Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    ZOR GÜNLER

    Paylaş

    01001030074

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 23/12/10

    ZOR GÜNLER

    Mesaj  01001030074 Bir Cuma Ara. 24, 2010 4:19 pm

    ZOR GÜNLER
    Ali Kars’ın bir köyünde yaşamaktaydı. Ortaokula kadar öğrenci yılları köyde geçti. Onun zamanında köyde ortaokul bile yoktu . Fakat bunun böyle gidemeyeceğini köylünün cahil kalacağını düşündüler . Zamanla iki katlı bir binayı ortaokul haline getirdiler. Köyde kimse çocuğunu okula gönderemiyordu. Köyden birkaç genç ortaokula devam etti . Ali o küçücük yaşta hem okuyor hemde çalışıyordu. Durumları pek iyi değildi. 5 kardeşin arasında tek erkek çocuk Ali idi. Babası durumu olmamasına rağmen Ali’ yi liseye göndermek istiyordu. Zorluklarla Ali ortaokulu bitirmişti. Yaz tatilini Ali çalışarak geçirdi.Yine okul dönemi gelmişti. Köyde çocuklarını liseye göndermek isteyen pek kimse yoktu.Hatta köylü çocuklarını ilkokuldan sonrasına göndermeye pek niyetleri yoktu.Çünkü köyde iş çoktu ve onları yapacak işçi lazımdı. Eğer çocuklarını okula gönderirlerse işler birikecek , emekleri boşa gidecekti. Ama Ali’nin babası kararından vazgeçmedi ve Ali’yi liseye kaydını yaptırdı. Köyden birkaç genç ve Ali liseye beraber gidip geliyorlardı. Köye gidip gelirken Ali’nin masrafı çok oluyordu. Bunun böyle devam edemeyeceğini anlayan Ahmet Amca , Ali’ye kuzeniyle birlikte Kars’ın merkezinden 1.kat , küçük , 2 odalı bir daireyi kiralamıştı . Küçücük camları olan rutubetli bir evdi bu. Fakat burada kalmak zorundaydılar . Ali , o küçücük evde kuzeniyle birlikte kaldığı için pek rahat değildi. Her akşam eve arkadaşlarını çağıran kuzeni Murat halinden gayet memnundu.Murat arkadaşlarıyla her akşam eğleniyor ve gürültü yapıyorlardı .Ali ise derslerine çalışamadığı için bu durumdan şikayetçiydi ama bu duruma katlanmak zorundaydı. Ali , tek başına o evin temizliğine ve yemeğine yetişemiyordu .Murat ise yiyip içiyor fakat evde hiçbir iş yapmıyordu . Haftasonları köyden Ali’nin en küçük kız kardeşi gelip evi temizleyip, yemeklerini yapıyordu. Ailede tek erkek çocuğu Ali olduğu için kız kardeşleri onu çok sever ona hiçbir iş yaptırmazlardı. Ali liseyi bitirmek için hem çalışıyor hemde okuyordu.Yaz tatillerinde köye gitmiyor şehirde iş bulup çalışıyordu. Hayata tutunmaya o küçücük yaşta başlamıştı Ali. Lise yılları böyle geçen Ali lise son sınıfta annesi Fatma Teyze vasıtasıyla komşu köyden Ayşe adında bir genç kızla tanıştı.
    Ayşe, Ali’ nin yakın köylerinden birinde 5 çocuklu bir ailenin en büyük kız çocuğuydu . Büyük olduğu için bütün sorumluluk onun üzerindeydi. Köyde kız çocuklarını pek okutmazlardı. İlkokula bile zor gönderirlerdi. Okuldan çıkar çıkmaz tarlaya götürülürler akşama kadar o sıcağın altında çalışırlardı. Ailelerinden korktuklarından bu durumdan şikayetçi olamazlardı. Ayşe ‘ ye hem okul hem tarla ağır gelirdi. Yatağına yatıp uyumak için akşam olmasını sabırsızlıkla beklerdi. Fakat akşam da ona rahat yoktu. Yemek , bulaşık derken gece oluverirdi . Hatta bazı günler tarlada iş olduğu için okula bile göndermezlerdi. Kendi işleri yetmiyormuş gibi komşularına da çalışmaya gönderirlerdi. Çocukluk yılları böyle geçen Ayşe, ilkokulu zar zor bitirmişti. Ortaokula gitmek istiyor musun diye soran bile olmamıştı ona. Artık okul hayatı yoktu. Hem okul hem tarla hem de ev işleri ona ağır gelse de okumayı çok istiyordu ama o hayalleri artık sona ermişti. İlkokuldan sonrasına ailesi göndermiyordu . Bu duruma çok üzülüyor fakat elinden bir şey gelmiyordu. Ayşe daha küçüktü ama yaptığı işler ondan büyüktü. Hem tarlaya gitmek hem ev hem de 4 kardeşe bakmak oldukça zordu onun için. Babası ise çalıştığı için sadece hafta sonları tarlada yardım edebiliyordu. Ama kızı Ayşe ‘yi çok seviyor, durumuna çok da üzülüyordu. Bu duruma elinden bir şey gelmiyor ama Ayşe’ nin bir dediğini iki etmiyordu. Ayrıca Ayşe’ nin çalışkanlığıyla da gurur duyuyordu. Aradan seneler geçmişti… O küçücük kız Ayşe, güzel genç bir kız olmuştu. Fatma teyze , Ayşe’yi çok beğeniyordu. O zamanlarda okumuş mu okumamış mı hiçbir önemi yoktu. Fatma Teyze, Ayşe’ nin o çalışkanlığını beğenmişti. Ali , Ayşe ile tanışmayı kabul etmişti. Fakat Ali’ nin hala okulu bitmemişti. Çünkü Ali liseyi okuyordu.
