Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    Bir Garip Dünya

    Paylaş

    01001030064

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 22/12/10

    Bir Garip Dünya

    Mesaj  01001030064 Bir Cuma Ara. 24, 2010 1:51 pm

    Yeni bir yolculuğa başladı Pusat. Her şeyin farklı olduğuna inanıyordu. Çünkü biliyordu ki ondan önce bu yollardan geçenlerde anı şeyi yaşamıştı. Sabah evden çıkarken bembeyaz ütülü bir gömlek, ütülü bir pantolon, bordo kravat, siyah ayakkabı ve elinde sallamış olduğu tespih ile caddeye çıkmıştı. Gideceği yere gitmek için dolmuş durağına yürüyordu. Yol üzerinde gece yanmış olan kulübeye arkasını dönerek süzüyordu ve içinden kimin yakmış olduğunu düşünüyor ve sinirleniyordu. Çünkü arkadaşlarıyla birlikte hep o kulübeye takılırlardı. Orada birbirlerinin dertlerini paylaşır, birbirleriyle zaman geçirirlerdi. Öylece dalmıştı ki dolmuş durağına geldiğinin farkında bile değildi. Aniden gelen korna sesiyle kendine geldi ve hemen dolmuşa bindi. Alışkanlıkların getirdiği doğallıkla dolmuşun arka koltuğunun cam kenarına oturdu ve gecenin uyumayışının verdiği yorgunlukla uyumaya başladı. On beş yirmi dakika sonra gideceği yere gelmişti ama o hala uyuyordu. Şoför ona seslenerek uyanmasını sağladı. Saatine baktığında gideceği yere geç kalacağını anladı ve dolmuştan inerek hızlı adımlarla yürümeye başladı. Yolda bulunan küçük bir çıkıntıya takıldı arkasına bile bakmadan yürüdü. Çünkü arkadaşları sıra olmuştu. Ve daha okulun ilk gününden töreni kaçırmak istemiyordu. Tören bittikten sonra öğrenciler gruplar halinde sıraya girdi ve sınıflara gittiler pusat daha sınıfın kapısından girmeden her şeyin değişeceğine inanıyor, bu yeni başlangıçla yaptığı hataları da arkasından gelmeyeceğini düşünüyordu. Sınıfa girdi ve hemen en arka sıraya geçerek oturdu sınıftaki diğer öğrenciler ona bakıp duruyordu aradan beş dakika geçmeden hoca sınıfa geldi. Daha yoklamayı almadan hocanın dikkatini pusat çekmişti.
    Onun yanına gelerek “yaşını” sordu.
    - Pusat hocaya dönerek “20sinden gün aldım” dedi.
    - Peki, ”bu sene kaybından memnun musun?” diye bir soru yöneltti.
    - Pusat “tabi ki de hayır” dedi ve kelimelerine ekleyerek siz neden bu kadar sorguluyorsunuz dedi. Hoca bir şey demeden diğer öğrencilere de sordu. Ve daha sonra derse başladı pusat daha ilk dakikalardan her şeyin aynı kalacağını anlamıştı. Birden gelen şevk artık yoktu. Arka sıranın vermiş olduğu hisle beraber uyumaya başladı. Artık sabahları kalkmak onun için bir işkence olmuştu sanki annesi zorlan kaldırıyor, isteksiz bir şekilde okula gidiyordu. Bu böyle yaklaşık bir hafta sürdü. Bir gün derse gittiğinde ders başlamasından on beş dakika geçtikten sonra sınıfın kapısı çalındı içeriye bir kız öğrenci girmişti pusat onu görünce içini garip bir his kaplamıştı. Hafif uzun boylu, saçları beline kadar uzanan, kumral alımlı bir bayandı. Hoca onun adını söyleyerek, oturması gerektiğini söylemişti. Pusatta hocayla birlikte içinden Aslı diyordu. Pusat için aslı odak noktası olmuştu. Onunla vakit geçirmek inanılmaz güzellikte bir şey idi. pusatı onu her yerde görmesi, ister istemez onu fark etmeye başlamıştı. Onun için. Pusat onun gözüne girmek için derslerine çok çalışıyordu. Aslı ilk başlarda fark etmese de bir şeyler yapan birinin olması, ona ilgi göstermesi onu pusata bağlıyordu. Sevgilisi olmasa da Aslının arkadaşlığı bile pusat için önemliydi. Aslı ilk başlarda sadece arkadaş olarak görürken daha sonradan da farkında olmadan pusata bağlanmıştı. İkisi de aynı duygular paylaşıyorlardı ama birbirlerine söyleyemiyorlardı. Birlikte yapılan her etkinliğe katılıyorlar zamanlarının büyük çoğunluğunu birlikte geçiriyorlardı. Sanki sevgiliydiler ve hatta çevrelerindeki herkes öyle olduğunu düşünmeye başlamıştı bile. Ama onlar sürekli arkadaş olduklarını söylüyorlardı, içten içe de keşke öyle olsaydı dediklerinde oluyordu. Hep bir şeyler eksikti o da ikisinindi aynı duyguları paylaşıyor ama birbirlerine söyleyemiyor oluşlarıydı. Bu söyleyememişlerinde ki sebepte ikisinde, sevgili olamazsak eğer birbirileriyle arkadaşlıklarını kaybetmek istemedikleriydi. İkisi de içindekilere laf geçirmeye çalışıyorlardı ama Pusat, aslı kadar direnemiyordu bu duruma laf geçiremiyordu gönlüne. Pusat artık içten içe değildi düşüncelerini dışında vurmak istiyordu. Her defasında bu sefer olacak diye yola koyuluyor ama son durağa yani Aslının yanına gelince ağzı mühürleniyordu sanki. Söylemek istediklerinin yerine saçma sapan konular açıyor ve aslıya söylemek istediğini çaktırmamaya çalışıyordu.
    Bir gün aslı okulun kantininde otururken pusat kahve alıp yanına gitti. Pusat artık konuşmak istiyordu ama…
    Birden aslıya dönerek;
    -“nasılsın” diye başladı konuşmasına.
    -”iyiyim sen nasılsın” diye bir cevap geldi.
    Sadece, iyiyim dedi sonra ve sonuna ekleyerek konuşmam gereken bir şey var. Ve duraksadı aslı dikkatle onun söyleyeceklerini dinliyordu.
    -Pusat birden seni seviyorum, nereye baksam seni görüyorum, ben sana âşık oldum benimle çıkar mısın? Dedi.
    Aslı pusatın kolunu dürttü ve evet seni dinliyorum dedi tekrardan. Pusat aslında dediklerinin sadece kafasında yarattığı şeylerden doğma olduğu görünce duraksadı. Sonra aslının gözünün içine bakınca bir cevap beklediğini anladı ve ona bakarak;
    - Affedersin dalmışım sadece matematik notlarını isteyecektim dedi.
    -Aslı da tamam sınıfta sana veririm demekle yetindi.
