Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    DOST BİLDİĞİM DÜŞMAN

    Paylaş

    1001030046

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 02/12/10

    DOST BİLDİĞİM DÜŞMAN

    Mesaj  1001030046 Bir Perş. Ara. 23, 2010 10:45 pm





    DOST BİLDİĞİM DÜŞMAN



    Gece bir sis gibi çökmüştü günün üzerine. Rüzgar etrafındakilere haykırıyordu aşkın ölümünü. Ağaçlar da rüzgarın etkisiyle aşkın ardından ağlıyordu sanki. Ağaçların dökülen yaprakları gözyaşlarını andırıyordu. Rüzgar son defa ölen aşkın sahibi olan Elif’in öldüğünü haykırmıştı uğultusuyla. Evet Elif ölmüştü. Zavallı kız çektiği aşk acısı yüzünden kendini asmıştı. Elif bu dünyada kavuşamadığı yari Mustafa’nın ardından asmıştı kendini. Yazdığı mektupta neden intihar ettiği yazıyordu.
    ‘Canımdan çok sevdiğim annem:
    Bu dünyada sana söyleyeceğim son şeyler bunlar. Anne belki bana çok kızacaksın seni yapayalnız bıraktığım için. Ama inan bu acıya katlanmak kolay değil. Her an yarimi düşünmek kahrediyor beni. Bu dünyada kavuşamadık ama inşallah ahirette kavuşuruz. Onu her an görüyorum bana ne zaman geleceksin diye soruyor. Ben de onun gidiyorum anne. Senden son bir isteğim var. Beni Mustafa’nın yanına gömün. Hoşçakal canım annem. Hoşça kal yarimle beni kavuşturmayan acımasız hayat.’
    Elif’in ölümü beni de çok etkilemişti. Çünkü onunla çocukluktan beri arkadaştık. Hatta arkadaş değilde ayrılmaz iki dost, iki kardeş gibiydik. O benim bu hayattaki tek dostum tek sırdaşımdı. Elif’in ailesi Elif yedi yaşındayken taşınmıştı bizim mahalleye. Elif ile onların taşındıkları gün tanışmıştım. Onunla tanıştığımda onun çok sıcakkanlı biri olduğunu anlamıştım Elif tanıştığımız gün beni evlerine götürmüş annesine tanıtmıştı:
    -Anneciğim bu mahalleye taşınacağımızı söylediğinde çok kızmıştım. Çünkü arkadaşlarımdan ayrılmak zorunda kalacaktım. Ama burası da güzel bir yermiş. Bak sana kimi getirdim. Bu ilk arkadaşım Yasemin.
    - Hoş geldin Yasemin. Benim adım da Fatma
    -Tanıştığıma memnun oldum Fatma Teyze.
    -Bende Yaseminciğim bende memnun oldum. Elif ile iyi iki arkadaş olursunuz inşallah. O buraya taşınacağımızı duyunca arkadaşlarından ayrılacağı için çok üzülmüştü. Bana da çok kızmıştı ama mecburen buraya taşındık.
    - Elif ile iyi arkadaş olacağız herhalde o çok sıcakkanlı biri. Fatma Teyze yanlış anlamazsanız bir şey soracağım.
    - Tabi sor kızım.
    - Siz neden buraya taşındınız?
    - Yasemin ben öğretmenim ve tayinim de bu okula çıktı .
    - Belki de bizim öğretmenimiz olursunuz bende bu sene okula başlayacağım .
    - Sen bizim Elif ile yaşıtsın o zaman. Belki de ben sınıf öğretmeniniz olurum.
    - İnşallah Fatma Teyze. Bu sene okulu sabırsızlıkla bekliyorum. Fatma teyze eşiniz nerede? Onunla da tanışmak isterim.
    - Yaseminciğim benim eşim Elif bir yaşındayken şehit oldu.
    - Başınız sağ olsun Fatma Teyze. Elif de aynı benim gibi babasız büyüdü yani.
    - Yasemin senin demi baban öldü?
    - Evet Fatma Teyze ben iki yaşındayken ölmüş.
    - Peki ölüm sebebi neydi kızım?
    - Babam zamanında çok sigara içmiş. Tabi bu sigara da zamanla kansere yol açmış. Babam akciğer kanserinden ölmüş Fatma Teyze.
    - Seninde başın sağ olsun kızım.
    - Sağ olun Fatma Teyze.
    - Kızım müsait olursa yarın anneni çay içmeye beklerim. Söylersin annene.
    - Tamam söylerim Fatma teyze . Şimdi izin verirsen Elif’i diğer arkadaşlarımla tanıştırmak istiyorum. Onunla dışarı çıkabilir miyiz?
    - Tamam kızım gidebilirsiniz.
    -İyi günler Fatma Teyze.
    Evlerinden ayrıldıkta sonra Elif’i tüm arkadaşlarımla tanıştırdım. Arkadaşlarımın hiçbiri onu yadırgamadı. Sonra Elif ile birlikte bizim eve gittik. Anneme Elif’i tanıttım.
    -Anneciğim bak bu yeni arkadaşım Elif. Bugün mahallemize taşındılar.
    -Memnun oldum Elif kızım bende Ayşe.
    Ben de memnun oldum Ayşe Teyzeciğim. Müsait olursanız yarın annem sizi çay içmeye bekliyor.
    -Tamam kızım gelirim.
    -Ayşe Teyze ben artık gideyim geç oldu. Annem merak eder.
    -Tamam kızım annene selam söyle.
    -Söylerim Ayşe Teyze iyi akşamlar. Sana da iyi akşamlar Yasemin.
    Elif bizden ayrıldıktan sonra onunla iyi arkadaş olacağımı düşünüyordum. Onun bu sıcakkanlılığı yıllar sürecek bir dostluğun habercisi gibiydi.
    Ertesi gün annem Fatma Teyzelere çay içmeye gitmişti. Annem ile Fatma Teyze de birbirlerini çok sevmişlerdi. Bu ilerleyen günlerde belli oluyordu. Neredeyse her gün bir araya geliyorlardı. Bir gün annem Fatma Teyzeyi yemeğe, ertesi gün Fatma Teyze annemi çaya davet ediyordu. Günler böyle geçiyordu.
    Nihayet okulları açılma zamanı gelmişti. Annem ile Fatma Teyze bizi okul kıyafeti almaya götürmüşlerdi. İkimizde okul kıyafetlerini giydik ve aldık. Elif okul üniformasının içinde tıpkı dağda yeni açan bir kardelen çiçeğine benziyordu. Elif normalde çok güzel birisiydi. Ama okul üniforması ona daha bir güzel olmuştu. Üniformanın dışında diğer okul eşyalarını almak için mağazaları gezdik. Nihayet bu yorucu alışveriş bitmişti. Eve geldiğimizde Fatma Teyze:
    - Kızlar size bir sürprizim var. Sınıfınız aynı ve sınıf öğretmenizde benim.
