Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    DEĞİŞEN HAYATLAR - Tahsin Can YILDIRIM

    Paylaş

    1001110065

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 08/12/10

    DEĞİŞEN HAYATLAR - Tahsin Can YILDIRIM

    Mesaj  1001110065 Bir Perş. Ara. 23, 2010 1:03 pm

    DEĞİŞEN HAYATLAR


    Cemil yine bahçede tek başına oturuyordu.Bunu sık sık yapardı,çünkü ne zaman bir derdi olsa bahçedeki kavak ağacının altında oturur, uzun uzun etrafı derin bir sessizlik içinde seyrederdi.Bu küçük evlerinin bahçesindeki kavak ağacı belki de onun tek dostu sırdaşı idi.Uzun süren sessizliğin ardından ani gelen bir sesle irkildi.Bu annesiydi kısa boylu zayıf bir kadındı,belki de hayat onu çok zorlamıştı,evi çekip çevirmek,iki çocuğa bakmak bir de anlayışsız alkolik bir koca.Bütün bunlara rağmen yinede gözlerindeki parıltı hiç eksik olmazdı.Daima neşeli olmaya çalışır,çektiği sıkıntıları belli etmemeye çabalardı.Nihayet Cemil’in yanına geldi ve bir sıkıntısının olup olmadığını sordu.Cemil gayet umursamaz bir tavırla hiç.. dedi.Artık yemek hazırdı ve hep beraber sofraya oturuldu.Babası asık suratıyla her zamanki gibi baş köşedeydi.Kız kardeşi ve annesi yemekleri koyarken babası Cemil’e:
    —İşten ayrılmışsın!
    —Evet doğru..
    —Peki neden?
    —Bir nedeni yok..
    Baba yine umursamaz bir tavır sergiliyordu.Belki de fazla karışmak istemiyordu ama neticede nedeni üzerinde hiç durmadı o yemeğiyle meşguldü.Zaten Cemil’in de pek konuşmaya niyeti yoktu.Fazla soru sormamaları sorgulamamaları işine geliyordu besbelli.İşlerine karışılmasından pek hoşlanmayan bu çocuk her şeyi kendinin bildiğini sanıyordu.Belki de özgür olmak istiyordu fazlasıyla özgür..Bu durum annesini üzmekle beraber babasını keyiflendiriyordu.Çünkü babası bundan rahatsızlık duymuyordu. “Kocaman adam o tabiî ki de dilediğini yapar.”demekle yetiniyordu.Aslında kendisi de böyle yetişmişti hala da öyle yaşıyordu.Cemil bütün bunlara rağmen masadan kalktı ama bahçeye değil arkadaşı Salih’in yanına gidiyordu.Salih Cemilden biraz farklıydı.Çok iyi iki dosttu bunlar ama Salih sade bir yaşamı seviyor,düzenli bir işte çalışıyor ailesine yardım ediyordu.Cemilden ayrılan yanları vardı ama ortak bir özellikleri de vardı gayet saygılı,sadakatli,iyi kalpli çocuklardı.Cemil Salih’in yanına gitti.Biraz oturup muhabbet ettiler.Cemil artık iyi bir işte çalışmak ,para kazanmak,iyi bir yaşam sürmek istiyordu.Belki de iyi bir yaşam sürmeyi parayla ilişkilendiriyordu.Onun da kendine ait evi ve arabası olmalıydı,dilediğini almalıydı,böyle yaşamak istiyordu.Salih’ten kendine iyi bir iş bulmasını istedi.Salih gayet sakin bir tavırla “Araştırırız..”dedi.
    Günler birbirini izlerken Cemil ya kavak ağacını altındaydı ya da yatağında..Beklenmedik bir anda kapı çaldı ve gelen Salih idi.Yüzü gülüyordu çünkü getirdiği haberin Cemil’i de sevindireceğini biliyordu.
    —Ne haber Cemil?
    —Oooo Salih hoş geldin geç otur napıyorsun yaa?
    —İyiyim ben iyiyim de sana güzel bir haberim var Cemil dediğin iş tamam sağlam bir yer..
    —Sahi mi ee anlat hadi anlat
    Salih anlatmaya başlamıştı bulduğu iş zengin bir ailenin yanında uşaklık yapmaktı.Parası iyiydi ve Cemil’i bu durum mutlu etmişti.Detayları anlattıktan sonra Cemil ne zaman görüşeceklerinin sordu Salih’in yanıtı yarındı..
    Cemil o gece hiç uyuyamadı.Bu daha önceki işlerinden farklıydı.Lüks yaşayan kişilerin yanında çalışacaktı.İlgisini çeken bir tarafı da buydu.Onların nasıl yaşadığını,neler yaptığını çevrelerini merak ediyordu.Sabah erkenden kalktı,hazırlandı,Salih’i bekliyordu.Salih biraz gecikmiş olsa gerek Cemil’in suratı asılmıştı.Nihayet Salih geldi ve beraber Şükrü Bey’in evine gittiler.Cemil gördüğü ev karşısında hayrete düştü.Bahçesinde çeşitli meyve ağaçları,bitkiler,süslenmiş otlar vardı.Bahçedeki havuzu gözünden kaçırmadı ama asıl ilgisini çeken başka bir şey vardı o da bahçenin sonunda duran kavak ağacıydı.Biran kendi bahçelerindeki ağaçla özdeşleştirmişti ve içinden “Yeni dostum belki de sen olacaksın” dedi ve biraz gülümsedi.Etrafa öyle dalmıştı ki bu muazzam çevreden gözünü alamadı.Salih kolundan tutarak “Hadi bizi bekliyor” dedi.Cemil köşke şöyle bir baktı üç katlı beyaz bir köşktü.Merdivenler çıkmakla bitmiyordu ve muazzam taşlarla döşenmişti.Salih de etrafa bakınıyordu o da imrenmişti bu güzel çevreye.Hoşuna gitmişti.Köşkün kapısında Şükrü Bey bekliyordu.”Buyurun”dedi.İçeri geçtiler.Köşkün içi belki de dışından daha güzeldi.Deri koltuklar ,uyum içinde döşenmiş pahalı halılar,avizeler,ünlü portreler…Her şeyiyle lüks bir yaşam vardı burada belli.Köşkte çok sayıda oda her odada göze çarpan ayrı bir güzellik vardı.Şükrü Bey üç kişilik bir aileye sahipti.Karısı kendini beğenmiş,insanları küçümseyen bir kişilikti.Aslında Şükrü Bey ile gayet zıt karakterdeydiler.Şükrü Bey ise nazik saygılı,seviyeli,efendi bir insandı.Başta karşılıklı konuşmalardan Cemil memnun kalmıştı.Şükrü Bey’in iyi bir insan olduğu düşüncesi kafasında belirmeye başlamıştı.Böylesine iyi bir insanın yanında çalışmak hiç zor olmamalıydı onun için böyle düşünüyordu.Şükrü Bey de Cemil’i sevmişti.Konuşması düzgün beyefendi bir tip oluvermişti Cemil Şükrü Bey’in gözünde.Sonunda Cemil ve Şükrü Bey bu işin olabileceğine kanaat getirmişlerdi.Cemil köşkteki işine başlayacaktı.Hatta Şükrü Bey onun için bir oda ayarlamıştı.Uşakların kaldığı bir oda temizletilip ona verilmişti.Yarın işe başlayacaktı ve gidip eşyalarını alması artık bu eve yerleşmesi gerekiyordu.Cemil büyük bir heyecanla köşkten çıktı .Salih ona yetişmekte güçlük çekiyordu.Cemil’in keyifli olduğu her halinden belliydi zaten.Salih’e teşekkür ettikten sonra iki dost ayrıldı.Cemil evin yolunu tuttu,sanki biranda eve varmıştı.Yol uzun olmasına rağmen ona hiç uzak gelmemişti.Çünkü artık o hayaller kuruyordu.
