Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    KADERE GÜLEN ELLER...

    Paylaş

    1001100065

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 19/12/10

    KADERE GÜLEN ELLER...

    Mesaj  1001100065 Bir Cuma Ara. 24, 2010 8:32 pm

    KADERE GÜLEN ELLER…

    Gökyüzü ,sanki o gece daha karanlık,insanın içini ürperten ve elini uzatsa karanlığa onu çekecek gibi geliyordu Leyla’ya…O gece nedense uyku tutmamıştı.Gece yarısını çoktan geçmişti.Hava serindi.Sobanın ateşi azalmış,içerisi de biraz soğumuştu.Yatağının başucundaki tahta çerçeveli pencereden gökyüzünü seyrediyordu.Köy çok sessizdi.Ara sıra birkaç köpek uluması,ahırdaki ineklerin sesi geliyordu.Onlarda susunca in cin top oynuyordu dışarıda.İçinde nedenini bilmediği bir sıkıntı vardı o gece Leyla’nın.Galiba uykusuzluğunun nedeni de buydu.Aklına rahmetli ananesinin yaptığı şey geldi.Ananesi bir sıkıntı hissettiğinde abdestini alır,namazını kılardı.Ardına duvarda bez bir çanta içine sarılı rengi solmuş,kahverengi,eski hatla yazılmış Kuran-ı Kerimini itinayla açar,en az 10 sayfa okurdu.Leyla ananesinin Kuran okuyuşunu,ara sıra ona söylediği ilahileri severek dinler,büyük keyif alırdı.Hemen aklına gelen şeyi yapmaya koyuldu.Sessizce kardeşiyle birlikte uyuduğu odadan çıktı.Köyün çeşmesinden getirdiği küçük güğümdeki suya dokunmamıştı annesi.Sevindi.Güzelce abdestini aldı.Annesinin başörtülerinden birini aldı,başına bağladı.Fakat ananesi gibi namaz kılmayı bilmediği için kendisini eksik hissetti bu konuda.Ardından Kuran okumayı düşündü.Duvarda asılı duran Kuranı aldı önce öptü başına koydu daha sonra yere çöktü.Aslında çok bilmiyordu okumayı ama ananesinin öğrettiği kadarıyla okumaya çalıştı.Bir süre sonra annesinin sesini duydu.Annesinin sesine uyanan babasının sesini duydu:
    -Hatun ne oldu,neyin var?
    -Yine sancı başladı.
    -Geliyor mu yoksa?Haber vereyim mi ebe anaya?
    -Yok yok telaşlanma bey bekleyelim biraz geçecek gibi. Dedi ve tekrar uzandı.Ardından:
    -Tamam tamam uyu bak geçti.
    Leyla başını okuduğu Kuran’a çevirdi uykusu da gelmişti.Canındaki darlık biraz geçmişti sanki,üşümüştü de.Kuran’ı itinayla kaldırıp duvara astı ve odaya geçti.Penceresine yöneldi.
    -Rabbim sen hayırlısını ver diye içinden dua etti.Kardeşinin yanağını öptü tekrar onun yanına uzandı.Gözlerini kapayıp derin bir uykuya daldı…
    Sabah erkenden kalktı,kardeşi Gülizar hala uyuyordu.Annesinin hamileliği ona evde ağır bir sorumluluk yüklemişti.Yaşından büyük işler istiyordu bu sorumluluk ama o hiç şikayet etmezdi.Her şeyi elinden geldiğince yapar zor işleri de bir yolunu bulur çözerdi.
    Kalktığında ilk işi sobayı yakmak oldu.Bunun için odun gerekti.Kapının önündeki yığılı odundan biraz alıp içeri geçti.Önce bir parça kartonu tutuşturup ardından odunları bir bir sobaya attı.Soba tutuşmuştu.Üzerine su dolu güğümü koydu.Annesinin dünden yıkamayı planladığı kirli çamaşırları yıkamayı düşündü.Sobada ki odunlar tutuşunca kömür attı sobaya.Ve kahvaltı hazırlamak için mutfağa yöneldi.Kapıyı sessizce kapadı ve çıktı.Evlerinin mutfağı çok soğuktu.İlk işi bardakları tepsiye dizmek oldu.Çay şekerini annesinin yaptığı inek peynirini biraz yoğurt koydu tepsiye.İki yumurta kalmıştı yalnızca.Tavuklar kış olunca pek yumurtlamaz olmuşlardı köyde.Zaten 4 tavukları vardı,ikisini soğuk kırdı kalan iki tavukta dört kişiye nasıl yetsindi.Çaresiz iki yumurtayı kırdı.Ocaktaki çay suyunun kaynadığını fark edip demlemek istedi fakat çay kabı boştu.Ne yapacağını bilemedi.Bakkala gitsem diye içinden geçirdi fakat babası veresiyeyi ödememişti henüz.Ama başka çaresi de yoktu.Evliğe gitti üç ekmek sulayıp evden çıktı.Köy bakkalı çok uzak değildi.Bakkal Haydar Amca Leyla’yı görünce hemen anlamıştı veresiye isteyeceğini,yüzü düştü.
    -Buyur Leyla kız?
    -Şey,Haydar Amca,çay,bir paket çay alacaktım da…
    -Veresiye mi yine?
    -Babam para almamış hala ödeyecek en kısa zamanda.
    -Peki kızım,bu seferlikte yazalım ama defter kabardı haberin olsun
    - Peki Haydar Amca en kısa zamanda inşallah. Dedi ve mahcup bir şekilde çayı alıp bakkaldan çıktı.
