Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    KIŞIN SAKLADIĞI BAHAR

    Paylaş

    Nagihan UYMAZ

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 11/10/10

    KIŞIN SAKLADIĞI BAHAR

    Mesaj  Nagihan UYMAZ Bir Cuma Ara. 24, 2010 9:24 am

    KIŞIN SAKLADIĞI BAHAR
    Bugün benim için çok önemli bir gün.İlk davama girecek olmamın benim için hayati bir önemi var. Yıllar önce kendime ve en yakın arkadaşıma verdiğim bir sözdü. Her şeye rağmen, haksızlara göz açtırmamak için, düşkünün yanında olmak için avukat olacaktım. En yakın arkadaşımla hayallerimizdi bunlar ama gerçekleşemedi. Bundan beş sene önceydi. Hayatımın en kötü anlarına başlangıç kötü bir rüya ile başladı.
    BEŞ SENE ÖNCESİ
    Güzel bir güne gözlerimi açtığım için şükrediyorum.Öyle korkunç bir rüya gördüm ki sanki her şey kötü bir oyun sahnesi.Rüya mı, kabus mu hala gelgitler devam ediyor.Rüyamda en yakın arkadaşım, kardeşim Ada'nın uçurumdan kendini attığını gördüm.Öyle içime işledi ki bakışları çağırdım, bağırdım bana ses vermedi. Öyle masum bir bakış attı ki her şey böyle daha güzel olacak der gibiydi.O an onun için tek kaçış yolu sanki oydu.Belki saniyelik bir rüya biliyorum ama bilmiyorum öyle kötüyüm ki şu an canımdan can gitmiş gibiyim.
    Deniz dedi Ada :
    -İşte burası...Benim için yeni bir başlangıcın olacağı nokta ve yaşamımın bitiş noktası.Aşağıya hiç bakmıyorum.Gözüm gökyüzünde.Bak bana sesleniyorlar. Şimdi gitme vakti...KENDİNE İYİ BAK DENİZİM. Sen benim her zaman yanımda oldun.Beni sardın,sarmaladın.Hata da yapsam, doğru bir şey de yapsam her zaman yanımdaydın.Bir kere de ellerini benden eksik etmedin.Hep o adını yansıtan masmavi gözlerinle gülücükler açtı gözlerinde...Dostluğun ne demek olduğunu sende gördüm ben. Biliyorum şimdi neden bunu yaptığımı merak ediyorsun...Zamanla anlayacaksın DENİZ.Şimdi hoşçakal canım kardeşim...
    İşte böyleydi rüya.Ne rüyası resmen kabus.Aklımdan her şey gider ama Adanın o koyu siyah gözleri asla gitmez..O anı şu an sanki yeniden yaşadım. Off , neyse annem sesleniyor.Malum okul vakti geliyor.
    - Denizzzz!!!! Kızım. Hadi kahvaltıya.Geç kalacaksın okula.
    -Tamam annelerin sultanı geliyorum.Kızma sen...
    İşte şimdi güne başladığımı hissediyorum.Kahvaltımı hızlıca yapıp okul yolunu tuttum.Öyle tuhafım ki huzurum yok hiç.
    Öyle böyle derken okula varmıştım.Arkamdan aniden Ada'nın dürtmesi ile irkildim.
    - Kardeşim hayrola ya, ne düşünüyorsun ?Dalıp gitmişsin.İki saattir sesleniyorum duymuyorsun.
    Bir an dün akşam ki rüyam aklıma geldi.Aman be Deniz taktın yine ya.İyice paranoyak oldun he.Bak Ada gayet iyi.
    - Yok kardeşim ya. Dalmışım öyle .Uykumu alamadım herhalde.
    -Hadi canım sende.Sallama şimdi. Besbeya takmışsın bir şeyleri kafana.Söyle bakalım kim üzme cesaretinde bulundu benim kardeşimi.Yoksa aşık mı oldun kız
    -Aman Ada he ne kadar da uyduruyorsun.İki dakika da ne senaryolar yazdın.Yok bir şey işte.
    . Hadi hadi kime kaptırdın yüreğini.
    -İstersen biz ona kim hoplattı yüreğini diyelim canım benim.
    -Niye Deniz'im? Ne oldu ki.
    -Ada seni rüyamda gördüm dün gece.Ama hiç bu kadar kötü bir rüya görmemiştim uzun zamandır.Konu birde sen olunca iyice hassaslaştım.
    -Ne oldu Deniz ya çatlatma beni.
    -Sen iyisin demi Ada. Bu aralar şu sınav stresi yüzünden seni çok ihmal ettim.Bir sorun yok demi.
    -Yok bir şey Denizim gayet iyiyim tabi.Ben de işte biraz sınav stresi yüzünden bunaldım.Öyle yani ekstra bir şey yok.
    -Aaa Deniz amma da uzattın hadi Cem hocanın dersine geç kalıyoruz. Senin saatten haberin yok herhalde.

