Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    Kirli oyunlar | Mehmet Yıldırım

    Paylaş

    1001110037

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 08/12/10

    Kirli oyunlar | Mehmet Yıldırım

    Mesaj  1001110037 Bir Cuma Ara. 24, 2010 2:56 pm

    Soğuk bir Aralık ayı’nın , iç titreten gündoğumunda. Murat her sabah olduğu gibi erkenden kalkıp işe gitti. Evin çalışan tek bireyidir. Babasını bir trafik kazasında kaybetti. Bu yüzden okulu bırakıp Cengiz Ustanın yanında çalışmaya başladı. Murat daha çocuk olduğu için iş ona çok ağır geliyordu. Yaşıtları sokakta top koştururken kendisi oto tamirinde çıraklık yapıyordu. Ama çalışmaya mecburdu. Çünkü evde ekmek bekleyen annesi ve kardeşi Ali vardı geçimini kendisi üstlenmişti.
    Ustasında aldığı para ile ancak geçiniyorlardı. Murat’ın kazandığı para çok azdı. Evin ihtiyaçlarının çoğunu karşılamıyordu. Annesinin, Ali’nin ve kendisinin giydiği elbiseler, ayakkabılar çoğu zaman yırtık olurdu. Bu durum Murat’ı çok üzüyordu. Murat bu durumu çözmek için daha fazla para kazanmak istiyordu ama elinden hiçbir iş gelmiyordu.
    Murat’ın tek amacı kardeşini okutup iyi yerlere getirmekti fakat bu yapacak parası yoktu. Ali’yi okutmak şöyle kalsın bazı zamanlar yiyecek ekmek bile bulamıyordu. Kışları odun, kömür bulamadıkları için hep üşüyerek geçirirlerdi. Ali bu durumlara üzülürdü ama elinden hiçbir şey gelmiyordu. Annesi Murat’ı görünce üzülür, bir kenara çekilir sessizce ağlardı. Onunda elinden hiçbir şey gelmiyordu. Çalışmak istiyordu ama kadın olduğu için hiç kimse iş vermiyordu. Ali’nin yaşı küçük olduğu için bu durumları pek bilmezdi. Sevecen bir çocuktu, evin tek neşe kaynağıdır, aile onunla sevinir, onunla gülerdi. Murat akşam eve gelir iş yorgunluğunu onunla oynayarak atar. Annesi onu severek üzüntüsünü giderir.
    Murat ustasından haftalığını alıp evin ihtiyaçlarını karşılamak için pazara alışverişe gitti. Pazar da işini bitirdikten sonra eve geldi. Evin kapısı açarak içeri girdi.’’Anne anne’’diyerek seslendi ama kimse cevap vermedi. Ama Murat içeride ağlama sesleri duyuyordu. Elindeki eşyaları mutfağa bırakıp odaya girdi. Annesi ağlıyordu Ali yatakta uyuyordu.
    - Neden ağlıyorsun Anne?
    -Ali hastalandı.
    Murat hemen elini Ali’nin alnına götürdü. Ali’nin ateşi çok yüksekti ve de çok terlemişti. Hemen içeriye gidip bir parça bez ve biraz su getirdi. Bezi ıslatıp ıslatıp Ali’nin vücudundaki terleri aldı. Murat ve Annesi o geceyi Ali’nin başında bekleyerek geçirdiler
    Sabah olduğunda Murat işe gitmek için hazırlanırken aklı hep Ali’deydi. İşe gitmek için yola koyuldu. Hem gidiyordu hem de düşünüyordu acilen para bulup hastaneye götürmesi lazımdı. Ama parayı nerede bulacağını bilmiyordu çok çaresizdi. Murat bunları düşünürken ve işe doğru giderken orta yaşlı, kır yaşlı, iri yarı adamla çarpıştı adam nefes nefese kalmıştı ve yüzünden terler boşalıyordu. Bir müddet birbirini süzdüler. Daha sonra adam Murat’tan özür diledi ve kendisi acilen saklamasını istedi Murat hemen adamı alıp bir köşeye sakladı bir müddet sessizce bekledikten sonra adam Murat’a dönerek:
    -Adın nedir?
    -Murat efendim. Peki sizin?
    -Halil
    -Murat sen okula gitmiyor musun?
    -Hayır efendim. Ben çalışıyorum.
    -Sen çalışmak için küçük değil misin?
    -Babamı bir trafik kazasında kaybettik. Peki siz niçin saklanıyorsunuz?
    -Polislerden saklanıyorum.
    -Neden?
    -Ben bir cinayet işledim
    Murat cinayet lafını duyunca biraz korktu. Öylece dona kaldı, çok şaşırmıştı. Böyle bir durumla ilk kez karşılaşıyordu. Ama Halil Murat’a hep iyi niyetle yaklaşıyordu. Murat, Halil’in bu iyi niyetinden dolayı ondan kaçmayı bırakıp sohbete devam etti.
    Halil Murat’ı uzun uzun dinledikten sonra ona bir teklifte bulundu.
    -Benim işlediğim suçu üstlenir misin? İstediğin kadar para veririm!
    -Anlamadım? Suçunuzu üstlenmemi mi istiyorsunuz ?
    -Evet.
