın çalıştığı şirket arasındaki kısa bir alışveriş karşılaşmalarının nedeni olmuştu.Duygu’nun, şirketi adına gidip birkaç evrak ve ürün alması gerekiyordu.Ama gideceği şirketin adına dikkatlice bakınca Sinan’ın bu şirkette çalıştığı geldi aklına .Onu tekrar görebilme imkanı ayaklarına kadar gelmişti.Ertelemişti Sinan’ı aramayı işleri nedeniyle ama bu onu görebilmek için kaçırmaması gereken bir fırsattı.
    Sabah ilk iş olarak iş yerine uğradıktan sonra Sinan’ın çalıştığı şirketin yolunu tuttu.Şirkete yaklaşınca kapıda Sinan’ı gördü.Önce onu baştan aşağı bir süzdü.Yine aynı Sinan’dı.Yavaş adımlarla Şirketin kapısına doğru yaklaştı.Sinan da daha yeni gelmişti işe ve iş arkadaşlarıyla koyu bir sohbete dalmıştı çalışmaya başlamadan.Sinan konuşma esnasında kendine doğru gelen birinin olduğunu fark etti ve dikkatlice baktı.Önce geleni tanımaya çalıştı ,çıkaramadı ama daha sonra yüzünde bir şaşkınlık ifadesiyle kalakaldı.Ona doğru gelen Duygu’nun ta kendisiydi.Başkasıyla karıştırıyor olamazdı.Şaşırmış durumdaydı Sinan.Aradan uzun zaman geçmiş, ondan haber alamaz duruma gelmiş olmasına rağmen Duygu karşısındaydı şu an.Nutku tutulmuştu.Bu kadar şaşırmasının nedeni önceden sevgili olmaları ve uzun zaman sonra tekrar karşılaşmalarıydı..Etraflarındaki herkes onlara hiç ayrılmaz gözüyle bakıyorlardı, bu düşüncelerini de Sinan ve Duygu’ya da iletmişlerdi ama onların dediği gibi olmadı.Aralarındaki bu bağ Duygu’nun ailesi nedeniyle kopmak zorunda kalmıştı.Ne kadar istemeseler de Sinan ve Duygu birbirlerinden kopmuşlardı.
    Ama artık aralarındaki sevginin geri gelme gibi bir ihtimali yoktu, eskide kalmıştı artık.Aradaki tüm ilişkiler kopmuştu.Ne Duygu Sinan’ın ne yaptığını biliyordu ne de Sinan’ın Duygu’dan haberi vardı.Unutmuşlardı birbirlerini.Ta ki şu ana kadar.
    Duygu:
    -Merhaba Sinan
    Sinan şaşırmıştı:
    -Merhaba Duygu, hoş geldin.Seni tekrar görmek çok güzel.
    Duygu:
    -Seni de tekrar görmek çok güzel.Ne zamandır seni görmek istiyordum, kısmet bu güneymiş.
    Sinan:
    -Hayırdır seni hangi rüzgar attı buralara.En son Amerika’daydın.
    Duygu:
    -Evet en son Amerika’daydım.Sen orayı biliyorsun tabi.Çünkü o zaman senle sevgiliydik.Türkiye’ye dönüş yaptım.Sizin iş yaptığınız bir şirkette çalışıyorum.Görüşme fırsatı kendisi geldi ayağıma diyebiliriz.
    Sinan:
    -Tekrar hoş geldin Duygu.Gel işlerini halledelim bekletmeyelim seni.
    Sinan Duygu’ya oldukça soğuk davranıyordu.Bunu bilerek yapıyordu.Çünkü Sinan artık Duygu’ya karşı bir şey hissetmiyordu.O Hasret’i seviyordu ve bundan sonra da hayatında sadece Hasret olacaktı.Bu nedenle Duygu’ya umut verici sözler söylemek, eskiden yaşadıklarını hatırlatmak istemiyordu.Soğuk davranması bu yüzdendi.İçeri girip Duygu’nun işini halletmişlerdi kısa süre içinde.Sinan, Duygu için elinden gelen yardımı yapmıştı.Bu nedenle işi çabuk hallolmuştu.Artık burada kalması için bir sebep yoktu Duygu’nun.
    Duygu:
    -Artık gitmem gerekiyor ama bundan sonra sık sık görüşelim olur mu.Hatta diyeceğim gel bir çay içelim ama gelir misin bilemiyorum?
    Sinan:
    -Gelmeyi çok isterdim ama işim çok şu an.