    Haklıydı Ada. İyice paranoya olmuştum.Öyle böyle derken bugün de okul bitmişti.Ama ben hiçbir şey anlamadım orası ayrı.Ada da gayet neşeli olduğuna göre eski Deniz olabilirim ki, olmam lazım. Bugün yoğun bir dershane maratonu beni bekliyor.Burhan hoca yine o meşhur parabol konusu ile bizi bekler.
    Dershaneye geldiğim de sınıfta Murat vardı tek.
    - Selam Murat. Ne haber?Ne yapıyorsun?
    - Şiir okuyorum. Malum şu edebiyat başa bela. Belki iki üç şiir okursam sanatçıların zihniyetleriyle ilgili bir şeyler kalabilir aklımda diye düşünüyorum.
    - Haklısın.Mesela geçen ders bizim okuldaki edebiyat hocası Necip Fazıl Kısakürek’in edebiyat hayatı üçe ayrılıyor demişti.Buna şiirlerle örneklendirdi.Sende öyle düşünebilirsin.
    - Tamam Denizcim dikkat ederim onlara ben. Sen neler yaptın bakalım.
    - Ne yapayım Murat ya okul dershane ev üçgeni arasında hayata devam ediyoruz.
    - Biliyor musun? Sınav sonuçları panoya asılmış.
    - Aman Murat ya şimdi mi söylenir bu. Acaba kaçıncı oldum.
    - Valla şekerim yine birincilik sende. Eee insan zeki olunca.
    - Aman Murat ya…
    Dershane çok sıkıcı geçti her zaman ki gibi.Çok şükür evimdeyim.Günler hızla geçiyor.YGS sınavına da az kaldı.Koşuşturmaya da devam tabiki.
    Bugün beynim o kadar doldu ki, biraz müzik ziyafeti vermek şart oldu.Radyoyu açtım.Ağır ağır şarkılar bir yandan da içime işlerken Gökhan Türkmen’in ‘Bir Öykü ’şarkısı çalıyor.Çok sevdiğim şarkılardan biri.