    Ali ile Ayşe birbirlerini beğenmişlerdi…Aradan fazla bir zaman geçmeden Fatma Teyze , Ayşe’yi istemeye gitmişti. Söz ve nişan kendi aralarında sade bir şekilde yapılmıştı. Ayşe ile Ali bir sene nişanlı kaldılar. Ali çok kıskançtı. Ayşe ‘yi sürekli kıskanıyor , giyimine , gezmesine karışıyordu. Aradan bir sene geçmişti. Yaz tatilinde Ali ile Ayşe’nin düğünü köy meydanında yapılmıştı. Evlenmişlerdi fakat Ali’ nin kendine ait bir evi bile yoktu , hatta okulu bile bitmemişti. Bu yüzden kalacakları tek yer Ali’nin ailesinin yanıydı. Ali’nin evde bekar kız kardeşleri de vardı. Böyle kalabalık bir evde kalmak Ayşe için zor bir durumdu ama çaresi de yoktu .
    Yaz tatili bitmişti… Okullar açılmış ve Ali’nin okulu bitmediği için yine şehre gitmek zorunda kalmıştı. Bu defa kuzeniyle kalmayacaktı çünkü Ali artık evli idi. Karısı Ayşe’yi de yanında götürecekti. Çok kısa da olsa Ayşe o kalabalık evden kurtulmuştu. Ali ile birlikte o küçücük, tek odalı evde kalmak zorundaydılar. Ayşe için evin küçük olması hiç önemli değildi. O , büyük ev değil rahat, huzurlu bir evde kalmak istiyordu. Ayşe , Ali’ yi bir sene boyunca okula göndermişti. O küçük ne zorluklarla uğraşmıştı. Ali de hem okuyor hem de hafta sonları çalışıyordu.
    Günler birbirini kovalıyordu…Ayşe hamile olduğunu öğrenmişti. Artık iki can taşıyor , her şey ona zor gelmeye başlamıştı. Hem Ali’ yi okula gönderiyor hem de ev işlerini yapıyordu.
    Bir sene geçmişti…Ali’ nin okulu bitmiş , artık şehirde kalmanın bir anlamı kalmamıştı. Ayşe ‘ yi de alıp köye ailesinin yanına geri döndüler. Ali zor günler geçiriyor, ailesine zor bakıyordu. Her şey üst üste geliyor, kıt kanaat geçiniyorlardı. Bunun üzerine Ali’ ye de askerlik şubesinden muayene kağıdı gelmişti. Ali düşünüp taşınıp ve Ayşe’yi annesine emanet edip yakın bir şehre , askere gidene kadar çalışmaya gitmişti. Aradan günler, haftalar geçer…Ali ailesiyle hiç haberleşemiyor, Ayşe’den bir haber alamıyordu. Ayşe ise doğum yapalı üç gün olmuştu . Ali’ nin ise bir kızı olduğundan haberi bile yoktu. Telefon olmadığı için Ali’ ye haber veremiyorlardı. Bir gün Ali çalıştığı yerde köyden komşusunu görür ve komşusu ona bir kız çocuğunun olduğunu söyler. Ali bunu duyar duymaz çok sevinir . Aldığı ilk aylığı ile üç günlük kızına hediyeler alır ve sabah ilk arabayla köye geri döner.
    Kızına Zeynep ismini verirler. Ali birkaç ayını köyde geçirdikten sonra askere gider. Aradan zaman geçer ve Ali’nin askerliği biter. Ali köye döndüğünde derdi de artar . Artık sadece annesi, babası ve karısına değil bir yaşındaki kızı Zeynep’ e bakmak zorundadır. Bu nedenle tek çaresi İstanbul’a gidip iş aramaktı. Yine ailesinden uzak olacaktı ama başka çaresi de yoktu. Ali üç ay boyunca İstanbul’ da kaldı. Daha sonra köyde ki komşusu ona Karsa’ ta bir iş ayarladı ve Ali’yi köye çağırdı.
    Ali artık ailesinin yanındaydı. Karısına ve kızına kavuşmuştu. Günler , haftalar, aylar, seneler derken aradan yedi sene geçmişti…
    Zeynep yedi yaşına girmiş ve bir erkek kardeşi olmuştu. Zeynep ilkokula başlamıştı. Köyünde ki okulda öğretmen olmadığı için başka bir köyde 1.sınıfa başlamıştır. Öğretmenlere kendini sevdirmiş, derslerinde çok başarılı olmuştu.Daha sonra köyündeki okula öğretmen atanınca köyündeki okula gitmek zorunda kaldı. Tam alışmışken öğretmenlerine okul değiştirmek zorunda kalmıştı. Köye atanan öğretmenin daha ilk senesiydi. Erhan öğretmen , Zeynep’i çok sevmiş ailesiyle tanışmıştı. Erhan öğretmen okulun lojmanında kalıyordu. Lojman küçüktü ama yinede soğuk oluyordu. O soğuk lojmanda daha fazla kalamazdı. En sonunda Zeynep’in ailesi Erhan öğretmen’e bir ev buldu . Zeynep’ lerin evinin yanındaki evde kiracı olarak kalacaktı. Zeynep akşamları yemeğe Erhan Öğretmeni de çağırıp hep beraber yerlerdi.