    Fatma Teyze bu güzel haberi verince Elif ile benim tüm yorgunluğumuz gitmişti. Bir sonraki hafta Pazartesi günü okul açılmıştı. Okulda yeni arkadaşlarımızla tanışmıştık. Elif ile ben aynı sıraya oturmuştuk Öğretmen Fatma teyze olunca Elif anne ben ise Fatma teyze diyebiliyordum.Tabi böyle olunca Fatma teyze ikimizi de uyarıyordu.Fatma teyze bize okulda öğretmenim dışarıda ise anne veya teyze diye hitap etmemizi istiyordu. Fatma teyze hem öğretmen olarak hem de insan olarak çok iyi birisi idi. Bizim sınıftaki herkes onu çok seviyordu. Çünkü o öğrencilerine çok iyi davranıyordu. Fatma teyze bizi tam sekiz sene okutmuştu. Fatma teyze benim ikinci annem gibiydi. Annem ile Fatma teyze her iyi karneden sonra bize güzel hediyeler alıyorlardı. İlkokul artık bitmişti. Lise için şehrin merkezindeki bir okula kayıt yaptırmıştık. Artık okula gitmek için servise binecek idik her gün. Lisede de elif ile aynı sınıfa düştük. Elif lise de Mustafa ile tanıştı Mustafa uzun boylu esmer biri idi. Okulda ki birkaç yakışıklı erkekten biriydi. Mustafa ile elif bir müddet sonra iyice samimi olmuşlardı. İkisinin de birbirlerinden hoşlandıkları apaçık belli idi. Ama bunu birbirleine söylemeye bir türlü cesaret edemiyorlardı. Mustafa bir gün gelip bana:
    - Yasemin senden bir şey rica etsem yapar mısın?
    - Söyle bakalım Mustafa yapmamı istediğin şeyi
    - Yasemin ben; Yasemin ben …
    - Elif!ten hoşlanıyorsun değil mi?
    - Nereden bildin.
    - Mustafa bu Elif’e bakışından apaçık belli
    - Yasemin bunu Elif’e söyler misin?
    - Tamam söylerim.
    Mustafa’nın bu söylediklerini Elif’e söylediğim de Elif sevinçten çığlık attı ve bana sarıldı.Elif de Mustafa’dan çok hoşlanıyordu.Ama oda bir türlü cesaret edip de ona söyleyemiyordu. Elif bana :
    - Yasemin ben de Mustafa’dan çok hoşlanıyordum; ama bunu ona bir türlü söyleyemiyordum.
    - Hadi o zaman kalk da Mustafa’nın sınıfına gidelim.
    - Yasemin, gidelim gitmesine de ben utanırım.
    -Ya niye utanacaksın ki hadi hadi gidelim.
    Elif’i kolundan tutup Mustafa’nın sınıfına götürdüm. Bunlar birbirini gördüklerinde çok utanıyorlardı. Mustafa bize:
    -Okul çıkışında bir işiniz yoksa bir kaffede oturup bir şeyler içelim dedi. Biz de birbirimize sorduktan sonra:
    - Tamam olur dedik.
    Çıkışta kaffeye gittik. Mustafa yanında bir arkadaşıyla gelmişti. Elif Mustafa’ya:
    -Mustafa arkadaş kim? Diye sordu.
    -Kenan benim sınıf arkadaşıdır. Biz kardeş gibiyiz onunla tam on yıldır aynı okullarda aynı sınıflardayız. Benim bu hayatta ki tek dostum. Birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz.
    Kenan esmer,siyah gözlü,uzun boylu,birisiydi. Ben de Kenan’dan hoşlanmıştım. Onu daha yakından tanımak için sorular soruyordum. Ama Kenan bu sorulara birkaç kez ters cevap verince soru sormayı bıraktım. Elif ile Mustafa birbirlerine bakarken bizi unutmuşlardı. Bir müddet bu böyle devam etti. Benim canım sıkılmıştı. Elif’e :
    -Elif hadi gidelim dedim.
    -Yasemin biraz daha kalalım sonra gideriz.
    -Sen kalacaksan kal benim ödevlerim var dedim. Elif Mustafa ile vedalaşarak arkamdan gelmişti. Beraber bizim eve gittik. Evde bizim odaya girdik. Elif’e :
    -Neden hemen kalktın ?
    -Ya siz birbirinize bakmaktan hiç bizimle sohbet etmediniz ki benim de canım sıkıldı kalktım.
    Elif bir sonraki gün yine Mustafa ile buluşacaktı. Benden kendisi ile birlikte gitmemi istedi. Ben önce hayır dedim. Ama Elif’i öyle üzgün görünce mecburen tamam dedim. Elif tamam dediğimi duyunca çok sevindi. Elif bir daha böyle bir şey olmayacağını söyledi. Ertesi gün biz yine aynı kaffeye gittik. Yine Mustafa ile Kenan birlikte gelmişti. Mustafa ile Elif o gün bizimle sohbet ediyorlardı.
    Biz artık her gün böyle buluşuyorduk. Mustafa ile Elif artık böyle sevgili gibi değil de daha ciddi düşünüyorlardı. Onlar artık evlenmeyi düşünüyorlardı. Artık lise hayatımızda bitiyordu. Sene sonunda üniversite sınavı vardı. Dördümüzde sınava iyi çalışıp hayallerimize ulaşmak istiyorduk. Mustafa ile Elif aynı üniversiteye gitmek istiyorlardı. Sınavdan sonra tercihleri yaptık. Mustafa ile elif aynı okulları hatta aynı bölümleri tercih etmişlerdi. Tercih sonuçları açıklandığında Mustafa ile Elif aynı okulu kazanmışlardı. İkisi de çok mutluydu. Elif küçüklükten beri annesi gibi sınıf öğretmeni olmak istiyordu. Mustafa ise avukat olmayı istiyordu ama Elif öğretmenliği seçince ondan ayrılmamak için ona mecburen öğretmen olmayı kabul etti . ben ile Kenan ise farklı şehirlerde okullar kazanmıştık. Kenan avukatlığı kazanmıştı. Ben ise okul öncesi öğretmeliğini kazanmıştım. Bu mesleği çocukları çok sevdiğim için tercih etmiştim. Okulu kazandığıma sevinmiştim ama Kenan’ı bir daha göremeyeceğim içinde bir yandan üzülüyordum. Galiba ben de Kenan’a aşık olmuştum. Gitmeden önce bunu Kenan’a söylemeliydim ama buna bir türlü cesaret edemiyordum. Bunu söylemesi için Elif’in yanına gittim ve ona:
    -Elif senden bir şey rica etsem yapar mısın?