    Al bu sana ilk olmuşken
    Ne acı ki son şarkım bu..
    Çok mu kolaydı yoksa zor mu
    Bu sisli aşk, bu tutku..
    Oldu.. Hani olmazdı?..Sondu
    Sende gitmek yoktu
    Doldu süre, bize bu bile çoktu
    Bir hayaldi.. Yok oldu..
    Sus doğru yalan ne fark eder
    Bak bir aşk başlamadan böyle biter,
    Gider..
    Kime.. Kime kalır aşk?
    Ver geri seni sevdiğimi
    Bakma git, daha ne söylemeli
    Yoksun artık bende ne acı, bitti
    Yitti, Yetti o günler, bana yetti
    Çok, çok da mutlu etti
    Birdi, bende yerin ah.. Tekti
    Bir çocuk bende tükendi!
    “Yeter” demek yetmez ki bazen!
    Ah içimde bir öykü ağıtlarla biter
    Güler yüzüme taptığım bir “sen”
    Ah içimdeki türkü dudaktan kalbe düşer
    Düşer de hani bir gün olur da, Azrail bana güler
    Bir yerde hani bir gün olur da, Azrail bana güler
    Bir öykü başlamadan biter.Bizim öykümüz nasıl olacak acaba.Orta okulda iken Anadolu lisesi kazanmak derdimizdi.Şimdi de iyi bir üniversite kazanıp mesleğimizi elimize almak .Bizim derdimiz hiç bitmeyecek herhalde.Ada ile en büyük hayalimiz aynı üniversiteyi kazanmak.Benim en büyük hayalim hukuk kazanmaktı, onun ise okul öncesi öğretmenliği hayalindeki meslek. Gel gelelim nasıl olacak bu iş bilmiyorum.O kadar asabi bir kız ki çocukları döver diye korkmuyor değilim. Saat de baya geç oldu ben artık uyumalıyım.Artık her şey o kadar olası ki günler birbirinin aynı olarak devam ediyor. Sınava çok az kaldı. Artık gün sayıyoruz. Adanın ailesi ve benim ailem iki sınavı da atlattığımızda bizi yaz kampına yollamaya karar verdiler.Yaz tatilinde de birbirimizden ayrılmayacağımız için çok sevindik. Tabi ki bunun için bizimkilerin bizden tek beklediği sınavlardan yüksek bir ortalama çıkartıp üniversitelere yerleşebilecek puanları almamız.Çok bir şey de istemiyorlar zaten.Olması gereken bu….
    Günler su gibi akıp geçiyor.Her şey çok şükür yolunda. Ada ile dershane ve okul arasındaki monoton hayatımız devam ediyor.Ama bu aralar Ada da sebebini anlayamadığım bir değişiklik var.Bir kırpıntılar olduğu belli. Tam da sınav zamanı birine kapılmasından çok korkuyorum.Çok da inatçı olduğunu biliyorum.O yüzden de bir şey demek istemiyorum. Belki bir şeyleri anlatır diye bu akşam ders çalışmak için Adayı davet ettim, hem de uzun zamandır beraber zaman geçirememiştik onu telefi ederiz diye düşündüm. Okul çıkışı Adayla bizim eve gidecekken Adanın telefonu çaldı ve geç geleceğini söyleyip gitti. Beni resmen bırakıp acelece gitti. Neye uğradığımı şaşırmıştım.İnşallah kötü insanlara takılmıyordur.
    Ada da bir saat sonra geldi. Annemin bizim için hazırladığı mükellef sofraya oturduk;fakat hiç konuşmadık nerdeyse.Ben sorularımı geceye saklıyordum.Annem Adaya annesinin nasıl olduğunu sordu:
    -İyi Canan teyze.Sınav yaklaştığı için bir yere yollamıyordu ne zamandır.Size geleceğimi duyunca izin verdi.
    -Biliyorum canım. Aradı beni annen.
    -Neden aramış?
    - Bu akşam gözlerini ayırma üstlerinden. Malum sınava az kaldı.Güzelce ders çalışsınlar diye canım.
    -Tamam Canan teyze. Ben biliyorum annemin derdini.
    Yemeğimizi bitirip odamıza çıktık.Burhan hocanın verdiği matematik testlerini çözdük.Ada da bende başarılı öğrencilerdik.O yüzden üniversite sınavların da heyecan yapmadığımız sürece iyi yerlere gelebileceğimize hem ailemiz hem de öğretmenlerimiz yürekten inanıyorlardı.Bu da bize haddinden fazla sorumluluk yüklüyordu ama biz yine de elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorduk.Gerçekten çok emek vermiştik bu güne kadar.Hayatımız dershane okul arasında geçmişti. Küçüklükten beri bu yüzden birbirimizden hiç ayrılmamıştık.Zaten çok fazla arkadaşımız yoktu. Arkadaşlarımız barbie bebekleri ile oynarken biz dershane yollarında, özel derslerdeydik. İkimizin de ailesi ile arasına giren mesafe çocukluğumuzu yaşamamıza izin vermemiş olmalarıydı sanırım.Bu düşünceler arasında dalıp gitmişim.Ada’nın sesine irkildim.
    -Deniz. Sana diyorum demi. Neden cevap vermiyorsun. Bu aralar ne kadar da dalgınsın. Ne oldu? Konuş bakalım.
    - Bir şey olmadı.Asıl sen anlat. Bu gün nereye gittin?Hiç bir şey demeden?
    - Önemli bir şey yok arkadaşlarla buluşmam gerekti.
    - Çocuk mu kandırıyorsun Ada.Bizim birbirimizden başka arkadaşımız pek yok.
    - Ne işler karıştırıyorsun? Biz birbirimize yalan söylemezdik.
    - Yalan söylemiyorum.
    - Tamam Ada. Hayatın da biri mi var?
    - Mırıldandı Ada:
    HAYATIMDA BİRİ YOK, BİRİNDE HAYATIM VAR.
    Ne demek istemişti.BİRİNDE HAYATIM VAR!!!!Aklımdan bu kelime çıkmak bilmedi.Ada’nın bir derdi olduğu belliydi ama üstelemeyecektim.Bana da tavır almaya başladı çünkü.
    -Tamam kardeşim benim.Üstelemeyeceğim.Sen öyle diyorsan öyledir.Ne dersin?Film izleyelim mi?
    -Süper olur. Ne izleyeceğiz.’Umut’ u izleyelim mi? Herkes çok güzel diyor.
    - Olur izleyelim canım benim.
    -İzlemeye başladık.Ne izlemek ama peçete üstüne peçete gözler oldu bizde kıpkırmızı.Burun desen aynı.Umut ‘un annesinin cenazesinde öne atlaması içimizi nasıl parçaladı.Hele Meryem ‘in iç parçalayan şarkısının sözleri yok mu.
    Söyleyemem derdimi kimseye
    Derman, derman olmasın diye
    İnleyen şu kalbimin sesini
    O yar, o yar duymasın diye