    Aradan bir sene geçmeden köydeki okul öğrenci yetersizliğinden kapandı . Erhan Öğretmen başka köydeki okulda öğretimine devam etti. Zeynep’ te eski okuluna geri dönmüştü . Öğretmenleri Zeynep ‘i tekrar orda gördüklerine çok sevinmişlerdi. Artık okul çıkışlarında da Erhan Öğretmenle, Zeynep okuldan beraber dönüyorlardı. Böylece günler geçiyordu.
    Bir akşam Zeynep kuzenleriyle birlikte Zeyneplerin evinde televizyon izlerken aniden ev sarsılmaya başladı. Herkes korkmuştu, şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Zeynep çok korkmuştu, evden kaçmaya çalışmıştı. Kuzenlerini ise Zeynep’in annesi Ayşe kucağına alıp dışarıya çıkarmıştı. Korkularından eve girememişlerdi. Zeynep’in halası onları telefonla çok aramış fakat ulaşamamıştı. Onları iyice merak etmişti. Zeynep’in halası Sevda dayanamayıp Zeyneplere gelmişti. Onları o soğukta o halde görünce çok üzülmüştü. Akrabaları ile birlikte evin önünde oturuyorlardı. Kimse korkusundan eve giremiyordu. Evleri o depremde hasar görmüştü . Ne yapacaklarını bilmiyorlardı.
    Gün ağarmaya başlamıştı…Ne yapacaklarını bilmeyen aile sabaha kadar gözlerini kırpmamıştı. Hasar gören evde kalmanın tehlikeli olacağını düşündüler ve evi tamir ettirene kadar Ayşe’nin annesinin evinde kalmaya karar vermişlerdi. Zeynep için okula gitmek daha da zor olmuştu. Ama o eskisinden daha çok çalışıyor, derslerinin aksatmıyordu . Öğretmenleri ise durumlarını bildiği için Zeynep’e yardımcı oluyorlardı.
    Zor günler bitmişti. Aradan seneler geçmişti. Zeynep 7.sınıfa gidiyordu. Öğretmenleri Zeynep’in köyde okumasına karşıydılar. Çünkü Zeynep başarılı bir öğrenciydi ve köyde yeterli eğitimi alamıyordu. Her toplantıda babasına bu düşüncelerini dile getiriyorlardı. Babası da kızını köyde okutmak istemiyordu. Ali’nin durumu da günden güne düzeliyordu, işleri yolunda gidiyordu. Artık düşündüklerini gerçekleştirmek istiyordu. Bir gün Ayşe ile birlikte şehre gidip ev bakmaya başladılar.En sonunda bir ev bulmuşlardı. Okullar açılmadan taşınmaları gerekiyordu ve hemen temizliğini falan yapıp birkaç gün içinde taşındılar.

    Okullar açılmıştı. Zeynep 8. Sınıfı şehirde okuyordu . Arkadaşlarıyla hiç anlaşamamıştı hatta okuluna da alışamamıştı. Konuşacak , dertleşecek kimsesi yoktu. Evleri pek rahat değildi.Çok soğuk oluyor hiç ısınamıyorlardı. Aradan birkaç geçmişti ve evden şikayetleri gittikçe artıyordu. Bu yüzden tekrar ev arayışlarına geçmişlerdi. Yine aynı mahallede bir ev bulmuşlardı. Birkaç gün içinde yeni evlerine taşınmışlardı.
    Zeynep için zor bir durumdu çünkü sınav haftasıydı ve derslerine pek çalışamamıştı. Eve yeni taşındıkları için her taraf karışıktı fakat babası Ali, Zeynep’in derslerinden geri kalmasını istemediği için ilk önce Zeynep ve kardeşlerinin odasını düzenlemişti. Evlerin 2 oda olduğu için Zeynep’e ait bir oda yoktu. Bu kadar zorluğa karşı Zeynep derslerini ihmal etmemişti. Yeni okulunda da çok başarılı olmuş, öğretmenlerinin gözüne girmişti. Bir sene içinde 3 kere ev değiştirmişlerdi. Artık ailesi de Zeynep’te çok sıkılmıştı bu ev değişikliğinden. En sonunda babası Ali bu durumdan sıkıldığı için kendine ait bir evi olmasını istedi .Zeynep mahallesini çok seviyordu ve oradan ayrılmak istemiyordu. Komşularıyla iyi anlaşmışlardı ve komşularını çok seviyorlardı. Eğer başka yere taşınsalar çocuklar için oraya alışmak zor olabilirdi.Zaten bir sene içinde üç tane ev değiştirdikleri için evlerine bir türlü alışamamışlardı.Sonunda düzgün kendilerine uygun ,aynı mahallede bir ev bulmuşlardı. Hiç vakit kaybetmeden yeni evlerine taşınmışlardı. Artık o ev kendilerine aitti. Zeynep derslerine daha rahat çalışabilecekti.
    Zeynep liseye giriş sınavlarına hazırlanıyordu. Bunca zorluğa rağmen sınavlarına iyi çalışıyor ve başarılı oluyordu. Evet… Sonunda sınav zamanı gelmişti. Zeynep çok heyecanlı ve stresliydi. Sınava gireceği okulun önünde Zeynep’i annesi, babası ve ilkokul öğretmeni Erhan öğretmen onu bekliyorlardı. Ailesi ve öğretmeni Zeynep’e çok güveniyor ve onu destekliyorlardı. Sınav saati gelmiş ve Zeynep sınava girmişti. Saatler hızla geçiyordu ve sınav bitmişti…Zeynep hala sınavın şokunu atlatamamıştı . Aradan günler, haftalar geçmişti. Zeynep sınav sonucunu sabırsızlıkla bekliyordu.