    Kahveleri içtikten sonra sınıfa çıkıp yerlerine oturdular. Belli etmeden birbirlerine bakıyorlardı. Sınıf arkadaşları bu durumu fark edince gülmeye başlıyorlar ve onları utandırmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. İki birer aptal âşık gibiydiler. Belki de daha olgunlaşmamış düşünceleri vurgulamaktan korkuyorlardı ama bu kadar saf bir sevgi değer görmeyi hak ediyordu. Ama sanki zaman her şeyin ilacıymış gibi bu aşkın sonunu da zamana bırakıyordu.
    Pusat aslıyı düşünmekten arkadaş ortamından uzaklaşmış onların yanına giderken artık durgunlaşmıştı. Her defasında aktif olan çocuk gitmiş yerine tek tük konuşan sorulmadıkça cevap vermeyen biri gelmişti. Nuri onun bu durumunu hemen fark ederek
    - “Ne oldu pusat ne bu halin? .Üniversiteye gittim geldin hemen değişmişsin” dedi.
    - Pusat belli etmemeye çalışarak “bir şeyim yok ben eski benim” dedi
    - Peki, neden bu açıdan bakınca öyle durmuyorsun. Ben senin dostunum benlen paylaşmayacak mısın? Dedi.
    Nuri ısrar ettikçe pusat kabuğuna çekiliyordu. Pusattın bunu söylemekte inat etmesi onu biraz beklemeye itti. Eğer tanıdığım pusat’sa gelip anlatacaktır zaten diyerek tek kelime bile etmedi. Aradan bir saate yakın süre geçtikten sonra pusat Nuriye dönerek.
    -aslı dedi ve sustu. Sonra tekrar konuşmaya başladı.
    -aslı sınıf arkadaşım sınıfa ilk geldiği günden beri onu görünce içimde bir şey oluyor. Anlam veremiyorum. Aradan zaman geçip arkadaş olduktan sonra hep onunla vakit geçirmeye başladım ve zamanla ona daha çok bağlandım ama bir bakılmada korktum çünkü beni sevmiyorsa diye düşündüm bu düşünce beni yiyip bitirdi ondan uzaklaşmayı bile denedim ama olmuyor. Ben onu seviyorum içimde ki bu sese bir dur diyemiyorum. Peki, ne yapacağım ben? Söyler misin?
    - gidip ona bu duygularından bahsedeceksin. “Eğer böyle yapmazsan sende bu aşk için körelir gidersin. Sonucu iyi ya da kötü söylemen gerek” dedi.
    -çünkü aşk başlı başına bir dünyadır. Ya tam ortasındasındır ya da dışındasındır, hasretinde.
    -pusat düşündü “tamam” dedi. “haklısın öylede yapmam gerek” dedi.
    Pusat Nuri den ayrıldıktan sonra evine gitti her zaman ki gibi direk mabedine yani odasına çıktı. Yatağına boylu boyunca uzandı ve aslı için neler yapacağını düşünmeye başladı. Bütün gece bu düşüncelerle kafası doldu. En sonunda bir plan kurdu bu planda bir bir yapacağı şeyleri bir kağıda yazdı ve uygulamak için uygun ortam hazırlamakla uğrastı. Sevdiği kıza duygularını anlatan bir mektup yazdı ve kırmızı gül yapraklarının içinde bulunduğu kutuya bu mektubu koydu.o gün aslı’ya mesaj cekerek bulusmak istediğini söyledi aslı ise tamam dıyerek yanıtladı mesajını. Ertesi gün pusat erkenden uyandı ve şık olmak için elinden geleni yaptı randevu saatinde aslının evine giderek onunla birlikte sakın bir yere gittiler ve orada bulunan bir bank’a oturdular. Ortam o kadar güzel ve rahatlatıcıydı ki pusatta bunu fırsat bilerek elindeki kutuyu doğru uzattı. Kız ilkin anlamadı ve pusata sorgulayıcı gözlerle baktı, o ise sadece sustu ve kutuyu aslının eline verdi. Aslı kutunun kapağını açınca gül yapraklarıyla içinde bulunan mektubu aldı ve okumaya basladı o an kız da duygulandı ve pusatın boynuna sarıldı teklifini kabul ettiğini söyledi. Pusat ne yapacağını şaşırmış ve içinde garip bir mutluluk hissetmişti. Bütün korkularının boşa olduğunu anladı ve ona sarıldı. Günler, aylar geçtikçe pusat onu daha cok seviyor hayatını ona gore şekillendiriyordu. Aslı o zamanlarda dersaneye gidiyordu pusat ise onu her dershane çıkışından alıyor, ona evine kadar eşlik ediyordu. Zamanını onlan geçirmek onun için bir ödüldü sanki. Aslıyı mutlu etmek için elinden geleni yapıyordu. Ona her gün hediyeler alıyor zamanının çoğunu ona ayırıyordu. Bir bakıma hayatını ona adamıstı. Pusat, aslının dersane çıkışına gidemediği zaman ise en yakın arkadaşı Ömere söylüyor aslı’yı ona emanet ediyordu. O aslıyı evine götürüyordu ama tek bir sorun vardı pusat o kadar çok arkadaşına güveniyordu ki bir gün güveninin boş’a çıkacağını aklının ucuna bile getiremiyordu. Arkadaşının bu davranışını göremiyordu bile ama ömer aslıyla geçirdiği her gün ona olan ilgisini belli,ediyor pusatı ise onun aklından çıkarmak için elinden geleni yapıyordu. Aslı yavaş yavaş ona inanmaya başlıyor pusatın onun için yaptıkları boşmuş gibi geliyordu. Artık pusat onun gözünde bir hiç gibi idi. Buluştuklarında en ufak şeylerde kavga ediyorlardı aslı pusatı kendisinden uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyordu. Pusat ise ona olan sevgisinden bu yaşananların hiç birini görmüyordu.Dershane de aslı ile ilgili bir sorun çıkmıştı. Bir erkek onu rahatsız ediyordu aslı bunu pusata söylemek istemiyor, haberi olmaması için herseyi yapıyordu ama pusat öğrenmişti bir kere sinir küpü gibiydi. Her an pimi çekilecek olan bir bombaydı adeta. Pusat rahatsız eden o çocuğu buldu ve artık o çocuk için her sey bitmisti. Hastanelik edecek kadar dövmüşlerdi. Bunu duyan aslı hemen pusatın yanına gitti onunla konuşmak istedi.
    Aslı;neden! Dedi. Neden yaptın.
    Pusat ise sustu sadece, sustu. Aslı onun gözlerinin içine bakınca nefret ve kırgınlık hissediyordu ve anlamıstı pusatın sadece bu olayı değil diğer olayıda bildiğini.Yani ömeri seviyor oluşunuda.Bir an duraksadı pusata yaptıkları onunla değilde arkadasıyla ilgilenmesi bütün davranışları aklına geliyordu bir an bu nefret bana dedi, içinn den.İkisi de bir süre konuşmadı. O an aslı basladı nedenlerini anlatmaya pusat ise artık onun dediklerini bile duymuyordu gözlerinin içinde hem nefret hem de sevgi vardı. Hala ona aşıktı ama...
    aslı konusmaya devam ediyordu. Ağzından ayrılmak kelimesi geçmiyordu ama elinde sonunda olacaktı bu. O an olmaması gerektiğini düşünen aslı pusata iyi davranıyor onu mutlu etmeye çalışıyordu. Pusat ise aslının inanmasını sağlıyacak şekilde davranıyordu.