    Sakladım göz yasımı
    Vefasız o yar, o yar
    Görmesin diye

    Söyleyemem derdimi kimseye
    Derman, derman olmasın diye
    İnleyen şu kalbimin sesini
    O yar, o yar duymasın diye

    Sakladım göz yasımı
    Vefasız o yar, o yar
    Görmesin diye
    İçimizi nasıl parçaladı.Hele ki Umut’un babasının arkasından ağlayarak koşması.O sarılma anı.
    Film bitti. Biz iki deli de bittik tabi. O ne ağlamaydı öyle ya.
    Ada Deniz dedi
    .Eğer ben bir gün ölürsem sen sakın ağlama tamam mı.
    -Nerden çıktı şimdi Ada bu.Allah korusun.Sen benim tek dostumsun ben sensiz ne yaparım…Ayrıca başa bela bir sınav var unutma bebeğim.Ölümü düşünme sen. Bizim daha önümüzde çok uzun hikayeler var yaşayacağımız..
    Kendimi kandırdım böyle diyerek ama o rüyadan sonra bende Ada’nın ölüm ihtimaline karşı çok hassastım.Çünkü o benim en yakın arkadaşım, dostumdu.Onun gözlerimin önünde böyle düşüncelerle durması ve gittikçe benden uzaklaşması bana çok acı geliyordu.