    İşte o an gelmişti…Çok heyecanlıydı ve nereyi kazandığını çok merak ediyordu . Sonuçlar açıklanmıştı. Sonuçlara hem bakmak istiyor hem de bakmak istemiyordu.Hayal kırıklığına uğramaktan çok korkuyordu. Ailesi ise ona teselli veriyor, kazanamasan da önemli değil diyorlardı. Çünkü geçirdiği günler çok yorucuydu. O elinden geleni yapmıştı fakat olmamıştı, istediği liseyi kazanamamıştı. Zeynep bu duruma çok üzülmüş odasına kapanmıştı . Babası Ali ve annesi Ayşe kızlarının bu durumuna çok üzülüyorlardı fakat ellerinden bir şey gelmiyordu. Zeynep günlerce düşündü ve tek çaresi düz liseye gitmekti. Bu defa ki hayalleri büyüktü.Lise de çok çalışacak, iyi bir üniversite ve istediği mesleği kazanacaktı. Kendinden çok kararlıydı.
    Liseye başlamıştı.Zeynep çok çekingen bir kızdı. Sınıftaki arkadaşlarıyla pek konuşmuyor, kendi haline takılıyordu.Sınıfta sadece bir kız arkadaşıyla konuşuyordu. Onu da ortaokuldan tanıdığı için sadece onunla muhabbet ediyordu.Zaman geçtikçe sınıfına alışmıştı. Artık diğer arkadaşlarıyla da iyi geçiniyordu. Yeni sınıfını çok sevmişti.Lise 1. Sınıf böyle yeni arkadaşlarla, tanışmalarla geçmişti. Aradan seneler geçmişti… Zeynep lise son sınıftaydı. Lise 1 deki arkadaşlarını çok özlüyordu. Şimdi ise her zamankinden daha çok çalışması gerekiyordu. Zeynepler geniş bir aile olduğu için her akşam evlerine gelen giden oluyordu. Zeynep üniversite sınavına lise 1 de çalışmaya başlamıştı.Düzenli bir şekilde çalışmış, tekrarlarını yapmıştı. Şimdi çalışmak ise ona zor gelmiyordu. Hem çalışıyor hem de arkadaşlarına vakit ayırabiliyordu. Eve gelen giden eksik olmuyordu. Bu durumdan çok rahatsız oluyordu fakat bir şey diyemiyordu. Arada ailesiyle ilgili sorunlar çıkıyor ve üzülüyordu. O evde kendisini artık bir yük gibi görüyordu. Ali için 3 çocuk okutmak hiç kolay değildi. Her gün birinin derdi çıkıyordu. Aye ise ne yapacağını şaşırmıştı. Bir oraya bir buraya koşuşturmaktan çok yorulmuştu artık. Çocuklarının okumasını çok istiyordu fakat bu koşuşturma onu çok yoruyordu.
    Zeynep annesinin bu haline çok üzülüyor, ona yük olmamak için elinden geleni yapıyordu. Zeynep ailesinin onu ne zorluklarla okuttuğunun farkındaydı. Bu yüzden bu sene kazanması gerekiyordu. Çok çabalıyordu. Okul, dersane onu çok yorsada bu duruma sitem edemiyordu.
    İçinde bitmek bilmeyen korkular vardı. Ya olmazsa! Ya kazanamazsam…Ya da gönlümü birine kaptırırsam ozaman napardım? Bütün bu emek bu çaba ne işe yarardı. Bütün sorular kafasını karıştırıyordu.Bu soruları hep kendine soruyor, böyle bir şey olmayacak diye kendini ikna etmeye çalışıyordu. Kazanacaktı! Hem kendisi kurtulacak hem de ailesini bu sıkıntıdan kurtaracaktı. Kafasına koymuştu , ama aşık olmaktanda o kadar çok korkuyordu ki…Babası Ali kızının büyüdüğünün farkında değildi. Hala onu küçük kızı Zeynep olarak görüyordu. Onun üzülmesini asla istemiyordu. Hele ki bu sınav zamanında kafasını karıştıran bir şey olacak diye çok korkuyordu. Hiçbir zaman onu üzmemiş her istediğini yapmışlardı. Kardeşleri de bu konuda çok duyarlı davranıyorlardı.
    Zeynep’in başaracağına herkes inanıyordu. Sınav yaklaştıkça heyecanı ve korkusu artıyordu. Çok çalşıyor hatta bazı geceler uykuları kaçıyordu. Ama bu heyecanı ve korkuyu yenmesi yenmesi gerekiyordu. Herkes ona teselli veriyordu. Sınava haftalar kalmıştı. Öğretmenleriyle konuşuyor, onların fikirlerini de alıyordu. Gireceği sınavın ucunda ölüm yoktu fakat hayatını belirleyecek olanda bu sınavdı.
    Sınava günler kalmıştı…Derslerine çok çalışıyor, anlamadığı konuları arkadaşlarıyla birlikte çalışıyordu. Son güne kadar ders çalışmıştı Zeynep. Artık yorulmuş dayanacak gücü kalmamıştı. Bu sınav onun düzenini bozmuştu. Sınava bir gün kalmıştı. Zeynep’in heyecanı gittikçe artıyordu. Ailesi de bunun farkındaydı.Zeynep’in heyecanını gidermek için elinden geleni yapıyorlardı.