    Eve yaklaşırken bir telaş vardı sanki komşuları Emine Ablayla köyün ebesi Zeliha Ana kol kola onların evine alelacele girdiler.Leyla’nın içine dün gece ki sıkıntı tekrar düşmüştü ve adımlarını sıklaştırarak yürüdü.Eve bir an önce varmak için sabırsızlandı.İçeri girdiğinde Gülizar korkmuş vaziyetteydi ağlıyordu.Başını sağına çevirdi.Babası salondaki kertin dibine çökmüş bir elinde sigara vardı.Başını diğer eline almış kederli bakışlarını belli belirsiz bir noktaya dikmişti.Annesinin çığlıkları geliyordu yatak odasından.Komşular telaşlı telaşlı koşuşturuyorlar,devamlı odaya sıcak su ve temiz bez taşıyorlardı.Birden Emine Teyze yanına geldi;
    -Leylacığım,kızım bacının yanına git.Korkmayın tamam mı?Size yeni bir kardeş gelecek annen de iyileşecek inşallah deyip içeri gitti o da elindeki çay poşetini evliğe bırakıp Gülizar’ın yanına gitti.Ona sarıldı elinden geldiğince sakinleştirmeye çalıştı.
    -İyileşecek annemiz merak etme diyerek aslında kendisinin de inanmadığı telkinlerde bulunuyordu kardeşine.Birbirlerine sarılı kaldılar bir süre.Sonra yatak odasına gitmek için ayağa kalktı ve kapı aralıktı.Kimse fark etmeden içeri sızdı.Olan biteni izliyordu.Herkes çok telaşlıydı.Zeliha Ana annesine devamlı bir şeyler yapması gerektiğini söylüyordu.Annesinin çığlıkları çok korkutuyordu Leyla’yı.Emine Hanım fark etti bir anda Leyla’yı.
    -Kızım ne yapıyorsun burada?Ne ayıp hadi bakayım dışarı.Diyerek odadan çıkardı onu.Hemen Gülizar’ın yanına koştu ona sarılıp sessizce ağladı.Bir süre sonra içerden annesinin sesi kesilmişi.ne oluyordu acaba içerde meraklandı salona gitti.Yatak odasından ilk Emine Abla çıktı.Ağlıyordu.Leyla’ya yaklaşıp hüzünlü bir ses tonuyla ;
    -Ah talihsiz kuzularım ah!Neydi suçunuz bilmem ki kader ne yaparsın dedi evden çıkıp gitti.
    Babası ayağa kalkmıştı her çıkandan bir haber bekliyordu fakat komşuların her biri yazmalarının ucunu ağızlarına örtmüş ağlaşarak evi hızla terk ettiler.Hüseyin Bey ;
    -Ya hu ne oluyor?Kötü bir haber mi var? Biriniz bir şey söyleyin gayrı…
    Fakat kimseden tek kelime duyulmadı.Leyla yatak odasının aralık kapısına ilerledi.Sadece Zeliha Ana vardı içerde,annesinin yüzünü örtüyordu.Yatağın başucunda beyaz beze sarılı bir şey duruyordu.Az sonra dışarı çıktı Zeliha Ana yüzü düşmüştü.Hüseyin Beyin yanına gelip;
    -Oğul Haktan gelene çare yok sakin olasın şimdi söyleyeceklerime Hatice’nin doğumu çok zor oldu.Bebe, anne karnında ölü doğdu zaten onun üzüntüsü bir yandan Hatice fenalaşmaya başladı.Kanaması arttı.Ne yaptık ne ettikse durduramadık.Hatice’nin vadesi dolmuş oğul anayı da bebeği de kaybettik.Başın sağ olsun.Allah sabır versin.Dedi ve oradan ayrıldı.
    -ikisini de kaybettik…Leyla bu cümleden sonrasını duymamıştı zaten.kafasının içinde devamlı o cümle yankılanıyordu.O kadar büyük bir şok geçirm,şti ki donup kaldı olduğu yerde;ağlayamıyordu bile.Babası biraz ötede aynı köşeye çökmüş,ne yapacağını bilemeden kalmıştı öylece.Ağlıyordu,gözleri bir noktaya dikili şekilde…
    Leyla’nın başına yıkılmıştı dünyası.bir an annesi geldi gözünün önüne.Çok düşkündü annesine.Hatice Hanım 30-32 yaşlarında genç,güzel,sevimli,yardımsever,temiz pak,yumuşak huylu bir hanımdı.Köyün hanımları çok severdi onu.çok iyi muhabbeti vardı eniğinden cücüğüne herkesle.çocuklarına çok düşkündü,iki kızını da çok sever üzerlerine titrerdi hep.Ama bir oğlu olsun istedi.Kaynanasının bu konuda kocasını doldurduğuna hep şahit olmuştu ve buna çok üzülürdü.Kız çocuğu evlat değil miydi sanki? Kocası bu konuda üstüne çok gitmezdi ama bu konu açıldığında ‘evlat dediğin hayırlı olsun,sağlıklı olsun gerisine ne hacet. Derdi ama yinede kocasına,kaynanansına karşı bir mahcubiyet taşırdı.
    Leyla hala inanamıyordu,daha dün annesiyle ne güzelde gülüp iş yapıyorlardı.Bir el uzandı ardından,irkildi ve arkasını dönüp baktığında kardeşi Gülizar’dı bu.
    -Abla ne oldu?annemiz iyileşmiş mi? Hem kardeşim nerede?
    Leyla ne diyeceğini bilemiyordu.Çünkü daha kendisi inanamamıştı ki gerçeğe…
    Gülizar,11’ine yeni girmişti.Beyaz tenli,siyah saçlı,tatlı,sevimli bir çocuktu.Çok duygusal bir yapısı vardı.Leyla,biraz toparlanır gibi oldu.Gözyaşlarına sildi.Söyleyecek oldu.Kelimeler boğazına düğümlenip kaldı…Gülizar’ın gözlerine baktı ve onu sımsıkı kucakladı.
    -Gülizar,canım bacım.Sana bir şey söyleyeceğim ama sakın korkma e mi?Kardeşimiz,annemizin karnında hasta olmuş ölmüş,annemizde aynı hastalığa yakalanmış.Zeliha Ana ona ilaç vermiş ama annemiz iyileşememiş.O da…..
    -Abla eee annemize ne olmuş,söylesene?