    -Söyle bakalım derdini diyerek gülümsedi.
    -Ben Kenan’dan çok hoşlanıyorum ama bunu ona söylemeye bir türlü cesaret edemiyorum. Elif bana gülümseyerek şöyle dedi:
    -Tamam söylerim de bu zaten ona bakışından, davranışlarından belli oluyor. Hem zaten bir ay sonra farklı şehirlere gideceksiniz dedi. Ben ona söylemesini rica ettim. Çünkü onun cevabını merak ediyordum. Elif de beni kırmadı ve gitti bunu Kenan’a söyledi. Ama Kenan bu sevgiye bir karşılık veremeyeceğini söylemişti. Hatta Kenan Elif’e :
    -Elif ben Yasemini sevmiyorum. Ben seni seviyorum.
    -Kenan böyle bir şeyi nasıl düşünebilirsin. Ben senin en yakın arkadaşını sevgilisi hatta sözlüsüyüm. Lütfen böyle bir şeyi ne sen demiş ol ne de ben duymuş olayım.
    -Ama Elif ben seni çok ama çok seviyorum.
    - Kenan bak sana lütfen dedim. Ben sadece Mustafa’yı seviyorum ve sadece onu seveceğim . Ben sana sadece Yasemin’in sana karşı hissettiklerini söylemeye geldim diyerek terslemiş. Tabi bu olup bitenleri elif bana hemen anlatmamıştı. O bunları bana intihar etmeden anlatmıştı. Elif Kenan ile konuştuktan sonra Kenan’ın benim sevgime karşılık veremeyeceğini üzgün bir şekilde söyledi. Tabi bunları duyunca çok üzüldüm ama en azından içimdeki aşk kök salmadan kurumuştu.
    Okula gitmeden önce Mustafa annesi ve babasını ikna edip Elif’i istemişti. Fatma teyze kızı Elif’i bir şartla vereceğini söyledi. Şartı okul bitmeden evliliğin olmayacağıydı. Fatma Teyze kızının istikbalini düşünerek böyle bir şeyi şart koşmuştu. Tabi bunun Mustafa’nın ailesi kabul etmedi fakat oğullarının ısrarına dayanamayıp mecburen kabul etmişlerdi. O günden sonra Mustafa ile Elif nişanlanmıştı. Tabi onları ilk kutlayan ben oldum. İkisi de çok mutluydu. Çünkü artık evlenmek için önlerinde okul dışında bir engel kalmamıştı. İkisi de biran önce okulu bitirip mutlu bir yuva kurmak istiyorlardı. Nişandan on gün sonra hepimiz üniversite için farklı şehirlere gitmiştik. Mustafa ile Elif yine birbirlerinden ayrılmamışlardı. Farklı yurtlarda kalıyorlardı ama tüm gün birliktelerdi. Çünkü aynı sınıftaydılar. Elif çok mutluydu ama Kenan onun bir türlü peşini bırakmıyordu. Sürekli telefonla arayıp Elif’i rahatsız ediyordu. Elif ona Mustafa ile nişanlandığını söylemişti ama Kenan bunları dikkate almayıp bir gün Elif’i arayarak :
    - Elif seni çok ama çok seviyorum. Bir gün mutlaka benim olacaksın diyordu. Elif bunları Mustafa’ya anlatmak istemiyordu. Çünkü Mustafa ile Kenan kardeş gibiydiler. Elif onların arasını bozmak istemiyordu. Ama Elif’in bu meseleyi biran önce halletmesi gerekiyordu. Çünkü bu konu Elif’in mutlu günlerindeki tek tatsızlıktı. Bu konuyu Mustafa duymadan düzeltmesi gerekiyordu.Kenan’a telefonda böyle bir şeyin olamayacağını ona boş yere umutlanmamasını söyledi. Ama Kenan onun bu söylediklerini kulak ardı ediyordu. Anlaşılan onun peşini bırakmayacaktı.
    Yarıyıl tatilinde Mustafa ile Elif evlerine döndüler. Kenan da kasabaya gelmişti. Mustafa Kenan’ı görünce koşarak ona sarıldı. Anlaşılan birbirlerini çok özlemişlerdi. Elif, Kenan’ı görünce tüyleri diken tiken olmuştu. Kenan, Mustafa’ya sarılırken gözleri hep Elif’in üzerindeydi. Anlaşılan Kenan’ın hiçbir şeyden korkusu yoktu. Mustafa her şeyden habersiz can dostuyla hasret gideriyordu. Yarıyıl tatili boyunca Mustafa ile Kenan birlikte vakit geçiriyorlardı. Mustafa bir gün can dostu Kenan ve nişanlısı Elif ile birlikte kasabanın biraz ilerisindeki ormanda mangal yapmak istiyordu. O gün Kenan ile Elif’e bir sürprizinin olduğunu söyledi. Onları kasabanın biraz ilerisindeki ormana götürdü. Tabi Elif, Kenan’ın da geleceğini bilmiyordu. Bilseydi gelmezdi. Elif birden Kenan’ı görünce tekrar eve dönmek istedi fakat Mustafa’yı kırmak istemiyordu. Ormana gittiler. Mangalı yaktılar. Mustafa malzemeleri açtığında sebzeleri evde unuttuğunu fark etti. Kenan ile Elif’e:
    -Siz burada bekleyin. Ben sebzeleri evde unutmuşum. Arabayla gidip onları alayım, dedi. Elif Kenan ile yalnız kalmaktan korkuyordu. Mustafa’ya:
    -Bende seninle geleyim,dedi. Mustafa ona Kenan ile kalıp etleri hazırlamasını söyledi. Mustafa arabayla kasabaya gitti. Kenan ile Elif yalnız kalmışlardı. Kenan Elife:
    -Elif seni çok seviyorum. Sana bir gün benim olacaksın demiştim. İşte o gün bugün diyerek Elife saldırdı. Elifi yakaladı. Ona sahip olmak istiyordu. Elif Kenan’a yalvarıyordu ama Kenan’ın umurunda değildi. Elifi çok seviyordu bu yüzden gözü dönmüştü. Elif çırpınırken eline Mustafa’nın mangal için topladığı kalın odunlardan biri gelmişti. Odunla Kenan’ın kafasına vurdu. Kenan Elif’in üzerinden yere düştü. Elif hemen ayağa kalktı. Yola doğru koştu. Mustafa’nın yolda olduğunu görünce rahatladı. Kenan kafasını tutarak ayağa kalktı. Tekrar Elif’e saldırmak istedi fakat Mustafa’nın yolda olduğunu görünce vazgeçti. Elif’e bağırarak:
    -Bir gün mutlaka benim olacaksın dedi. Kenan kasabaya doğru kaçmaya başladı. Elif çok korkmuştu. Ama bunları Mustafa’ya söyleyemezdi. Çünkü Mustafa’nın başını belaya sokmak istemiyordu. Mustafa ormana gelince Kenan’ın nereye gittiğini sordu. Elif Kenan’ın babasının arayıp çağırdığını söyledi. Mustafa mangalı Elif ile yapıp yedi. Elif’in bir lokma bile yemediğini gören Mustafa ona:
    -Neden yemek yemiyorsun? diye sordu. Elif midesinin ağrıdığını bu yüzden de yemek yiyemediğini söyledi.