    Gece olmuştu. Zeynep’in erken uyuması gerekiyordu, fakat uyuyamıyordu. Sabah erken uyanacaktı ve sınava girecekti ama heyecandan uyuyamıyordu. Saatler geçiyordu…Böyle herşeyi düşünürken uyuyakalmıştı. Gün ağarmaya başlıyordu… Yavaş yavaş sabah oluyor , sınav saati yaklaşıyordu. Zeynep uyanmıştı. Güzelce kahvaltısını yaptı . Çok heyecanlıydı. Ailesi , arkadaşları, akrabaları ona teselli veriyordu.Ama onların dediklerini duymuyordu . Onu sınav korkusu almış ve kendini kaybetmişti. Bir an kendine geldi. Korkuyu kafasından attı. Olumlu şeyler düşünmeye başladı. Onun en büyük tesellisi BAŞARACAKTI! İstediği bölümü kazanacaktı. Bir an ailesini gözünün önüne getirdi. Onların yaptıklarını, fedakarlıklarını … Kazanmaması için bir nedeni yoktu. Çünkü onlar gerekenden fazlasını yapmışlardı. Bunları düşünürken sınava gireceği okulun önüne gelmişlerdi. Bir an için rahatladı ve sınav salonuna doğru yöneldi. Sınav başlamasına kısa bir süre kalmıştı ve olumlu şeyler düşünmeye devam ediyordu.
    İşte o an gelmişti… Sınav başlamıştı. Heyecanını bir kenara bırakarak, soruları cevaplamaya başlamıştı. Zaman geçiyordu. Annesi Ayşe ve babası Ali okulunun kapısının önünde bekliyorlardı. Sınav en sonunda bitmişti. Zeynep rahatlamış , üstünden koca bir yük kalkmıştı sanki. Artık sınav derdi kalmamıştı. Şimde ise tek düşüncesi kazanabilecekmiydi ve nereyi kazanacaktı. Sonuçları heyecanla bekliyorlardı. Zeynep düşündüklerini kimseyle paylaşmıyor, hep içine atıyordu. Bu sorular içten içe bitiriyordu onu.
    Haftalar böyle geçiyordu. Artık eskisi gibi düşünmüyordu. Beyni okadar yorgundu ki artık gezip, eğlenmek istiyordu. Ailesi de kızları Zeynep’i mutsuz görmekten sıkılmışlardı. Onu mutlu edecek şeyler yapmaya çalışıyorlardı. Annesi Ayşe Zeynep’e çıkıp arkadaşlarıyla gezmesini söylüyordu ama Zeynep kimseyi görmek istemiyor, evde oturup kafasını dinlemek istiyordu.Arkadaşları Zeynep’i hergün arıyor, buluşmak için ısrar ediyorlardı. Annesi ısrar ederek zorla Zeynep arkadaşlarıyla buluşmaya gitti . Hava okadar güzeldi ki, cıvıl cıvıl kuş sesleri , mor menekşeler , kırmızı güller etrafı güzelleştiriyordu. Arkadaşlarıyla buluşup bir yerde oturup sohbet etmişlerdi.Herşey güzel giderken bir anda fırtına çıktı.Bu fırtınada gezemeeyeceklerini düşündüler ve evlerine gitmeye karar verdiler. Herkes dağılmıştı…O cıvıl cıvıl yer bir anda kara bulutlarla kaplanmıştı. Zeynep koşa adımlarla otobüse doğru giderken karşıdan gelen biri Zeynep’e yanlışlıkla çarptı ve yere düştü. Zeynep’in üstü çok kötü bir şekilde pislenmişti.Zeynep çok sinirlenmişti. O sinirle çocuğa demediğini bırakmadı. O halde nasıl gidecekti eve kadar.Genç , Zeynep’ten özür diliyor fakat Zeynep duymamazlıktan geliyordu.Genç, Zeynep’in kalkmasına yardım edecekti ki Zeynep ters tepki vererek olduğu yerden kalkıp otobüs durağına gitti. Zaten sinirliydi otobüs geç gelince daha da sinirlendi.
    Otobüs o kadar kalabalıktı ki sadece bir yer boştu. Gidip oraya oturdu. Sinirleri biraz yatışmıştı . Bir an yanında oturanla yan yana gelmişlerdi , şaşırmıştı…Ne yapacağını bilemedi. Çünkü yanında oturan ona çarpan gençti. Onu yanında görünce düşüşü aklına gelmişti ve yine sinirlenmişti. Genç Zeynep’ten tekrar özür dilemeye başladı. Zeynep biraz düşündükten sonra gencin özrünü kabul etti. Çocukta da suç yoktu çünkü o rüzgarda insan önünü bile zor görüyordu. Genç delikanlı kendini tanıttı
    _ İsmim Alperen dedi.
    Zeynep:
    _ Ben de Zeynep
    _Memnun oldum Alperen dedi.
    Alperen:
    _Bende memnun oldum. Tanışmamız iyi olmasa da seninle tanıştığıma sevindim dedi.