    -Şey yy… dudaklarını ısırdı.Annemizde dayanamamış,ölmüş Gülizar. Dedi
    Gülizar ;
    -Olmaz abla,annem niye yalnız bıraksın bizi.Biz annemiz olmadan ne yaparız?
    -Allah öyle istedi Gülizar …demekle yetindi sadece.Sonra ona sımsıkı sarıldı,ikisi de hıçkırarak ağlamaya başladı.Babalarının yarası bu manzara karşısında daha da tuzlandı,çocuklarına sarılıp oda ağladı bir müddet…
    . . .
    Günler bir bir geçti,Annesi öleli yaklaşık üç ay olmuştu.Leyle hala alışamamıştı annesinin yokluğuna.Evlerine gidememişlerdi o kötü günden sonra.Babaannesinde kalıyorlardı.Oda bakımlarını pek yapamıyordu yaşlanmıştı çünkü.Ama Leyla her işe yetişiyordu.Babası sigarayı artırmıştı,her gün daha da çöküyordu sanki.Babaannesi ara sıra konuşuyordu oğlunu silkeliyordu.-kendine gel oğul.!diye ikaz ediyordu.
    -.bu çocuklar eline bakıyor senin,sende çökersen netsinler.
    Yavaş yavaş kendini toplayıp kazancını toplamaya başlamıştı.O sabahta işe gitmek için kalktı.Leyla kahvaltı sofrasını hazırlamış,sobayı yakmıştı.Babası oturdu,Babanesiyle Gülizar’ı uyandırdı.Beraber kahvaltı ettiler.Babası kalktı.
    -Dışarıdan bir isteğiniz var mı? Ben işe gideyim gayrı.Babaannesi telaşla;
    -Hele dur oğul,mühim bir diyeceğim var sana.gel şu evlikte konuşalım birazda öyle git…
    -Olur ana. Deyip evliğe geçtiler.Babaanneleri,babalarına kendilerinden gizli ne söyleyebilir diki.Bu içine bir şüphe düşürmüştü.Biraz kapıya yaklaştı.Sesleri net değildi ama anlaşılıyordu.Önce babaannesinin sesi duyuldu;
    -Bak oğul,böyle olmuyor.Bu yavrucaklar küçük,benim halim ortada.kendime zor bakar olmuşum.Bu çocuklara bir ana,bu eve bir avrat lazım.Sonra evi çekip çevirsin babası kararsız bir ses tonuyla;
    -Haklısın ana doğru diyon da ben bu çocuklara nasıl üvey ana getiririm elin kadını anaları gibi bakar mı?
    -Bak ben biraz sordum soruşturdum köyde aşağı Çiçek köyde Sümbül diye dul bir kadın varmış.Fukaranın kocası,Alamanya’ya gitmiş orada başka bir kadınla evlenmiş üç senedir de haber çıkmamış.Kundakta bebesiyle kadıncağızı bir başına koymuş.Köye sordum kadını övdüler.Ben de gidip gördüm,daha tazecik.Boyu posu yerinde,evi barkı temiz kadın.He de de şu eve direk eyleyeyim onu.
    -Ne diyeyim ana eyi etmişsin o halde.Ben sana güvenirim alalım öyleyse.
    -Hah şöyle.Çocuklara hemen söylemeyiz.Önce patırdar sonra alışırlar.
    -Tamam ana nasıl biliyorsan öyle yap ben gidiyorum hadi sağlıcakla…
    Leyla çekildi kenara duydukları şok etkisi yaratmıştı.Önce babası sonra babaannesi çıktı evlikten.
    -Ben işe gidiyorum kızım babaannenizi yormayın.
    Gülizar’ı öptü ve lastiklerini giyip çıktı.Leyla babaannesine çevirdi başını içinden kötü şeyler geçiriyordu onun için, beyninde babaannesinin daha 3 ay önce ölen gelinine yaptığı saygısızlık,babasınınsa kendilerine üvey anneyi bu kadar çabuk kabullenişi çalkalanıp durdu bütün gün.Akşam geç vakit olmuş Leyla bulaşıkları bitirmişti.Çok üşüdüğü için hemen sobalı odaya geçmişti.Babası yemekten sonra kahveye gitmeyi alışkanlık haline getirmişti.Gülizar oyuncaklarıyla oyalanıyordu,babaannesi ayaklandı ardından;
    -Leyla,kızım ben az bir Nedime’nin yanına varıp geleyim.kış ekmeği edeceklerdi nettiler bir bakayım olur mu?
    -Tamam babaanne bende yatakları sereyim. ..babaannesi kapıdan çıktı.Gülizar’ın yanına oturdu hemen.
    -bacım bak sana bir şey söyleyeceğim ama kimseye söylemek yok tamam mı?
    -tamam abla söylemem söz dedi.
    -yarın sabah erkenden buradan gidiyoruz,üvey halamızın yanına ilçeye gideceğiz.Babamız bize yeni anne alacakmış.O yüzden burada kalamayız.Halamız bize bakar.
    -Abla babam bizi sevmiyor mu? Niye böyle bir şey yapıyor ki?
    -yaşın küçük anlayamazsın sen dediğimi yap söyleme sakın kimseye.Hadi biraz yardım et bana da yatakları serelim erken yatalım,sabah erkenden yola çıkacağız.
    Babası geldi az sonra,biraz sonra da babaannesi.Geç vakit olunca hepsi gecenin sesiz türküsünü dinleyerek uykuya daldı…
    Sabah ezanı az önce okunmuştu.Leyla uyuyamamıştı ki bütün gece,yarın ne yapacağını düşünüyordu.ara sıra Gülizar’a bakıp ağlıyordu.Duvarda ki eski ve tozlu saate baktı.sessizce odadan çıktı.evlikteki birkaç parça eşyalarını topladı,biraz yufka ekmeğini,biraz köy peynirini küçük bir sofraya sarıp çantasına koydu.Çantayı da kapının eşiğine bıraktı.Odanın kapısını sessizce açıp Gülizar’a seslendi yavaşça;
    -Gülizar,Gülizar! Hadi uyan gidelim artık kimse uyanmadan. Bir yandan gözü babaannesindeydi.Gülizar gözlerini ovuşturarak;
    - Daha erken…dedi. Leyla ona eliyle sus işareti yaparak;
    -Babam uyanmadan gitmeliyiz. Gülizar’a kıyafetlerini giydirdi.Eve ve babasına son kez bakıp yola koyuldular.Bir saat kadar köy otobüslerinin geçtiği yere kadar yürüdüler.Gülizar;
    -Abla ben yoruldum…
    -Geldik geldik.Bak şimdi bir otobüs gelir.bekleyelim.biraz çömel sen.