    Mustafa Elif’e:
    -Hadi o zaman doktora gidelim dedi. Elif doktorluk bir durumun olmadığını bu ağrının biraz sonra geçeceğini söyledi. Elif Mustafa’ya eve gitmek istediğini söyledi. Mustafa eşyaları toparlayıp arabaya yerleştirdi. Elif’i evine bıraktı. Elif eve gidip hemen odasına çekildi. Kızının hemen odasına çekildiğini gören Fatma Teyze ona:
    -Kızım hayrola neyin var? Diye sordu. Elif annesine midesinin biraz ağrıdığını söyledi. Annesi onu doktora götürmek istedi ama Elif buna gerek olmadığını biraz dinlendikten sonra bu ağrının geçebileceğini söyledi. Annesi ona:
    -Tamam sen biraz dinlen mide ağrın geçmezse doktora gideriz dedi ve odadan çıktı. Elif odada yalnız kalınca ormanda yaşadığı korku dolu anlar aklına geldi. Tüyleri diken diken oldu. Kenan’ın elinden zor kurtulmuştu. Elif bütün gece bu olayı hatırlayıp uyuyamadı.
    Ertesi hafta Mustafa ile Elif üniversiteye gitmek için kasabadan ayrıldılar. Kenan da üniversiteye gitmek için kasabadan ayrıldı. Mustafa ile Elif üniversitenin bulunduğu şehre gittiler. Okul ertesi gün başlayacaktı. Yine o monoton günler geliyordu. Elif yine Kenan’ın kendisini telefonla rahatsız etmesinden korkuyordu. Elif telefon numarasını değiştirmişti. Birkaç gün Kenan’ın kendisini rahatsız etmediğini görünce biraz olsun rahatlamıştı. Ama o gün ki saldırıdan dolayı hala korkuyordu. Her gece aynı rüyayı görüp çığlıkla uyanıyordu. Kenan bir ay Elif’e ulaşamadı. Elif, Kenan’ın bu kadar uzun bir süre kendisini rahatsız etmediğini görünce iyice rahatlamıştı. Artık öyle kötü kabuslar da görmüyordu. Ta ki Kenan Elif’in telefonun numarasını alana kadar. Kenan elife ulaşamayınca onun telefon numarasını değiştirdiğini anlamıştı. Kenan, Mustafa’ya Elif’in telefon numarasını değiştirip değiştirmediğini sordu. Her şeyden habersiz olan Mustafa evet deyince Kenan, beni bahane ederek Elif’in yeni numarasını istemişti Mustafa’dan. Garibim Mustafa her şeyden habersiz olduğu için Elif’in telefon numarasını vermişti Kenan’a. Kenan bir ay aradan sonra tekrar Elif’i rahatsız etmeye başlamıştı. Her arayışında aynı şeyleri söylüyordu:
    -Elif seni çok seviyorum. Bir gün mutlaka benim olacaksın.
    Elif bir ay sonra telefonda yine aynı şeyleri duyunca hemen aklına korku dolu anlar gelmişti. Eli ayağında dolaşmıştı. Kenan’dan kurtulmanın yollarını düşünüyordu. En iyisi hiç telefon taşımamaktı. Elif hemen telefonunu parçalamıştı. Elif telefonunu parçalamakla belki kötü bir şey yapmıştı ama en azından Kenan’dan kurtulmuştu. Mustafa Elif’i arayıp da ulaşamadığında ona bunun sebebini sordu. Elif telefonunu kırdığını söyleyince Mustafa şaşırmıştı. Elif’e telefonu neden kırdığını sordu. Elif Mustafa’ya kendisini bir telefon sapığının rahatsız ettiğini söyledi. Mustafa bunu duyuna sinir küpüne dönmüştü. Elif’te onu sakinleştirmek için ona:
    -Tamam canım. Bir şey olmaz telefon zaten bir işime yaramıyordu. Zaten seninle okulda her gün birlikteyiz. Telefonu kırmakla sapıktan da kurtulmuş oldum, dedi. Mustafa bunları duyunca biraz sakinleşti. Ama yine de o telefon sapığını bulup dövmek istiyordu. Ama nereden bilecekti ki o sapığın kardeşi gibi sevdiği Kenan olduğunu. Elif yine Mustafa’ya bu konuda bir şey söylemedi. Elif Mustafa’ya artık telefon kullanmayacağını söyledi. Mustafa Elif’e telefonun lazım olacağını söyledi. Ama Elif, Kenan’ın kendisini yine rahatsız edeceğini söyleyerek telefonun kendisine gerek olmayacağını söyledi. Elif üniversiteyi bitirene kadar. Artık Kenan, Elif’i rahatsız edemiyordu. Elif Kenan’ın kendisini rahatsız edemediği için çok mutluydu.