    Zeynep gülümsedi. Zeynep niye heyecanlanmıştı? Ne çabukta siniri yatışmıştı. Alperenle göz göze gelmişler birbirine okadar dalmışlardı ki şoförün son durak dediğini bile duymamışlardı. Kendilerine geldiklerinde otobüste kimse kalmamıştı, şoför ise onların inmesini bekliyordu. Otobüsten hızlıca inmişti Zeynep . Evin kapısına gidene kadar Alperen arkasından bakmıştı. Alperen Zeynep’e karşı bişiler hissetmişti sanki. Zeynep’te Alpereni düşünüyordu. Eve geldiğinde kimseyle konuşmadan odasına gidip üzerini değiştirmişti. Salona geldiğinde öylece televizyonun karşısında kalmıştı.
    Hiçkimseyle konuşmuyordu …
    Annesi:
    _ Günün nasıl geçti Zeynep dedi.
    Zeynep:
    _Güzel dedi.
    Zeynep konuyu kapatmaya çalıştı. Hatırlamak istemiyordu bugünü. Annesiyle birlikte akşam yemeğini hazırlıyorlardı. Annesi, Zeynep’in birşeyi olduğını anlamıştı ama üzerine gitmek istemiyordu.Yemek hazırdı.
    Zeynep:
    _Yemek hazır dedi.
    Hep birlikte masaya oturdular. Yemeklerini yemişlerdi ve televizyon izlemeye dalmışlardı. Zeynep ise yorgun olduğu için erkenden uyumak istedi ve odasına gtti. Düşünüyordu yarın tekrar görecekmiydi onu? Düşünceleriyle boğuşurken uykuya dalmıştı.
    Sabah olmuştu. Zeynep neşeli bir şekilde güne başlamıştı. Hava çok güzel görünüyordu. Bu hava da evde oturmak istemiyordu. Canı dışarı çıkıp gezmek istiyordu.
    Alperenin aklıda Zeynep’teydi. Acaba dışarı çıkacak mı diye düşünüyordu. Alperen ile Zeynep aynı mahallede oturuyorlardı fakat birbirlerini daha önce hiç görmemişlerdi. Alperen Zeynep’in dışarı çıkmasını bekliyordu . Zeynep arkadaşlarıyla buluşmaya karar vermişti. Hazırlanıyordu. Hava güzel olduğu için yürüyerek gidecekti. Alperen , Zeynep’in dışarı çıktığını gördü ve arkasından o da dışarı çıktı. Hızlı adımlarla yürüdü ve Zeynep’e yetişti.Zeynep’e selam verdi.
    Alperen :
    _ Merhaba Zeynep
    Zeynep gelen sese doğru kafasını çevirdi ve Alpereni görünce çok şaşırdı. Şaşkınlıktan ne diyeceğini unuttu ve kendini toparladı.
    Zeynep :
    _ Merhaba Alperen
    Alperen :
    _ Nasılsın ?
    Zeynep :
    _ İyiyim teşekkür ederim ya sen?
    Alperen :
    _ Bende iyiyim saol
    Alperen :
    _ Nereye gidiyorsun ?
    Zeynep :
    _ Arkadaşlarımla buluşup biraz laflıycaz dün buluştuk ama pek bişey yapamadık
    Alperen:
    _ Bende çarşıya iniyorum beraber yürüyelim mi?
    Zeynep :
    _ Olur hem benim için de iyi olur yalnız gitmemiş olurum
    Çarşıya kadar birlikte yürümüşlerdi. İyice kaynaşmışlardı. Alperen, Zeynep’e kendinden bahsetmişti.
    Alperen :
    _ Lise mezunuyum. Babam ben daha 5 yaşındayken trafik kazasında ölmüş. Annem ise babam öldükten sonra annem kendine iş aramaya başlamış evlere temizliğe giderek bizi zar zor okuttu. Biz 2 kardeşiz bide benden küçük kız kardeşim var . Ben çalışmıyorum.
    Zeynep :
    _ Ben de üniversite sınavına girdim sonuçlarını bekliyorum. Çok heyecanlıyım acaba nereyi kazancam ?
    Alperen :
    _İnşallah kazanırsın
    Zeynep :
    _ İnşallah
    Zeynep ‘in sınav sonuçlarına açııklanmasına 15 gün kalmıştı. Alperen ile konuşmaya başlamışlar hatta samimiyetleri daha da ileriye gidiyordu. Alperen artık Zeynep’e olan duygularını söslemek istiyordu. Bunlar telefonda söylenecek şeyler değildi. Bu yüzden Alperen Zeynep’i dışarıda yemeğe davet etti. Akşam olmuştu, Zeynep çok heyecanlıydı. Alperenin ne söyleyeceğini çok merak ediyordu. Yarın ne giyeceğini ne giyeceğini düşünüyordu. Yatağına uzandı ve yarını düşünürken uyuya kalmıştı.
    Sabah olmuştu… Zeynep kahvaltısını yapmış, hazırlanmaya başlamıştı. Hemen hazırlanıp evden çıkmıştı. Alperen ise onu dışarda bekliyordu. Buluşup beraber yemeğe gittiler. Alperen konuya nerden gireceğini bilmiyordu. Zeynep ise çok meraklanmış Alperen ‘in konuşmasını bekliyordu. Alperen konuşmaya başlamıştı. Ondan hoşlandığını ve ona git gide bağlandığını söyledi. Zeynep ‘ te ona karşı boş değildi. Birbirine olan bağlılıkları giderek artıyordu. Zeynep’in sınav sonuçlarının açıklanmasına da 2 gün kalmıştı. Alperen de Zeynep’in nereyi kazancağını çok merak ediyordu. Kazanmasını çok istiyordu ama ayrılacağı içinde çok üzülüyordu.