    Artık bu ilişki için her şey bitmişti. O an pusatta kendisini biyirmişti.Çünkü hayatını ona vermişti odak noktası oydu. Nasıl bir krallıkta kral tahttan düşünce devlette toparlanamıyori hep bir hastalık hali oluyorsa pusatta öyley idi. Tek merkezi aslı’ydı oda gidiyordu. Artık pusatta dağılmaya başlamıştı her seyden bir an da soğuyordu. Şu an yapacağı tek sey sadece aslı’ya inanmış görükmekdi. Ama gerisini düşünemiyordu bile.
    Aradan neredeyse bir hafta geçmişti. Aslı pusat’la vakit giçiriyordu. Bu sefer ise pusat ona yabancılasmıstı hiçbir sey eskisi gibi olmuyordu.Pusat artık kendisin bile yabancılaşmıştı. Içinde yasadığı bu karmasayı farklı ortamlarda, farklı insanlarla takılarak geçiriyordu. Derslerinden, arkadaslarından, ailesinden ve sevgilisinden de uzaklaştı. Bir kaç ay böyle geçmişti. Pusatın yeni arkadaşları insanları küçümsüyor onlara zarar vermekten baska bi şeye yaramıyorlardı. pusatın bunlarla takıldıgını duyan aslı pusatla konusmak ıcın onun yanına gıtmıstı pusaat ondan kacmak ıstesede yapamıyrdu bırsey hala onu kendısıne cekıyrdu hala sevıyrdu onu. aslı sen boyle değildin ne oldu da bu kadar değişebildin diye sordu pusat ise olan bir şey yok ben hala aynıyım diyordu aslı ses tonunu yükseltmeye basladı kızdı ona pusatta sinirlendi
    ve sen dedi sensin buna sebep olan beni inciten, yıkan. Aslı bir an sustu ikisininde gözleri dolmuştu pusat konuşmaya başladı
    -sen. Arkadaşımla ilgilendiğinden beri bana seven gözlerle bakmıyordun. Senin için bir anlam ifade etmiyordum dedi. Ne olduda şimdi bana böyle davranıyorsun tek sorun benmiyim?senin ,için anlamsızken şimdi yok olup gitmemmi seni üzüyor. Merak etme sen bunu daha önceden yaptın bile dedi
    . aslı ; sorun senden kaynaklanıyordu. Bu uzaklığa sen neden oldun.
    -Pusat birden ses tonunu yükselterek nasıl ben dedi. Nasıl ?
    ikisi bir an kendi benliklerini kaybederek bağırmaya başladılar söylenmesi gerekmeyen hersey söyleniyordu. Ikiside ağızdan çıkan kelimelerin farkında bile değildi. Tartışma devam ederken birden aslı pusatın yüzüne karşı tereddüt etmeden BİTTİ dedi. Pusat duraksadı birsey diyemedi aslının gözlerinin içine baktı. Aslı hala onun aşık olduğunu gözlerinde hissediyordu ama oda ömeri sevmeye başlamıştı. Sadece bitti dedi ve arkasına bile bakmadan yürüdü gitti. Pusat orda saatlarce donup kaldı düşündü neden oldu bunlar nerede hata yaptımda bu duruma geldik. Kendisini kaybetmiş gibiydi etrafta avare avare dolaşıyordu. Nereye gitse boğulacak gibi oluyordu. O an onun bu durummunu farkedim yanına gelip ne olduğunu soran tek bir kişi vardı oda nuriydi. Nuri ne yapsa ne etse pusat bişey demiyordu. Ağzını bıçak bile açmıyordu beyninde milyonlarca düşünce kendisini yiyip bitiriyordu. Öyle bir duruma gelmişti ki en ufak güzel bir söze kanar olmuş, nereye çeksen oraya gelir olmuştu.Sicili bozuk olan her türlü pisliği yapan arkadaşlarıydı pusat artık onların yanında takılıyordu daha sonradan da onların her dediğini yapıyordu. Onun bu durumundan faydalanan pusatın arkadaşlarınıda kullanan adamlardı pusat bunlarla tanıştı. Pusatın durumu kullanılmaya müsaitti ve onlarda bu halinden yararlanmak için ilk başlarda ona iyi davranıyorla, pusat için bir dost bir abi görünmeye çalışıyorlardı. Yaptıkları şeylerin kötü olmadığını iyilik yardım severlik yaptıklarnı anlatıyorlardı.pusat içine kapanmış her eve gelişinde tek kelime etmeden odasına çıkıyor saatlerce orda kalıyordu. Annesi ne derse desin pusat yok bir şey deyip konuyu kapatıyordu yine içine kapatmıstı annesine her defasında iyiyim diyor ama görünüşü tam tersini ima ediyordu annesi ne yapsa ne etse fayda etmiyordu pusat öyle bir hale gelmişti ki artık içinde iki farklı kişilik varmış gibi davranıyordu ailesinin yanında eski pusat olmaya çalışıyor dışarı çıkınca ise olmak istediği yere gidiyordu o arkadaşları onların ortamları pusat için cazip olmuştu. O ortam pusatı çekiyordu onun bu çekimine karşı gelemiyordu sanki onun için orası bir cennetti ama bilmiyordu yok olmaya yüz tuttuğunu tek istediği onlar gibi olmaktı belki de bilmeden yapıyordu bu davranışları ama kaptırmıştı bir kere kendisini.pusat her geçen gün biraz daha değişiyordu. Yaşam artık ona kendisine örnek gördüğü insanların bütününden oluşuyordu. Pusat içine girdiği bu çöküntüye dur diyemiyordu bile belki de demek bile istiyordu. Tek yardımcısı aslıydı artık oda yorulmuştu onunla uğraşmaktan pes etmişti ve çekip gitmek onun düşüncesiyle en doğru karar olmuştu. Pusat ise artık umursamıyordu her gecen gün biraz daha onlara yakınlaşıyor onlarla takılıyor onlardan bir adım bile uzaklaşmıyordu.
    Bir gün onların mekânına gittiğinde karşısında uzun boylu esmer. Yüzünde hayatın o çektirmiş olduğu acıların belirgin çizgileri olan bir adamla karşılaştı. O adamda bir şey vardı pusat tanımasa bile ona bir yakınlık hissetmişti. Birden onun da kendisine baktığını fark etti. Bir an göz göze geldiler daha sonra o adam yanında ki arkadaşına dönerek bir şeyler konuştu ve aradan beş dakika geçmeden hızlı adımlarla kapıdan çıktı. Pusat bu adamı merak etmişti ama o da umursamadı. Aradan iki gün geçmişti onu bir daha görmemişti sanki bir anlık bir şeydi o. Daha sonra pusatı patron çağırdı -ağzı sıkı oluşu ve olaylarda tez canlı olması patronun gözünde onun konumunu yükseltiyordu- pusat odasına gittiğinde konuşmadan onu dinledi patron pusata yapması gereken bir iş veriyor pusat ise ne olduğunu bilmeden hemen kabul edip yapıyordu. Bir nevi kullanılıyordu ama o bundan habersizdi.