    Murat yavaş yavaş Halil’in yanından ayrılmaya başladı. Bir iki adım attıktan sonra birden aklına annesi ve Ali geldi. Geriye dönüp:
    -İstediğim parayı verecek misiniz?
    -Tabi ki!
    Murat uzun uzun düşündü. Bir yanda ailesinin durumu bir yanda ise hapishanede gençliği gidecekti. Cesaretini toplayarak:
    -Teklifini kabul ediyorum. Tamam!
    Halil parayı tahsil etmek için Murat ile hemen eve gidip emaneti teslim etti. Murat da paraları annesine götürmek için eve doğru yol aldı. Birkaç adım attıktan sonra Halil’e dönüp bu durumu kimseye bildirmemesi için ondan söz aldı.
    Murat evin önüne gelip kapıyı çaldı. Kapıyı annesi açtı. İçeri girdi ve annesini karşısına alıp oturdu. Annesi Murat’ın bu telaşlı davranışlarına bir anlam veremedi. Elindeki paraları annesine uzattı. Annesi bu kadar çok parayı bir arada görünce şaşırdı. Annesi:
    -Bu kadar çok parayı nerden getirdin oğlum?
    Murat sustu. Hiçbir şey söylemedi. Annesi bu soruyu defalarca sordu. Ama Murat yine hiç bir cevap vermedi. Annesinin aklına kötü kötü şeyler geliyordu. Sonunda dayanamayıp sordu:
    -Oğlum hırsızlık mı yaptın?
    -Anne hırsızlık yapmadım. Haram para değil! Gel anlatayım bu parayı Halil isimli birinden aldım. Kendisi kalp krizi geçirirken yardım ettim ve hastaneye yetiştirdim. Meğerse o fabrikatörmüş. Hastanede kendisine geldikten sonra bana bu yardımı karşılıksız bırakmayacağını söyledi. Benimde aklıma hemen sen ve hasta kardeşim geldi. Kabul etmek zorundaydım. Her şeyi sizin için yaptım! Anneciğim beni bir süre göremeyeceksin.
    Ayağa kalkıp annesinin elini öpüp, sımsıkı sarıldı. Murat Ali’nin yanına giderek anlından öperek ‘’Beni bir süre göremeyeceksin sakın soru sorma seni çok özleyeceğim ve seni çok seviyorum.’’ Annesi ise şaşkın ve gözleri yaşlı şekilde bilinçsizce oğlunu izliyordu. Sonrada oğluyla kapıya kadar gitti ve Murat’ı yaşlı gözleriyle uğurladı.
    Murat ailesiyle vedalaştıktan sonra Halil ile buluştu. Halil, Murat’a neler yapması gerektiğini söyledi…
    -Murat sana verdiğim sözü tuttum. Hadi sende sözünde dur.
    -Tabi ki de duracağım. Önce ne yapmam gerektiğini söyle.
    -Önce karakola gidip suçu işlediğini söyleyeceksin. Bunu söyledikten sonra gerisi gelir.
    Murat, Halil’in dediğini aynen yaptı. Polisler bütün işlemlerini bitirdikten sonra Murat’ı mahkemeye sevk ettiler. Birkaç gün sonra olanları annesi de öğrendi. Annesi bu olanlara bir türlü inanamadı. Hemen emniyete gitti. Gerçekleri bir de resmi bir ağızdan öğrenmek istiyordu. Müdürün kapısını çalıp içeri girdi. Müdürün karşısına geçip oturdu. Olan bitenleri tek tek anlattı. Müdür Murat’ın annesine bakarak:
    -Anlattıklarının hepsi gerçek. Yarın da mahkemesi var.
    Murat’ın annesi gerçekleri müdürde duyunca göz yaşlarını tutamadı. Ayağa kalktı, hiçbir şey demeden sessizce müdürün odasından çıktı. Oğlunun katil olduğuna inanmak istemiyordu.
    Ertesi gün Murat’ın mahkemesi vardı. Herkes toplanmıştı. Hakim Murat’a işleyip işlemediğini sordu. Murat önce ağlayan annesine baktı. Sonra hakime dönüp:
    -Evet. O cinayeti ben işledim.
    O an annesi yıkıldı. Çevredekiler onu zor sakinleştirdi. Mahkeme bitmişti. Herkes dışarı çıktı. Annesi Murat’a yaklaştı. Ağlayarak ona sarıldı. Vedalaşma bittikten sonra Murat’ı cezaevine götürdüler. Gardiyanlar onu alıp koğuşuna bıraktılar. İçeriye doğru yürümeye başladı. Herkes ona geçmiş olsun diyordu. İlk kez böyle bir ortama giriyordu. Duvarlar sanki üstüne doğru geliyordu. Koğuştan biri Murat’a boş ranza ve dolabın yerini gösterdi. Murat yavaş yavaş yerleşmeye başladı. Koğuş ortamı Murat’a çok tuhaf geliyordu. İlk defa bu kadar sigara kokusunu içine teneffüs ediyordu, çeşitli suçlardan dolayı mahkum olmuş insanlar arasında bulunuyordu. Bu ortamı görünce biraz endişelendi.