    VE İŞTE BÜYÜK GÜN.
    YGS sınavına geldi çattı . Her şey hazırdı. Su, silgi, kalem. Bende hazırdım; ama eksik olan bir şey vardı. Ben bunu hissediyordum ama anneme babama çaktırmadım tabi ki. Sınava girdim.Tarih dışında her şey çok güzeldi. Ada’nın da güzel geçmişti sınavı. Hiç istifimizi bozmadan LYS sınavına da aynı tempoda çalışmıştık. Dershane denemeleri olsun, okul denemeleri olsun her şey yolundaydı. LYS sınavına da girdik. Oda güzel geçmişti.
    Ve en özel anlardan biri daha. Bugün liseden mezun oluyoruz. Büyüdük artık. Görkemli bir geceydi. Her şey eksiksizdi. Şehrin en güzel salonu ayarlanmıştı.Bütün kızlar peri masallarından çıkmış gibiydi. Asla unutamayacağım en özel anlarımızdan biriydi o gün. Sandalyeler , masalar, balonlar ve örtüler mordu. Etrafa güller saçılmıştı.koskoca lise hayatına gerçekten de yakışacak bir gündü.Ada ile birbirimize öyle sarıldık ki ben o güne kadar o varken ondan başka kimseyi istemedim. Dost olarak o benim içindi çok değerliydi.Canım, kanım, gerçek kardeşimdi. Bu gecede bitti. Artık sırada yazın tadını çıkartmak var.
    Artık kamp zamanıydı. Ada ile bütün sene o anı bekledik ve sınavlar bitmişti. Ailelerimiz bizi yaz kampı için bodruma yolladı. Hem tatil amaçlı hem de bazı şeylerden uzaklaşmak için bizim için müthiş bir şanstı. Ne kadar hevesli gitmiştik kampa ama bilemezdik ki bizim için kötü günleri peşinde getireceğini.
    Kampa gittiğimiz gecenin sabahında erkenden kalktık. Deniz, kum, ağaçlar, orman, sessizlik bize gerçekten iyi gelecekti. Sabah ilk iş kahvaltı yapıp denize girmek oldu. Adaşımla da baya iyi anlaşırdık hani! Zaman su gibi akıyordu. Yeni arkadaşlar edinmiştik. Adayla ikimizin de en çok anlaştığı Ufuktu. Ufuk da biz gibi sınavlar yüzünden yorucu geçen zamanın yükünü unutmak, kendini hafifletmek için gelmişti kampa. Kampta gerçektende gençlik kampıydı. Her telden insan vardı. Cenk, Elif, Gülay, Can ve Mert.Aralarında bir tek Mert’e ısınamamıştım.Gerçektende çok itici bir çocuktu.Nedenini gerçekten anlayamadığım bir iticiliği vardı. Benim böyle düşünmemin yanında Ada’nın da ondan hoşlandığını hissedebiliyordum.
    Mert ‘in babası dönemin en ünlü iş adamlarından Mehmet Demir’di. Babası medyadan eksik olmayan Mert içinde durum aynıydı; ama o genelde magazin sayfalarına konu olurdu. Maalesef Ada gerçek manada kendini bu işe yaramaz züppeye kaptırmıştı. İlk başlarda acaba gerçekten Mert de ada için aynı şeyleri mi hissediyor diye düşünmekten kendimi alamamıştım. Gerçekten de çok seviyor gibi görünüyordu.
    Arkadaş çevremiz baya gelişmişti, kalabalıklaşmıştı. Makul kaderimizi baya yenmiştik. Mertle Ada’nın samimiyeti baya ilerlemişti. Laf arasında konuşurken meğer ki ; önceden tanıştıklarını ve mert’in Ada için kampa geldiğini öğrendim. Demek ki arkadaşımın bana söyleyemediği, su hayatım başkasında dediği çocuk Mertmiş. Nasıl olabilir böyle bir şey diye düşünürken, gayet de güzel olduğunu ve arkadaşımın bana bunun için yalan söylediğini bile gördüm.
    Kampta hayat çok renkli geçiyordu. Ada genelde Mertle olduğu için sadece onunla pek fazla zaman geçiremiyorduk. Bir gece aniden uyandım ve ada yatağın da yoktu. Sabaha kadar da gelmedi. Sabah nerde olduğunu sorduğum da cevabı belliydi:
    - Mert’le beraberdim.
    - Aferin ada. Kesinlikle bravo. Biz buraya niye geldik ya niye? Sen oğlanlarla takıl diye mi?
    - Annem gibisin aynı Deniz. Boğuyorsun beni ya.