    Bir akşam arkadaşlarıyla buluşmak için bara gitmişti o sırada o esrarengiz adamda ortaya çıkmıştı. Yanında birkaç kişiyle konuşuyordu. Pusatta onun yanına gitme isteği doğmuştu onun bir boş anını bekliyordu aradan saatler geçtikten sonra o adamın yalnız olduğunu gördü. Birden yanına gitti ve tanıştırdı kendisini
    - Selam ben pusat dedi ona bakarak
    - O ilk başlarda onu umursamaz davranarak suratına bile bakmadan “ben de ali” dedi. Nedendir bilinmez ama pusat onu kendisine çok yakın hissediyordu. Aynı şeyler ali içinde geçerliydi. Gece oyunca konuştular
    - Ali kendi kendine bu çocuk ben diyordu. Onda kendisi görüyor oluşu onun bu ortamdan kurtarmak için yardım etmesine neden olmuştu.
    - Aradan günler geçtikçe ali ve pusat ağabey kardeş olmuşlardı. Pusatsa ona bir yakınlık hissediyordu. O ortamdan yani diğerleri ıcınde en çok aliyle konuşuyordu. alı onun için bir dost olmuştu adeta. Pusat bu pisliğin içinde kalmasını istemeyen alı onun gözünü açmaya çalışıyor onunda yasamış olduğu bu hayatın içinde tıkanıp kalması, pusatta kendisini görmesi ona yardım etme düşüncesini oluşturuyordu kendi
    Başaramadığı kurtuluşu pusattın yapmasını bekliyordu bu nedenle pusatla her defasında konuşup onun nasıl bir pisliğin içinde olduğunu ona anlatmaya çalışıyordu. Ali ne dese desen pusat için bos oldu günü biliyordu ve onun gözlerinin içine baktığında sadece yanıp sonen tükenmeye yüz tutmuş bir kıvılcım vardı alı ona bunu yanlış olduğunu gösterecekti. Ali ona bu ortamı anlatmaya çalışıyordu ama pusatın beyni yıkanmış gibiydi bir robot gibi programlaşmış ve sadece itaat ediyordu. Ali bir gün pusatı yaşadığı ortama mahallesine götürdü ona ailesini gösterdi. Pusat neden yaptığını anlamıyordu hem o durumdan nasıl bu duruma gelmişti diye düşünmeden de kendisini alıkoyamıyordu. Ali pusatı karşısına oturttu ve hayatının anlatmaya başladı. Pusat sadece dinliyordu.
    - -ali anlatmaya başladı.
    - Kuru ayaz vardı. Bu soğukta dışarı çıkabilmek cesaret isterdi çünkü kapıdan dışarıya adım attıktan sonra üşümeye ve hatta donmaya başlıyorsun. Bir an ellerini hissetmiyorsun bile. Ama o işe geç kalmışlığın acelesiyle babasının eskimiş üzerine alarak hemen çıktı dışarı. Ve çıkar çıkmaz üşmeye başladı ama yapacağı bir şey yoktu. Annesi ona maaşını aldıktan sonra palto almasını söylüyordu ama daha maaş ele geçer geçmez eve harcadığı için parası kalmıyordu. Her defasında annesine bu palto sağlam sıcak tutuyor diyerek onu kandırmaya çalışıyordu. Daha iki sene önce babasını kaybetmişti ailesine bakma görevi ona kalmıştı kendisinden çok onları düşünmesi gerekiyordu. Sokakta hızlı adımlarla yürüdü. Acelelikten midir bilinmez ama içinde de hafif bir sıcaklık bir sıcaklık hissediyordu. Hem soğumada alışmıştı artık üşümüyordu ya da tam tersi üşümediğini düşünmek istiyordu. Hızlı hızlı yürürken saatine baktı ve telaşlandı işe geç kalacaktı bununla birlikte bu hafta içinde üçüncü geç kalışıydı. İnşallah kovmazlar diye düşündü. Fabrikaya gelir gelmez hemen üstünü değiştirerek işe başladı aradan on Dakka geçtikten sonra ustabaşı yanına gelerek idareden çağırıldığını söyledi. Ali merdivenlerden ağır ağır çıkarken korktuğu başına mı gelecekti mi, inşallah kovmazlar o zaman ne yaparım diye düşündü kendine geldiğinde ise idarenin kapısının önünde olduğunu gördü. İçeriye korkularıyla girdi sekreter onun suratına bile bakmadan direk muhasebeye git ve çıkışını al dedi. Alinin başından aşağı sıcak sular döküldü. Ne yapacaktı peki. -Duraksadı birden “Neden!” dedi
    - Sekreter ise; hala şeklini bozmadan “ o patronun kararı ben bir şey diyemem” dedi. Ali kötü etmişti. Ağır adımlarla muhasebecinin yanına gitmiş ve çıkışını aldı. İş arkadaşları onu görünce
    -“ne oldu?” dediler
    - “ kovuldum” dedi ve ayrıldı oradan.
    Sokaklar sabah olduğundan daha da soğuk olmuştu. Ali titriyordu ama o sadece yeni bir iş bulmayı düşünüyordu. Geceleri barda ek iş olarak çalışıyordu ama iki işte çalıştığında bile yettiremiyordu. Şuan bir işini kaybetmişti üstelik şimdi ne yapacaktı.
    Hemen iş aramaya başladı girmediği yer uğramadığı dükkân kalmadı ne iş bulsa yapardı ama atık o bile yoktu. Nereye gitse olumsuz cevap alıp geri dönüyordu gün boyunca iş aradı ama bulamadı bu hallede eve de gidemezdi bardaki işin başlamasına daha 3 saat vardı. Soğuğa aldırış etmeden avare avare dolaşıyordu. Ayakları onu sahil kenarına kadar getirmişti kendisince geldiğinde sahilde olduğunu fark etti orda bulunan banklardan birine oturdu denizi seyre durdu. Hava soğuktu üstelik sabahtan beri bir şey yememişti. Ama o bunları düşünmek yerine aklı iş konusundaydı. İşe başlamadan Acaba barın sahibine anlatsam iş bulurum diye düşündü saatine baktığında vakit çoktan geçmişti hemen oturduğu yerden kalkarak bara gitti. Direk patronun yanına gitti durumu ona anlattı patron ;” birkaç yere sorarım olursa haber veririm” dedi.