    Hasret:
    -Peki, başka zaman olsa olur mu, mesela yarın?
    Sinan:
    -Bak Duygu şu sıralar gerçekten işim yoğun, dedi ama cümlesini tamamlayamadan Duygu lafa girdi.
    Duygu:
    -Bana hayır deme lütfen.O kadar zaman sonra karşılaşmışız bir çayı çok görme.Bak şu an ben müsaitim, bir saatini olsun ayır bana eski günlerin hatırına.
    Sinan ne diyeceğini bilemiyordu aslında bir yanı gitmek istiyordu ama diğer yanı gitme diyordu.Ama yine de arkadaşlığının hatırına gitme kararı aldı:
    -Peki öyleyse, bir bardak çaydan bir şey olmaz, dedi ve hemen yakınlardaki bir çay bahçesine gidip oturdular.Çayları sipariş ettikten sonra ilk olarak Duygu girdi lafa.
    Duygu:
    -Çok değişmişsin görmeyeli.
    Sinan:
    -Aslında değişmedim ben ama sana öyle gelmiş.Yine bakınca aynı Sinan görünüyor bence.
    Hasret:
    -Ben senin dış görünüşünden bahsetmiyorum Sinan.Önceden olsa gel oturalım desem koşa koşa gelirdin, hiç düşünmeden evet derdin ne işin olursa olsun.Ama şimdi bahaneler uyduruyorsun.
    Sinan:
    -Dediğin gibi o eskidendi.Şimdi her şey o kadar çok değişti ki sana koşarak gelmemi beklemen bile yanlış bence.O eski Sinan ve Duygu yok çünkü.
    Duygu:
    -Parmağındaki yüzükten anlamalıydım, başkası mı var hayatında?
    Sinan:
    -Evet, hayatımda biri var hem de çok sevdiğim biri.Şu an onun uğruna veremeyeceğim hiçbir şeyim yok.Anlatabildim sanırım.
    Duygu:
    -Kendimi buna hazırlayarak gelmiştim zaten.Sevindim senin adına ama beni çabuk unutmuşsun, bunu görebiliyorum.


    Sinan:
    -İstersen eski sayfaları açmayalım Duygu.Şu an ki hayatından bahsedelim neler yapıyorsun mesela? Bunu konuşabiliriz.
    Duygu:
    -Peki öyle olsun.Eskiden konuşmayalım ama onlar yaşandı bunları unutmak o kadar kolay olamaz.
    Sinan:
    -Senden haber alamadım.Başka yapacak bir şeyim yoktu zaten.Hayat devam ediyor her şeye rağmen Duygu.
    Duygu:
    -Evet haklısın devam ediyor hayat, dedi iç çekerek.

    Tam bu sırada Sinan’ın telefonu çalmaya başladı.Telefona baktığında arayanın Hasret olduğunu görünce yüzünde bir tebessüm belirdi Sinan’ın.Aradaki gergin durum biraz olsun dağılmıştı Hasret’in aramasıyla.Duygu, Sinan’ın surat ifadesinden anlamıştı Hasret’in aradığını.
    Sinan:
    -İzninle, dedi Duygu’ya bakarak.Duygu bir şey diyemeden Sinan konuşmaya başlamıştı bile telefonda.Hasret’le konuşması bittikten sonra Duygu’ya dönerek:
    -Artık gitmem lazım Duygu.Ne kadar geçmişte bazı kötü anılarımız olsa da seni tekrar görmek güzeldi.Şimdi müsaadenle kalkmam gerekiyor.Görüşmek üzere.
    Duygu:
    -Görüşmek üzere diyorsun ama ne bir telefon veriyorsun ne de sana ulaşabileceğim başka bir şey.
    Sinan:
    -Haklısın, dedi.Tedirgin bir şekilde numarasını verdi Duygu’ya.Artık arkadaş olmalarına rağmen Sinan bu konuşmanın Hasret’in kulağına gitmesini istemiyordu.Bu görüşmeyi de kendi isteğiyle yapmamıştı zaten.Kendini mecbur hissetmişti.Sonuçta iyi kötü bir geçmişi vardı Duygu’yla ve bir çay içmekten kimseye zarar gelmez diye düşünmüştü.Telefon numarasını verdikten sonra vedalaşıp oradan ayrıldı.Hasret, Sinan’a telefonda eğer müsaitse öğle yemeğini beraber yemek istediğini söylemişti.Sinan da Hasret’i geri çevirmedi.Bugün işleriyle pek ilgilenememişti aslında ama Hasret’in bu teklifini de kabul etmesi gerekiyordu, onu kırmak olmazdı.