    Mustafa ile Elif üniversite son sınıfta ara tatilde kasabaya gelip düğün gününü belirlediler. Düğünleri mezuniyet törenlerinden bir hafta sonra 20 Haziranda olacaktı. İkisi de okullarını bir an önce bitirip evlenmek istiyordu. Okullarını bir an önce bitirmek için derslerine iyi çalışıp bütün dersleri geçmek istiyorlardı. Çünkü okul uzarsa düğünleri de ertelenecekti. Derslerine iyi çalışıp Türkçe hariç bütün derslerini geçmişlerdi. Türkçeye de çok çalışmışlardı ama ödevlerini zamanında veremedikleri için ikisi de kalmıştı. Mezun olmadan önce Mustafa ile Elif Türkçe dersine giren öğretim görevlisinin yanına gidip durumu izah etmişlerdi. Öğretim görevlisine evleneceklerini söyleyince öğretim görevlisi onları bu dersten geçireceğini söyledi. Zaten öğretim görevlisi problem çıkaracak biri değildi. Mustafa ile Elif çok mutlu olmuşlardı çünkü artık önlerinde hiçbir engel kalmamıştı evlenmek için. Evlenecekleri günü sabırsızlıkla bekliyorlardı. Mezuniyet töreninde onlarda ayrı bir coşku vardı. Çünkü artık düğünlerine bir hafta kalmıştı. Mezuniyet töreninden hemen sonra kasabaya gittiler. Düğün hazırlıkları başlamıştı. Mustafa ile Elif’in aileleri çeyizleri tamamlamışlardı. Fatma Teyze kızını evlendireceği için mutluydu ama ondan ayrılacağı içinde çok üzgündü. Mustafa ile Elif kasabaya geldikten bir gün sonra damatlık ve gelinlik almak için şehre indiler. Elif beğendiği bir gelinliği denemek için giydi. Gelinliğin içinde tıpkı yeni açan beyaz bir güle benziyordu. Herkes bu gelinliğin Elif’e çok yakıştığını söyledi. Elif bana da fikrimi sordu. Bende ona bu gelinliğin çok yakıştığını söyledim. Elif denediği gelinliği aldı. Sıra Mustafa’ya gelmişti. Mustafa siyah bir damatlık giyip geldi. Ben ve Elif bu damatlığın kendisine çok yakıştığını söyleyince Mustafa da o damatlığı aldı. Mustafa ayrıca gidip düğün konuklarına dağıtmak için nikah şekeri yaptırdı. Mustafa’nın ailesi davetiyeleri bir hafta önceden bastırıp dağıtmışlardı. Düğün için artık her şey hazırdı. Mustafa ile Elif belediyeye gidip nikah işlemlerini hallettiler. Nihayet düğün günü gelmişti. Misafirler gemlete başladı. Düğün için orkestra ve davulcular da hazırdı. Mustafa ile Elif’in nikahını kıymak için gönderilen nikah memuru da gelmişti. Mustafa ile Elif nikah masasına oturdular. Nikah memuru iki tane de nikah şahidi istedi. Mustafa ile Elif benim nikah şahidi olmamı istediler. Tabi bende onları kıramadım. Diğer şahit de Mustafa’nın abisiydi. Nikah kıyıldı. Elif Mustafa’nın ayağına bastığında Mustafa irkildi. Davetli misafirler bu olaya güldüler. İmza atıldıktan sonra düğün başladı. Mustafa’nın gözleri en yakın arkadaşı Kenan’ı arıyordu. Kenan düğüne gelmemişti. Mustafa bu en mutlu gününde Kenan’ın kendisini yalnız bırakmasını anlayamıyordu. Sonra Kenan’ın bir işi çıkabileceğini düşündü. Düğünün ilerleyen saatlerinde Kenan sarhoş bir halde geldi. Çok içmişti ve bağırıyordu:
    -Elif seni çok seviyorum. Bir gün mutlaka benim olacaksın. Mustafa bunları duyunca beyninden vurulmuşa döndü. Bu nasıl olabilirdi. En yakın arkadaşı nasıl karısına böyle bir şey söyleyebilirdi. Mustafa bu duydukları karşısında donup kaldı. Daha sonra aniden Kenan’a doğru koştu. Kenan’ın yakasından tutup ona vurmaya başladı. Kenan’da Mustafa’ya karşılık vermeye başladı. Salondaki kalabalık Mustafa ile Kenan’ı ayırdı Kenan Mustafa’ya:
    -Elif bir gün mutlaka benim olacak diye bağırdı. Mustafa, Kenan’ı o an tutup öldürmek istiyordu. Çünkü Elif’i çok seviyor onu çok kıskanıyordu. Salondaki kalabalık Kenan’ı düğünden uzaklaştırdılar. Mustafa düğününde böyle bir tatsızlığı hiç beklemiyordu. Canı kadar çok sevdiği arkadaşını artık günahı kadar sevmiyordu. Kenan artık onun düşmanıydı. Çünkü Kenan onun karısına göz koymuştu. Elif’in korktuğu başına gelmişti. Kenan Mustafa’ya bir şey yapacak diye ödü kopuyordu. Bu tatsızlıktan sonra düğün bitti misafirler evlerine gittiler. Düğünden bir hafta sonra Mustafa ile Elif’in göreve başlamak için girdikleri KPSS sonuçları açıklanmıştı. Mustafa ile Elif sınavı kazanmışlardı. Mustafa ile Elif evlendikleri için aynı okula atanmışlardı. Mustafa ile Elif Kayseri’de bir ilkokula atanmışlardı. Kayseri Kenan’ın üniversiteyi okuduğu şehirdi. Elif Kayseri’ye atandıklarını duyunca korktu. Çünkü Kenan’ın hem kendisini hem de Mustafa’yı her an rahatsız edeceğinden korkuyordu. Bunu Mustafa’ya söyledi. Mustafa Kenan’ın bir şey yapamayacağını Elif’e korkmamasını söyledi. Elif her ne kadar Mustafa’ya güvenirse güvensin yine de içinde bir korku vardı. Mustafa ile Elif bir ay sonra Kayseri’ye taşındılar. Elif taşındıktan sonra Kenan’ın kendilerini rahatsız etmesinden korkuyordu. Elif Kenan’ın Mustafa’ya zarar vermesinden korkuyordu. Evlerine taşındıktan sonra Elif rahatsızlanmaya başladı. Midesi bulanıyor başı dönüyordu. Elif’in rahatsızlığını gören Mustafa ona:
    -Sen iyi görünmüyorsun. Haydi kalk da doktora gidelim, dedi. Elif Mustafa’ya doktorluk bir durumunun olmadığını söyledi. Ama Mustafa onu dinlemeyip doktora götürdü. Doktor Elif’i muayene ettikten sonra gülümseyerek ona hamile olduğunu bu rahatsızlıkların da bu yüzden olduğunu söyledi. Elif bunları duyunca çok şaşırmıştı. Ama çok sevinmişti. Bu bebek Mustafa ile olan aşkının meyvesiydi. Elif muayeneden sonra doktorun odasından çıktı. Mustafa koridorda bekliyordu. Elif, Mustafa’ya hamile olduğunu söyleyince Mustafa sevinçle:
    -Yaşasın baba olacağım diye bağırdı. Hastanede bulunanlar Mustafa bağırdıktan sonra ona baktılar. Ama bunların hiçbiri Mustafa’nın umurunda değildi. O şuan dünyanın en mutlu insanıydı. Mustafa Elif’e sarıldı sevincini onla paylaştı. Mustafa Elif’e:
    -Canım bundan sonra kendine daha çok dikkat etmelisin. Çünkü artık bir can daha taşıyorsun. Bende sana her konuda yardımcı olacağım. Bundan sonra ağır şeyler kaldırmak yok, dedi. Mustafa Elif’e yine sarıldı. O ne yapacağını bilmiyordu. Hemen ailesini arayarak müjdeyi verdi. Tabi onlarda çok mutlu olmuşlardı. Çünkü bu bebek onların daha ilk torunları olacaktı. Elif de annesini arayıp müjdeyi verdi. Fatma Teyze de buna çok sevinmişti. Fatma Teyze de torununa kazak, hırka gibi kıyafetler örmek için tuhafiyeden ip aldı. İpleri hem pembe hem de mavi almıştı. O her ihtimali göz önünde bulunduruyordu. Elif daha sonra beni aradı. Bana hamile olduğunu söyledi. Bende buna çok sevindim. Elif’i ve Mustafa’yı tebrik ettim. Mustafa ve Elif okullar açıldığında aynı okulda göreve başladılar. Mustafa okulda da evde de her konuda Elif’e yardımcı olmaya çalışıyordu. Onu fazla yormak istemiyordu. Her konuda yardımcı olmaya çalışıyordu ama her seferinde başarılı olamıyordu. Mustafa mutfakta çok beceriksiz ve sakardı. Elif yemek yapmak isterken Mustafa ona oturmasını söyleyip yemeği kendisinin yapacağını söylüyordu. Ama beceremiyordu. Ya yemekleri yakıyor ya da yemeklerin tuzunu biberini ayarlamıyordu. Mustafa mutfakta yemek yaparken sakarlığından muhakkak birkaç parça eşya kırıyordu. Anlayacağınız Mustafa yemek yapmak isterken mutfak harap oluyordu. Tabi Elif Mustafa’ya geçip içerde oturmasını yemek yapmayı kendisine bırakmayı söylüyordu. Mustafa buna da izin vermiyordu. Yemeği dışarıdan bir lokantadan söylüyordu. Ya da Elif’i akşam yemeği için bir restorana götürüyordu.