    Büyük bir hızla kapıdan içeri girdi annesine sarıldı.Annesi daha ne olduğunu sormadan o haberi söylemişti bile.Anne mutlu olmakla beraber biraz da üzgündü.Neticede Cemil gidecekti ve onu istediği zaman göremeyecekti.Annesi bu burukluğu yaşarken oğlundaki neşe dolu gözleri gördü artık ikisi de gülüyordu.Bu arada babası içeri girdi yine içmişti ama sarhoş değildi,kendindeydi,Cemil babasına olanları anlattı,artık bir işinin olduğunu kendisine yeni bir hayat kurmak için evden ayrılacağını söyledi.Babası sevindi mi bilinmez ama pek tepki göstermedi. “Hayırlı olsun.”demekle yetindi.Cemil odasına geçti ve eşyalarını toparlamaya başladı.Arada bir aynaya bakıp sırıtarak kendi kendine konuşuyordu.Aradan birkaç saat geçmedi ki Cemil hazırdı biran önce gidip yerleşmek istiyordu sonra biraz duraksadı,divana oturdu ve camdan dışarı bakmaya başladı.Karşısında kavak ağacı duruyordu.Bu durum canını sıkmıştı biraz.Evden ayrılmanın burukluğunu hissetmeye başlamıştı,üzülüyordu ama gitmek de istiyordu. Bu çelişkili duruma son verdi nihayetinde.Kalktı ve “Gitmem gerek”dedi.Belki de kendini rahatlatmak için söylenmiş bir sözdü bu ama neticede bir gün bu evden ayrılması da gerekecekti.Cemil odadan çıktı babasının elini öptü annesine ve kız kardeşine sarıldı vedalaştılar.Cemil annesine sık sık arayacağını haber vereceğini söyledi.Biraz uzaklaştı en çok annesini düşünüyordu.Tekrar dönüp bakmak istedi ama yapamadı,daha da uzaklaştı ve gözden kayboldu.İlk kez evden ayrılmak zor geliyordu beklide..Nedenini kendisi de bilmiyordu ama biraz üzgündü.Cemil köy dolmuşuna binmiş yola koyulmuştu.Yaklaşık 50-60 km uzaklıkta merkezdeydi gideceği yer.Hava kararmaya yakındı.Gelirken bu yol çok kısa sürmüştü ama şimdi bitmek bilmiyordu.Birkaç saat sonra köşke vardı.Biraz çekinerek bahçe kapısını araladı ve içeri girdi,biraz yürüdü,etrafa bakındı şimdi merdivenlerden çıkması ve kapıyı çalması gerekiyordu.Ama biraz çekiniyordu.Şükrü Bey’i biraz tanımıştı ama diğer aile üyelerini bilmiyordu. “Belki diğerleri Şükrü Bey gibi değildir.” diye düşündü haksız da çıkmayacaktı…Zili çaldı ve kapıyı Şükrü Bey’in kızı açtı.Gayet alımlı,güzel bir kızdı bu.Cemil içeri girdi ve Şükrü Bey’i sordu.Kızı babasının biraz sonra geleceğini kendisinin salonda beklemesi gerektiğini söyledi.Cemil “tamam” der gibi başını salladı.Daha sonra Şükrü Bey geldi ve biraz konuştular.Cemil biraz rahatlamıştı.Şükrü Bey’e kanı ısınmıştı iyi bir insan olduğu düşüncesi kuvvetleniyordu kafasında.Şükrü Bey de Cemil’i sevmişti.Daha sonra Cemil’i karısı ve kızıyla tanıştırmak istedi.Eşi biraz ukala ve kendini beğenmişti.Cemil’e de küçümser bir tavırla bakıyordu.Neticede onun gözünde uşaktı ve saygıyı hak etmiyordu.Cemil bu duruma bozuldu biraz ama aldırmamaya çalıştı gözlerini Şükrü Beyden başkasına çeviremiyordu.Zaten diğerleri de Cemil’i pek umursamıyordu.Şükrü Bey’in karısı mükemmeliyetçi bir insandı,her şeyi dört dörtlük isterdi hatta bazen bunu bile kabul etmeyip sırf azarlamak için karşısındakinin bir eksiğinin olduğunu söylerdi.Bunu yapmayı seviyordu çünkü o zengindi.Şükrü Bey çoğu zaman karısına aldırmazdı onun hata ya da yanlış yaptığını söylemezdi belki de tartışmak istemezdi ama karısının kırdığı insanın gönlünü almayı da bilirdi.Şükrü Bey’in kızı ise kendi halinde birisiydi o da kibar ve nazikti,babasına benziyordu.Şükrü Bey bu kısa tanışmadan sonra Cemil’e odasını göstermeye yöneldi.Koridorda Cemil’e görevlerini,yapması gerekenleri anlatıyordu.Cemil ise can kulağıyla dinliyordu.Şükrü Bey’e mahcup olmak istemiyordu.Şükrü Bey Cemil’in odasını gösterdi ve içeri girdiler.Şükrü Bey ona uşak kıyafetlerini verdi ve artık bu hayata alışmasını ,biran önce işe başlamasını ,söylenenleri yerine getirmesini istedi daha sonra odadan çıktı.Cemil yatağa uzandı gözlerini kapadı biran evindeki divandaymış hissi uyandı ama gözlerini açtığında öyle olmadığını anladı.Tekrar kalktı odada biraz dolandı.Kıyafetlerini dolaba yerleştirdi ve daha sonra camdan dışarı bakmaya başladı.Saat geç olmuştu artık yatması gerektiğini düşündü ama uykusu yoktu zor bela uyumaya çalıştı sonunda uyumuştu.Cemil o gece annesini görmüştü rüyasında.Sabah erkenden kalktı annesini aramak istedi ama o bu evde çalışıyordu canının her istediğini yapamazdı hem bir sürü işi vardı.Hemen giyinip işe koyuldu.Bahçeyi suladı,merdivenleri yıkadı,sofrayı hazırladı işler şimdilik yolunda gidiyordu.Evdekiler de yavaş yavaş uyanıyorlardı.kahvaltı tamamen hazır olduğunda Şükrü Bey’in karısı masadaki yerini almıştı bile kızı da daha sonra geldi.Şükrü Bey o gün erken çıkmıştı kahvaltıda o yoktu.Karısı sofrada eksik bir şeyler aradı biraz göz gezdirdi ama bulamadı.Ne var ki bu durum Cemil’in fırça yemeyeceği anlamına gelmiyordu.Hanımefendi çayın soğuk olduğunu söyleyince Cemil neye uğradığını şaşırdı.Yeni koymuştu çayı üstelik ama hiçbirşey diyemedi gitti,ısıttı geri getirdi.Bu süre zarfında Şükrü Bey’in karısı sürekli söyleniyordu.
    Bu durum Cemil’i iyice germişti artık normal davranışını bile anormal yapmaya başlamıştı.Neyse ki kızı annesine sorular yöneltip Cemil’i bu durumdan kurtarmak istedi öyle de oldu.Onlar kahvaltılarını yaparken Cemil de mutfağa gitti biraz soluklandı.Ağır sözler duymuştu üzüntüsünün yerini kızgınlık almaya başlamıştı ama neye kime kızabilirdi ki?Bunu kendisi de biliyordu,buraya isteyerek gelmişti neticede.Mutlu olarak gelmişti ve tek bu olayın bunu bozmasına izin veremezdi.Katlanmaya çalıştı kahvaltı bittiğinde hanım masayı terk etmişti bile.Kızı ise yeni kalkıyordu.Cemil geldi toparlamaya çalıştı masayı.Cemil ve Şükrü Bey’in kızı tanışmamıştı daha doğrusu Cemil kızı tanımıyordu.Kız gayet güler yüzlü bir tavırla:
    —Annemin kusuruna bakma sen o hep böyledir.
    —Sorun değil..
    —Bu arada ben Zeynep
    —Memnun oldum küçük hanım
    Bu kısa konuşmadan sonra kız masadan kalkmıştı.Cemil kız giderken biraz baktı hoş ve kibar bir kızdı.Cemil bu düşünceler eşliğinde masayı toplamaya koyuldu.Sabahtan beri koşuşturuyordu ama her defasında azar işitiyordu.Bu duruma katlanmak zordu ama o katlanıyordu. Akşam olmuştu bile ama o ne zaman akşam olduğunun farkında bile değildi.