    Saat on ikiyi bulunca öğle molası vermişti Sinan.Hasret’le beraber yemek yemek için buluşmuşlardı.Yemekleri sipariş ettikten sonra Hasret:
    -Sinan, bugün keyifsiz gibisin.
    Duygu’nun birden çıkıp gelmesi Sinan’ın aklını karıştırmıştı.Onu afallatmıştı resmen.Hasret’te duyduğu sevgiden şüphesi yoktu ama Duygu’yu tekrar görmek eski günleri hatırlamasına neden olmuştu.
    Sinan:
    -Keyfim gayet yerinde canım.Sen yanımdayken benim keyifsiz olma gibi bir ihtimalim mi var?
    Hasret:
    -Ne bileyim biraz solgun duruyorsun.Söylemediğin bir sıkıntın mı var?
    Sinan, birden kendine geldi.Sanki çok büyük bir suç işlemiş de o suçu fark edilmiş gibi bir telaşa kapıldı.Duygu’yla buluştuğunu nerden bilecekti ki Hasret.O yüzden telaşlanmaya gerek yok diye kendini yatıştırmaya çalışıyordu.Hafiften kızarmıştı yanakları ama Hasret’e fark ettirmemeye çalışıyordu.
    Sinan yavaşça öksürerek:
    -Bir sıkıntım yok canım.Sadece bu hava değişimi beni biraz etkiledi sanırım o kadar.
    Hasret:
    -Peki, dikkat et kendine canım benim.
    Sinan:
    -Ederim canım.Sen yanımda ol yeter, gerisi gelir geçer.Yeter ki yanımda ol…
    Hasret Sinan’ın böyle konuşmasına bir anlam verememişti.Bugün hassas gününde olmalı diye geçirdi içinden.Sinan ise şaşkınlığını atamamıştı üzerinden.Bunca zaman sonra Duygu’yu tekrar görmesi onu çok etkilemişti.Aslında etkilenecek bir şey yoktu ama elinde olan bir şey değildi.Yüzünü aklından atamıyordu.Hasret’in yanındayken bile ara sıra aklına düşüyordu Duygu’nun yüzü.Ona karşı bir şey hissettiğinden değil bu.Uzun zaman sonra tekrar görmüş olmasıydı bunun nedeni.Hasret’e geçmişiyle ilgili her şeyi anlatmıştı, Duygu’yu bile.Bu yüzden Hasret’ten yana sıkıntı duymuyordu ama tekrar görüşmelerini olgunlukla karşılar mıydı bunu bilmiyordu.
    Çünkü Hasret, Sinan’ın Duygu’yu eskiden çok sevdiğini biliyordu .Bu nedenle Sinan söylemekten çekindi bugünkü buluşmalarını.Zaten bir daha Duygu’yu nerde görebilirdi ki?
    Hem arkadaşça oturup konuşmuşlardı.Ama yine de Hasret’e söylemeye çekinmişti.Bu düşünceler içinde yemeklerini yiyip kalkmışlardı.Hasret’i işine bıraktıktan sonra kendi iş yerine geçti.
    ---BÖLÜM 8---

    Tam bir ay geçmişti Duygu’yla yüz yüze görüşmesinin üzerinden.Duygu telefonla arıyordu Sinan’ı ara sıra.Varlığını hissettirmeye çalışıyordu sanki.Sinan’ın kalbinde eski yerini almaya çalışıyordu.Sinan bazen açıyordu telefonu konuşuyorlardı ama arkadaşça.Fazla sürmüyordu konuşması.Bazen de görmemezlikten geliyordu telefon çaldığı zaman.
    Bu akşam Hasret ve Sinan beraber dışarı çıkacaklardı.Gezmeyi düşünüyorlardı.İşleri nedeniyle gezmeye, birlikte bir şeyler yapmaya vakitleri olmamıştı bir süredir.Hem Sinan da kafasındaki bazı düşüncelerden kurtulmuş olacak, Hasret’e olan sevgisi güç kazanacaktı.Sinan Hasret’i evinin kapısından aldıktan sonra ikisi birlikte kol kola girerek dik yolu indiler.Bayağı bir süre böyle kol kola girmiş şekilde yürüdüler.Hasret:
    -Bu şekilde saatlerce gezebilirim, aşkım.