    2 gün ne çabukta geçmişti. Heyecan doruktaydı. Zeynep sonuçlar açıklanır açıklanmaz Alperene haber verecekti. Sonuçlara ailesiyle birlikte bakıyorlardı. Zeynep’in heyecanı git gide artıyordu. Sonuçlar ekrana geldi ve sevinçten çığlık atmaya başladı. Bu kadarını beklemiyordu. Zeynep istediği bölümü tutturmuştu . Hem de Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesini. Hayalleri gerçek olmaya başlamıştı. Alperen ‘e hemen haber vermişti. Alperen , Zeynep’in kazandığına çok sevinmişti. Ama sevdiği kızın başka şehire gidecek olması onu üzüyordu.
    Zeynep’e bu durumu belli etmese de içten içe üzülüyordu . Zeynep kazandığına seviniyordu fakat İstanbul’da nasıl yaşayacaktı? Büyük şehire nasıl alışacaktı ? Ailesinden, Alperen ‘ den nasıl ayrılacaktı? Ayrılmak zor olsa da giidp kaydını yaptırdı. Devler yurduna yerleşmişti. Okulların açılmasına 1 hafta kalmıştı. Son hazırlıklarını yapıyordu. Gitmeden son günlerini Alperen ile geçirmek istiyordu. Alperen , Zeynep İstanbul’a gidince onu unutmasından çok korkuyordu.
    Zeynep’in İstanbula gitme vakti gelmişti. Alperen onun gidişini görmek istemiyordu. Zeynep , Alperen’i terminale gelir diye çok bekledi fakat hayal kırıklığına uğramıştı. Zeynep’in gözü telefondaydı. Mesaj atar diye bekledi…Niye böyle yapmıştı? Neden aramamıştı ? Kendini ona boşuna mı bağlamıştı ? Ona inandığı için kendini suçluyordu. Bugüne kadar böyle bir şey yaşamamıştı. Şimdi ailesini düşünmesi gerekirken neden onu düşünüyordu? Kafasından bu düşünceleri silip atmak istiyordu ama yapamıyordu . İlk aşkını nasıl da bir anda silip atabilirdi . Ailesini hayal kırıklığına uğratmak istemiyordu . Buraya kadar gelmişken hayatına aniden giren bu kişini kafasını karıştırmasına izin vermemeliydi.
    Günler geçiyordu … Hergün , birgün arayacak umuduyla uyanıyordu. Alperen , Zeynep’i unutmamıştı ama onu Zeynep’in gidişi çok üzmüş, hayata küsmüştü. Zeynep ile olan ilişkilerinin devam edemeyeceğini düşünerek onu hiç aramamaya karar vermişti. Çünkü onun için Zeynep onu çoktan unutmuştu . Bilmiyordu ki Zeynep’in aklı hala kendisindeydi. Zeynep tatili iple çekiyor , Alperen’i görmek içinn can atıyordu.
    Zeynep dayanamadı ve Alperen’i aramaya karar verdi . Fakat ne diyeceğini bilmiyordu. Aradan aylar geçmişti. İçinde biriktirdiği şeyleri ona söyleyecekti. Onu aramak için kendine olan cesaretini topladı ve telefon rehberinden A harfine bastı ve Alperenin numarasını buldu. Elleri titriyordu o kadar heyecanlıydı ki …Telefon uzun uzun çalıyordu. En sonunda Alperen telefonu açmıştı. Sakin bir ses tonuyla Alperen ;
    Alperen:
    _ Alo
    Zeynep biran sessiz kaldı. Uzun zamandır duymadığı bu sesi duyunca duygulanmş , gözleri dolmuştu.
    Zeynep :
    _ Merhaba Alperen
    Alperen:
    _Merhaba Zeynep
    Alperen, Zeynep’in sesini duyunca çok şaşırmıştı. Niye aramıştı o kadar zamandan sonra? Zeynep’in ağzından cümleler bir bir dökülüyordu.İçinde esip giden bu fırtına artık bitsin istiyordu.
    Zeynep:
    _ Beni niye hiç aramadın ?
    Alperen :
    _ Arayamadım, işlerim çoktu…
    Ne demek işi çoktu? Karşısındakini hiç mi düşünmemişti . Herşey bitmişti Zeynep için artık . Bidaha onu hiçç aramayacaktı. Düşünmek bile istemiyordu ama bu olanlar onu yeterince üzmüştü. Ailesiyle konuşurken sürekli ağlıyordu. Annesi, babası ve kardeşleri de onu çok özlemişti.
    Aylar geçiyor , Zeynep , Alperenin yokluğuna alışıyordu. Tatil gelmişti. En sonunda evine gidiyordu. Alpereni görecekmiydi? Yine Alperen … Aklın gelmişti. Görseydi nasıl davranacaktı? Yolculuğunu düşüncelere dalarak geçirdi.
    Evine gelmişti. 2 haftalık tatilini ailesinin yanında iyi geçirmek istiyordu. Tatili güzel geçiyordu. Annesi, babası ve kardeşleriyle birlikte güzel vakit geçiriyorlardı. Tatile gelmişken arkadaşlarını ihmal etmek istemedi. Onlarla vakit geçirmek için bir gün belirlediler. Fazla zaman geçmeden birbirlerine kavuşmak istiyorlardı artık…
    Arkadaşlarıyla buluşmak için hazırlanıyordu Zeynep. Evden çıktığını haber vermek için arkadaşlarını aradı. O gün Kars ‘ta hava çok güzel etraf cıvıl cıvıldı. Şehir merkezine kadar yürüdü. Sahile gitmek için karşıdan karşıya geçecekti. Bir an gözleri bir noktada odaklandı. Bu o idi. Alperen… Göz göze gelmişlerdi.