    Şükrü Bey eve geldiğinde Cemil ile karşılaştı.Daha çok dost gibi bir muhabbetleri vardı.Her ikisi de seviyeliydi.Herkes haddini biliyordu ama bir o kadar da samimiydi konuşmaları.Şükrü Bey Cemilden bir kahve istedi ve çalışma odasına geçti.Cemil büyük bir hızla mutfağa gitti ve kahveyi hazırlamaya koyuldu.Bu sırada içerden gelen sesleri de işitiyordu.Karısı Şükrü Bey’e Cemil’i kötülüyor ,ondan yakınıyordu.Şükrü Bey bu tür konulmalara alışık olduğundan fazla kulak asmadı ,önemsemedi ama Cemil duyuyordu ve bu durum hiç hoşuna gitmiyordu.Kahve hazırdı ama Cemil içeri gitmeye çekiniyordu.Bu konuşmaların üzerine içeri gitmek ona zor geliyordu.Buna rağmen gitmesi gerektiğinin farkındaydı ve elinde fincanla odaya gitti. Kahveyi önüne koydu ve başka isteğinin olup olmadığını sordu.Şükrü Bey nazik bir tavırla isteğinin olmadığını artık odasına çekilebileceğini söyledi.Bunun üzerine Cemil odasına çıktı ve kendini yatağa attı.Öyle yorulmuştu ki kıyafetlerini çıkarmak bile ona zor gelmişti.Biran bugün bütün halleriyle gözünün önünden geçti.Şükrü Bey’in karısının hareketlerini hatırladıkça morali bozuluyor,kızıyordu.Haksız da sayılmazdı belki , bütün görevlerini eksiksiz yerine getirmişti çünkü.Biran için bütün bunları unutup ailesini hatırladı annesini bugün aramamıştı merak ediyor olmalıydılar.işlerin yoğunluğundan mı yoksa gerçekten aramak istememiş önemsememiş miydi? Bunun yanıtı elbette ki Cemil için “işlerin yoğunluğundan” oldu. “Yarın bir yolunu bulur ararım.”diye düşündü.Öylesine yorgundu ki artık uyumak istiyordu.Böylece ilk gününü noktalayacaktı.Derin bir uykuya daldı.
    Günler geçmekte Cemil yeni hayatına alışmaktaydı.İşlerini düzenli yapıyor,aksatmıyor,söylenenleri harfiyen yerine getiriyordu.Şükrü Bey’in karısını söylediklerini kimi zaman duymazdan geliyor , kimi zaman ise üzülüyordu.Bütün bunların yanında köşkteki lüks hayatını da yakından takip ediyor,merak ediyordu.Köşke gelen misafirlerin elit kesimden olduğunu biliyor giyimlerini ,kuşamlarını konuşmalarını yavaş yavaş çözüyordu.Şükrü bey’in kızı haftada iki kez piyano dersi alırdı.Bu sürede Cemil işlerini bitirmişse uzaktan da olsa onları izlerdi.Kimbilir belki bir gün Cemil de piyano çalmasını öğrenirdi.Bütün bu lüks yaşantısını gözlemleyen Cemil de bunları parça parça da olsa kendi yaşantısında uygulamaya başladı öncelikle saçlarında ve sakalında değişiklikler diğerlerinden duyduğu yabancı sözcükleri kullanma gibi alafranga yaşam tarzını kendi hayatında uygulamaya çalışıyordu.Bu durum Şükrü Bey’in gözünden kaçmamıştı ama o bundan mutluluk duyuyordu.Ona göre Cemil de modern insanlar gibi yaşayabilirdi buna hakkı vardı.Şükrü Bey geçen bu süre zarfında Cemil’i oğlu gibi sevmişti.Gerçekten de ona yakın davranıyor onun da bu durumu kötüye kullanmadığını gördükçe daha çok saygı duyuyordu. Şükrü Bey Cemil’e her konuda yardımcı oluyor karısına karşı onu savunduğu bile oluyordu.Cemil bunun farkındaydı ama hareketlerinde herhangi bir değişiklik olmuyor ,o yine her zamanki gibi görevini yerine getiriyordu.
    Cemil bu lüks hayatına çok özeniyordu.Sadece onlar gibi konuşmak,gözükmek değil onlar gibi yaşamak istiyordu.Bu hayali her geçen gün biraz daha süsleniyordu.Bir gün evde kimse yokken piyanonun başına geçti.Çok merak ediyordu.Rasgele tuşlarına bastı çıkardığı sesin anlamı yoktu anlamsızdı belki ama çok hoşuna gitmişti sanki gerçekten çalabiliyor hissi uyanmıştı.Her tuşa basışında farklı hayaller kuruyor sanki başkalarının kendisini izliyormuş gibi karşısında oturduğunu keyif aldıklarını hayal ediyordu. Bu kısa hayal bir gülme sesiyle bozuldu.Gelen Zeynepti.Bu gülmesi onunla alay etmek amacıyla değildi farklı gelmişti besbelli.
    —Napıyorsun Cemil?
    —Hiç öyle bakıyordum Zeynep Hanım
    —Piyanoya ilgin var sanırım?
    —Biraz…Merak ediyorum sadece çalmak hoş bir şey olsa gerek
    —Evet çalmak güzel…İstersen sana öğretebilirim.
    —Gerçekten mi? Yapabilir miyim acaba?
    —Tabiî ki de yapabilirsin ben de fazla bilmiyordum zaten bir gösteren olduğunda çabucak öğrenebilirsin.
    —Teşekkür ederim Zeynep Hanım gerçekten bunu öğrenmek istiyorum.
    —Tamam boş vaktimiz olduğunda çalarız anlaştık mı?
    —Anlaştık.
    Bu durum Cemil’in çok hoşuna gitmişti.Zeynep’in bu davranışı onu çok sevindirmişti.Gerçekten çalmak istiyordu.Bu durum onu gün boyu avutmaya yetti bile yüzü hep gülüyordu.Bir ara bahçeye çıktı,yapılacak iş var mı diye bakındı.Çiçekleri suladı daha sonra bahçenin sonundaki kavak ağacına yöneldi.Başını kaldırıp baktı,gerçekten çok yaşlı ve uzun bir ağaçtı.Ağacın altında oturdu yine düşünceliydi Cemil.Tıpkı kendi bahçelerindeki ağacın altında oturduğu gibi sessiz ve düşünceli oturuyordu.Zaman çabucak geçmiş akşam olmuştu bile.Cemil’in köşkteki yaşantısı gün geçtikçe garip bir hal alıyordu.Bu hayata alışıyordu ama garip olan bir şey vardı. Zeynep’i her gördüğünde eli ayağı dolaşıyor doğru düzgün konuşamıyordu bile.Ona karşı değişik duygular beslediğinin farkındaydı ama bu nasıl olabilirdi ki o Şükrü Bey’in kızıydı.Şükrü Bey aklına geliyordu.O Cemil’i oğlu gibi seviyordu.Bu davranışını ayıp gibi görüyordu.Gece geç olmuştu artık Cemil’in uykusu yoktu o Zeynep’i düşünüyordu.Birden gelişen bu duygularına o da anlam veremiyordu.Kalbi ve beyni farklı şeyler söylüyordu.Bu çelişkili ruh hali onu rahatsız ediyor, odada daralıyordu adeta.Yine bahçeye çıktı ,sigarasını ateşledi.Saat geçti ve herkes uyuyordu belki kimsenin onu görmesini istemezdi.Bu yüzden sigarasını avucunun içine aldı böylece ateşi gözükmeyecekti.Bahçede bir köşede oturup sigarasını içerken yine Zeynep’i düşünüyordu.Zeynep ona piyano çalmayı öğretecekti.Bu teklifi Cemil’e öylesine samimi gelmişti ki biran önce onunla bir araya gelmek piyano çalma bahanesiyle onu görmek istiyordu.Bu düşüncelerin sonunda kalktı ve odasına gitti uyumalıydı artık yarın yine rutin işleri yapacaktı ve yorucu oluyordu bu işler.Uyumaya çalıştı.Cemil bugün de annesini aramamıştı o kendi halindeydi.Önce lüks yaşamı öğrenme çabaları sonra Zeynep’e olan duyguları ailesini unutturmuştu beklide.Köşke geleli bir aya yakın zaman olmuştu ama o ailesini hiç aramamıştı ama Cemil bunları düşünmüyordu bile.Ertesi gün olduğunda Cemil yine erken kalkıp işlerini yapmaya koyuldu.O gün ev biraz hareketliydi,misafirler gelecekti.Şükrü Bey’in karısının arkadaşları davetliydi o gün köşke.Herşey eksiksiz olmalıydı.Böyle istiyordu Şükrü Bey’in karısı;bundan ötürü Cemil’e sürekli bir şeyler söylüyor,tarif ediyor,hemen yapmasını istiyordu.Cemil de elinden geldiği kadar hızlı ve eksiksiz yapmaya gayret ediyordu.Ama sürekli de fırça yiyordu.Biraz bunalmıştı.Artık istekleri bitsin istiyordu.Bu sırada merdivenlerden Zeynep indi.Yine her zamanki gibi çok şıktı annesi ona da ilgi gösteriyor onun da mükemmel gözükmesini istiyordu.Çünkü annesinin arkadaşı bugün oğluyla gelecekti.Zeynep’in de o çocukla ilgilenmesini istiyordu,onları yakıştırıyordu.Zeynep’in bu durumdan haberi yoktu tabi.Zaten o çocuğu pek sevmezdi şımarık ukala bir tipti Zeynep bu tür kişilerden pek hoşlanmazdı.Ama annesi öyle düşünmüyordu.Hazırlıklar bitmek üzereydi ki kapı çaldı.Cemil hemen kapıya koştu ve “Buyurun” dedi.Gelenler beklenen misafirlerdi.Biraz kalabalıklardı ,hepsi iyi giyimli zengin tiplerdi.Her hallerinden belliydi zengin oldukları zaten siz fark etmeseniz bile onlar kesin size kim olduklarını zengin olduklarını hatırlatırlardı.İşte beklenen kişi de gelmişti.Murat gözükmüştü kapıda.Hemen içeri geçti.Zeynep’in annesi ona özel ilgi gösteriyordu.Hemen Cemil’e seslendi ve paltosunu almasını istedi.Murat Cemil’e paltosunu verirken küçümser bir tavır takındı. “Yeni mi bu?” diye sordu Şükrü Bey’in karısı umursamaz ve önemsiz bir konu saydığı Cemil’i “evet” sözüyle geçiştirmişti.O asıl Zeynep ve Murat’ı tanıştırmak istiyordu ,bu çabaların sonunda Zeynep ve Murat tanıştı.Murat Zeynep’i ilk defa görüyordu.Hoş bir kız olduğu kanaatindeydi.Ama şimdilik hepsi bu kadardı ve farklı bir duygu beslemiyordu.Zeynep ise Murat’ı görmüştü ama hiçbir araya gelmemişti daha çok onu annesinin anlattıklarıyla övmesiyle tanıyordu.Ama Zeynep Murat’ın karakterini beğenmiyordu.Bugün de burada bulunmak hiç istememişti ama annesi ısrar etmişti.