    Sinan:
    -Şu anın büyüsünü hiçbir şey bozamaz.Beni de hiçbir güç senden ayıramaz, bunu biliyorsun değil mi Hasret?
    Hasret:
    -Biliyorum canım, ben de senden ayrılmam asla.Kalbim bir tek senin ve sadece senin için atacak.Bazen gelecekte neler olabileceğini hayal ediyorum kafamda.Hayatımın her karesinde her anında sen varsın.
    Tam bunları söylerken Sinan’ın telefonu çaldı, arayan Duygu’ydu.Telefonu meşgule aldı Sinan hemen.Hasret:
    -Konuşsaydın Sinan, arayan kimdi?
    Sinan:
    -Şu an sadece sen varsın başka kimseyle görüşmek istemiyorum, iş ile ilgili arıyorlar, dedi ama Sinan’ın bunları söylerken gözlerini kaçırması Hasret’in dikkatinden kaçmamıştı.Sinan ise ilk defa Hasret’e yalan söylüyordu.Çok zorlanıyordu, içi sızlıyordu ama bunu yapmak zorundaydı.Duygu’nun aradığını nasıl söyleyebilirdi ki? Tam bu telefon konusu kapanmış, sohbete kaldıkları yerden devam ederken Sinan’ın telefonu tekrar çalmaya başladı.Telefona baktığında arayanın Duygu olduğunu görünce telefonu tekrar meşgule aldı.Ama Hasret arayanın kim olduğunu görmüştü.Sinan telefonu el çabukluğuyla cebine soktu ama nafile.Hasret çoktan görmüştü arayanın Duygu olduğunu.Hasret şaşkınlık içindeydi.Sinan’ın iş arkadaşları içinde Hasret’le tanıştırdığı kadarıyla Duygu isminde bir iş arkadaşı yoktu.Hasret’in aklına Sinan’ın eski kız arkadaşı olan Duygu’dan başkası gelmiyordu.Gözlerini Sinan’ın gözlerine dikti Hasret, cevap beklediğini göstermek için.
    Ama Sinan söyleyecek söz bulamıyordu, kafasını başka yerlere çeviriyor,gözlerini ise Hasret’in gözlerinden başka her yerde gezdiriyordu.Çok kötü suçluluk duyuyordu.Ne yapacağını bilemez durumdaydı.Hasret:
    -Sinan, arayanın iş arkadaşın olduğunu söyledin.
    Sinan biraz kekeleyerek:
    -Evet öyle söyledim, diyebildi sadece.Kelimeler ağzından çıkmıyordu resmen.
    Hasret:
    -O zaman kim bu Duygu?
    Sinan:
    -Ben sana söyleyecektim aslında ama…
    Hasret:
    -Neyi söyleyecektin Sinan söyle?
    Sinan:
    -Canım söyleyecektim sana ama fırsat...Sinan lafını bitiremeden Hasret sözünü kesti.
    Hasret:
    -Sinan ne dediğini kulakların duyuyor mu senin Allah aşkına! Ne kadar süredir arıyor, ne kadar zamandır konuşuyorsunuz onunla?
    Sinan açıklamak durumunda kaldı:
    -Bir aydır beni arıyor Duygu.Arada bir mesaj atıyor ama ben karşılık vermedim inan ki Hasret.Benden yana karşılık bulmadı, bulamaz da zaten.O eskide kaldı benim için.Sadece seni görüyor gözüm, yemin ederim.
    Hasret’in morali çok bozulmuştu.Duygu’nun Sinan için eskiden ne ifade ettiğini biliyordu.Bunu bilmesi de Hasret’in üzerinde büyük bir yük oluşturuyordu.Tekrardan neden arasın ki Sinan’ı? Sinan’ı kazanmaktan başka bir amacı olamazdı Hasret’e göre.Şu anda içinde bulunduğu durum ona çok acı veriyordu.Sinan’a çok kızmıştı, onu çok kıskanmıştı.Duygu’yla görüşüyorlardı hem de bir aydır!
    Aralarında soğuk rüzgarlar esiyordu.İkisinin de ağzını bıçak açmıyordu.Sinan hatasını biliyordu ama söyleyememişti işte.Şu anda çok pişmandı söyleyemediğine çünkü en baştan söyleseydi belki de bunlar olmazdı.Hasret’in gözünde küçüldüğünü hissediyordu.Ama onu aldatmayı asla aklından geçirmemişti Sinan.Uzun bir sessizlikten sonra Hasret:
    -Hadi kalkalım artık.