    - Tamam Ada. Ben yarın dönüyorum geri. Merak etme daha da boğmam.
    - Deniz çocuk gibisin ya aynı çocuk.
    -Tamam ada çocuk olabilirim.Büyümek gibi de bir derdim yok benim. Sen büyüyebilirsin, tamam.
    - Şimdi git Mert’ine.
    - Deniz lütfen.
    - Ada sus artık tamam mı sus.
    - Tamam deniz. Susuyorum.
    O gece hiç konuşmadık. Annemleri arayıp sabah yola çıkacağımı söyledim. Tabi ki kabul ettiremedim. Ne zaman beni dinlediler ki zaten.Sonuç olarak kaldım. Hayatımın en berbat tatili olacağından habersizdim.
    Ada artık benle daha çok ilgileniyordu. Birkaç gün sonra Mertle ayrıldılar. Gerçekten de Ada için bu bir yıkım oldu. Daha önce hiçbir çocuğun arkasından bu kadar kendini harap ettiğini görmemiştim. Yine bir aptal aşık iddiası gerçek olmuştu. Nerde sütü bozuk varsa, hep öylelerine aşık olmaz mıydık zaten? Günleri sürekli Mert’i aramakla geçiyordu ama Mert telefonlarına çıkmıyordu.Biz kampta iken sınav puanları açıklandı. İkimizin de puanları istediğimiz fakültelere yetiyordu. Bu birazda olsa moralimizin düzelmesini sağlamıştı. Günler su gibi akıyordu. Artık geriye dönüş zamanı gelmişti. Gerçekten de kamp benim için senenin yorgunluğunu atmama yardımcı olmuştu. Son akşam kamp ekibi bizim için eğlence gecesi düzenledi. Horonlar, halaylar herkes çok mutluydu. Capcanlıydı. Ada bir anda fenalaştı. Midesi bulanmaya başladı. Ortadan hızla çıkıp bir kenara gittik. İste o zaman anlamıştım, Neden Ada’nın Mert’ in peşinden bu kadar harap olduğunu. Bir an da dünya başıma yıkılmıştı. Biz şimdi Gül teyze ile Rıfat amcaya ne diyecektik.düşünmek, düşünmek, düşünmek…
    Bu kampa hiç gelmemeliydik dedi Ada. Koşarak uzaklaştı. Peşinden koştum.
    - Ada dur!!!!
    - Adaaaaaaaaaaa
    - Git başımdan Deniz. Git rahat bırak beni…
    - Ada dur. Lütfen!
    - Deniz bırak beni.
    Uçurumun kenarına gelmiştik. Bir an da rüyam aksetti. Ben bu anı görmüştüm ve sonunun öyle bitmesini istemiyordum.
    - Ada yalvarırım dur.
    - Sen bu anı görmüştün demi Deniz.Haklıydın. Ben kendi sonumu hazırladım. Artık yaşayamam tamam mı. Ne olur anla beni. Bir daha geri dönemem annemin babamın yüzüne bakamam . Mert’in Allah belasını versin. Ben ne kadar aptalım ki kandım ona. Hayatımı mahvetmesine izin verdim.DENİZ’ im kendine iyi bak. Bana söz ver sen hukuk fakültesini kazanacaksın ve ilk davanı benim için kazanacaksın. Hoşça kal Deniz seni seviyorum kardeşim.
    - Adaaaaaaaaaaaaa
    Artık Ada yoktu. Kuş gibi uçtu. Yakalayamadım. Kaydı gitti Ada
    ellerimden. O kadar içten bağırdım ki herkes sese koştu. Cevat bey :
    - Deniz ada nerde?
    - Ağlamaktan cevap veremiyordum. Ada yok artık diyemiyordum.
    - Çetin ağabey bağırdı. Baba Ada aşağıda. Atmış kendini.
    - Ada aşağıda. Atmış kendini….. kulağımda bu seslerle dünyam karardı. Gözlerimi açtığımda hastane odasındaydım. Annem ve babam başımda ağlıyorlardı. Ada nerde dedim babama. Sesini çıkartmadı. Baba Ada nerde?
    - Ada yok kızım.
    - O zaman anladım yaşananların gerçek olduğunu. Yastığa kafamı gömdüm. Sadece ağladım.
    Ada’nın cenazesi benim için bir yıkım olmuştu. İlk kez candan sevdiğim birini kaybediyordum. Dostluk, arkadaşlık, sevgi, saygı. Her şey Ada ile anlamını yitirdi.