    Cemil mutfaktaydı.İçerde koyu bir sohbet dönüyor,zaman zaman kahkahaların dozu kaçıyordu.Cemil kendisine söylendiği üzere ikramları hazırlamakla meşguldü.İçerde Murat ise laubali tavırlarıyla şakalar yapıyor Zeynep ile ilgileniyordu. Bu duruma Cemil biraz bozulmuştu,hatta üzülmüştü ama işini yapmaya devam etti.İkram edilecek şeyleri salona götürdü teker teker ikram etti.Kimse Cemil’in yüzüne bakmıyor, o yokmuş gibi konuşmalarına gülüşmelerine devam ediyordu.Bir ara Cemil Zeynep ile göz göze geldi.Yanında Murat oturuyordu.Sürekli Zeynep’e bir şeyler soruyor.birşeyler anlatıyor ama boş konuşuyordu.Cemil hemen gözlerini kaçırdı ve mutfağa döndü. Kızgındı. Kıskanıyordu Zeynep’i.Ona son birkaç haftadır farklı duygular besliyordu.Evet seviyordu Zeynep’i.Aklında hep o vardı hep onu düşünüyordu.Ama doğru dürüst bir araya gelememişlerdi bile.Cemil için sorun değildi ki bu o yine de seviyordu Zeynep’i.Cemil hep salona bakıyordu gözü hep Murattaydı.Bir hayli sinirlenmişti.Daha sonra arkasını döndü ve bahçeye doğru baktı.Biraz sonra Zeynep mutfağa gelmişti.Hatta kendini zor atmıştı mutfağa.
    —Offf..
    —Noldu Zeynep Hanım?
    —Çok sıkıldım içerde Cemil ya bir bahaneyle kaçtım mutfağa.
    —Neden ki niye sıkıldınız.
    —Hoşlanmıyorum bu insanlardan hele şurada duran çocuk varya nefret ediyorum ondan.Sen bilmezsin onu ukala karaktersizin biridir
    —Anladım…
    —Sen napıyorsun bakalım?
    —Ben buraları toparlamaya çalışıyorum işte.
    —peki kolay gelsin sana,annem beni çağırıyor yine of off…
    Zeynep salona döndüğünde Cemil gülümsüyordu.Zeynep’in o çocukla ilgilenmemesine çok sevinmişti çünkü aksini düşünmek bile istemiyordu.Deminki üzgün hali biraz geçmişti. “Gerçekten de Zeynep ilgilenmiyormuş,annesi zorluyormuş demek” diye mırıldandı.Ama hala ara sıra içeri bakıyor Zeynep’in sıkıldığının farkına varıyordu.Annesi bir yolunu bulup Zeynep ile Murat’ı yalnız bırakmak istiyordu.Bu nedenle bir bahaneyle arkadaşlarını üst kata çıkardı.Murat ve Zeynep yalnız kalmıştı.Murat Zeynep’e ilgi duymuyordu ama gereğinden fazla geveze ve laubaliydi.Bu durum Cemil’in hoşuna gitmediği gibi Zeynep’i de sıkmıştı.Cemil bunun farkındaydı.Birşeyler yapmalıydı ki o çocuk artık gitsin!Aklına bir fikir gelmişti.Servis yaparken üzerine kahve dökmeliydi.Bu durum Zeynep’i ve kendisini rahatlatacaktı ama Şükrü Bey’in karısı buna çok kızacaktı,belliydi bu.Belki de işten bile atılabilirsi.Ama her şeye rağmen Cemil bunu göze aldı.Kahveleri tepsiye koyduktan sonra içeri gitti önce Zeynep’e kahvesini uzattı.Daha sonra Murat’a uzatırken fincanı bıraktı ve kahve Murat’ın bacağına döküldü.Hemen kazayla olmuşçasına bezle silmek,yardım etmek istedi.Murat azarlıyordu onu ama Zeynep hafif gülümsüyordu.Cemil bunu görünce yediği azarları bile duymaz olmuştu.Murat öfkeliydi Cemil’i aşağılıyordu.Zeynep müdahale etmek istedi olaya ama Murat kalktı ve gitmek üzere paltosunu aldı kapıdan çıkarken Zeynep’in annesi geldi
    —Nereye Muratcığım gidiyor musun?
    —Gitmek zorunda kaldım sizin uşağınız yüzünden!
    —Neden noldu?
    —Üzerime kahve döktü böyle aptal insanları nasıl çalıştırırsınız bilmem!
    Daha sonra verilecek cevabı bile duymadan çıktı gitti.Şükrü Bey2in karısı çok kızmıştı,adeta ateş püskürüyordu.Ama misafirler olduğu için Cemil’e bir şey demedi.Ama kızgınlığı Cemil’e bakışlarından belliydi.Zeynep bu durumdan faydalanıp hemen salondan çıktı ve mutfağa gitti.Zeynep gülüyordu hatta duyulmasın diye kapıyı kapatmıştı.
    —Neden gülüyorsunuz Zeynep Hanım noldu?
    —Ay Cemil sen çok yaşa emi! Nasıl döktün kahveyi sen üzerine..
    —Kaza Zeynep hanım bilerek yapmadım gerçekten.
    —Biliyorum tabi bilerek olur mu hiç! Ama biliyor musun çok iyi oldu.Artık öyle bunalmıştı ki beni, en sonunda ben kafasından aşağıya dökecektim kahveyi(Gülüştüler)
    Zeynep mutfaktan ayrılıp odasına çıktığında Cemil biraz rahattı.En azından bu olay Cemil ve Zeynep’i mutlu etmişti.Belki de biraz da olsa konuşmalarına vesile oldu bu olay ama bir gerçek daha var ki;o da akşam olacaklar.Cemil bunu düşünmek bile istemiyordu.Çünkü bir sakarlık yapmaması konusunda onu defalarca uyarmıştı.Hem Şükrü Bey’in karısı bu misafirlere büyük önem veriyordu özellikle de Murat’a.Şimdi akşam çok ağır sözler duyacak,aşağılanacak,fırça yiyecekti.Bunun farkındaydı ama yine de üzülmüyordu o iyi yaptığını düşünüyordu.Akşam olmuş Şükrü Bey eve her zamanki gibi neşeli gelmişti.Karısı ise adeta burnundan soluyordu.Şükrü Bey gelmeden önce Cemil’e öyle ağır hakaretler etmişti ki adeta onu yerin dibine sokmuştu ama yine de siniri geçmemişti.Daha Şükrü Bey kapıdan girmeden başladı söylenmeye. Şükrü Bey ne olduğunun farkında bile değildi.Şükrü Bey karısına ne olduğunu soruyor ama karısı bağırıp çağırmaya devam ediyordu.
    —Nerden buldun bu gerizekalıyı sen, her şeyi mahvetti bugün!
    —Noldu ya kimden bahsediyorsun?
    —Cemilden bahsediyorum tabiî kide.
    —Ne yaptı ki?
    —Daha ne yapacak bugün arkadaşlarımı eve çağırmıştım, toplanacaktık .Hay çağırmaz olaydım..
    —Allah Allah anlamadım valla.
    —Anlamazsın tabi koruyup kollayıp duruyorsun bu aptal uşağı!
    —Düzgünce anlatırsan anlarım.