    Birkaç ay sonra Elif’in telefonunu araştırıp bulan Kenan yine onu rahatsız etmeye başlamıştı. Elif üniversite de okurken telefonunu parçalayıp atmıştı. Ama evlendikten sonra Kenan’ın kendisini rahatsız edemeyeceğini düşünerek yine bir telefon almıştı. Elif telefonu açınca yine aynı ses:
    - Elif seni çok seviyorum. Bir gün mutlaka benim olacaksın, diyordu. Elif bunları duyunca hemen telefonu kapadı. Yine o korku dolu anları hatırladı. Öğrencileri ona iyi olup olmadığını sordu. Elif öğrencilerine iyi olduğunu söyleyerek derse devam etti. Ama derse bir türlü konsantre olamıyordu. Hep o korku dolu anları hatırlıyordu. Elif ders bitiminden sonra eve gitti. Mustafa akşam eve elinde bir yığın poşet ile neşeli bir şekilde gelmişti. Neşeli idi çünkü doğmamış oğluna kıyafet, biberon, emzik vb. şeyler almıştı. Mustafa bebeğin cinsiyeti belli olduktan sonra onun odasını hazırlıyordu. Mustafa, Elif’İ canı sıkkın bir şekilde görünce ona bunun sebebini sordu. Elif Mustafa’ya :
    - Kenan yine beni rahatsız etmeye başladı. Ben Kenan’ın sana ve bebeğimize zarar vermesinden korkuyorum, dedi. Mustafa bunları duyunca çok sinirlenmişti. Kan beynine sıçramıştı adeta. Kenan’ı yakalayıp öldürmek istiyordu. Elif’e onun kendilerine zarar veremeyeceğini söyledi. Mustafa Elif’ten telefonunu istedi. Elif telefonunu Mustafa’ya verdi. Mustafa telefonunu aldıktan sonra apar topar evden çıktı. Karakola gitti. Komisere durumu anlattı. Mustafa telefonların dinlenmesi ile Kenan’ın yerinin tespit edilip onun yakalanması gerektiğini söyledi. Kenan o gece tekrar aradı. Telefonu açan Mustafa önce Kenan’ı dinledi. Daha sonra kendisi konuşmaya başladı:
    -Kenan sen neler söylüyorsun. Artık biz evlendik. Elif’in peşini bırak yoksa seni öldürürüm, dedi. Kenan Mustafa’ya :
    Eninde sonunda Elif benim olacak diyerek telefonu kapadı. Polis kenan’ın yerini tespit ederek onu kıskıvrak yakaladı. Kenan’ın çıkarıldığı mahkemede onun altı ay hapsine karar verildi. Kenan mahkemeden hapishaneye götürülürken bile:
    - Elif bir gün benim olacak diye bağırıyordu. Mustafa ile Elif artık rahatlamıştı. Artık Kenan’ın kendilerini rahatsız edemeyeceğini düşünüyorlardı.
    Aradan iki ay geçmişti. Mustafa ile Elif bebeğin bütün eşyalarını tamamlamaya çalışıyorlardı. Kenan da hapishanede tanıştığı Hamza ile hapishaneden kaçmayı planlıyordu. Geceleri Hamza ile beraber tünel kazıyorlardı. On beş gün sonra artık tünellerini bitirme aşamasına gelmişlerdi. On beşinci gece eşyalarını toparlayıp hapishaneden kaçtılar. Sabah sayıma gelen hapishanenin gardiyanı onların olmadığını görünce hemen polislere haber verdi. Hapishaneden kaçan Hamza ile Kenan birbirlerinden ayrıldılar. Kenan hapishaneden kaçtıktan sonra peruk, gözlük ve bıyık takarak tipini değiştirdi. Tanıdığı birine sahte kimlik yaptırdı. Daha sonra Kayseri’ye gelerek üniversiteyi beraber okuduğu arkadaşı Kerimin yanına gitti. Orada Mustafa ile Elif’in evini kontrol etmeye gitti. Polislerin evin etrafında olduğunu görünce hemen oradan uzaklaştı. Kerimin evine gitti. Kerim’e:
    - Kerim bana acilen bir silah lazım, dedi. Kerim silahı ne yapacağını sordu Kenan’a Kerim’e durumu anlattı. Kerim Kenan’a:
    - Benim tanıdığım bir silah kaçakçısı var. Biraz paran varsa yarın onun yanına gidip alırız, dedi. Kenan Kerim’e paranın sorun olmayacağını söyledi. Ertesi gün Kenan ile kerim silah kaçakçısının yanına gidip bir silah aldılar. Kenan’ın sabrı tükenmişti artık. O gece gidip Mustafa’yı öldürüp Elif’i kaçıracaktı.