    - O zaman ali de ufak bir tebessüm belirmişti belki de olurdu o zaman annesine işten kovulduğunu söylemezdi çünkü annesi hastaydı ve üzülmemesi için elinden geleni yapardı. Pusat hemen çalışmaya başladı barda elinde gelenin en iyisini yapıyordu. Kafasına takılan iş konusu da onu meşgul ediyordu bazen dalıp gidiyordu arkadaşları onu dürterek kendisine gelmesini sağlıyorlardı. Hayatında hiç yapmadığı şeyi bile bu akşam yapmıştı içki içiyor ama belli etmemeye çalışıyordu sonra barda çok içen iki grup arasında tartışma çıktı içkiden mi bilinmez ama ali kendisinde cesaret bilerek tartışanları ayırarak dışarı attı. Patron odasında bütün olup bitenleri izliyordu ortalık durulduktan sonra çalışanlardan biri alinin yanına gelip patronun çağırdığını söyledi alinin içine birden korku oluştu çünkü ilk defa içki içmişti ve bu yüzden bu işten de atılırsa mahvolurdu. Korka korka odaya girdi.
    Patron onu görünce;-”gel otur” dedi ali ağzından tek bir kelime çıkmadan patronun dediğini yaptı
    - Aşağıda yapmış olduğun davranış beni etkiledi
    - Ali hiçbir tepki vermeden onu dinliyordu
    - Kendini bile düşünmeden böyle davranan gözü kara olan insanların çevremde olması benim için gerekli bir şey dedi.
    - Sonra aliye dönerek “sen iş arıyordun dimi” dedi
    - Sana bir teklif eğer istersen sana istediğin kadar para veririm. Ama bunun karşılığında senden adamım olmanı istiyorum dedi.
    -ali direk bunu kabul etmiyorum bu işten de istifa ediyorum diyerek odadan çıktı.
    Çünkü biliyordu ki bu hayata girdikten sonra çıkışı yoktu. İnsanı yavaş yavaş yok ettiğini çok iyi biliyordu. Ama bir sorun vardı eskiden tek bir işi vardı şimdiyse işsiz. Gece sabaha doğru eve gitti biraz yemek yiyip uyuduktan sonra sanki işe gider gibi o saatte kalkıp evden çıktı. Akşama kadar iş arıyordu ama sanki bütün herkes ağız birliği etmiş gibi olumsuz cevap veriyorlardı.
    Ali artık yorulmuştu eve gitmek için yola koyuldu mahallenin dar sokaklarından geçerken bir çocuk yolunu kesip annesine bir şey olduğunu söyledi hemen eve gitti. Annesi ateşler içinde yanıyordu bir taksi çağırarak onu hastaneye yatırdılar. Uzun bir muayeden sonra doktor alinin yanına gelerek yüksek ateşten dolay felç geçirme olasığı var dedi. Ameliyat olması gerekiyordu ama para yoktu üstelik işten de kovulmuştu. Kardeşlerini komşuya bırakarak sabaha kadar annesinin yanında kaldı acil para bulması gerekiyordu. Aklına sadece tek bir seçenek geliyordu oda patronun teklifiydi. Annesinin yüzüne baktı yapacağı elinden gelen başka bir şey yoktu. Vakit kaybetmeden patronun yanına gitti. Odasına çıkarken karalıydı. Hem geri dönse bile eline bir şey geçmeyecekti. Odanın kapısını çalarak yavaş adımlarla içeri girdi. Patron onu gördüğüne sevinmişti.
    -ali onun suratına bakmadan teklifin hala geçerli olup olmadığını sordu
    -evet, hala geçerli.
    - o zaman kabul ediyorum ama benim acil paraya ihtiyacım var dedi
    - patron kasayı açarak ona 10 milyar verdi.
    Ali hemen parayı alarak annesinin yanına gitti ve ameliyat işlemlerini başlat. Durumları düzelmeye başlamıştı atık annesi de sağlıklıydı ama bu kadar çok paranın nerden geldiğinde merak ediyordu salı ye soruyor ama her defasında borç aldım maaşıma da zam geldi yavaş yavaş ödeyip kapatacağım diyerek annesini kandırıyordu. Artık eve sadece gündüzleri yatmak için gelirdi ama gece ne yapardı kimse bilmez artık barda değildi. Kim sorarsa yalan söyleyip geçiştiriyordu. Yaşantısı o adamın yanında beladan belaya bulaşarak geçiyordu içki içmeye başlamıştı yaptığı bütün bunları bir tek içkinin unutturacağını düşünüyordu. Ama nafile…
    Pusat bütün bunları pür dikkat dinliyordu ve sanki kendisi roman okuyormuş gibi hissetti alinin bu kadar şey yaşamı
    Olması onun ilgisi çekmeye başladı. Daha önceden alinin söyledikleri bir anlam ifade etmiyordu ama onun göz göre göre yok oluşunu görmek biran kendisini hatırladı. Daha sonra pusat evine döndü alinin anlattıkları kafasından teker teker geçiyordu.
    Ertesi gün patron; âli ve diğer adamlarına pusattın görmek istemediği bir iş yaptırdı o gün kimse ortalıkta dolanmıyordu pusat onların mekânına gidince bir an duraksamıştı ortaklık in cin top oynuyordu. Bir kaç saat bekledi kimse gelmeyince geri dondu yolda ne olduğunu düşünene pusat birden birisi tarafından yolu durduruldu bu alıydı. Pusat hiç kimsenin olmayışının nedenini öğrenmek isterken alı hiç konuşmadan onu alıp götürdü. Pusat yol boyunca sorular soruyor ama cevap gelmeyence oda susuyordu. Daha sonra bir ücra mahallede gecekonduluğun biraz ilerisinde gördüler. Alı ve patronun adamları borclarını almak için buraya geldiler kimden diye sormasına alı izin vermeden kumarhanede oynayan birisinin borcu için dedi. Alı olayı anlatmaya başladı pusat ise sadece dinledi. Burada yasayan bir adam bir çocuğu ve karısı var adam borcunu ödemeyince bizimkilerde eve baskın yapıp adamı götürmeyi planlıyorlar. İkisi uzakta olayı izlemeye başladı. Reisin adamları içeri girdiğinde sadece adamın karısı ve çocuğu vardı onlarda bu ikisini dışarı çıkardı. reisin önünde adamın karısına nerde kocan diye sordu birisi.
    _bir haftadır eve uğramıyor bilmiyorum dedi.
    Adamlar aldıkları bu cevaptan memnun olmamışlarıydı ve bir an gözü dönmüş adamlardan biri çocuğu diğeri ise annesini dövmeye başladı bir babanın kumar borcunu ornek gordugu insanların ufak bir çocuktan çıkarmalarını gören pusat duraksadı. Bir an kendisi kaybetmişti ve neden diye bağırdı. Donup alı ye
    --neden! Neden bu insanlar böyleydi ve ben bütün bunları nasıl göremedim
    Ali ise: seni kendilerine bağladılar bana yaptıkları gibi sende onların iyi görünüşler aldandın artık bir karar vermen gerek dedi
    Pusat_sustu düşündü içinde ne olduğunu anlamaya çalışıyordu
    Ali: şimdi iyi düşün ve karar ver burada kalmak mı yoksa çekip gitmek eskiye dönmek mi dedi.
    o an pusat çevresinde olup bitenleri algılamıyordu bile evet bir karar vermem lazım diye düşünüyordu ama...