    Murat’ın cezasının ikinci günüydü. Herkes uyuyordu. Birden ‘’kalkın kalkın’’diye sesler geliyordu Murat korku içinde bakınıyordu. Ne olduğunu anlamak için etrafına bakmaya başladı. Oysaki bu bağrışmaların sebebi kahvaltı içinmiş. Murat da kalkıp elini yüzünü yıkayıp yemekhaneye gitti. Kahvaltı yaptıktan sonra koğuşa geldi. Arkasından birisi:
    -Murat
    -Buyurun
    -Yerleri temizle!
    Murat bir anda dikkati kesildi ve karşısındaki iri yarı adamı görünce mecburen:
    -Temizlerim.
    Murat titiz bir şekilde yerleri temizledi. En ufak kir kalmamıştı. Çok yorulmuştu. Yatağa tam uzanmaya başlamışken birden yanına koğuş ağası gelip:
    -Yerler temiz olmamış. Tekrar temizle!
    Murat bir anda kaşlarını çattı, yüzü kızarıp gözleri küçüldü, yumruğunu sıktı:
    -Yerler gayet temiz gerek yok!
    -Ben pis diyorsam pistir!
    -Sen kimsin?
    -Koğuş ağası! Buranın lideri ben ne diyorsam odur!
    Murat bunları duyunca çılgına döndü ve:
    -Temizlemiyorum!
    Diye bağırdı, koğuş ağası bu cevaba çok şaşırdı. Yıllardır bu koğuşta ilk defa kendisine ters yanıt gelmişti. Haksız idi ama ağa olmanın sahte gururu , koğuştaki diğer yalakalara façayı çizdirmemek ve koğuşa ibretlik bir ders vermesi için saldırmaya başladı. Murat kendinden geçmişti. Çevredekiler Murat’ı yatağına götürüp ayıltmaya çalıştılar. Bir süre geçtikten sonra Murat ayıldı.
    Saat 9 suları Murat yeni umutsuzluklarıyla, bir kez daha yeni bir güne uyandı. Gardiyan koğuşa girdi. Murat tüm dikkatini ona yöneltti. Gardiyan:
    -Volkan Yıldız, Ahmet Faruk Büyüktürk, Ali Şahin, ve Murat Yılmaz ziyaretçileriniz var diye bağırdı
    Bir anda Murat sevinçle ve heyecanla görüşme odasına gitti. Karşısında, Annesi ve kardeşi Ali vardı. Annesinin hüzünden ve özleminden yüzündeki çizgiler belirginleşmiş, saçlarındaki beyazlık artmıştı kardeşi ise olaylardan fazla habersiz, abisini aylar sonra görmenin verdiği heyecanı masum yüzüne yansımıştı. Annesi oğlunu görünce bir anda gözleri doldu. Murat Annesinin boynuna sımsıkı sarıldı. Annesi oğluna bakıp gözleri kısarak ve sordu:
    -Oğlum yüzüne ne oldu? Yara bere içersinde kalmışsın.
    -Anneciğim hiç sorma, bu ortama hiç alışamadım. Sabah bir uyandım yerdeyim. Meğerse ranzadan düşmüşüm!
    -Oy benim gözümün nuru, canım oğlum kıyamam sana. Oğlum onu bunu bırak ben senin birini öldürebileceğine asla ihtimal vermiyorum. Oğlum bana gerçeği söyle öldürmedin biliyorum ama duymak istiyorum sen neden buradasın?
    -Anne, gerçeklerimi yoksa duymak istediklerini mi söyleyeyim?
    -Gerçekleri yavrum!
    -Anneciğim babamı kaybettikten sonra çektiğimiz yoksulluk canıma tak etti, sizi böyle sefalet içersinde görmek, yarı aç yarı tok, kardeşimi hasta yatağında görüp hiçbir şey yapamamak beni kahrediyordu. Allah bu hislerimi duymuş ki karşıma böyle bir şans çıkardı. İşe giderken adamın birine çarptım adama neden böyle kaçtığını sorunca cinayet işlemiş kaçıyormuş. Cinayeti üstlenmemi istedi. Şeklinden her türlü paralı olduğu belliydi. Ben de para karşılığında cinayeti üstlendim.
    Annesinin sinirden yüzü kıpkırmızı kesildi. Oğlunun böyle bir yanlış yapmasını sindiremedi. Murat’a hayatında ilk defa elini kaldırıp tokat attı.
    -Para karşılığı cinayetimi üstlendin? Alın terinle kazanmadığın bir parayı alıp annene ve kardeşinin boğazından geçirttirdin! Üstüne üstlük hapse girip kardeşine ağabey özlemi, bana da oğul hasreti çektiriyorsun. Bir de Allah’ı katıp karşıma şans çıkardı diyorsun. Yazıklar olsun!
    Murat’ın gözleri dolmuştu. Hiçbir şey diyemedi. Annesinin sözleri onun boğazına bıçak gibi saplandı. Zaten diyecek yüzü de yoktu. Annesinin küskün gidişini arkadan üzülerek izledi. Koğuşuna geri döndü.
    Murat için aylar geçtikçe hapishanede her şey daha da zorlaşıyordu. Mahkumlar arasında hiç kavga eksik olmaz, gardiyanlara rüşvet verip dışarıdan kesici aletler hapishaneden içeriye giriyordu, hapishanede hırsızlık normal bir şey zaten!