    Alperen onu gördüğüne sevinmişti. Ama Zeynep’in yüzüne bakmaya cesareti yoktu. Zeynep , Alperen’e selam verdi .
    Zeynep :
    _ Merhaba Alperen
    Alperen :
    _ Merhaba..
    Hiçbirşey olmamış gibi , normal arkadaş gibi konuştular ama hala birbirlerini çok seviyorlardı . İkisininde birbirlerini gördüklerinde gözlerinin içi gülüyordu. Birbirlerini yalnız bıraktıkları, bugüne kadar aramadıkalrı için çok pişmandılar. Zeynep arkasını dönmüş giderken Alperen seslendi.
    Alperen :
    _ Zeynep!
    Zeynep , Alperen’ e döndü ve ;
    Zeynep :
    _ Efendim…
    Alperen :
    _ Seni seviyorum! Beni Bırakma…diyebildi
    Ve birbirine koşarak sarıldılar . Birbirlerine çok kırgın olsalarda sevgileri herşeyi yok saymıştı.
    Zeynep’in tatili bitmiş ve İstanbul’a geri dönmüştü. Artık Alperen ile araları iyidi. Alperen onu hiç yalnız bırakmıyo hergün arıyordu. Zeynep İstanbul da zor günler geçiriyordu. Özlemi bir yana bırakmış , maddi durumlarının iyi olmaması onu daha çok üzüyordu. Zorluklarla okuyordu Zeynep.
    Zeynep derslerinde çok başarılı olmuştu. Üniversite yılları arkadaşlarıyla birlikte her istediğini yapamasa da o yine de mutluydu. Bir an önce okulu bitirip işe başlamak istiyordu. Babasına yeterince yük olmuştu.
    Seneler akıp gidiyordu. Alperen ile ilişkileri hala devam ediyor, günden günde birbirlerine olan sevgileri daha da kuvvetleniyordu. Zeynep’in son senesi idi. Artık sevdiklerine kavuşacaktı. Ailesine Alperen ‘i anlatmanın zamanı gelmişti artık .Okulu bitmişti sonunda. Kars’a geri dönmüştü .
    Artık Ali’nin o küçücük kızı büyümüş şimdi karşısına doktor olarak gelmişti. Babası kızıyla gurur duyuyordu. Zeynep babasıyla Alperen hakkında konuşmak istiyordu. Konuyu açmak için uygun ortamı bekliyordu. Babasına sevdiğim var dediğinde Ali’nin surat ifadesi değişmişti. Kızının büyüdüğüne hala inanamıyordu. Babasına Alpereni anlatmaya başlamıştı. Fakat Ali kızının işi olmayan biriyle evlenmesine ziin veremzdi. Kızı doktor sevdiği çocuk ise işi olmayan biriydi. Böyle evlilğe evet diyemezdi. Zeynep’e Alperenden ayrılmasını, böyle bir evlilğin mümkün olamayacağını söledi.Zeynep çok üzülse de babasının sözünden dışarı çıkmak istemiyordu. Peki ya Zeynep bunu Alperen’e nasıl söyleyecekti. Alperen kaç senedir boşuna mı beklemişti Zeynep’i ?
    Zeynep günlerce ne yapacağını düşündü. En sonunda Kars’ tan gitmeye karar verdi. Orada kalamazdı. Babasıyla konuşup, yurt dışına gitmeyi düşündü. Kızı için bunu iyi olacağını düşündüler ve gitmesine karar verdiler. Yurt dışına gidip orada çalışacaktı. Alperen’ e hiçbir şey söylemeyecekti. Onu sevdiğini bile bile ben gidiyorum, artık hayatında olamayacağım diyemezdi. Bir an önce gitmek istiyordu. Hiçbirşey düşünmeden hazırlandı.
    Bir yanı kal diyor , bir yanı git…Gitmek zorundaydı. Hazırlanmıştı. Gitmek onun içinn bu defa daha zordu . Aklı Alperen de kalmıştı. Alperen ise Zeynep’i merak ediyordu. Geldiğini bildiği halde aramamıştı. Zeynep ‘in yurt dışına gideceğini bilmiyordu. Günden güne Alperen acı çekiyor, hayattan kopuyordu. Zeynep’in yurt dışına gideceğini bilmiyordu. Zeynep ise şimdi çekip gidiyordu. Gitme vakti gelmişti. Babasına kırgındı fakat bir şey diyemiyordu. O büyük aşkından vazgeçmişti. Alperen , Zeyenp’i çok merak etmişti ve onu arayıp neler olduğunu soracaktı. Aradı fakat Zeynep telefonunu açmadı. Zeynep artık kendine yeni bir hayat kuracaktı.
    Şimdi ise herşeyden, herkesten uzaklara gidiyordu. Alperen ise Zeynep’in bu şekilde gitmesine anlam veremeyip , kendini eve kapatmıştı. Hayatında o olmayacağı için yaşayamayacağını düşündü. Gözü hiçbir şey görmüyordu.Gözü dönmüşcesine kızgın bakışlarla dışarıya çıktı. Herşeyi bitirmeye karar vermişti. Zeynep olmadan bu hayat anlamsızdı onun için.
    GİTTİ… Hiçbir şey düşünmeden kendini soğuk sulara bıraktı ve herşeyi bitirdi…

      Forum Saati Salı Şub. 21, 2017 12:43 am