    Alı ye dönerek onlar beni kabul ederler mi her şey bıraktığım gibimi devam eder diye sordu
    Ali: ilk bas tepkisiz kaldı ve sonra bunu sen yapacaksın her şeyi ilk kendi içinde bitireceksin sonrada eski haline döneceksin dedi ve sustu. Kısa bir süreden sonra ayrıldılar
    Pusat yol boyunca düşüncelere kapıldı ruh gibi etrafta dolanıyordu her defasında evet bir karar... bir karar vermem lazım diyordu evine gittiğin de ise annesi onda olan bu değişikliğin farkına vardı ve sordu ne bu halın diye pusat donuk gözlerle annesinin sorduğu soruları duymuyordu sadece aklına gelen ilk kelimeleri yok bir şey demekle yetindi ve odasına gitti. yasırdı, odasını dağıtmaya kırıp dökmeye başladı annesi onun için telaşlanmıştı odasının kapısını çalsa da açmıyordu pusat onun sadece gitmesini istedi. Pusat odada sanki her şey ona düşmanmış gibi köseye sıkışmış bir vazıyette oturuyordu. Nasıl bu hale geldim diye düşünüyordu o insanlarla takıldığı andan itibaren kazandıkları ve kaybettiklerini göz önünde bulundurdu teraziye koyduğunda ne yazık ki kaybettikleri daha ağır bastı. Nasıl düzelirim diye sabaha kadar düşündü yasananlar düşünceler bir bir gözlerinin önünden geçiyordu. ertesi gün bir karar vererek güne başlamıştı. Her şeyi ilk başta kendi içerisinde bitirdi yeni bir başlangıç için elinden geleni yapacaktı ve ilk olarak dostunun Nuri’nin evine gitti kapısının önünde duraksadı bir an Nuri ya beni kabul etmezse diye düşündü gerı dönmeliydi belkıde. Evet, evet geri dönmeliydi bir hataydı o yanlışlardan sonra neden kabul edilesin ki saçma bir düşünceydi iste dedi kendi kendisine tam arkasını donup gidiyordu ki kapı açıldı pusat kapıdaki aralığa baktı çıkan dostu, kardeşi Nuri’ydi. Durdu ve Nuri seni bekliyordum içeri gel dedi pusat şaşırmıştı anlamıyordu yavaşça içeri girdi ikisi de koltukta suskun bir vazıyette oturdular beş on dakika sonra pusat meraklı gözlerle geleceğimi nerden biliyordun diye soracaktı ki daha pusat söze başlamadan Nuri anlamış bir sakilde cevap verdi. Ben senin dostunum sen zor bir dönem geçirdin ve bazı yanlışların oldu ne olursa olsun benim tanıdığım pusat bir gün her şeyin farkına varır ve geri döner dedi ama geç ama erken. pusat birden içinde kabul edilemeyiş düşüncesinin yanlış olduğunu anladı ve Nuriye sarıldı ne olursa olsun dostluk budur ve Nuriye dönerek teşekkürler dedi. Gözünden yaslar dökülüyordu. Nuri tamam sulu göz kız gibi ağlama dedi pusatta bir gülümseme belirdi aylardır ilk defa yüzü gülüyordu buna kendiside sevindi yavaş yavaş dönüyordu kendisine. Nuri dışarı çıkıp hava alalım mı dedi. Duraksadı bir an cevre diye düşündü bir hıcımsım gibi bakarlarsa. Pusat tereddüt ederek dışarı cıktı etrafındaki iğneleyici yabancı gözlerle bakıyorlardı evine geri dönmek istedi sonra yanında Nuri’nin olduğunu fark etti ve o banım dostum yanımda gerisi artık önemli değil dedi. Artık çevreyi umursamıyordu bile. Sanki hiç gitmemişim dedi pusat sanki değişen bir şey olmadı garip bir mutluluk sardı pusatı Nuri’yle gün boyunca gezdiler. Eski mekânlarına gittiler onun konusunu günesin batısını özlemişim dedi birden. sonra doğanın konusunu içine çekerek gözlerini kapadı ve artık ben eski ben olmalıyım dedi..
    Nuriye ayrıldılar pusat evine gitti kapıyı çaldı annesini kapıda görünce sarıldı ona aylar sonra ilk defa böyleydi annesi mutlu oldu sımsıkı sarıldı. . Annesi oğlunun tekrar dönüşüne mutlu olmuştu. İkisi içeri girip koltuğa oturdular ve havadan sudan konuşmaya başladılar. Annesi oğlunun yaptığı hiçbir davranışı sorgulamıyor onu üstelemiyordu. Sanki her şey pusatın bıraktığı gibiymiş gibi davranıyorlardı. bir kaç saat sonra pusat odasına gitti annesi ise onun en sevdiği yemekleri yapmak için mutfakta kolları sıvamıştı bile. Pusat yatağına uzanmış gözlerini tavana dikerek bu günü yeni başlangıcını ayrıntılı bir şekilde düşündü ve yüzünde gülümseme belirdi kendisini çok mutlu hissediyordu. Nuriye dostluğunun aynı kaldığını, ailesinin hala kendisini kabul ettiğini bilmek ne kadarda güzel bir şeydi. Ama hala hayatında bir şey eksikti. Yavaş yavaş hepsini kazanmıştı ama o hala yarım kalmıştı. Pusat aslıyı düşünüyor aslının ona yaptıklarını en yakın arkadaşıyla çıkmış olmasını düşünüyordu bu yüreğini acıtıyordu ama aslı ne yaparsa yapsın onu hala seviyordu bir türlü vazgeçemiyordu ondan. Pusattın gözlerinin içinde ona karşı hem nefret hem de sevgi vardı nefretten çok sevgi ağır basıyordu. Belki onu kazanırım ve belki de hayatımdaki tek kalan taşı da yerine koyarım ve kendimi tamamlarım düşünüyordu. Onunla konuşmak istiyor ama her defasında geri duruyordu. Çünkü tam olarak kendisine gelememişti belki birkaç gün sonra belki bir ay sonrada olsa onunla konuşacaktı. O bunu düşüncelere dalıp gittiğinde birden aşağıdan gelen bir sesle irkildi bu annesinin sesiydi. Oğlum yemek hazır diye seslendi pusatta yüksek sesle karşılık vererek tamam geliyorum dedi. Yemek masası her zaman ki bir hava vardı babası baş köşeye annesi onun yanına o ise abisiyle karşılıklı oturmuştu. Bu tablo pusatı mutlu etmeye yetiyordu bile. Masada herkes. Masada herkes bir şeyler konuşuyor espriler söyleniyordu. Kimse pusata tek bir soru sormuyordu pusat abisinin babasının gözlerinin içine baktı hiçbirinde sorgulayıcı bir anlam sezmiyordu. Sanki bu zamana kadar bütün yaşadıkları bir rüyaydı ve o rüyadan annesinin sesiyle uyanı vermişti ama her şey bu kadar kolay değildi bunu oda biliyordu ki o adamlar peşini bırakmayacaklardı ama onun yanına yaklaşırken birden içinden adamlar inerek onu apar topar arabaya bindirdiler. Pusat korktuğunun başına geldiğini anladı
    - Birden adamlardan biri borcunu neden ödemiyorsun diye bir soru yöneltti
    - Pusat anlamıyordu ne borcuydu bu ne zaman almıştı. Düşünüyor ama cevabını bulamıyor.