    Bir Pazar sabahı Murat banyo yapmak için kalkmıştı. Koridorda yolda ilerlerken içeride bağrışma sesleri duymaya başladı. Merak edip içeriye girdiğinde iki mahkum birini aralarına alıp dövüyorlardı. Murat hemen dalıp ayırmaya başladı. Ama iki mahkumdan biri bıçağı çıkardığı gibi dövdükleri mahkuma doğru götürürken Murat kolundan tutup ani bir hareketle bıçağın yere düşmesini sağladı. Ayağı ile de vurarak bıçağı olay mahallinden uzaklaştırdı. ‘’Gardiyan gardiyan’’diye bağırmaya başladı. Gardiyanlar duymuş olmalı ki hemen içeriye girip olaya müdahale ettiler. İki kişinin saldırdığı adam kurtulmuştu. Murat ise adama dönüp:
    -Geçmiş olsun ağabey?
    -Sağ ol kardeş. Yardım için çok teşekkür ederim. İsim nedir?
    -Murat ağabey senin adın nedir?
    -Cemil. Valla Murat kardeş sana bir can borcum var. Bunlar resmen beni öldürecekti.
    -Evet Cemil ağabey hayırdır neden yaptılar ki?
    -Eski meseleler boş ver.
    Murat yeni dostu ile koğuşa giderek sohbeti koyulaştırdılar. Cemil onu bir kardeşi olarak bildi. Murat’ın saf ve güvenilir biri olduğuna o an inanmıştı ve günler geçtikçe hapiste Murat’ı göz kulak oluyordu.
    Cemil’le Murat’ın arasında hiç su sızmayan dostluk oluştu. Cemil ile Murat hapishaneden çıktıktan sonra yapacaklarını konuşuyorlardı. Cemil:
    -Eee Murat kardeş çıktıktan sonra ne yapmayı düşünüyorsun? Var mı bir planın?
    -Valla Cemil ağabey, ilk olarak anamın yanına gidip gönlünü almak istiyorum.
    -(Şaşırarak)Senin gibi temiz bir insanın nasıl olurda annesini kırabilir?
    -(içinden derin bir ah çekerek) Ne sen sor, ne de ben söyleyeyim. Benim babam küçükken vefat etti. Ben ve kardeşim yetim kaldık. Hem anneme hem de küçük kardeşime bakabilmek için çalışmam gerekti. Ama çalıştığım oto tamir’den aldığım para karnımızı zor doyuruyordu. Ama gel gör ki küçük kardeşimin hastalığı ve ailemin çektiği fakirlik canıma tak etti. Yoldan giderken biri bana çarptı. Meğerse cinayet işleyip, polisten kaçarmış. Paralı biriydi! Suçumu üslendiğim anda bütün hayatımızı tam tersine çevireceğini söyledi.
    -Peki Murat kardeş tersine çevirdi mi?
    -Evet sözünde durdu. Annem haram parayı kabul etmez diye de paranın nereden geldiği konusunda yalan söyledim. Ve böylece ailemin maddi bütün sıkıntıları bitti. Kardeşim okuyor, Annem fakirlik çekmiyor.
    -Vay anası ailen uğuruna buralardasın?
    -Evet ağabey. Benim hikayem bundan ibaret. E sen anlat Cemil ağabey neden içerdesin?
    - Benim Beyoğlu’n da güzel bir restoranım vardı. Böyle caddeyi karşıdan görüp, orada akan hayatı birebir şahit olabiliyorsun. Babadan kalmaydı ama kazandıkça orayı geliştiriyordum. Babama da orası dedemden kalmış. Ama amcamla babam anlaşamamış. Yaşı büyük olduğu restoranın yönetimi babama kaldı. Amcam bunu hazmedemedi. Amcam orayı almak için planlar yapıyordu. Sonuçta Beyoğlu’nun kalbinde bir yer. Babam o restoranı aldıktan kısa süre sonra vefat etti. Babam amcama güvenemediği ve de evlatlarında en büyükleri olduğumdan bana vasiyet etti. Oradan da restoran bana kaldı ama amcam hala hak talep etti ve bir adamıyla restorana uyuşturucu sokup sonrada polise haber vermiş.
    -Yani iftiraya kurban gittin Cemil ağabey?
    -Aynen öyle Murat kardeş.
    -Desene işlemediğin bir suçtan böyle bir cehennemdesin! Peki buradaki 2 kişinin seni öldürmeye çalışması bu iftirayla alakası var mı?
    -Evet amcam beni ortadan kaldırmak istiyor. Amcamda her türlü pislik var. Uyuşturucu, adam yaralama baksana öz yeğenini bile ortadan kaldırmayı düşünüyor.
    -Neden restoran için mi hepsi bu?
    -Evet restoran ı alıp hem işletmeden iyi para kazanacak, hem de oradan uyuşturucuları daha rahat pazarlayabilecek.
    -Amcanın resmen gözü dönmüş!
    -Aynen öyle kardeşim.
    -E ağabey çıktığında ne yapacaksın? Az kaldı çıkmana?
    -Restoran ı sahipleneceğim.
    -Amcan sana hemen fenalık işleyebilir ağabey?
    -Olsun orası rahmetli babamdan yadigar. Büyük zorluklarla kazandırdı bize her ne olursa olsun mirasına sahip çıkmalıyım.
    -Allah yardımcın olsun Cemil ağabey
    -Teşekkür ederim kardeşim bak sana ne diyeceğim?