    Hava ağarmıştı iyice.Leyla dönüp köye baktı.köyün sadece birkaç evi görünüyordu.Uzun ve zor bir yolculuğa çıktığının farkındaydı.
    -Keşke yapmasaydın,Bize sorsaydın baba. Diye geçirdi içinden.Sonra Leyla’nın eteğinden çekmeye başladı Gülizar.
    -Abla bak bir tane otobüs geliyor. Leyla derin düşüncelerden çıkıp yola baktı.Yolun tozunu kaldırarak beyaz-mavi çizgili bir otobüs yaklaşıyordu onlara doğru.Yaklaşırken elini kaldırdı.Önce hızla geçti otobüs önlerinden,sonra yavaşlayıp durdu.Leyla ,Gülizar’ın ellerinden tutup kotsu.Otobüsün kapısına gelince;Artık epeyce yaşlanmış saçı sakalı ağarmış bir amca vardı şoför koltuğunda. Utangaç bir tavırla;
    -Bu otobüs ilçeye gidiyor mu amca? Diye sordu.
    -Ananız babanız yok mu sızın bir başınıza çıktınız böyle.Leyla Gülizar’ın gözlerine bakıp,aklına gelen ilk şeyi söyledi.
    -Biz ilçedeniz.Buraya edemlere gelmiştik.Bizi buraya kadar savuşturup gittiler. Diyerek yalan söylemişti.Aslında hiçte huyu değildi ve sevmezdi yalanı.Ama mecburiyetten söylemişti.Şoför;
    -peki o zaman geçin şu arkalara dedi.otobüse bindi ikisi de.en arkada 4 erkek,önde ise 2 kadın bir erkek çocuğu vardı.Onların önündeki ikili koltuk boştu.Çekingen br tavırla oturdu ikisi de.elini hiç bırakmıyordu Gülizar’ın.onu yanına oturtup,çantayı da kucağına alıp uzun bir yolculuğa başladılar.Biraz sonra Gülizar;
    -Abla acıktım dedi.Leyla bir parça ekmeğin arasına biraz peynir kodu,dürüm yapıp verdi bacısına.Bir an,
    -Keşke getirmeseydim onu diye düşündü.perişan olur diye düşündü.sonra eve yeni gelecek gelin geldi aklına.Annemin emaneti o kimseye bırakamam diye düşünüp haklı buldu kendisini.Az sonra Gülizar ablasının omzunda uyuyup kalmıştı.kendisi de başını tozlu otobüs camına yasladı ve düşüncelere daldı,gittiii…….
    -Hişt kızım uyan hadi.Pazarcığa geldik. İrkilerek uyandı Leyla,kendini silkeleyen elin sahibine baktı.orta yaşlı bir amcaydı.
    -Hadi yahu dalmışınız uykuya.Geldik ilçeye.
    Leyla,Gülizar’a baktı.oda yeni uyanmıştı.seslendi,
    -Gülizar bacım,hadi kalk da gidelim.
    -Peki abla dedi küçük kız.İndiler otobüsten.Bilemiyorlardı nereye gideceklerini.Güneş cömertti bugün ki sıcağında.Fakat yine de biraz ayaz vardı.Cebinden çıkardığı eski kağıda baktı.Ve ‘Ya Allah’ deyip yola koyuldular.Üvey halasının yanına gidiyorlardı.Babası arada giderdi onun yanına.Bir ihtiyacı olup olmadığını sorardı.Böylece genç yaşta kaybettiği fakat üzerinde büyük emeği olan analığına vefa borcunu ödüyordu.Karısı öldüğünden beri gidememişti yanına.Nasıl gitsindi ki kendi acısı yetiyordu ona.Leyla’yı da götürürdü ara sıra yanında Leyla çok severdi üvey halasını.Halasının bir ayağı aksıyordu,evlenememişti o yüzden yirmi yedi yaşında genç,tatlı dilli,güzel bir hanımdı Belkıs Hanım.Okuma yazmayı kendi çabasıyla öğrenmişti.Köydeki yakın ahbabı Neslihan Abladan öğrendiği terzilikle geçindi köyde bir süre.Fakat yaşı ilerledikçe köyün dedikodusu artmıştı,dayanamadı bunlara.Önce ilçedeki bir arkadaşının yanına gitti.Bir zaman sonra kendi terzi dükkanını açtı.Zamanla işini büyüttü,kendi evini kurdu.Yeğenleri gelip gittikçe onlara hediyeler alır çok severdi onları.Adresini vermişti Leyla’ya;
    -Biraz daha büyü bacını da alıp ziyaretime gelirsiniz, demişti halası.Leyla o zamandan beri saklamıştı o kağıdı.Cebinden çıkardığı kağıdı okudu hiç tanıdık değildi adresler.İleri de bir bakkal gördü,bakkal sahibine bu adresi sordu:
    -Bu adresteki terziyi arıyorum,dedi.
    Bakkal kağıdı okudu:
    -Buraya yakın, gel tarif edeyim dedi.Sonra bakkalın önüne çıkıp devam etti.
    -Bak kızım şu yoldan dümdüz git yolun sonunda sağına bir yokuş çıkacak o yokuşu takip et yokuş bitiminde sol köşede bir bakkal var terzi de o caddede zaten gösterir sana.