    - Ne borcu dedi birden cevap beklercesine
    - Ama adamlar bir şey söylemiyordu..
    Araba daha sonra eski yıkık bir evin orada durdu. Pusatı içeri götürdüler daha sonra yanına tanımadığı bir adam gelerek elinde tuttuğu kâğıtları ona gösterdi ve yaptığın senetleri öde dedi. Pusat senelerde yazılan miktarı görünce afalladı birden yaklaşık olarak 2 0 milyardı.
    Pusat ise bir türlü anlam veremiyordu ne senedi ne zaman imzalamıştı bilmiyordu. Geçmişte patronun prosedür olarak imzalattığı kâğıtlar aklına geldi onları okumuştu ama öyle bir şey yoktu yada farkında olmadan ona imzalatmışlardı. Gözünü korkutmak için biraz hırpaladıktan sonra pusatı serbest bıraktılar ama peşini bırakmayacaklarını da söylediler senetler için bir hafta gün vermişlerdi o zamana kadar ödedin ödedin yoksa gerisine karışmıyoruz dediler. Pusat çok iyi biliyordu ki ellerinden geleni yaparlardı tek kendisine zarar vermez ailesine de zarar verirdi pusatta bu yüzden korkuyordu ya. Bir hafta ne kadarda kısa bir süre ne yapacaktı peki her düşündüğünde kafayı yiyecek gibiydi bir çözüm yolu bulamıyordu. Ailesine söylese zaten onlara yeteri kadar zarar vermişti bundan bahsedemezdi peki ne yapacaktı. Birden aklına savı bir tanıdığı geldi daha öncede başı sıkışınca onun yanına gider o yardım ederdi belki bu saferde yardım eder düşüncesiyle aradı onu ve randevu istedi. Savcı onu anlayışla karşılayarak bürosuna gelmesi gerektiğini söyledi. Pusat vakit kaybetmeden savcının yanına gitti. Odasına girerken korkuyordu ya bir sonuca varamazsam diye düşünüyordu ama kapıyı çalıp girdiğinde savcı onu güler yüzle karşıladı. Pusat başından geçen olayları bir bir anlattı. Ve en son senet işinden bahsetti
    Savcı; öyle bir şeyin olmayacağını bir çözüm bulacaklarını söyledi
    Pusata dönerek bana bu adamaların isimleri ve bulundukların yerleri söyle dedi daha sonrada sabıkalılar listesinden adamların yüzlerini tanımladı. Savcı vakit kaybetmeden tutuklama kararı çıkararak o adamları gözaltına alınmasını sağladı hemen bir nöbetçi mahkemede pusatında şahitliğinde karar cıktı. 30 yıl hapse karar verildi. Pusat artık rahatlamıştı. Savcıya ne kadar teşekkür etse azdı. Savcıda ona teşekkür etti çünkü aylarca o adamları arıyorlardı ama bir sonuç çıkmıyordu dedi.
    Daha sonra savcı pusatı kenara çekti be onu bu yaptığı hataları farkına varmasın istedi öğütler verdi pusat ben bu işleri bıraktım ve yeni bir başlangıç yaptı dedi
    Oda buna çok sevindiğini söyledi herhangi bir sıkıntın olduğunda yanına gelmesini de ekledi. Pusat rahatlamıştı artık onu ve ailesini tehdit edecek başka bir şey olmayacaktı artık. Yeni başladığı hayata kaldığı yerden devam edecekti. Evine gitti ve annesine sımsıkı sarıldı bugun olanlar hakkında kimseye tek bir kelime bile etmedi. Kaldığı yerden devam etti. Aksam yemekten sonra pusat ailesiyle birkaç saat vakit geçirdi ve daha sonra odasına geri döndü. Bir yandan aslıyı bir yandansa derslerini düşünüyordu artık okuluna devam etmeliydi anisini en çok istediği şeydi bu o karar vermişti bir an önce ders çalışmaya başlayacaktı. Geriye tek bir sorun kaldı oda aslıydı. Aslının ona yaptığı her şeye rağmen nasıl sevebiliyordu. Aslının tekrar kendisine dönmesini istiyordu. Aslının resmine bakarak belki o da beni seviyordu dur diyor düşünmekten kendisini alamıyordu. Bu ihtimalin oluşu bile onu mutlu ediyordu. Birden yatağından fırlayarak eline bir kalem ve bir kâğıt alarak aslıya olan duygularını yazıya döktü ve bundan sonrada her gün ona bir şeyler yazmayı hedefledi.
    Günün çoğunluğunu Nuri’yle geçiriyordu. Ona hala aslıya olan sevgisini anlattı ama Nuri bu kadar bağlanmasını istemedi. Çünkü o biliyordu ki aslı gitti ve artık dönmeyecekti ama pusat onu kazanmayı düşünüyordu onun takıldık ortamlarda bulunmaya başladı aslı onu görünce kaçmak istiyordu ama onun da hala içinde pusata karşı bir şeyler vardı. Ama bu seferde pusat onu bırakıp gitmek istiyordu. Çünkü onun yüzüne her baktığında yüreği acıyordu.
    Yazdığı bütün yazıları bir zarfın içinde koydu. Bunu aslıya vermesi gerekiyordu ama onunla karşı karşıya geldiğinde bırakıp gidemeyecek, sevdasına yenilecekti. Onun için pusat zarfı alıp aslının ev adresine postaladı. Üzerinde küçük bir not; geçmişime son hatıram…
    Aslı zarfı gördüğünde şaşırmıştı. Eline aldı ve üzerindeki not’u okudu. Bu not kimden olduğunu anlamasına sebep olmuştu. Aslı zarfı açmak istemedi indirdi bir köşeye ama içinde sonsuz bir merak vardı. Akşam olup odasına çekildiğinde zarfı açtı. İçinden bir deste kâğıt çıkmıştı içlerinkinden bir tanesini seçti” Bir Fotoğrafa” adında başlıyordu ve okumaya başladı;

    17 Şubat 2010
    Bir Fotoğrafa
    Karşımdasın işte…
    Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
    Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
    Kalbime gömdüm sözlerini, ceset torbası oldu yüreğim.
    Tıkandığım o an
    Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte
    Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
    Ellerim boşlukta, ben darda kaldım
    Ellerim buz gibi, ben harda kaldım
    Bir senfoni vardı kulağımda çalınan
    Bitti artık hepsi…
    Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme
    Bakış açım belli oldu yine
    Geride kalan, ardından bakar gidenlerin
    Bir meltem olacak rüzgârım dahi kalmadı benim
    Dağlara çarptım her esişimde
    Yollara küfrettim her gidişinde
    Demiştim sana hatırlarsan; önemli olan zamana bırakmak değildir, zamanla Bırakmamaktır…
    Şimdi bana, geçen o zamanın unutulmaz sancısı kalır.
    Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
    Sende yoktum zaten ben, ben yine benden GİTTİM…

    Aslı bu sitem dolu mektubları okurken içinde bir şeyler eksiliyor, ağlamaklı oluyordu. Ama kötü olmasına rağmen sayfaları tek tek okumaya devam etti. Her bir cümle onun kalbini acıtıyor ince bir sızı oluyordu yüreğinde, yer yer hıçkırık sesleriyle kesiliyor okumaları ama yinede okumak istiyordu. Zarfta son bir kâğıt kalmıştı onu eline aldı ve diğerlerinde yapmadığı farklı bir şey yaptı. Yüksek sesle okudu bu şiiri.
    Dinmemiştir aşk..
    Yine dalgındır ellerin uçurum kokar geceler boyu…
    Kırık bir dal, yağma bir bahçe büyür.
    Önce aşk, sonra göç başlar
    Geride bütün suları bıçaklanmış bir akşamr
    Ilk Göç başlar savrulur aşkla
    Ilk değildir ki, ilk değil mecbur gidişler
    Havada çığlık, dinmemiş bir korku var
    Sevda bir ayaz tutuklu bütün gülüşler
    Sonra yine aşk, sonra yine göç başlar
    25.02.2010
    Aslı son kağıdıda okuduktan sonra hiç bir tepki vermeden sabaha kadar oturdu. Nasıl anlamamıştı pusatın sevgisini ne çok hata yapmış meğer. Ama herşey bitti geri dönüş yolu yoktu artık.
    Pusat hayatından aslı’yı da çıkarmıştı artık oda geçmişe gömülmüş bir anı olmuştu. Artık yapacağı tek şey kaldı oda sınavlarına hazırlanmaktı. Önünde sadece üç ay kalmıştı. Elinden geleni yapmak için hemen çalışmaya başladı gecesini gündüzünü derslerine veriyordu. Çünkü onu yapmak zorundaydı önünde iki nedeni vardı; birincisi annesiydi oğlunun üniversiteye gitmesini çok istiyordu. İkincisi ise aslıydı onunla aynı yerde duramıyor, boğulacak gibi oluyordu. Bir an önce o şehirden uzaklaşmalıydı. Günler, aylar geçiyor sınava az bir vakit kalmıştı. Günler geçip sınav günü gelip çatınca pusatta artık kendisini yeterli görüyordu. Sınava girdi ve çok güzel geçmişti sonuçlar açıklandığında ise emeğinin karşılığını almamıştı. İzmir Ege Üniversitesi eczacılık bölümünü kazanmıştı bu onun için bir fırsattı çünkü yeni bir şehir ve yeni bir dünya. Beraberinde geçmişini getirmeyecekti. İlk defa evinden ailesinden ayrılışı onu mutsuzlaştırmıştı. Gece yatağına yattığında sessizce ağlardı. Zamanla çevreye alıştı artık yabancılık çekmiyordu. Buraya tek bir amaç için geldi ve onu yapmak içinde derslerine çalışmaya başladı. Bunalmaya artık bu şehirde dar gelmeye başlayınca deniz kenarına gidip saatlerce onu seyre dalardı.
    Bir gün İzmir de deniz kenarında otururken yan bankta oturan bir kız görmüştü. Ona bakakalmıştı sanki bir mıknatıs gibi o kız çekiyordu. Pusat kıza kafayı takmıştı. Kızı araştırmaya başladı. Kızın adı Elfida. Pusat onun peşinde koşuyor onu görünce mutlu oluyor. daha öncede bir kız vardı ama ondaki gibi bir duygu değildi bu başkaydı. Elfida’yı araştırdıkça onun hakkındaki düşünceleri değişiyor ve ona daha çok bağlanıyor. Nedenini oda bilmiyor. Elfida mimarlık okuyor ve İstanbulluydu. Pusat farkında olmadan ona aşık olmuştu artık. Onu düşünüyor onunla yatıp onunla kalkıyordu. Bir gün okulun oradaki çay bahçesinde karşılaşmışlardı. Pusat biraz utanarak yanına oturdu ve ilk muhabbet başlamıştı.
    Aradan günler geçmişti muhabbetleri baya uzamıştı. Bir ortama gittiklerinde herkes pusatı hayranlıkla dinler ve izlerdi elfida belli etmemeye çalışsa bile o da öyleydi. Pusatın muhabbeti, esprileriyle herkesi gülmekten kırar geçirirdi. Herkes onun olduğu ortama gelmek için can atardı. Pusat elfida ile o kadar çok vakit geçirirdi ki günün üçte ikisi onunla olurdu. Pusat uygun zamanını bulunca ona açılmayı, hislerini içini dökmeyi düşünüyordu. Ama bir türlü yalnız kalamıyorlardı. Hep bir aksilik çıkıyordu. Bir gün sahil boyunca yürürken pusat elfidayı alıp bir kenara oturttu. Sonra ellerini tutup gözlerinin içine bakarak sevgilim olur musun dedi. Biraz düşünmüştü elfida. Bu pusatında dikkatini çekti. Pusata göre elfidada onu seviyordu. Ama düşünmesi pusatı üzdü. Elfida cevabını vererek sarıldı.
    -Evet, sevgilin olurum dedi.
    Ve pusat için yeni bir ilişki olacaktı ve bunun son olmasını istiyordu. Öylede olacaktı. Elfida pusatın son aşkı son sevgilisi olacaktı. Pusat onunla başlarken geçmişi asla aklına getirmeyeceğine söz vermişti. O kadar mutluydular ki. Düşünceleri, tavırları, hareketleri her şeyleriyle birbirini tamamlıyorlardı. Herkes onlara imreniyordu. Pusat her gün ona sürprizler yapıyordu hediyeler alıyordu. Pusat resmen elfidada kendini bulmuş gibiydi. Elfida pusatın sigara içmesine çok kızıyordu bırakmasını istiyordu ama pusatta yapamıyordu. Söz veremiyordu çünkü tutamayacağını biliyordu. Ama azaltacam diyordu o kadar. Ama bu azaltmada tam azaltma olmuştu. Günde iki ya da üç bazı günler hiç içmiyordu. Bir gün pusatla kavga etmişlerdi ve pusat bu kavgada çok üzülmüştü ve cebindeki sigara paketini kırdı bir dada içmeyeceğim dedi kendi kendine.
    Zaten her hakiki aşk umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milat demektir. Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra” aynı insan olarak kalırsak, yeterince sevmemişiz demektir. Birini seviyorsan onun için yapacağın en anlamlı şey değişmektir. Pusatta bunun farkındaydı ve oda elfida için değişmeye başladı. Dört senedir bırakamadığı sigara alışkanlığı bir an da bırakı vermişti. Pusat geçmişe dair her şeyi silerek tüm benliği, saflığıyla elfida’nın olmuştu artık…

      Forum Saati Salı Ocak 24, 2017 11:38 pm