    -Buyur ağabey?
    -Sende benden hemen sonra çıkacaksın. Çıktıktan sonra beni bul. Yanımda çalış. Sonrada annenin yanına gidip garson oldum dersin. Elini öpüp helal para kazanıyorum dersin. Annen buna çok sevinir. Hem benimde senin gibi namuslu bir elemana ihtiyacım var.
    Murat bunları duyduklarına inanamadı. Çok sevinmişti.
    -Gerçekten mi? Çok iyi olur seve seve yanında çalışırım Cemil ağabey.
    Aylar, Yıllar birlikte geçirdiği süre dolmak üzereydi. Aylar, yıllar çok çabuk geçmişti onlar için, hapishanedeki dostlukları bitmek üzereydi Cemil’in tahliye günü gelip çatmıştı. Veda gelmişti bu iki sıkı dost mahkum ile tahliye edilen arasındaki kapıdan son kez birbirlerine sarıldılar. Cemil özgürlüğüne emin adımlarla yürürken arkasında Murat bir abisinin yanından ayrılışına üzüntülü ama hapishanedeki büyük dostunun özgürlüğüne kavuşmasına seviniyordu. Cemil tam çıkış kapısından çıkmadan Murat’a baktı. Sinsice gülümseyerek elini yukarıya kaldırıp salladı. ‘’görüşürüz kardeşim’’ diyerek sayıkladı.
    Cemil’in tahliyesinden 8 ay geçmişti. Nihayet Murat’ın özgür olmasının vakti gelmişti. Heyecanından geceyi hiç uyuyamadı. Kolay değildi yıllar sonra özgür kalacaktı. Bir kuşun kafesinden dışarıya özgürlüğüne kanat çırpması gibi. ikinci kez hayata geri döndüğünü düşündü bir an ama haklıydı. Gardiyan koğuştan içeri girip üstünü giyinmesini istedi. Çok geçmeden giyindi. Artık çok sabırsızdı. Gerekli tüm işlemleri hallettikten sonra hapishanenin çıkışına yürümeye başladı. Tam hapishane sınırıyla dışarıdaki sınırın ortasında durup hapishaneye bakıp gülümsedi. Ve çıktığında da onu bir 1980 model bir Mercedes şoför kapısının dışında ise Cemil bekliyordu. Cemille Murat arabanın önüne geldiklerinde Murat valizini bırakıp Cemile sımsıkı sarıldı. Cemil:
    -Hadi geçmiş olsun canım kardeşim.
    -Allah razı olsun Cemil ağabey.
    Ama Murat’ın gözü Annesi ve kardeşini arıyordu. Onlar karşılamaya gelmemişti. Acaba ne yapıyorlar? Çok merak ediyordu. Kardeşi 25 yaşında delikanlı olmuştu. Komiser nereden bilecekti ki? O küçükken öğretmen olacağını söylüyordu. Öğretmen olduğunu düşünüyordu. Acaba Annesi ne yapıyordu. Yaşlanmıştı; hastamı, belki de ölmüş olabilirdi. Bir an ölebileceği ihtimalini düşündü. Annesini yıllardır göremediğinin hasreti içinde yanarken bir daha hiç göremeyeceğini düşündü. Bir anda cemil dürterek
    -E Murat kalmaya yerin var mı?
    -(İçinden bir şey kopmuş gibi hissederek)Kalmaya yerim yok Cemil ağabey.
    -Tamam kardeşim ben de kalırız benim restoran da bir şeyler yiyelim. Bir bak çalışacağın yeri sonrada eve geçip yorgunluğunu atarsın.
    -Tamam olur çok teşekkür ederim Cemil ağabey Allah razı olsun.
    Cemilin dediği gibi yaptılar. Murat Cemilin evinde kaldı. İki dost hapishanedeki gibi birlikteydiler sohbet ettiler, yediler içtiler. Ve yeni hayallerle uyudular..
    Murat işe başlayıp para kazanmak için sabırsızlanıyordu. Cemilde bunu hissedebiliyordu. Murat’ın güvenirliğine inandığı için hemen restoranda kasiyer olarak işe soktu.
    Murat yeni işine hemen alıştı. Dürüstlüğü ile de restoranın geliri de düzenli olarak artıyordu. İş arkadaşları da Murattan çok memnundular. Herkesin sevgisini kazanmasını bilmişti ama içlerinden esmer, uzun siyah saçlı, zeytin gözlü, kibar, en az Murat kadar dürüst, olgunluğu yüzünden okunan Yasemin gönlünü çoktan kaptırmıştı. Yasemin mesai içinde Murat’a bakması Murat’ında dikkatini çekmişti. Yasemin sonra bakışını değiştirip gülümsedi. Bu Murat’ında hoşuna gidip. İçine tatlı bir heyecan kapladı. Murat’ta yavaş yavaş gönlünü Yasemin’e kaptırıyordu. Hemen hemen her gün bakışarak saatlerini aşka dönüştürüyorlardı. Ama ikisi de utangaçlığına yenilip uzun uzun konuşamıyorlardı.
    Akşam olduğunda Cemil iş yerine gelmişti. Çalışanlarında çıkma vakti yaklaşıyordu. Murat işyerinde genelde bekleyip Cemil’le birlikte ayrılırdı. Saat 22.00 gösteriyorken bütün çalışanlar çıkmıştı Cemille baş başa kalan Murat.