    Sinan:
    -Peki nasıl istersen, dedi ve oturdukları banktan kalktılar.Morali oldukça bozulmuştu ikisinin de.Sinan, Hasret’i evinin kapısına kadar getirdi ve Hasret iyi geceler deyip içeri girdi.Çok soğuk davranmıştı Sinan’a.Bu durum da Sinan’ı çok huzursuz etmişti.Derin düşünceler içinde o da kendi evine doğru yöneldi.
    Sinan, sabah uyandığında saat bayağı bir geç olmuştu.Hafta sonuydu ve tüm gün boştu.Her hafta sonu Hasret’le buluşurdu ama bu gün içinden buluşmak gelmiyordu.Ona kırılmıştı çünkü Sinan’a güvenmemişti.Duyguları karma karışık olmuştu.Kahvaltısını yaparken telefonu çaldı.Arayanın Hasret olduğunu tahmin etti ama Hasret değil Duygu’ydu.Bu sefer açtı telefonu Sinan.Normalde konuştuklarından daha uzun konuştular bu sabah.Duygu Sinan’ı ilk karşılaştıkları yerde çay içmeye davet etti.Sinan bir anda boş bulunup kabul etti daveti.Aklı başına gelince çoktan iş işi geçmişti.Kabul etmişti bir kere, gelemem diyemezdi bu saatten sonra.Kısa bir hazırlıktan sonra üzerini giyinip çıktı evden.Hava güzel olduğundan çay bahçesine kadar yürümeyi tercih etti.
    Sinan çay bahçesine ulaştığında Duygu çoktan gelmiş, en köşe bir yerde oturmuş onu bekliyordu.Duygu’nun önceden gelmesi Sinan’a ne kadar değer verdiğinin belirtisiydi aslında ama Sinan için bu bir şey ifade etmiyordu.Peki Sinan’a bir şey ifade etmiyorsa neden Sinan şu an bu çay bahçesine gelmişti ki? Bu düşünceler içinde çoktan yaklaşmıştı Duygu’ya.Duygu da zaten onu görmüş ve Sinan’a gülümsemişti.Geri dönme gibi bir ihtimal ortadan tamamen kalmış oldu böylece.Sinan:
    -Beklettim galiba
    Duygu:
    - Hayır bekletmedin.Ben biraz erken gelip buranın keyfini çıkarmak ve seni burada karşılamak istemiştim.
    Duygu, Sinan’ın gözlerine oldukça anlamlı bakıyor, gözlerini ondan ayırmıyordu.Ama bu durum Sinan’ın hiç de hoşuna gitmiyordu.Duygu’nun çay içme teklifini bir an boş bulunarak kabul etmişti zaten.Fazla durmayacaktı, yarım saat sonra kalkmayı planlıyordu.Duygu, kaç gündür onu telefondan aradığını ama bir türlü ulaşamadığını söyledi.Sinan da bunlara mantıklı bir cevap bulmak için uğraştı.Bilerek açmadığını söyleyemezdi.Ama asıl söylemek istediği başkaydı Sinan’ın.
    Sinan:
    -Bak Duygu, Seninle önceden güzel bir ilişkimiz olduğu doğru ama şu an eskiden olduğu gibi aramızda bir şey yok ve olması da imkansız.Bundan sonra görüşmeyelim, ne sen beni ara ne de ben seni arayayım.Ama ne zaman başın dara düşerse her zaman yardımcı olmaya hazırım.Bunun dışında görüşmeyelim artık.Ben Hasret’i seviyorum.
    Duygu:
    -Ben de seni seviyorum Sinan.Sen nasıl Hasret’ten vazgeçemiyorsan ben de senden vazgeçemiyorum, bunu aklının bir köşesine yaz.
    Sinan:
    -Ben bundan sonra senin hayatımda olmanı istemiyorum Duygu.Çünkü sen varken benim Hasret’le aramda sorunlar oluyor ve ben bu durumdan hiç de memnun değilim.Kalbini kırmak istemiyorum ama zorluyorsun beni.Arama lütfen bir daha.Bırak seni eski güzel günlerde hatırlayayım, dedi ve masadan kalktı.Yarım bıraktığı çayını göstererek hesabı istedi.