    —Bugün Serpil’in oğlu Murat’ın üstüne kahve döktü bu ahmak! Vallahi rezil oldum billahi rezil oldum!
    —Kazayla olmuştur bilerek yapar mı hiç öyle şey.
    —Bin defa tembih ettim sakarlık yapma davranışlarına hareketlerine dikkat et ,ayarla önemli insan onlar senin gibi sünepe değil diye ama…
    —Olan olmuş ne yapalım isteyerek olmadı ya sonuçta
    —Allahım ben ne diyorum sen ne diyorsun rezil oldum tüm camiaya.
    —Niye rezil olacakmışsın canım insanlık hali hem sen mi yaptın?
    Şükrü Bey ne derse desin ikna olmuyor,öfkesi geçmiyordu.Bağırıp çağırıyordu.Cemil ise tüm konuşmaları duyuyor utanıyordu.Yine de isteyerek yapmıştı böyle olacağını biliyordu.Ama ağır hakaretler duymak canını fazlasıyla sıkmıştı.Şükrü Bey ve karısı daha fazla tartışmadılar.Şükrü Bey son noktayı koyduğu zaman karısı ondan çekinir fazla bir şey söylemezdi.Şükrü Bey de bu olayın fazla uzamasını istemediği için kestirip attı.Cemilden bir kahve isteyip dinlenme odasına çekildi.Kahve gelince:
    —Bugün bazı aksilikler olmuş evladım doğrumu?
    —Doğru efendim istemeyerek döküldü kahve.
    —Biliyorum olabilir böyle şeyler ama daha dikkatli olmalısın anlıyorsun değimli?
    —Anlıyorum efendim.
    —Tamam artık odana çıkabilirsin bir şey lazım olursa ben sana seslenirim.
    —Peki efendim.
    Cemil odasına çıkarken biraz rahatlamıştı.Şükrü Bey onu anlayışla karşılamış, kızmamıştı.Oysa Cemil bunu bilerek yapmıştı.Öyleyse Cemil Şükrü Bey’e yalan söylemiş olmayacak mıydı?Bu sorularla boğuşurken odasının kapısını araladı biran bütün bu soruları çelişkileri ,dertleri kapının önünde bırakıp içeri girmeyi istiyordu.Ama bu mümkün olmadı aynı sorular,suçlamalar kendine yönelik sorgulamalar devam ediyordu.Odanın içinde gezinip kendini rahatlatacak cevaplar bulmaya çalışıyordu.Bu pek mümkün olmadı.Yarın günlerden pazardı,tatil günüydü ve Cemil çarşıya çıkacaktı.Bunun planını önceden yapmıştı bile.İlk maaşıyla ötekilerden görüp beğendiği kıyafetler ,şapkalar alacaktı.O da diğer lüks çevreler gibi giyinmek istiyordu.Artık kafasındaki sorgulamaların yerini bu hayaller almıştı.Yatağına uzandı ve bu hayaller etrafında uykuya daldı.Ertesi sabah uyandığında Cemil çarşıya gitmek için hazırlamaya koyuldu.Keyifliydi oldukça.Köşkten ayrıldı.Çarşıya vardığında dükkanları teker teker dolaştı.Artık o kıyafetleri, elit kesime ait olan ve olmayan diye sınıflandırıyordu.Özenle alacaklarını seçti.Giydi giydi çıkardı hepsini,beğendiklerini aldı.Bu alışveriş onu mutlu etmeye yetmişti bile.neredeyse parasını tamamına yakınını alışverişte harcadı.Köşkte paraya pek ihtiyacı olmuyordu zaten.Orda kalıyordu,orda yiyip içiyordu.Bu düşünceyle en çok ilgi duyduğu yaşama ait kıyafetleri almıştı.Çarşıdan köşke dönme zamanı yaklaşmıştı.Yolda yürürken Salih’e rastladı.
    —Ooo Cemil napıyorsun hayırdır?
    —Ne olsun Salih çarşıya geldim alınacaklarım vardı da sen napıyorsun?
    —İyiyim bende ne olsun aynı bildiğin gibi. Nasıl gidiyor yeni işin alıştın mı bari?
    —Alışmaya çalışıyorum Şükrü Bey dediğin gibi çok iyi insanmış , çok yardımcı oluyor bana ama eşi için aynı şeyleri söyleyemem.
    —Neden kötü mü davranıyor sana?
    —Evet hayatımda duymadığım kadar ağır şeyler duydum , hakaretler işittim.
    —Ne yapacaksın Cemil kadınlar böyledir işte hele de Şükrü Bey gibi zengin birisinin hanımı..Normal yani şaşırmadım.Ama sen fazla kulak asma bence işini yap. Bak ne güzel para kazanıyorsun yeni bir hayat kurdun, devam et bence.
    —Ben de öyle düşünüyorum.Bu arada sana bir teşekkür bile edemedim,Fazla konuşamadık köşkten çıkınca.Gerçekten sağol Salih çok teşekkür ederim bana böyle bir iş bulduğun için
    —Ne demek Cemil biz dostuz,dostlar böyle günler için vardır öyle değimli?
    —Haklısın Salih.
    —Şimdi nereye gidiyorsun köşke mi dönüyorsun?
    —Evet işlerimi bitirdim köşke döneceğim sen nereye gidiyorsun?
    —Kız arkadaşımla buluşacağım hani sana da bahsetmiştim hatırlıyorsun değimli?
    —Evet dostum hatırlıyorum size mutluluklar ben gideyim artık.
    —Tamam Cemil görüşürüz yine kendine dikkat et ha!
    —Tamam Salih sende…
    Salih ve Cemil ayrılmışlardı. Cemil yürürken düşünceliydi.En yakın arkadaşının hayatında biri vardı.sevinmişti tabi ama kendisi yalnızdı .Zeynep’e ilgi duyuyordu ama o bunun farkında değildi ki.Hem olsa ne olacaktı?Cemil böyle düşünüyordu.Zeynep’in kendisini istemeyeceği düşüncesindeydi.Bunları düşünürken suratı biraz asıldı.Dolmuşa bindi ve köşkün yolunu tuttu.Yolda giderken de hep aynı şeyleri düşündü.Aklında hep Zeynep vardı. Bir yandan onu seviyor bir yandan da belli etmemeye çalışıyordu.Bu onun için çok zor bir durumdu.Köşke geldiğinde Zeynep bahçedeydi.Heyecanlandı önce sonra kendisine yürümekte olduğunu fak etti.Artık daha da heyecanlanmıştı.Kalbinin sesini kendisi bile duyabiliyordu.
    —Merhaba..
    —Merhaba Cemil ne haber?
    —Teşekkür ederim Zeynep Hanım siz nasılsınız?
    —İyiyim bende sabahtan beri canım sıkılıyor. Nerelerdesin sen hani piyano çalacaktık öyle konuşmuştuk?
    —Ben onu unutmuşum Zeynep Hanım özür dilerim.
    —Hadi geç bakalım içeri de çalalım müsaitsin değimli?
    —Evet müsaidim olur çalalım.
    Cemil’in ağzı kulaklarındaydı.İlginçtir ki mutlu olduğunda Zeynep’i düşünüyor morali bozuluyor,mutsuz olduğunda da tekrar mutlu eden şey yine Zeynep oluyordu.Cemil hemen içeri geçti.Aldıklarını odasına koydu ve büyük bir hızla piyano salonuna geçti.Zeynep orda bekliyordu.
    —Geç bakalım Cemil piyanonun başına..
    —Şey.. Ben pek bilmiyorum da Zeynep Hanım siz çalın önce ben izliyim isterseniz.
    —Peki olur ama kaçmak yok sen de çalacaksın.
    —Tamam olur(Gülüştüler)
    Zeynep piyano çalmaya başlamıştı.Cemil’e yeni öğrendiğini söylemişti ama yeni öğrenen biri için hiç fena çalmıyordu.Hatta çok güzel çalıyordu.Cemil ise nasıl çaldığıyla değil çalanla ilgiliydi daha çok.Onu izliyordu.Bir ara Zeynep farkına vardı:
    —Ama nasıl çaldığıma bakmıyorsun Cemil
    —Bakıyorum Zeynep Hanım.
    —İlk günden dersi asarsan bozuşuruz haa!(gülüştüler)
    —Peki Zeynep daha dikkatli olurum.