    -Bu gün işler çok iyiydi. Bu gün toplam 3500 lira kar elde ettik.
    -O bu çok iyi. Senin dürüstlüğün işleri açıyor. Herkesin sevgisini kazandın.
    -Teşekkür ederim Cemil ağabey…. Şey sana bir şey diyeceğim?
    -Buyur söyle?
    -şey…
    -Geveleme Murat söyle bakayım.
    -Garson kız var ya şu esmer olan
    -(gülümseyerek) Evet…
    -(yüzü kızararak)bilmiyorum sanırım ona aşık oldum. (Bir anda gözü gömleğinde kan olduğunu fark etti)Cemil ağabey hayırdır gömleğinde kan var?
    -Önemli bir şey değil Murat’ım. Sadece bir ufak bir kaza. Biz Yasemin konusuna odaklanalım.
    Murat utanmasına rağmen Cemil bu habere sevinmişti. Cemil müsait anında Yasemin’i yanına çağırdı. Yasemin kapıyı çalıp girmek için izin istedi.
    -Kızım hoş geldin. Gel buyur otur
    -(Yasemin şaşırarak)Hoş bulduk efendim, yok böyle iyiyim hayırdır neden çağırdınız?
    -Geç otur önce.
    Yasemin oturdu.
    -Yasemin sen benim kızım gibisin. Seninle açık konuşacağım. Bizim Murat’ı biliyorsun değil mi? Nasıl biri?
    -(Yasemin hemen utandı, yüzü kızardı) Biliyorum. İyi birisi.
    -(Gülümseyerek)Kızım Muratla bakışmalarınızı gördüm. Merak ettim sadece. Murat benim öz kardeşim gibidir. Dertleşiyoruz. Murat seni seviyor. Hep seni sayıklıyor. Peki sen ne düşünüyorsun?
    -(Yasemin uzun uzun düşünüp, mırıldandı) Ben de seviyorum.
    -Pekala kızım bu işi uzatmanın bir anlamı yok. Ailene haber ver yarın akşam geliyoruz seni istemeye.
    -Olur efendim.
    Ertesi günü olup Cemil ile Murat yola çıkmak için hazırlandılar. Murat çok heyecanlıydı ama bir annesini bir kardeşinin en önemli günlerinde yanında olmayışı çok üzüyordu. Cemil ile çiçek ve çikolatalarını alıp arabayla Yasemin’in evine gittiler.
    Eve ulaştıklarında Cemil’i Yasemin’in babası Halit Bey karşıladı. Arkasından Cemil ile Murat oturma odasında Halit Bey ve eşi Zeynep’le kısa bir hoş sohbetten sonra Cemil konuya girdi.
    -Kahvemizi de içtik. Sebebi ziyaretimizi biliyorsunuz. Allahın emri peygamberin kavliyle kızınız Yasemin’i bizim Murat’a istiyoruz.
    -Valla Cemil Bey gençler görmüş beğenmiş bize laf düşmez. Verdim gitti.
    Murat bu habere sevindi Halit Bey ve Zeynep Hanımefendinin elini öpüp Cemil’inde elini öpmeye yeltenince Cemil buna izin vermedi. Ama sımsıkı sarıldılar. Ama Yasemin Cemil’in elini öpmüştü. Kısa süre içinde düğün konusunda anlaştılar. Çok kısa bir süre içinde evlendiler.
    Murat evliliğin tadını çıkaradursun. İş yerine girer girmez bir anda polisler restorana geldiler.
    -Cemil Erenler sen misin?
    -Hayır ben Murat’ım çalışanıyım. Hayırdır memur bey?
    -Cemil Erenler’ in buradan uyuşturucu pazarladığını düşünüyoruz?
    Murat buna inanmadı
    -Cemil bunu asla yapmaz.
    -Bilmiyorum araştırıyoruz. Paket olarak yolladıkları her şey elimizde.
    -Nasıl yani?
    -Mesela ufak çalışanlarına paket verip adrese gönderiyordu. Çalışanları tutukladığımızda basit bir hediye zannediyorlardı ama içinde kokain vardı.
    Murat duyduklarına inanamadı. Polisler gidince Cemil’i beklemeye koyuldu. Cemil geceleyin gelmişti. Yüzünden sıkıntılı olduğu belliydi. Bir şeye bozulmuş gibiydi. Murat ‘’hayırdır?’’ diye sorduğunda.
    -Yok bir şey evle ilgili hanımla tartışlık hiç rahatım yok bıktım.
    Diye geçiştirdi. Ama Murat böyle olmadığını biliyordu. Tekrar sordu ‘’Hayırdır ben senin kardeşinim lütfen söyle?
    -Amcamı gördüm.
    -Gerçekten mi?
    -Evet yine aynı uyuşturucu konusunda içeri attırmaya çalışıyor.
    -Bu gün polisler geldi buraya Ağabey soru sordular senden şüphelendiğini söylediler.
    -(Cemil kızdı yumruğunu masaya vurdu)Kahretsin
    Murat kendince bir plan kurup elemanların gönderdiği paketleri kendi ulaştıracaktı. Böylece amcasının yapmaya çalıştığı komployu durdurabileceğini düşündü. Cemil ile bunu konuşup paketleri kendisinin götürmesini istedi. Oda Murat’a güvendiği içinde kabul etti.