    Duygu’nun neşesi kaçmıştı, Sinan bunu yüz ifadesinden anlamıştı ama yapacak bir şeyi de yoktu.Hesabı ödedikten sonra Sinan:
    -Kendine iyi bak,seninle kötü ayrılmak istemezdim ama gerekeni yapmam lazım.Bu ikimiz için de en hayırlısı, bundan şüphen olmasın, dedi ve çay bahçesinden ayrıldı.Eve gitmeyi planlıyordu kafasında ve eve doğru yürümeye koyuldu.Ama Duygu bu olanları sineye çekmiş gibi durmuyordu.Hasret’e karşı içinde oldukça büyük bir nefret oluşmuştu.Bütün bu olanların tek sorumlusunun Hasret olduğunu düşünmeye başlamıştı.O olmasa belki de eskide olduğu gibi tekrar Sinan ona dönebilirdi.Bu düşünceler içinde çay bahçesinden ayrıldı.
    Hasret de bu hafta sonu Sinan’la bir şey planlamadıkları için Ayşe’yle beraber alışveriş yapmaya karar verdiler.Hasret üzerini değişip çıktı evden.Yarım saat sonra Ayşe’yle birlikte kararlaştırdıkları mağazanın önüne geldi.Ayşe dahaca gelmemişti, bu yüzden onu beklemeye başladı.Bu bekleme esnasında başından geçenleri düşündü, kendince yorumladı.Hasret’in morali bozuktu aslında ama Ayşe’yle buluşmak, dertleşmek ona iyi gelecekti.Onunla zaman geçirip kafa dağıtmak, en azından bir sürelik de olsa Hasret’i mutlu edecekti.Bu nedenle bu hafta sonu evde kalmayı pek düşünmüyordu.Bu günü Ayşe’yle geçirecekti, yarını ise daha kararlaştırmamıştı.Ne yapabileceği hakkında da bir fikri yoktu zaten.Şu an sadece alışveriş yaparak geçireceği bir iki saati düşünmek istiyordu.Hasret derin bir iç çektikten sonra sağa sola bakmaya başlayınca Ayşe’nin ona doğru geldiğini gördü.Hasret:
    -Hoş geldin canım.
    Ayşe:
    -Hoş bulduk, bekletmedim değil mi?
    Hasret:
    -Ben de yeni geldim sayılır, bekletmedin.Hadi girelim mi içeri?

    Ayşe:
    -Tamam, hadi girelim.Alışveriş bizi bekliyor!
    Hasret ve Ayşe mağazaya girdikten iki saat sonra ancak bitebildi alışverişleri.Bir vitrinden diğer vitrine geçmişler, uzun zamandır almak isteyip de fırsat bulup alamadıkları ne varsa almışlardı.Özellikle de Hasret, Duygu aklına geldikçe daha bir hırslanmış, kendini alışverişe daha çok vermişti.Yeni yeni kıyafetler almıştı, belki de bu zamana kadar giymediği türlerde kıyafetler almıştı.Kendince yenilik yapmıştı Hasret.Ama sonunda yorulmuştu, halsiz düşmüştü.Bir yerde oturup bir şeyler yemeye karar verdiler.Çünkü o yorgunluğu ancak büyük bir fincan çaydan başkası telafi etmezdi.
    İkisi de birer sandalye çekip oturdular cam kenarındaki bir masaya.Hasret’in bugün pek gülmediğinin farkındaydı Ayşe.Ama bunun nedeninin ne olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu.Son olanlardan haberi yoktu çünkü.Daha fazla tutamadı kendini ve Hasret’e sordu.
    Ayşe:
    -Hasreti, Senin canını sıkan bir şey mi oldu?
    Hasret de bu soruyu bekliyordu aslında.Dertleşme zamanı gelmişti.İçini ancak Ayşe’ye dökebileceğini bildiği için ne var ne yoksa anlatmaya karar verdi.Hasret:
    -Sinan’ın benden önceki kız arkadaşını hatırlıyor musun?
    Ayşe bu soruyu neden sorduğunu anlayamamıştı.
    -Evet hatırlıyorum.Adını pek hatırlamıyorum ama Duygu olması gerekiyor.
    Hasret:
    -Evet Duygu, doğru hatırladın.
    Ayşe:
    -Ne demek oluyor şimdi bu Hasret? Ben söylediklerinden hiçbir şey anlamadım açıkçası.Neden konuşuyoruz ki Duygu hakkında?
    Hasret:
    -Duygu, Sinan’ı bulmuş tekrar.Sürekli arıyor, galiba Sinan’ı eskiden olduğu gibi kazanmak için uğraşıyor.Bilemiyorum Ayşe ne yapacağımı.