    Bu kelimeyi kullandıktan sonra kızarmıştı.Zeynep Hanım dememişti ona ismiyle hitap etmişti.Farkında olmadan söylediği besbelliydi.Farkına vardığında ise toparlamak için bir şansı yoktu ve kıpkırmızı olmuştu.Zeynep farkına vardı ama önemsemedi.O böyle şeylere pek takılmazdı zaten.Bozuntuya vermeden çalmaya devam etti.Zeynep’in böyle davranmasıyla Cemil biraz kendini toparladı ,utangaçlığını gidermeye çalıştı.O da artık piyanoya konsantre olmuştu,gerçekten yapabileceğini Zeynep’e göstermek istiyordu.Zeynep biraz daha çaldıktan sonra Cemil geçti piyanonun başına.Zeynep ona önce notaları ve çalma tekniklerini gösterdi.Cemil notalar için alıştırma yapmaya başladı ilk günden çalamayacağını her ikisi de biliyordu ama Cemil notalara doğru basıyor ,öğrenme sürecinde yol kat ediyordu.Cemil herhangi bir parça çalmamasına rağmen bastığı her tuştan keyif alıyordu. Onun için çok önemliydi piyanoyu öğrenmek. Birden kapı sesi duyuldu Cemil hemen fırladı yerinden. Kapıyı açtı.Gelen Şükrü Bey ve karısıydı. “hoş geldiniz efendim” dedi ve paltolarını aldı.Şükrü Bey Zeynep’in yanına doğru yöneldi onunla ilgilendi neler yaptığını sordu.Zeynep Cemil’e piyano öğretmeye başladığını ne gösterdiyse Cemil’in hemen öğrendiğini söyledi.
    Şükrü Bey mutlu oldu, gülümsedi. “Aferin.”dedi Zeynep’e. “ Sana öğretilenleri başkasına öğretmen güzel bir davranış.”dedi. Karısı konuşmadan biraz olmasına rağmen homurdanıyordu. Onun hoşuna gitmemişti bu durum , söylenip durdu ama ne Şükrü Bey ne de Zeynep ona aldırmadı.Aldıran kişi Cemildi.Konuşulanları duyuyor ve kızıyordu. “Acaba bu kadının gerçekten huyu böylemi yoksa sadece bana mı böyle davranıyor “diye düşünüyordu.Çok fazla düşünmesine gerek yoktu çünkü o da biliyordu ki bu hanımefendi zengin insanlara farklı fakir insanlara farklı davranıyordu.Karakteri böyleydi onun çünkü.Lakin yine de Cemil bu hakaretlere üzülüyor çoğu zaman da öfkeleniyordu ancak bir şey yapamıyordu bu evden ekmek yiyordu çünkü o.Gece olduğunda herkes odasına çekilmişti.Zeynep de odasındaydı. Bugün yine her zamanki gibi monoton geçmişti onun için artık sıkılıyordu. Bugün eğlenceli olan tak şey piyano çalmaktı.Cemil ile iyi anlaştığını düşünüyor onun sakin ve efendi tavrını takdir ediyordu.Aslında Cemilde başka bir şey vardı tarif edemediği anlatamadığı bir şey.Farklı bir insandı o duruşuyla hareketleriyle.Zeynep bunları açıklayamıyordu ama.Bir yapbozun parçaları gibiydi bu. Parçalardan bütüne gidemiyordu.Yapbozu oluşturamıyor sadece açıkladıkları parçalarla kalıyordu.Yeni tanımış olduğu bir insanı bu kadar kendine yakın hissetmesinin altında yatan şey neydi?Bunları açıklayamıyordu.Kaldı ki Cemil duygularını Zeynep’e pek belli etmemişti.Ama Zeynep bunları neden hissediyordu.Tüm bu düşünceler Zeynep’i rahatsız etmiş olsa gerek o eline bir kitap aldı bu kitabı okumaya başladı.Ama yine de bu sorulardan kurtulamıyor, kitaptaki basit bir olayı bile bu düşüncelerle ilişkilendiriyordu.Biraz sinirlendi.Neye sinirlendiğini kendisi de bilmiyordu oysa.
    Zeynep uyumakta ısrarcı davrandı o uyumayı başardı bile. Uyumayı başaramayan kişi Cemildi. O da Zeynep’i düşünüyordu.Bir dahaki piyano dersine Zeynep’in karşısına farklı bir kişi olarak çıkacaktı.Yeni aldığı kıyafetleri giyecek kendisine çeki düzen verecek o gün için uşaklığı bırakıp elit kesimden biri gibi karşısına çıkacaktı.Kararlıydı.Bu hayaller hoşuna gidiyordu onun.Camdan dışarı baktı biraz;yıldızlara,kavak ağacına,çiçeklere…Hepsini tek tek izledi.Camı açtı,temiz havayı içine ,ciğerlerine alabildiğince çekti.Saat geç olmuştu artık Cemil için köşkteki bugününde sonuna gelinmişti ve günü noktalamak için derin bir uykuya daldı.
    Günler hızla geçiyor Cemil için değişen pek bir şey olmuyordu.O her zamanki gibi işleriyle ilgileniyor,işleri bittiğinde odasında ya da bahçedeki kavak ağacının altında hayaller kuruyor ve de Zeynep’i düşünüyordu.Bu arada haftada bir Zeynep ile bir araya geliyorlar piyano çalmaya devam ediyorlardı.Cemilde değişen pek bir şey olmamasına rağmen Zeynep öyle değildi.Açıklayamadığı sorular her geçen gün artıyor ,daha da karmaşıklaşıyor,çözemiyordu.Son piyano dersinde Cemil gözüne çok farklı gelmişti.Onu daha önce hiç bu kadar incelememişti.Giyimi ve kuşamı yerindeydi,her zamanki gibi seviyeli ve nazikti.Peki Cemil’e bu sıfatları yüklerken Zeynep onu nasıl görüyordu?İşte bunu açıklayamıyordu.Daha önceden güzel giyinen , efendi,saygılı tipler görmüştü ama kafasında hiç bu kadar yer etmemişlerdi ,kafasını hiç bu kadar meşgul etmemişlerdi.Peki şimdi neden böyle oluyor?Zeynep bu soruları yanıtlayamıyor belki de yanıtlamak istemiyordu.Kafasında oluşan küçük bir ihtimali değerlendirmek istemiyor muydu acaba?Yoksa yanlış yaptığını mı düşünüyordu?Şu bir gerçekti ki Zeynep Cemil’e ilgi duyuyordu.Şimdilik sevmiyordu belki ama Cemil ona farklı geliyordu.Onunla beraber bir şeyler yapmak hoşuna gidiyor, keyiflendiriyordu.Ama Zeynep Cemil’in kendine karşı ne hissettiğini bilmiyor açıkça ona söylemeye çekiniyordu.Cemil içinde durum pek farklı sayılmazdı.Doğrusu göz göze geldiklerinde ikisinin de bakışları değişiyordu.Bunu her ikisi de iyi biliyordu.Son piyano dersinde Cemil de Zeynepteki bu farklılığın farkına varabiliyordu.Uzun düşüncelere dalıyor,Cemil bir şey söylediğinde duymuyordu.Cemil’i bu küçük olasılık bile çok mutlu ediyordu.Kendisine ilgi duyabileceği fikri onun çok hoşuna gidiyordu.Zeyneple konuşmanın zamanı gelmişti artık.Bunu göze alması onun için kolay olmamıştı ama artık acı çekmek istemiyordu. “Gerekirse bu evden giderim” diye düşünüyor her ne pahasına olursa olsun ona açıklamak istiyordu.Ertesi sabah ilk iş Zeyneple konuşmak olacaktı.O gece hiç uyumadı sürekli Zeynep’i,yarınki konuşmayı düşünüyordu.Sigaralarını uç uca ekliyor her nefesinde daha da efkarlanıyordu.Sabah olduğunda oturduğu sandalyeden kalktı ,gözleri biraz kanlanmıştı.Şükrü Bey ve karısının evden ayrıldığını görünce Zeynep’i beklemeye başladı.Zeynep birkaç saat sonra odadan çıktı onun da pek keyfi yoktu. Cemil Zeynep’in yanına gitti konuşmak istediğini söyledi.Zeynep şaşırmıştı biraz da heyecanlanmıştı. “Yoksa anlatacak mı, söyleyecek mi?” diye düşündü.Zeynep daha Cemil ile ilgili kafasında tam oturtamadığı düşünceleri varken ona ne söyleyecekti?Cemil lafı hiç uzatmadı olanı hemen döktü ortaya hislerinin ne olduğunu ne zamandır Zeynep ile ilgilendiğini anlattı.Konuşurken Zeynep’e bakıyordu hep ama Zeynep kafasını kaldırıp bakamadı Cemil’e.Gerçekten seviyor muydu? Öyle olsa bile ailesi ne diyecekti.Bunları düşünürken Cemil’e hiçbirşey söyleyemedi.En sonunda kafasını kaldırdı ve baktı gözleri dolmuştu ama dudaklarından tek bir kelime dahi çıkmıyordu.Konuşamıyordu adeta.Cemil zor durumun farkına vardı ve hiçbirşey söylemeden kalktı,gitti.