    Murat Cemil’den aldığı paketleri adreslere ulaştırıyordu ama paketi taşırken polisin sözleri geldi. Şüphelendi bir anlık gazla hediyeyi açtı ama içinde uyuşturucu yoktu. Çok rahatlamıştı. Derinden bir oh çekti. Murat bir anlık Cemil’den şüphelenmişti ama hediyeye baktıktan sonra bütün şüpheleri kalkmıştı. Bir süre böyle devam ettikten sonra Cemil bir paket daha vermişti. Özür dilemeliyim diye düşündü. İş yerine geldiğinde Polis otoların iş yeri çevresini şeride almıştı. Polisler Cemili sorguluyordu. Aradan uzun bir vakit geçtikten sonra polisler oradan ayrıldı. Polisler ayrılır ayrılmaz Murat hemen Cemil’in odasına girdi.
    -Cemil ağabey hayırdır polisler neden seni sorguladı?
    -Yine paketleri yakalamışlar
    -Ama paketleri ben götürüyorum içlerinde hiçbir şey yoktu.
    -Sen paketlerin içine mi baktın?
    -Şey Cemil ağabey nasıl desem bir anlık şüpheyle bakmıştım.
    -Tamam anladım artık sende suçlu durumundasın o paketleri sen taşırken görmüşler.
    -E beni neden sorgulamadılar?
    -Şey ben de anlamadım.
    Murat bu cevaba çok şaşırmıştı. Yine anlık bir şüpheye kapıldı. Cemil bunu hissetti ve sözlerine başladı.
    -Murat kardeşim bu amcamın yok olması lazım, artık bıktım.
    -Nasıl yani öldürecek misin?
    -Evet öldürtmeyi düşünüyorum.
    -Ne Neden ki?
    -(Kızgın bir ifadeyle)Görmüyor musun Murat her gün polisler geliyor. Yapmadığımız şeyden dolayı sorguluyorlar. Amcamın iftiralarının artık kesilmesi gerekiyor. Hem senin hem de benim başıma çok fena yanacak. Ben tekrar suçsuz yere hapishaneye giremem.
    -Anlıyorum da kime öldürteceksin?
    -Sen öldüreceksin.
    -(Murat’ın içine bıçak saplanmıştı) Efendim anlamadım ben mi öldüreceğim?
    -Evet sen öldüreceksin.
    -Asla! Ben adam öldürmem.
    -Adam öldürmezsin ama amcam adam değil. Ortadan kalkmalı, ikimiz için.
    -Olmaz ben asla yapmam!
    Cemil kaşlarını çatmıştı. Murat belki de ilk defa Cemili ilk defa böyle görüyordu. Cemil Murat’ın yakasına yapıştı.
    -Hapishanede sana ben göz kulak oldum. Ben olmasam koğuş ağası seni ezecekti. Çıktığında seni ben karşıladım ben olmasaydım hiç kimse olmayacaktı. Annenin yanına da gidemeyecektin. Ama ben seni evimde misafir ettim. İş verdim, benden para kazanıyorsun, yuvanı ben kurdum. Bunların karşılığında bir iyilik yapmanı istiyorum.
    -(Korkmuş bir ifadeyle)Ben adam öldüremem Cemil ağabey lütfen böyle bir şey isteme.
    -(Murat’ın yakasından tutup duvara dayayarak)Yapacaksın! İkimiz için.
    Cemil Murat’ın yakasını bırakıp masasına oturup kolunu masaya koyup başını yasladı. Murat çok korkmuştu. Cemili ilk defa böyle görüyordu. Cemil Murat’a dönüp:
    -Sana hakkım haram olsun. Ne yapıyorsan yap!
    Murat bunları duyduğuna inanamadı. Öz ağabeyi olarak gördüğü insandan bunları duyduğuna çok üzülmüştü. ‘’yerin altına girseydim de bunları duymasaydım’’dedi içinden. Cemil haklıydı üzerinde çok hakkı vardı.
    -Ben hapse girmek istemiyorum
    Dedi Cemil’e
    Bunu duyan Cemil’in içi rahatlamıştı. Çünkü Murat’ın yumuşadığını anlamıştı.
    -Girmeyeceksin koçum hiç merak etme. Yeter ki şu işi hallet.
    -Peki nasıl olacak?
    Cemil çekmeceden tabancayı çıkardı. Eline bir kağıt alıp bir şeyler yazdı. Araya da bir fotoğraf iliştirdi.
    -Bak Murat bu kağıdı al burada adres yazıyor bu eve git. Ve orada şu resimdeki adamı öldür.
    Murat resme uzun uzun baktı resimde bir tutarsızlık vardı.
    -Amcan çok gençmiş.
    -Evet bakıyor kendisine.
    Diyebildi ancak ama Murat bundan hiç şüphelenmedi. Murat elinde tabanca ve resimle oturdu. Cemil ‘’ben çıkıyorum’’dedi. Murat odada yalnız kalmıştı. Uzun uzun düşünmeye başladı. Bir eline tabancayı diğer eline de resmi aldı. Annesini düşündü kardeşini düşündü. O an her şey film şeridi geçiyordu. Daha önce işlemediği bir cinayet için yatmıştı ama yarın gerçekten birisini öldürecekti. Böyle düşüncelerde kendinden geçmişti uyandığında sabah olmuştu baş ucunda Cemil:
    -Hazır mısın kardeşim?