    Ayşe:
    -İnanamıyorum ya! Demek tekrardan sahnede Duygu hanım.Ama senin Sinan’dan şüphen olmasın bence.Onun kalbi senin için atıyor.
    Hasret:
    -Biliyorum bunu ama Duygu’nun onun etrafında olduğunu bilmek beni deli ediyor.Aralarındaki aşkın eskiden ne kadar büyük olduğunu sen söylemiştin unuttun mu? Bu da aklıma gelince moralim tamamen bozuluyor işte, elimde değil.
    Ayşe:
    -Anlıyorum canım seni.Gerçekten kötü bir durum ama Sinan’a duyduğun sevgi ve Sinan’ın sana duyduğu sevgi arasına Duygu giremez.
    Hasret:
    -Umarım öyle olur…
    ---BÖLÜM 9---
    Hasret, uzun bir aradan sonra ilk defa bir hafta sonunu Sinan olmadan geçirmişti.Bu nedenle işe başlarken içi buruktu.Hasret aramamıştı Sinan’ı, gurur yapmıştı.Sinan’ın aramasını beklemişti ama Sinan da aramamıştı.Aslında bu yalnız geçirdiği hafta sonu Hasret’e düşünme fırsatı vermişti.Sinan’a haksızlık ettiğini düşünüyordu artık.Bu nedenle Ayşe’yle beraber eczaneyi açtıktan sonra Ayşe’ye dönüp:
    - Ayşe bugün pazartesi, bayağı yoğun olacağız biliyorum ama senden bir şey rica ediyorum.
    Ayşe:
    -Tabi canım söyle.

    Hasret:
    -Beni bir saatliğine idare edebilir misin?Sinan’ın yanına gitmek istiyorum.
    Ayşe:
    -İdare ederim ben işleri, yeter ki sen Sinan’la barış.Git, konuş, anlaş öyle gel olur mu?
    Hasret:
    -Tamam, çok sağ ol canım.Haksızlık ettim galiba ama çok kıskandım.İnşallah beni, anlayışla karşılar.
    Sinan da bu sabah işe her zamankinden erken gelmişti, yarım bıraktığı işleri bitirebilmek için var gücüyle çalışıyordu.Aklı Hasret’teydi aslında.Hafta sonu görüşememişlerdi, haber de alamamıştı.İşine odaklanma çalışıyordu ama nafile.Başka çaresi yoktu çalışmak dışında çünkü özel hayatındaki sorunlarla ilgilenmekten işine vakit ayıramamıştı.Onları düzeltmeye çalışacaktı bugün.
    Duygu, dünkü olaydan sonra Sinan’ı geri kazanamayacağını anlamıştı ama pes etmeye de niyeti yoktu.Bugün öğlede Sinan’ın çalıştığı şirkete gitmeye karar verdi.Saatin on ikiyi bulmasını beklemeden şirkete gitmek için koyulmuştu bile.İş yerinden izin alıp önüne çıkan ilk taksiyle beraber Sinan’ın çalıştığı şirketin yolunu tuttu.Şirketin önüne gelince elbisesini, saçlarına çeki düzen verip Sinan’ın odasına doğru hızlı adımlarla yürüdü.Kendinden emin bir yürüyüşü vardı Duygu’nun.Odanın kapısına geldiğinde Sinan’ı dosyalara gömülmüş bir halde buldu.Kapıya vurdu ama Sinan dosyalarla uğraştığı için duymadı bile.Duygu da onun gel demesini beklemeden odaya girdi.Sinan kafasını kaldırıp gelenin Duygu olduğunu görünce biraz afalladı.Duygu:
    -Merhaba Sinan.
    Sinan isteksiz bir şekilde:
    -Merhaba Duygu, hoş geldin.
    Duygu:
    -Çalışmanı bölmedim umarım.
    Sinan:
    -Hayır, bölmedin.
    Duygu:
    -İşte bunu duymak güzel.
    Duygu ve Sinan arasında bu konuşmalar geçerken Hasret de Ayşe’ye devrettiği işlerinden ayrılarak Sinan’ın iş yerine gelmek için bir taksiye bindi.Fazla sürmeden Sinan’ın çalıştığı yere geldi.Arabadan inerken içinde bir heyecan vardı.Tüm hafta sonu Sinan’ı görmemişti, görüşmemişlerdi.Onsuz geçirdiği iki gün, Sinan’ı ne kadar sevdiğini ve özlediğini anlaması için yetmişti.Bu iki günde Sinan’ın da onu özlediğini tahmin edebiliyordu.Merdivenleri hızlı adımlarla çıkıyordu çünkü Sinan’a bir an önce ulaşmak istiyordu.