    Gece saat birde kapıda bekleyen iki polisin yanına gelerek onlara bir şey sordu. Polisler ona yaklaştıktan sonra da onları vurdu. Kenan silahın ucuna ses çıkarmasın diye susturucu takmıştı. Sonra sessizce Mustafa ile elif’in oturduğu daireye balkondan girdi. Yatak odasında yatan Mustafa ile Elif balkondan gelen ses ile uyandılar. Kenan kapıyı açtıktan sonra hemen yatak odasına yürüdü. Yatak odasında Mustafa çekmecede bulunan tabancasını çıkardı. Mustafa tam odadan çıkarken kapıda bekleyen Kenan silahını kabzası ile Mustafa’nın kafasına vurdu. Yere düşen Mustafa tam silahını Kenan’a doğru doğrulturken Kenan ona iki el ateş etti. Kurşunlar Mustafa’nın kafasına isabet etmişti. Elif içerden koşarak gelince Kenan korkuda karanlıkta ona da ateş etmişti. Kurşun elif’in karnına isabet etmişti. Işığı açan Kenan elif’i kanlar içinde yerde görünce ağlamaya başlamıştı. Onu kucaklayıp hastaneye götürmek istedi. Onu kucakladı koşa koşa apartmanın girişine götürdü. Polis ekipleri olay yerine yeni ulaşmışlardı. Kenan polisleri gördü ama kaçamadı. Çünkü canından çok sevdiği elif yaralı idi. Elif’i polislerin yanına götürdü. Kenan polislere :
    -Ne olur elif’i kurtarın diye yalvardı. Kendisi de teslim oldu. Polisler hemen bir ambulans çağırdı. Ambulans tarım saat sonra geldi. Ambulans çok geç kalmıştı çünkü elif’in karnındaki bebek ölmüştü. Elif’i hemen hastaneye götürüp ameliyata aldılar. Elif çok kan kaybetmişti. Polisler beni arayıp durumu anlattılar. Bende hemen Fatma teyzeye haber verdim. Fatma teyze Elif’in yaralı olduğunu duyunca yıkıldı. İkimiz hemen bizim araba ile Kayseri’ye gittik. Kayseri bize fazla uzak değildi. İki saate vardık Kayseri’ye. Hemen hastaneye gittik. Doktor elif için acil kan bulunması gerektiğini söyledi. Elif ile benim kanım aynı idi. Doktora kan verebileceğimi Elif için gerekli kan miktarını benden almasını söyledim. Doktor benden bir ünite kan aldı. Kan alırken bayılmışım. Ayılınca hemen doktorun yanına gitmeye çalıştım ama benim de başım dönüyordu. Bir adım attım ve yere yığıldım. Hemşire hemen beni kaldırıp yatağa yatırdı. Ben hemşireye:
    -Elif nasıl oldu kurtuldu mu? Diye sordum hemşire ban elif’in kurtulduğunu ama onu karnında ki bebeğim öldüğünü söyledi. Ben hemşireye Mustafa’yı sorduğumda ise hemşire onu hastaneye gelmeden önce olay yerinde öldüğünü söyledi. Yıkılmıştım. En yakın arkadaşlarımdan biri ölmüş diğeri de yaralanmıştı. Ağlamaya başladım. Hemşire bana üzülmemem ve dinlenmem gerektiğini söyledi. Ertesi gün ben de Fatma teyze ile beraber Elif’in yanında bekledim. Fatma teyzede üzüntüden harap olmuştu. Ama bunu kızına belli etmemesi gerekiyordu. En azından o iyileşene kadar Fatma teyze ile elif’in yanında beklerken elif, “Mustafa Mustafa “ diyerek sayıkladı. Sonra yavaş yavaş gözlerini açtı. Ben hemen doktora haber verdim. Doktor gelip elif’e sakinleştirici bir iğne vurarak uyuttu. Doktor elif!in birkaç gün böyle sakinleştiricilerle uyutulup dinlendirilmesi gerektiğini bir hafta sonra da taburcu edilebileceğini söyledi. Elif dinlenirken Mustafa’nın cenazesi kasabaya gönderildi. Ben de Mustafa’yı son yolculuğuna uğurlamak için kasabaya gittim. Mustafa’nın annesi Ayşe teyze ile babası fatih amca çocuğunun cenazesini görünce fenalık geçirdiler. Canlarından çok sevdikleri tek çocukları ölmüştü. Ona son bir kez sarıldılar. Onu son bir kez öpüp kokladılar. Mustafa’yı Fatih amca kendi elleri ile toprağa verdi. Cenaze töreni bittikten sonra ben, Ayşe teyze ve Fatih amca Kayseri’ye elif’in yanına gittik. Gittiğimizde Elif Mustafa’nın öldüğünden habersiz karnındaki bebeğin öldüğüne üzülüp ağlıyordu. İçeri girdiğimizi görünce Ayşe teyze ile fatih amcaya: anne baba Mustafa nasıl diye sordu. Ayşe teyze elif’i üzmemek için Mustafa’nın iyi olduğunu fakat hala uyanmadığını söyledi. Elif fatih amcaya:
    -baba bebeğim öldü ben bunu Mustafa’ya nasıl söyleyeceğim dedi. Fatih amca elif’in morali düzeltmek için bir şey olmayacağını genç olduklarını daha çocuklarını olabileceğini söyledi.
    Elif beş gün sonra taburcu oldu. Taburcu olduğu gün hemen Mustafa’yı görmek istediğini söyledi fatih amcaya. Fatih amca da:
    -Kızım, Mustafa’yı şuan da göremezsin çünkü doktorlar izin vermiyor. Yarası iltihap kapmış herhalde sen şimdi eve git dinlen. Daha sonra Mustafa’yı görmeye beraber gideriz. Elif, Fatih amcalara Mustafa’nın yanında kalmak istediğini söyledi. Ama fatih amcalar buna gerek olmadığını elif’e dinlenmesi gerektiğini söylediler. Fatma teyze ile ben elif’i eve götürdük. Elif sürekli bana Mustafa’nın durumunu soruyordu. Ben de ona fatih amcanın söylediklerini söylüyordum.