    -Peki amca çok teşekkür ederim,deyip ayrıldı oradan.Tarif edilen dükkanı bulmuştu sonunda.Kolay bulduğuna sevinmişti içinden.Küçük tenha bir yerdeydi,dükkan.Dışı kireçli terzihanenin kapısından baktı.İçeriden makine sesi geliyordu.Cesaretini toplayıp içeri girdi;
    -Kolay gelsin!Duymamıştı halası.Tekrarladı,bu kez duymuştu.Başını dikiş makinesinden kaldırıp
    -Siz miydiniz?diyerek kalktı yerinden,makineyi kapattı.Hasretle yeğenlerini kucakladı.
    Sonra onlara bakıp;
    -Yalnız mı geldiniz?Babanız nerede? Leyla boynunu büktü önce.Sonra;
    -Ah hala neler oldu bir bilsen diye içerledi.Ve başından eksiksiz anlattı.Karşılıklı ağlamaya başladılar Halası;
    -Vah kadersizlerim vah!Peki o halde eve gidelim yol yorgunusunuzdur hem biraz da yemek yeriz dedi ve dükkanı erkenden kapattı.Halasının evine gittiler birlikte.Bir süre sonra unutmuşlardı sanki acılarını.Günler bir bir geçti.Leyla halasına yardım ediyordu her konuda.Dükkana da gitmeye başladı.Geleli yaklaşık bir ay olmuştu.Bir Pazar evde oturmuş sohbet ediyorlardı.Kapı çaldı.Halası aksayan ayağıyla biraz geç açtı kapıyı;
    -Buyurun kime bakmıştınız? Leyla ‘da koştu ardından,takım elbiseli iki kadın ve bir erkek ellerindeki kağıtlara bakıp halasına baktılar;
    -İyi günler hanımefendi,biz Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan geliyoruz.Bu evde anne babası olmayan iki çocuk olduğuna dair bir duyum aldık.Bir süredir kimsesiz çocukların tespiti için dolaşıyoruz.Bu çocukları da almamız gerekiyor.
    -Ama ben onların halasıyım,bakıyorum onlara ne sakıncası var ki?
    -Hanımefendi zorluk çıkarmayın,lütfen bize teslim edin çocukları. İki bayan apar topar çocukları kucaklayıp arabaya götürdü.
    -Hala bizi bırakma,diyebildi Leyla…..
    Artık yeni bir hayata başladılar.İlk geceler ağlayarak uyuyorlardı fakat sonra yurda alışmaya başladı ikisi de.Yeni arkadaşları olmuştu.Müdüre hanıma,görevlilere bayağı ısınmışlardı.Onlar da Leyla ile kız kardeşini çok sevdi.Müdüre hanım onun zeki bir kız olduğunu anlamış ve dışarıdan önce orta okulu,sonra liseyi bitirmesinde yardım etti Leyla’ya.Bir gün koğuşunda ders çalışıyordu,görevli hanımlardan biri Leyla’ya Müdüre’nin kendisini çağırdığını söyledi.Leyla hemen kitabın kapatıp,Müdüre Hanım’ın kapısını çaldı.
    -Buyurun sesi duyulunca içeri girdi ve;
    -Beni çağırmışsınız efendim,
    -Gel otur Leylacığım,seninle önemli bir şey konuşacağım.
    Leyla dikkatle dinlemeye başladı.
    -Bak kızım,senide Gülizar’ı da çok seviyoruz.İkinizde temiz,terbiyeli,akıllı çocuklarsınız.Burayı çok sevdiğinizi de biliyorum.Ama iyi bir aile,sıcak bir yuvayı hangi çocuk istemez ki…Kısacası şu kızım,geçen hafta genç bir çift bir kız çocuğu istediler.Biraz bakalım dedim.Onlarda Gülizar’a çok ısınmışlar.
    -Onu istiyoruz dediler.Bende senden,geçmişinizden bahsettim.Nereye kadar sürecek kızım,Sen büyüdün ama Gülizar daha küçük.O çiftin maddi durumları çok iyi.Ona güzel bir hayat,iyi bir gelecek sunarlar.Eğer sende tamam dersen bugün gelip götürmek istiyorlar.
    Leyla’nın gözlerinden acı dolu,sessiz yaşlar dökülüyordu,Gülizar anasının emanetiydi.Bırakamazdı onu ama daha iyi yaşaması için ondan ayrı kalmaya dayanmalıydı.Zorla dudaklarında;
    -Peki….Peki hocam,Bugün gelsinler.Ama bir Gülizar ile konuşayım.
    -Tabi kızım demekle yetindi müdüre hanım.
    -Müsaadenizle deyip odayı terk etti.Hıçkırarak ağlıyordu,koğuşuna giderken.Yatağına kapandı uzun süre ağladı.Biraz sonra Gülizar geldi.ve seslendi;
    -Abla niye ağlıyorsun,diye sordu.Leyla doğruldu,gözlerini sildi;
    -Sen misin Gülizar? Gel bacım otur,Sana çok önemli bir şey soracağım Müdüre Hanımla konuştum.Seni bir aile istiyormuş.Çocukları yokmuş,çok zenginlermiş.Onlarla yaşamak ister misin?
    -Sen gelecek misin peki?Bu soruya ne diyeceğini bilemedi,fakat söylemek zorundaydı.
    -Hayır sen yalnız gideceksin.Sana ‘kızım’ diye seslenecekler.Ama uğrayacağım yanına her hafta.
    -Ben sensiz bir yere gitmem.Hem tanımıyoruz bile.
    -Öyle deme gideceksin.Buradan daha iyi bakarlar sana.Yeni kıyafetler,yni oyuncaklar.Hem tekrar okula başlarsın.Seni en iyi okullarda okuturlar.
    -Abla ne diyorsun ne yaparım ben sensiz?deyip ağlamaya başladı.