    Tam bu sırada Duygu ve Sinan arasında hararetli bir konuşma geçiyordu.Duygu:
    -Sinan, bak ben tüm olanlar için özür diliyorum.İstemeden Hasret’le aranızı bozmuş olabilirim.Kusura bakma lütfen.
    Duygu, bunları samimi bir şekilde söylüyormuş gibi görünüyordu ama aslında öyle değildi.Sinan ona şu an nefretle bakıyordu, bunun fakındaydı.Onu geri kazanmak için böyle bir oyuna girişmişti.Kendini suçsuz göstermeye çabalıyordu.
    Duygu:
    -Bana olan kızgınlığını biliyorum ama yine de senden özür diliyorum, beni affede bilecek misin Sinan? Dedi ve elini tuttu Sinan’ın.
    O anda merdiven çıkmayı bitirmiş, kapının önüne kadar gelmişti Hasret.Odanın önünde saçlarını düzeltti ve kapıya vurmadan girip sürpriz yapmak istedi.Kapıyı açıp içeriye girdiğinde yüzündeki kocaman gülücüğün yerini, Duygu’yu ve Sinan’ı el ele tutuşmuş olarak görünce bir an da öfkeye bıraktı.Gördüğü manzara karşısında deliye dönmüştü resmen.Duygu neden Sinan’ın elini tutuyordu ki? Peki Sinan neden karşı çıkmıyordu elini tutmasına? O anda beyninden vurulmuşa döndü.Her şey ortadaydı.Duygu emeline ulaşmıştı, Sinan’a yakınlaşmayı başarmıştı.Hasret o anda oradan uzaklaşmak istedi.Çünkü gördüklerine daha fazla tahammülü yoktu.Sinan, Hasret’in her şeyi yanlış anladığını açıklamak istedi ama Hasret ona bu fırsatı vermeden oradan uzaklaşmaya çalışarak, heyecanla çıktığı merdivenlere şimdi öfkeyle iniyordu.Hasret şirketten çıkmıştı, artık tutamıyordu içinden gelen ağlama isteğini.Gözünden yaşlar düşüverdi birer birer.Bu sırada Sinan Hasret’e yetişmişti, Hasret’in arkasından seslenerek:
    -Hasret, dur lütfen beni dinle yalvarıyorum.
    Hasret Sinan’ı görmek istemiyordu, arkasına dönüp bakmadı bile.O anda duyduğu öfke çok büyüktü Sinan’a karşı.Hasret adımlarını hızlandırarak uzaklaşıyordu Sinan’dan.O sırada yolun diğer tarafına geçmek istedi.Şu an Sinan’dan ne kadar uzaklaşırsa o kadar iyiydi onun için.Henüz üç ya da dört adım atmıştı yola ama o anda kafasını kaldırıp yola bakmak aklının ucundan bile geçmemişti.
    Ne olduysa o anda oldu.Araba Sinan’ın gözleri önünde Hasret’e çarptı.Ne olduğunu anlayamadan Sinan olduğu yerde kaldı ve tek yapabildiği şey sessiz bir şekilde “Hasret…” diyebilmek oldu.Hasret, orada gözlerini bir daha açmamak üzere, Sinan’ı bir daha görmemek üzere sonsuza dek kapadı.Sinan, kendine geldi ve Hasret’in yanına koştu.Kollarının arasına aldı ve defalarca öpüp kokladı.Farkındaydı onu kaybettiğinin, onun yüzünden olmuştu her şey.Hasret’i kaybetmek demek her şeyini kaybetmek, umutlarını, hayallerini kaybetmek demekti…Hasret’in ona bu kadar erken veda edeceği ihtimalini düşünmemişti hiç.Hasret’i kollarının arasından hiç ayırmak istemiyordu.Çok pişmandı ona gerçekleri anlatamadığı için.Tek yaptığı Hasret’in cansız bedenin başında durmadan göz yaşı dökmek olmuştu.Hasret’i onun kucağından aldıklarında ise Hasret’in onu duymayacağını bile bile kulağına yaklaşıp:
    “Kalbin bende bir ömür emanet,çözülmeyecek bir düğüm olarak kalacak HASRET’İM…”







































      Forum Saati Salı Nis. 25, 2017 8:30 am