    Bir hafta sonra elif tamamen iyileşti. Ama psikolojik açıdan hala yaralı idi. O korku dolu geceyi unutamıyordu. Bebeğini kaybettiği için sürekli ağlıyordu.Ağladıkça Kenan’a olan kini bir kat daha artıyordu. Kenan ise hapiste vicdan azabı çekiyordu. Kazayla Elif’i vurmuştu. Elif’e bir şey olmasından korkuyordu. Çünkü onu çok ama çok seviyordu. Kenan çıkarıldığı mahkemede ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Kenan iki kişiyi öldürmüştü. Biri kardeş gibi büyüdüğü can dostu Mustafa diğeri ise Mustafa’nın doğmayan çocuğuydu. Kenan Elif’in durumunun iyi olduğunu duyunca biraz rahatladı. Ama onun doğmamış çocuğunun katili olmuştu. Doğmayan çocuğun ne günahı vardı ki. Vicdan azabı çekiyordu. Kenan bu vicdan azabıyla yaşamaktansa ölmeyi istiyordu. Kenan tuvalete gidip kapıyı kilitledi. Oracıkta bileklerini kesen Kenan bir müddet sonra kaybından öldü. Koğuş arkadaşları iki saat Kenan’ı göremeyince tuvaletin olduğu yere gittiler. Tuvaletten dışarı doğru kan aktığını görünce hemen kapıyı kırdılar ama çok geç kalınmıştı. Kenan hayata gözlerini yummuştu. Koğuş arkadaşları durumu hapishane müdürüne anlattıktan sonra hapishane müdürü Kenan’ın annesi ve babasına haber verdi. Onlar gelip cenazeyi alıp götürdüler. Kenan’ın annesi ve babası çok üzgünlerdi. Tek oğulları vardı. O da artık terk etmişti bu dünyayı. Kenan’ın öldüğünü duyan elif başta biraz sevindi. Ama daha sonra onun yerine Mustafa’yı koyup düşündü ve üzüldü. Ne kadar zalim de olsa kaybedilen bir can vardı ortada. Elif bize sürekli Mustafa’yı soruyordu. Fatih Amca Ayşe Teyzeye:
    -Elif’e artık gerçeği söylememiz gerek. Nereye kadar yalan söyleyebiliriz ki eninde sonunda gerçeği öğrenecek bari şimdi söyleyelim de alışmaya çalışsın,dedi.Ayşe Teyze de ona hak verdi. Fatih Amcalar Elif’i görmek için Fatma Teyzelere gelmişlerdi. Onlar gelir gelmez Elif onlara:
    -baba Mustafa nasıl oldu? Diye sordu. Fatih Amca Elif’e üzgün bir şekilde baktı. Elif, Fatih Amcaya:
    -Baba söylesene Mustafa’ya ne oldu? Diye sordu. Fatih amca ona:
    -Kızım, Mustafa’nın yarası iltihap kapınca, doktorlar onu tekrar ameliyat ettiler ama canım oğlum ikinci ameliyata dayanamamış, diyerek ağlamaya başladı. Elif, Mustafa’nın öldüğünü duyunca şok olup bayıldı. Fatma Teyze hemen Elif’in yanına koştu. Kızını biraz uğraşarak ayılttı. Elif uyandıktan sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Bağırarak ölen kocasının ardından ağıt yakıyordu. Elif, Fatih Amcaya ölü de olsa Mustafa’yı görmek istediğini söyledi. Fatih Amca, Elif’e Mustafa’nın iki gün önce öldüğünü ve onu toprağa verdiklerini söyledi. Elif iyice yıkılmıştı.Belki fiziksel olarak düzelmişti, yaraları iyileşmişti ama psikolojisi tamamen bozulmuştu. Ölen bebeğinin ardından canından çok sevdiği kocasını da kaybetmişti. Artık bu hayat da neyi kalmıştı ki. Bir tek annesi vardı. Elif de ölmek istiyordu ama çok sevdiği annesini bu acımasız dünya da yalnız bırakamazdı.
    Aradan üç ay geçmişti. Elif gece gündüz Mustafa’yı sayıklıyordu. Her an onu düşünüyordu. Onunla yaşadıkları gözünün önünden bir film gibi geçiyordu. Onun öldüğüne inanamıyordu. Her an onunla konuşuyordu hayalinde. Sonra onun öldüğünü hatırlayınca hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Elif annesine sürekli Mustafa’nın kendisini çağırdığını söylüyordu. Fatma teyze, Elif’in kendisine zarar vermesinden korkuyordu. Fatma teyze bana:
    -Yasemin kızım, Elif kendine zarar verecek diye çok korkuyorum. Elif bu bunalımı atlatana kadar gel bizde kal. Elif’e destek olursun, dedi. Ben de Fatma teyzeyi kırmadım. Ben de Elif’in yanında kalıyordum. Elif bana Mustafa ile yaşadıklarını tek tek anlattı. Elif bize Mustafa’nın kendisini çağırdığını bir gün onun yanına gideceğini söylüyordu. Tabi bizde onun için endişeleniyorduk onu hiç yalnız bırakmıyorduk.
    Elif benim olmadığım gün kapıyı kilitleyerek intihar etmişti. Fatma teyze içerde uyurken o kendini asmıştı. Aşkın acısına dayanamamıştı anlaşılan. Fatma teyze onun cansız bedenini görünce yere yığılmıştı. Elif onun bu dünyadaki tek arkadaşı idi. Onu toprağa verirken kendiside ölmek istemişti. Allah’a yalvarıyordu “Ne olursun benimde canımı al” diye. Elif intihar etmeden önce bir mektup yazıp bırakmıştı. Mektup da:
    Canımdan çok sevdiğim annem:
    “Bu dünyada sana söyleyeceğim son şeyler bunlar. Anne belki bana çok kızacaksın seni yapayalnız bıraktığım için. Ama inan bu acıya katlanmak kolay değil. Her an yarimi düşünmek kahrediyor beni. Bu dünyada kavuşamadık ama inşallah ahirette kavuşuruz. Onu her an görüyorum bana ne zaman geleceksin diye soruyor. Ben de onun gidiyorum anne. Senden son bir isteğim var. Beni Mustafa’nın yanına gömün. Hoşçakal canım annem. Hoşça kal yarimle beni kavuşturmayan acımasız hayat.”
    Elif ile Mustafa aşk ile mutluluk arasında bulunan köprüdelerdi. Bu köprünün alt tarafında ölüm denizi vardı. Mustafa ile elif aşk tarafından mutluluk tarafına geçerken Kenan, bu köprüyü yıkmış onları bu denizde boğmuştu. Kendisi de doğmamış bir çocuğun canına kıydığı için vicdan azabı çekmiş ve azaba dayanamayarak intihar etmişti. Bir zamanlar hiç bozulmayacağını sandığım arkadaş gurubumuz darmadağın olmuştu. Ben arada bir onların mezarlarını ziyaret ediyorum. Onların mezarlarını başına geldiğim zaman onlarla bütün yaşadığım şeyler bir film şeridi gibi geçiyor gözümün önünden. Onları ziyaret ettiğim zaman hayatın acımasızlığını hatırlıyorum ve tiksiniyorum bu hattan. Bende bir an önce onların yanına gitmek istiyorum. En iyisi sevdiğin kişiyi hiç bırakmayıp bu acımasız hayata göğüs germek. Ve sonunda birlikte ölmek.


    SON



    [justify]

      Forum Saati Çarş. Mart 29, 2017 7:08 am