    İkisi de odalarına gitmişlerdi.Cemil söylemişti artık rahatlamıştı ama şimdi ne olacağını kestiremiyordu.Ara sıra Şükrü Bey geliyordu aklına.Ona yanlış mı yapmıştı acaba? Sonra bunun yanlış olmadığını ,ona yanlış yapmadığı kanaatini getirdi.Akşama doğru Şükrü Bey ve karısı eve döndüler.Zeynep odasından çıkmıyor ,yemeğe bile inmiyordu.O Cemil’i düşünüyordu.Bütün gün kafasını bu soru kurcalamıştı artık bir karar vermesi gerektiğinin farkındaydı.Ona olan hislerinin ne olduğunu aslında biliyordu ama kendisine bunu söyleyemiyordu.Artık cesur adımlar atmanın zamanı gelmişti evet o da Cemil’i seviyordu hem de çok seviyordu.Artık kendine bunu söyleyebiliyordu.Biran keşke ben de bugün ona sevdiğimi söyleseydim diye düşündü ama geçmişti artık yine de o söylemekte kararlıydı, yarın onunla konuşacaktı.Şükrü Bey ve karısı odalarına çekilmişlerdi.Cemil ise mutfağı topluyordu çok dalgın bir hali vardı.Oda işlerini bitirdikten sonra odasına çıktı.Hiçbirşey düşünmek istemiyordu,hemen yatağına girdi.Uyumak üzereydi ki;mutfaktan sesler duydu.Kalktı ve hemen mutfağa gitti kapıda Zeynep’i görünce ne yapacağını şaşırdı.Arkasını döndü ve odasına yürürken kolundan çekti Zeynep.Sabahki olay hakkında söyleyecekleri olduğunu söyledi.Cemil dikkatle Zeynep’i dinliyordu.Duydukları karşısında şaşırmakla beraber yüzü de gülüyordu.Zeynep onu sevdiğini söylüyordu.Cemil için bu beklenmedik bir hareketti gecenin bu saatinde.Biraz daha konuştular her ikisi de düşüncelerini çekinmeden söylüyordu artık,ikisinin de yüzü gülüyordu.İkisi de mutluydu.Cemil’de biraz farklıydı bu mutluluk; o bu hayata yeni girmişti ve hayalleri vardı.Şimdi hayalleri birer birer gerçek olması onda farklı bir mutluluğa sebebiyet vermişti.Ama bu ilişkinin bir süre gizli kalması gerektiğine ikisi de kanaat getirdi.Daha sonra her ikisi de odalarına çıktılar.
    İkisi için de zor bir gündü.Hemen uyumak için yatağa girdiler.Cemil rüyasında Zeynep’i görüyordu.Birden çığlık sesleriyle uyandı.Gözlerini açtığında göz gözü görmüyordu,her yer dumanla kaplanmıştı.Zeynep’in çığlık seslerini duyuyordu hemen fırladı yatağından ve kapıyı açtı.Gördükleri karşısında şok olmuştu.Köşk adeta alev topuna dönmüştü.Her yerden ateşler çıkıyor yoğun duman karşısında nefes alamıyordu.Zeynep gece mutfağa girdiğinde kendine kahve koymuştu.Canı sıkılmıştı olanlara.Çok dalgın olduğundan ötürü ocağı açık unutması onların bu manzarayla karşılaşmasına yol açtı.Ateşler henüz üst kata Cemil’in odasına ulaşmamıştı ama aşağı katlar yanıyordu.Şükrü Beylerin odasına girmenin imkanı yoktu.Asıl o Zeynep’i düşünüyordu.Şükrü Beylerden hiç ses çıkmıyor,Zeynep ise çığlık atarak yardım istiyordu.Cemil ne yapacağını şaşırdı.Alt kata inmek için yürüdü.Yoğun bir duman vardı.Oralardan bir bez parçasını burnuna tutarak aşağı kata indi ama bundan sonrası tam bir felaketti artık adım attığı yer ateşti ve bir adım öteye gidemiyordu.Zeynep’in odası karşıdaydı ,bir ara Zeynep’in sesi kesildi.Cemil Zeynep’e bağırıyor cevap vermesini istiyordu.Bir süre ses gelmedi ve daha sonra kısık bir ses işitti. “Kurtarın…”. Bu ses Cemil’in bütün düşüncelerini alt üst etmişti.Ateşi düşünmeyi bırakıp Zeynep’e odaklandı.Artık bir şeyler yapması gerekiyordu.İkisinin de dayanacak pek gücü kalmamıştı.Cemil ani bir hareketle ateşlerin içerisinden odaya daldı.Acı çekiyordu.Zeynep baygın halde yatıyordu.Camı açtı ama faydasız,duman çoktu odada.Artık Cemil de bayılma noktasına gelmişti.Zeynep’i kucakladı ama adım atacak gücü kalmamıştı.Nefes alamıyor ayakta dahi zor duruyordu.Aşağı kadar bu halde inip kurtulmanın imkanı yoktu.Peki Cemil ne yapacaktı? Bu şartlar altında sağlıklı bir karar vermesi beklenemezdi.Tek yaptığı şey bütün gücünü toplayıp o odadan çıkmak oldu.Zeynep’in yaşadığını bilmiyordu.Üst katlara ateş henüz çıkmadığından Zeynep’i alıp odasına çıkardı.Kapıyı örttü,camı açtı.Ateş bu odada yoktu belki ama sıcaklığını hissettiriyordu.Her taraf dumandı.Burada daha ne kadar dayanabilirlerdi ki? Konu komşu da ayaklanmıştı.İtfaiyeyi aramışlardı.Geç de olsa itfaiye aracı gelmişti.Cemil camdan bağırıyor yardım istiyordu.Gerçekten zor durumdaydı.Bu kadar ayakta kalabilmesine kendi de şaşıyordu.Çok geçmeden itfaiye aracının merdiveniyle içerdekiler teker teker çıkarıldı.Köşk söndürülmeye çalışıldı.Cemil hala şoktaydı.Zeynep’in durumunu merak ediyordu.Görevlilere soru soruyor.Köşktekilerin durumlarını öğrenmek istiyordu.Kötü haber ulaştı hemen Cemil’e bile.Şükrü Bey ve karısı yangında can vermişti.Cemil Zeynep’i sormakta çekindi biran.Ya o da öldüyse? Bunu düşünmek bile istemiyordu ama o sormadan görevli söyledi bile “Diğer kız yaşıyor..” Cemil için bu inanılmaz bir haberdi. Şimdi sevinmeli miydi yoksa üzülmeli miydi? Şükrü Bey’i çok severdi ama o kurtulamamıştı. Cemil çaresizce bekliyordu. O gece hastanede geçti. Zeynep’in durumu iyiydi. Biraz duman yutmuştu ve gerekli tedavinin ardından kendine gelmişti. Gözünü açtığında karşısında Cemil’i gördü, gülümsedi. Hemen anne ve babasını sordu. Cemil dondu kaldı. Gözlerini kaçırıyordu ona ne söyleyecekti? Zeynep anlamıştı bile. Cemil’i iyi tanıyordu o ne zaman gözlerini kaçırsa zor bir durum olduğunu bilirdi.Zeynep’in gözünden bir damla yaş süzüldü.Sesi çıkmıyordu,konuşamıyordu,tek kelime dahi çıkmıyordu ağzından.Donmuştu,şoktaydı besbelli.Ama gözündeki yaşlar dinmedi. Art arda döküldü birer birer. Cemil yine şaşırmıştı ne yapacağını bilemiyordu.Bu tür durumlardan hiç hoşlanmazdı ama elinden bir şey gelmiyordu.Zeynep tedavinin ardından artık hastaneden çıkıyordu. Cemil Zeynep’in yanında onun koluna girmiş bu buhranlı zamanında onun yanında oluyordu. Zeynep ve Cemil hastane kapısında çıktılar nereye gideceklerini bilmiyorlardı.Ama bildikleri tek bir şey vardı o da ikisi beraber yeni bir hayata başlayacaklardı.Cemil Zeynep’i bırakmak istemiyordu.Zeynep de Cemil’i seviyordu.Kötü geçen gecenin acıları ne zaman silinir bilinmez ama iki genç yan yana yürüyordu artık yolda…