    -Sus dedim gideceksin,geleceğim yanına dedim ya.Bugün almaya gelecekler seni.Eşyalarını toplayalım hadi.Gülizar ablasının boynuna atladı,sarılıp ağlamaya başladılar.Sonra yemek vaktı geldi,yemekhaneye geçtiler.Biraz sonrada,Gülizar’ın eşyalarını topladılar.Müdüre hanım ikisini de çağırdı.Yalnız değildi müdüre,Yanında bir çift vardı.Anlamıştı Leyla.Güleç sevimli insanlara benziyorlardı.Gülizar,Leyla’nın elini sıkıca tutuyordu hemen yanına oturdu.Sonra müdüre Hanım tanıştırdı onları.Biraz sohbet ettiler.Leyla’ya güven vermişti çiftin konuşmaları.Leyla;
    -Sizden bir şey istiyorum.Kardeşime çok iyi bakacağınıza söz verin.O benim hayattaki tek varlığım.Adresinizi de istiyorum.Ben buradan çıkana kadar da her hafta getirmenizi,bana göstermenizi istiyorum.Genç çift Leyla’yı anlayışla karşıladılar.Ve birkaç evrak işinden sonra kalkmak istediler.
    -Peki,dedi Müdüre hanım.Görüşürüz inşallah.Gülizar,Leyla’ya
    -Abla beni bırakma diye haykırdı.
    -Olmaz Gülizar olmaz bacım.Onlar sana çok iyi bakacaklar.
    Müdüre hanımda genç çiftte gözyaşlarının tutamadı.Sonra Gülizar’ın gözlerine baktı Leyla
    -Seni çok seviyorum bacım,senin iyiliğin için.Ama her hafta sonu görüşeceğiz söz.Sende ağlayacağına akıllı uslu olacağına söz ver
    -Peki abla ,dedi.Gözlerini sildi.Genç çifte yöneldi.
    -Çıkalım mı Gülizarcığım.
    -Peki,dedi.
    Kapıya kadar beraber yürüdüler,Leyla kardeşini daha da üzmemek için zor tutuyordu.Arabanın kapısın açtılar,Leyla Gülizar’a son kez doyasıya bakıp;
    -canım bacım,dedi ve kucakladı.
    -Canım ablam ,dedi ve arabaya bindi.
    Leyla’ya el salladı arabadan
    Bilmiyordu ki ablasını son görüşüydü bu…

    Leyla’nın neşesi kalmamıştı.Koğuşundan çıkmıyordu.Hayat daha da ağır geldi omuzlarına artık.
    Gülizar’ı rüyasında görüyordu her gece ve ağlayarak uyanıyordu.Bazen sabahlara uyuyamazdı ağlamaktan…
    Bir hafta sonra Müdüre Hanım Leyla’yı çağırdı.
    Kardeşini alan aile iş nedeniyle İstanbul’a taşınmışlardı.Bunu duyduktan sonra Leyla daha da kahroldu.Artık aynı şehirde bile değillerdi.Fakat daha iyi yaşıyor,diye hep avuttu kendisini hep susturdu kardeş hasretini…
    Yıllar geçmişti.Leyla büyümüş,serpilmiş,genç,güzel.alımlı bir kız olmuştu.Beyaz tenli,siyah uzun saçları,siyah gözleri vardı.
    Bebek gibi sevimli,tatlı ve temiz bir yüzü vardı.
    Gülümsediğinde yanaklarında beliren iki gamzesi görenleri hayran bırakıyordu.
    Artık lise bitmiş,üniversite sınavına girmişti.Çok azimle çalışmıştı,kendisine çok iyi bir gelecek için çok çalışmıştı.Çok umutluydu.
    Müdüre hanımında çok katkısı olmuş,ona her konuda yardım etmiş,maddi manevi desteğini esirgememişti.
    Sınav açıklanmıştı o gün heyecanla yurdun kapısında postacıyı bekledi.Nihayet öğleden sonra postacıyı gördü.Ona doğru koştu.
    Postacı;
    -Leyla Gürcan..! diye bağırdı.
    -Sonunda geldi dedi.Zarfı alıp postacıyı uğurladı.
    Hemen Müdüre Hanımın odasına koştu söz verdiği gibi .Kapıyı çalıp odasına girdi:
    Müdüre hanım;
    -Gel Leylacığım dedi.
    -Geldi hocam geldi,sınav sonucum geldi.
    -Öyle mi?Açta öğrenelim.Sabırsızlandı.Elleri titriyordu zarfı açarken.
    Kağıdı okumaya başladıkça yüzünde güzel bir gülüş başladı ve sonunda bir çığlıkla;
    -Kazanmışım hocam hedefimi kazanmışım;Hacettepe eczacılık.
    Ve boynuna sarıldı hocasına.
    -Çok sevindim yavrum,hayırlı olsun dedi.
    O gün tüm yurt Leyla’nın haberine çok sevinmişti.
    Bir ay sonra okullar açılacak oda üniversiteye başlayacaktı…
    Nihayet sabırsızlıkla beklediği gün gelmişti.Ogün yola çıkacaktı.Herkesle vedalaştıktan sonra Müdüre hanımın yanına gitti.
    -Sen miydin Leyla,gel yavrum.
    -Şeyy…ben gidiyorum efendim,bir saat sonra otobüsüm kalkacak,sizinle de vedalaşayım istedim.
    -İyi yapmışsın,Benimde sana güzel bir haberim vardı.birkaç tanıdık sayesinde sana bir burs buldum.senin en iyi şekilde okumanı istiyorum yavrum.
    Leyla’nın gözleri doldu,koşup müdüre hanımın boynuna sarıldı.
    -Allah razı olsun sizden.Borcumu nasıl öderim size.
    -Başarılı bir şekilde okulunu bitir.diplomanı göreyim öyle ödemiş olursun.
    -Size söz veriyorum efendim.Başarılı olup o diplomayı getireceğim size.
    -Hadi bakalım o halde yolun açık olsun kızım.dualarımız seninle.