    Diyebildi. Murat ise onaylama anlamında başını aşağı yukarı salladı. Murat tabancayı beline taktı elinde resimle kağıttaki adrese yöneldi. Önce mahalleye girdi. Uzun uzun yürüyerek sapacağı sokağı buldu son olarak apartmanı bulması gerekiyordu. Çok zorlanmadan apartmanı da buldu. 3.kata çıktı zile bastı. Kapı açıldı. Ve karşısında polis kıyafeti olan genç çıktı. Ceketini giyememişti belli ki yeni giyiniyordu ve muhtemelen işine gidiyordu. Elinde tabancayı doğrulttu. Resme baktı aynen resimdeki adam karşısındaydı.
    -Sen Cemil’in amcası mısın?
    Komiser çok şaşırdı Cemil diye birisini tanımıyordu 25 yaşındaydı daha evlenmemişti ama yeğeninin adamları tarafından silah doğrultmuştu. Çok garip şeyler olacağının farkına varmıştı. Tam o esnada ‘’oğlum’’diye bir haykırış duyuldu. Murat silahı ona doğrulttu kadın çok korkmuştu, oğlu hemen yaşlı anasını hemen yanına aldı. Ve silahı doğrultan adama adını sordu?
    -Murat dedi.
    Anne yüreği olsa gerek bir anda kadının gözleri dikleşti. Bir şeyler çok ters gidiyordu. İçeriden Cemil’in amcası sen misin sesini duymuştu. Ve silahı doğrultan adama dikkatli bir şekilde baktı. Polis ise annesinin bakışlarını hissetmişti. Ve Murat’a sorular sormaya başladı.
    -Neden buraya geldin?
    -Sen Cemil’in amcasısın ya da oğlusun bilmiyorum ama Cemil’in amcasını öldürmeye geldim.
    -Ben Cemil diye birini tanımıyorum. Benim adım Ali bu da annem Fatma dedi.
    Murat’a orada bir tokat inmişti. Kardeşinin adı Ali, Annesinin adı Fatma idi. Ama ihtimal veremezdi. Kadınla dikkatlice bakıştılar, göz göze geldiklerinde Annesi Murat’ın küçükken yaptığı yaramazlıklar, işten eve yorgun geldiğinde uyuya kaldığı anlar geldi. Hayalindeki suret birebir karşısında duruyordu şimdi. Sadece biraz yaşlanmış, yüzünde çizgiler vardı. Murat ise ufakken uyurmuş gibi yapıp annesinin sıcak kollarında gözlerini kapayışı aklına gelmişti. Şimdi o anlar için her şeyini verirdi. Annesinin sureti şimdi ise karşısında duruyordu. Silahını indirdi anne dedi sessizce Annesinin gözleri yaşlar dolmaya başladı. Ali ise hemen silahını alıp etkisiz hale getirmişti. Annesiyle Murat sımsıkı sarılmıştı Anne diye feryat etmişti. Ali önce abisine sarılıp sonrada
    -Ağabey sen misin? Sen Cemil’in yanında çalışan adamsın.
    -Evet kardeşim.
    - Bak ağabey Cemil uyuşturucu dan yakalanıp hapse attık. Seninle aynı hapishanedeydiler demek ki orada arkadaş olmuşsunuz. Çıktığında onu takip ediyorduk ama yine eski alışkanlıklarını bırakmamıştı. Paketlerde restoran üzerinden sevkiyat yapıyordu. Restoranda çalışan elemanlar bizim muhbirlerimizdi. Sonrada en güvendiği olarak seni kullandı seni de izledik ama senin hiçbir şeyden haberin yoktu. Seni alsak içeriye bize pekte faydan dokunmazdı açıkçası, o yüzden Cemil’in bütün hareket sahasını kısıtladık oda belli ki beni öldürmeyi tercih etti sana da amcası olduğu yalanını atmış ki sen de beni buraya öldürmeye geldin.
    Murat büyük bir pişmanlık duydu ailesine kavuşmuştu kardeşinin polis olduğunu görünce gururlandı.
    -Peki şimdi ne yapacağız?
    -Gerisini bize bırak Cemil’i tüm pislikleriyle yakalayacağız. Ama senin de ifadeni almak zorundayız.
    Ali ve yanındaki bütün birlikleriyle restorana ani bir baskında Cemil’i uyuşturucu pazarlamasından yakaladılar. Çıkarıldığı mahkemeden 20 yıl hapse mahkum edildi. Amcasına gelince, Murat’ı kullanmak için bir tezgahtan başka bir şey değildi keza Cemil hapisteyken amcası televizyon tamiri yaptığı dükkanında kalp krizinden vefat etmişti.
    Murat ise 2 aylık hamile eşiyle annesinin yanına geldi. Elini öpüp helallik aldı. Hem annesinden hem de kardeşinden özür diledi. Eski günlerdeki mutluluklarıyla, annesi, kardeşi, eşi ve kendisi hepsi bir aradaydılar artık.



      Forum Saati Paz Kas. 19, 2017 10:28 am