    Günler ayları aylarda yılları izliyordu.Aradan geçen zaman köşkteki yangının izlerini kapatmıştı. Ama kapatamadığı başka izler vardı o da Zeynep için anne ve babasının yokluğu.İki sene geçmişti olayın üzerinden, köşk boyanmış ,tamir edilmiş yangının izleri giderilmiş,tekrar eski haline getirilmişti.Cemil ve Zeynep burada yaşıyorlardı.Zeynep bu evden gitmek istememişti çünkü.Geçen zaman içerisinde Cemil ve Zeynep birbirine her konuda yardımcı olmuşlar,hayatlarını beraber mutlu bir şekilde sürdürüyorlardı.Şükrü Beyden kalan mirası ve yürüttüğü işlerle de Cemil ilgileniyordu.Uşak olarak girdiği bu evde artık ev sahibiydi beklide.Büyük bir miras kalmış,büyük işler paralarla da Cemil meşguldü.Zeynep babasının Cemil’i ne kadar sevdiğini bilirdi.Böyle olmasını o da isterdi.Cemil açısından ise her şey çok farklıydı.Bugüne kadar çok ezilmişti, insan yerine konmadığı bile olmuştu.Daha önce çalıştığı işlerde de hep itilip kakılmıştı.Bu nedenledir ki hiçbir işte uzun süre çalışamamıştı.Burdaki işi de böyleydi.Ağır hakaretler altında yapıyordu işini.Burada durmak için tek nedeni vardı o da hayalleri.Bu hayallerin başında da Zeynep ve lüks yaşama isteği geliyordu.Başta Zeynep’i kazanmıştı,ilk hayali gerçekleşmişti.Şimdi ise parası,arabası ,iş yerleri vardı.İkinci hayali de gerçekleşmişti.Artık özendiği o kişilerden farkı kalmamıştı.Onlar gibi yaşıyor , onlar gibi davranıyordu.Bu davranışları aslında onun kişiliğiyle bağdaşmıyordu ama o lüks yaşamayı kötü kişilik edinmekle karıştırmıştı.Artık onunda Murattan Şükrü Bey’in ukala karısından farkı kalmamıştı.O da yeri geldiğinde insanları eziyor, kötü davranıyordu.Sosyete yaşam tarzını züppelikle karıştırmıştı besbelli.Oysa Şükrü Bey de zengindi,parası vardı ama o öyle değildi.Cemil bu ayrımı kavrayamamıştı.Belki de bu zamana kadar yaşadığı olayların etkisi vardı bunda.Kişiliği neredeyse bütünüyle değişiyordu.Değişmeyen tek şey ise Zeynepti onun için.Ona yine her zamanki gibi iyi davranıyor, davranışlarında bir değişiklik olmuyordu.onu hala seviyordu.Zeynep ise tüm bu olayların farkındaydı.Cemildeki değişiklikleri o da fark ediyordu ama kendisine hala aynı şekilde davrandığını da görebiliyordu.Yine de o eski Cemil’i istiyordu.Sadece kendisine değil,herkese her şeye yine eskisi gibi davranmasını istiyordu.Ama Cemil bütün bunlardan uzaktı.Değiştiğini kendisinin de bilmesine rağmen aklını kurcalayan sorulara kendini sorgulayan sorulara hep kaçamak yanıt veriyor kendini rahatlatmaya çalışıyordu.Ama ne kadar rahatlatabilirdi ki…O yıllarca ailesini aramadı bile.Bu soruya yanıt veremiyordu.Neden arayıp sormadığını kendisine açıklayamıyordu. Ogün işten çıkıp köşke geldiğinde Zeynep onu bekliyordu. Konuşmaları gerektiğini söyledi.Uzun uzun konuştular.Zeynep her şeyi,aklını kurcalayan tüm soruları, ondaki değişmeleri anlattı.Nedenini sordu.Cemil inkar ediyor sadece yaşantısının gereğini yaptığını söylüyordu.Zeynep inanmamıştı çünkü Cemil yine gözlerini kaçırıyordu.Zeynep çok üzülüyordu bu duruma ama Cemil için aynı şey söylenemezdi. O bu yaşantısından memnundu yeni kişiler tanımıştı,bu insanların kötü kişiler olabileceğini bilmiyor Cemil’i nasıl değiştireceklerini kestiremiyordu.
    Her gün birbirini izlerken Cemil artık işlerle ilgilenmiyor, kötü arkadaşlarıyla her gün içiyor ve kumar oynuyordu.Artık tamamen kendini kaybetmişti,arkadaşlarının esiri olmuştu.Başta kumarda ufak miktarlarda para kazanıyor her defasında biraz daha büyük oynuyordu.Bir gün her şeyi kaybedebilme olasılığını hesaba katmıyordu.Ara sıra ailesiyle ilgili çevreden haberler de alıyordu.Ailesi maddi açıdan kötü durumdaydı.Babası çok rahatsızdı.Alkol bağımlılığı onu siroz etmişti.Paraya ihtiyaçları vardı.Ailesi böyle kötü durumda iken Cemil onlara yardım etmek yerine bu hakkını kumarda kullanıyordu.Ailesini unutmuştu.Artık Cemil tam anlamıyla benliğini yitirmiş kötü biri oluvermişti.Zeynep ise her geçen gün Cemilden uzaklaşıyor böyle bir insan haline nasıl geldiğine anlam veremiyordu.
    Cemil beklide son kez oturmuştu o kumar masasına. Alkollüydü , kazanma isteği ve inancı vardı.Lakin işler yolunda gitmiyordu.Kaybettikçe kaybediyor,kaybettiklerini geri kazanma hırsıyla daha büyük oynuyordu.Oyunun sonuna geldiğinde Cemil’in elinde lüks yaşama dair paltosundan başka bir şey kalmamıştı.Evet o bütün parasını,işyerlerini,köşkü her şeyi kaybetmişti.Bu belki de onun için sonun başlangıcı oldu.O gece köşke gitmedi,gidemedi.Gezindi durdu.Şimdi daha iyi anlıyordu her şeyi artık kendisini kandıramıyordu.Gerçekler gün gibi ortadaydı.O yanlış yolda ilerlediğini fark ediyor,bu kısa lüks yaşantısının bittiğini de görebiliyordu.Şükrü Bey’in yıllarca yaptığı birikim yok olmuştu.Buna sebep olan şeyi artık Cemil biliyordu.Bütün yaşantısı gözlerinin önünden geçti.Yaptığı hatalar açık ve netti ama bu neyi değiştirecekti? Belki olanları değiştiremezdi ama değişmeyen tek şey Zeynep ve Zeynep’e olan duyguları olduğunu biliyordu.Böyle düşünüyordu.Hemen kalktı ve köşke gitti.Zeynep olanları biliyordu.Cemil’in her şeyi kaybettiğini babasından kalan köşkü dahi kaybettiğini biliyordu.Yarın köşkü boşaltmaları gerektiği haberi hiç geciktirilmeden ulaştırılmıştı.Bunu bir türlü hazmedemedi ve iki satır not bırakıp ayrıldı o evden.Cemil bu notu gördüğünde yanıldığını fark etti.Zeynep’i de kaybetmişti o.En çok da bu ağır gelmişti ona. “Ben ne yaptım..” demekten başka bir söz diyemedi bunun için çok geçti artık yolun sonuna gelmişti.Şunu çok iyi anlamıştı ki, bu lüks hayatı,tanıdığı insanlar,pahalı kıyafetler ona daha çok acı vermişti.Her şeyi kaybetmişti o. Zeynep’i, ailesini her şeyi…
    Bu çok acı bir durumdu hangisine üzüleceğini,ne yapacağını bilmiyordu. Gerçekleri anlaması artık ona hayatında, yaşamında bir şey katmayacaktı bunu da biliyordu.Ailesi perişan vaziyetteyken o elinde olmasına rağmen yardım etmedi.Bütün bu düşünceler ,sorgulamalar Cemil’i çok etkiliyordu.Zeynep de gitmişti üstelik bir daha dönmemek üzere…Bir daha asla eskisi gibi olamayacaklarının bilincine vardığında artık o yalnızdı Zeynep gitmişti bile.
    Artık Cemil için yolun sonuna gelinmişti bile.Son kumarını oynayacaktı o.Tek suçlu kendi olmasının yanında arkadaşlarının da buna sebep olduğunu biliyordu.Cemil fazla seçeneğinin olmadığını her şeyi mahvettiğini biliyor bu düşünceler eşliğinde sandalyeye çıkıyordu.Artık bu hayattan geriye kalan tek şey sandalyenin çıkardığı ses olmuştu.Cemil kendisini Zeynep’in odasında asmıştı.Mutlu olmaya çalışırken bazı değerleri birbirine karıştıran Cemil oynadığı son kumarı da kaybetmişti…


    —SON—


      Forum Saati Salı Nis. 25, 2017 8:41 am