    -Allah’a ısmarladık hocam hoşça kalın…

    Leyla artık üniversiteye başlamıştı.Yeni kişiler yeni arkadaşlar tanımıştı.İlk sene günler nasıl geçti anlamamıştı.Hep ders çalışıyordu.Boş zamanlarında hep kitap okuyor,bilgisayar,İngilizce kurslarıyla kendini geliştiriyordu.Arkadaşları gezip tozar mola verirdi fakat o hiç yapmadı,eksiklerini tamamlamalı,hayata daha karşı güçlü olabilmesi için kendini yetiştirmesi gerekiyordu.Ara sıra Kuran okumayı da ihmal etmedi,çünkü maneviyatı derin bir kızdı.Artık maneviyatındaki boşluklar rahatsız ediyordu.Kuran okuyunca huzur buluyor öyle dolduruyordu bu boşluğu.Ama yetmiyordu,yapması gerekenler bu kadar değildi.Yaratana daha fazla şükretmesi gerektiğini düşünüyordu…
    Birinci sınıf bitmişti.Finaller çok güzel geçmişti.Fakat bundan sonrasını düşünüyordu.Bu yaz tatili iş bulmak geldi aklına.Biraz araştırdı ve bir gazetede yalnız,yaşlı bir teyzenin kalacak yer maaşla birlikte bir bakıcı aradığı yazıyordu.İçinden tam da istediğim gibi diye geçirdi.Adreste yakındı.Önce numarayı aradı, o gün öğleden sonra için randevu aldı.Öğleden sonra da yola koyuldu.Bir apartmanın önüne geldi.Bahçe kapısı açıktı.İçeri girdi.üçüncü katın ziline bastı.Biraz sonra kapı açıldı.Dairenin önüne geldiğinde kendisine bira çeki düzen verdi.Ve heyecanla dairenin ziline bastı.Biraz sonra kapı açıldı.Başında beyaz başörtüsü hafif kısa aklaşmış saçlarından bir parça gözüken sevimli yüzüyle tatlı bir teyze karşısına çıktı.
    -Buyur kızım,dedi gülümseyerek..
    -Selamünaleyküm teyze.Ben gazetedeki bakıcı ilanınız için gelmiştim.
    -Aleykümselam kızım buyur geç.Hoş geldin,diyerek Leyla’yı içeri davet etti.
    Leyla çekingen bir tavırla salona geçti.Maddi durumu belli ediyordu evdeki eşyalar.Salon gayet sade ve hoş eşyalarla döşenmişti.Koyu kahve bir koltuk takımı ve krem rengi bir halı tam ortasında kahverengi meşeden yapılmış bir sehpa ve sade bir krem örtü vardı üzerinde.
    Leyla’ya tekli koltuğa oturmasını işaret edip kendiside karşısına oturdu.Sehpanın üzerindeki Kuranı Kerim,duvardaki Mekke tablosu ve renk renk tespihler hem dikkatini çekmiş hem de hoşuna gitmişti.Dindar bir teyze olduğu için rahatladı biraz.
    Önce teyzenin elini öpüp tanıştılar.Aralarında birkaç saat içinde tatlı bir sohbet başladı Selma Teyze ile Leyla’nın.Birbirlerine ısınmışlardı sanki.
    -Bak kızım ben doğru sözü severim.Seni sevdim,Allah bilir ya çok hanımefendi hem de terbiyeli bir kıza benziyorsun.Isındım sana hem de güveniyorum inşallah.Bu güvenimi de boşa çıkarmayacağını düşünüyorum.Bana sorarsan yarın gel yerleş istersen.
    -Çok teşekkür ederim güveniniz için.Allah razı olsun,bende ısındım size ne yalan söyleyeyim.İnşallah mahcup etmem sizi de.Elimden geldiğince yardım ederim size.
    -Peki o halde.Yarın gelir başlarsın kızım olur mu?
    -Olur Selma Teyze ben müsaadenizi isteyeyim.Yarın görüşürüz inşallah,deyip ayrıldı oradan,çok sevinmişti.
    Yurda gelmiş,o günü de bitirmişti.
    -Allah’ım sen hayırlısını ver diye içinden geçirdi.Ve tatlı bir uykuya daldı…
    Sabah uyandı.Hava berrak fakat biraz serindi.Kahvaltıya indi.Sonra odasına çıkıp eşyalarını topladı yurttan çıkış işlemlerini bitirdi.Arkadaşlarıyla vedalaşıp yola koyuldu.Bundan sonra daha da huzurlu ve rahat olacağını söylüyordu içinde ki ses…
    Günler geçtikçe,Selma Hanımla birbirlerine çok alıştılar,daha fazla şey paylaştılar.Selma Hanım onu kızı,Leyla da onu annesi gibi görmeye başladı.Selma Hanım ona artık dini şeyler öğretmeye başladı.Leyla’nın içinde ki manevi boşluk dolmaya başladı yavaş yavaş.
    Her öğrenip uyguladığı şeyde daha tatlı bir huzurla doluyordu içi.Artık Leyla kapanmış,namazlarını düzenle kılmaya çalışıyordu.Selma Hanım hep yanında olduğunu hep hissettiriyor,şefkatini,desteğini hiç esirgemiyordu ondan…
    İkinci sınıfta bitmişti böylece.Okul bitip yaz tatili girmişti.Leyla kardeş hasretine dayanamıyordu artık.Gülizar’ı her gece rüyasında görür oldu.Gülizar aklına gelince içine bir sızı düşüyordu.Sabahlara kadar dua edip ağlıyordu onun sağlığı ve iyiliği için.Onu bir kere olsun görmek,hatta onu yanına alabilmek için.Bu sıkıntı Selma Hanımın gözünden kaçmadı.Selma Hanım;
    -Kızım senin bir derdin var ama saklıyorsun benden.Bak kaçtır soruyorum geçiştiriyorsun.Söyle de bir çare bulalım artık.
    Leyla anlattı tüm derdini ve artık kardeş hasretine dayanamadığını,onu bulmak istediğini.Selma Hanım üzülmüştü iki bacının senelerce ayrı kalışına.
    -Selma Teyze müsaaden olursa Kahraman Maraş’a gidip kaldığımız yurttan ailesinin adresini alıp geleyim dedi.O da anlayışla karşılayıp Leyla’yı bin bir umutla yolladı memleketine…
    Leyla K.Maraş’a, Pazarcıktaki yurduna gitti.Müdüre Hanım’ın kapısını çaldı ve içeri girdi.