    Aradan üç hafta geçti. Okul tercihlerini yaptım. Sırasıyla Ankara, İstanbul ve Marmara hukuk fakültesi tercihlerim arasında. İnşallah Marmara hukuk fakültesi olur. Ada ile en büyük hayalimizdi Marmara ‘da okumak. İnsanın hayatında kaç defa gerçek dostu olabilir ki ? Ya bir ya iki kez. Benim de aynen öyleydi. Tek dostumu da kaybettim ama artık onsuz yaşamayı öğrenmem lazım. Zaman hızla geçiyor. Günlerde ardı ardına birbirini kovalıyor. Yarın sınav sonucu açıklanacak. Ne olacak çok merak ediyorum. Hayat bir su misali geçerken Marmara hukuk fakültesine yerleştiniz diye sonuç geliyor. İşte bu benim için yeni bir hayatın başlangıcı olacak. Bundan eminim çünkü tek inancımın bu olması beni hayatta tutacak.
    Okulun ilk günü ve son günü hayatım da ki en özel günlerden ikisi olarak hayatımda kalacak. İlk günü özel çünkü sözümü tutabildim. Son günü özel çünkü hayalimdeki meslek artık benim.
    Okul yaşamım sırasında hayatımda çok özel olan biri ile tanıştım. Bilal. Aynı sınıfta okuduğumuz süre zarfında ben herkesle arama koyduğum mesafeyi sadece onun yanında bıraktım. Beklide rabbimin bana lütfüydu. Bilal. UYAN diyordu rabbim. Ben derdi sevdiğim kullarıma veririm. Seninde çilen ve kendini suçlamama zamanın geldi. Çilen bitti. Artık sana verdiğim şansları iyi kullan der gibi. Bilal ile üniversite ikinci sınıfta tanıştık. Geçiş yaparak bizim fakülteye geldi. Yıllardır özlediğim huzuru bir tek onunla bulmuş olmam olmalı ki, ona tarifsiz bir bağla bağlandım. Kısa zaman içerisinde arkadaşlığımız ilerledi ve üniversite son sınıfta aileler arasında yaptığımız bir söz ile ilişkimiz daha da resmiyete büründü ve üniversitenin bittiği yaz evlenmeye karar verdik. Ailem Bilal’ i öyle seviyordu ki hiçbir engelde bulunmadı aksine daha da yardımcı oldu. Üniversitede stajımı bilerek geçmişten bana çok büyük yaralar bırakan Mert’in davasını alan avukatın yanında yaptım ve davasını bizzat ben üstlendim. O kadar hırslıydım ki ilk davam belki de son olacaktı ama göze almıştım. Aynı zaman içinde Bilalle düğün telaşına devam ediyorduk. Düğün tarihimizi 19 Temmuz 2015 tarihine aldık. Davadan bir gün önceye. Ama biliyorum ki ben bu işin üstesinden kalkacağım. Bu nefretle o davayı mutlaka alacağım.
    18 TEMMUZ 2015
    Ve işte bu gün. Ben en yakın arkadaşımı işte tam bundan beş sene önce kaybettim. Tam da şu an ölümüne neden olan Mert karşımda duruyor.Kaçak malzeme kullanarak inşaat yapmaktan ve birçok masumun hayatını kaybetmesine sebep olduğundan, hakkında tutuklanma kararı ve 5 yıl hapsine karar verdiler. Belki bu ona az bile ama ben sözümde durdum.A da senin için kazandım bu davayı. Seni benden alan, dostluğumuza engel olan o pislik artık hapiste. Onun belki geri dönüşü var ama bizim yok.Seninle bizim hikayemiz başlamadan bitti. Bize geri dönüş yok.
    Davayı aldım ve yarın evleniyorum. Artık benim içinde güzel günler var. Kışın sakladığı bahar geç de olsa benimde yüreğime geldi artık.
    VE işte karşımda olanca güzelliğiyle Bilal. Masal gibi bir düğünle onun eşi olmaktan çok mutluyum. Evliliğimizin ona 3. senesinde melekler kadar güzel bir evlat vereceğimden bugün haberdar değilim ama bebeğimiz adından haberdar. Erken kaybettiğim canım dostum Ada’nın adını vereceğim bebeğime ama onun sonu gibi olmayacak yavrumun sonu.Ada’nın üzerine geç doğan güneş gibi sen benim hayatımın güneşi olacaksan kızım….
    Şu an son diyorum belki ama biliyorum ki bu yeni bir başlangıç benim ve bizim için…Hiçbir zaman son dememek hep yeni bir başlangıç umudu taşımak dileğiyle…



      Forum Saati C.tesi Eyl. 23, 2017 8:03 pm