    -Selamünaleyküm Şükriye hocam..!
    -Buyurun…? Kusura bakmayın tanıyamadım.
    -Hocam aşk olsun ben Leyla dedi.
    -Leyla..! Sensin demek.Tekrar kusura bakma yavrum kapanmışsın tanıyamadım.
    Leyla,hocasına doğru yürüdü,elini öptü sarıldı ve masanın ön sağındaki koltuğa oturdu.uzun bir sohbetin ardından Leyla durumu anlattı.Müdüre Hanım hemen Gülizar’ın yeni adresini buldu.Bir kağıda yazıp Leyla’ya uzattı.Leyla sevinmişti hemen bulmak istiyordu onu.
    -Peki hocam çok teşekkür ederim.Müsaadenizle kalkayım,yolum uzun.
    -Biraz kalsaydın be yavrum.böyle ateş alır gibi olmadı.
    -Bir dahakine Gülizar ile gelir uzun uzun otururuz inşallah hocam.Ama artık dayanamaz oldum kız kardeşimin hasretine.Gidip bulayım bir an önce onu.
    -Peki kızım Allah yar ve yardımcın olsun inşallah.Güle güle deyip uğurladı…
    Leyla,öğleden sonra ki bulduğu ilk Ankara otobüsüne bindi.
    Sabahın erken saatlerinde inmişti Ankara’ya.Selma Hanım’ın yanına koştu ve olan biteni anlattı.ardından İstanbul yolculuğu için hazırlığa başladı.Selma Hanım da,
    -Benimde sana güzel bir haberim var kızım.Benim İstanbul da hukuk okuyan Emre adında bir torunum var.Sana pek bahsetmedim.Zaten uzun zamandır da görüşemiyoruz.Onunla konuştum İstanbul da sana yardımcı olması için.memnuniyetle karşıladı.Sana onun adresini vereceğim.O sana yardım edecek.Sende inşallah kardeşini daha çabuk bulursun dedi.
    Leyla,Selma Hanım’ın elini öpüp boynuna sarıldı.
    -Allah senden razı olsun canım teyzem dedi.
    Leyla’yı torununun adresi,cebine koyduğu biraz harçlıkla İstanbul’a uğurladı Selma Hanım.
    Leyla daha da heyecanlanmıştı.Her seferinde
    -Allah’ım sana çok şükür,bana yardım et ne olur kardeşimi bulayım biran önce diye dualar ediyordu.
    Akşam dokuzda bindi otobüse.Sabahın erken saatlerinde oradaydı.Güzel ve güneşli bir gün vardı İstanbul da.Bir taksi çevirdi hemen.Ve adresi verdi taksiciye.Yarım saatlik bir yolculuktan sonra kağıttaki adrese varmıştı.Gayet güzel ve sakin bir apartmandı.giriş kattaydı adresteki daire.apartmanın dış kapısı açıktı.İçeri girdi ve biraz kendisine çeki düzen verdikten sonra kapı zilini çaldı.Kapıyı genç bir delikanlı açtı.
    -Selamün aleyküm.beyefendi ben Emre Sancak’ı arıyordum.Burada mı oturuyor kendisi?
    -Aleyküm selam.Buyurun Emre benim.siz kimsiniz?
    -Adım Leyla.Selma Teyze’nin yanında kalıyorum.
    -Hımm.Buyurun içeri.ananem bahsetmişti.Buyurun içeri lütfen.
    Leyla erkek öğrenci evi olduğu için girmek istemedi.
    -Ben rahatsız etmeyeyim sizi.Dışarıda konuşsak.
    Emre anlamıştı ne demek istediğini.
    -Yanlış anlamayın,arkadaşlarım evde değiller.Ananem telefonda sizin geleceğinizi haber verince arkadaşlarla başka bir arkadaşta kalmayı kararlaştırdık.Leyla biraz rahatlar gibi oldu fakat yinede çekindi.Utanarak içeri girdi.
    Öğrenci evi olmasına rağmen ev gayet temiz,düzenli ve muntazam döşenmişti.Leyla salonda durdu.Emre
    -Buyurun,oturun diyerek karşısına gelecek şekilde oturdu.Biraz tanışmadan sonra konuyu anlattı Leyla.İnsana güven veren dost canlısı bir yapısı vardı Emre’nin.Yirmi üçüne yeni girmiş,uzun boylu,olgun,oldukça yakışıklı,ela gözlü,siyah saçlıydı.Hoş sohbet bir gençti.Derslerinde de gayet başarılı,inançlı,dini vecibelerini intizamla yerine getiren bir delikanlıydı.Biraz sohbetten sonra
    -Kusura bakmayın lafa daldım yoldan yeni geldiğiniz unuttum.Yiyecek bir şeyler hazırlayayım ben size.
    -Zahmet etmeyin lütfen,dedi.Emre;
    -Olur mu öyle şey ne zahmeti?Yoldan geldiniz siz deyip mutfağa geçti.
    Beş on dakika içinde bir şeyler hazırlayıp mutfak masasına yerleştirdi.Leyla’yı sofraya davet etti.Leyla kahvaltısını ederken sohbete devam ettiler.Leyla çok utangaçtı.Gözlerine bakamıyordu Emre’nin ,Emre’nin de Leyla’dan farkı yoktu.
    Leyla kahvaltısını bitirdiğinde Emre;
    -Sizin için benim odayı hazırlamıştım.Çarşafları değiştirdim lütfen rahat olun.Siz bugün odanıza geçip dinlenin kendi eviniz gibi davranın.Leyla bayağı yorulmuş,uykusu gelmişti dinlenmek istiyordu oda.Emre:
    -Anahtarı size bırakıp çıkacağım şimdi.Benden bir isteğiniz var mı?
    -Yok, dedi Leyla utanarak.Allah razı olsun.Her şey için çok teşekkür ederim, bir isteğim yok.Ama sizi rahatsız ettim,yerinizden oldunuz benim yüzümden.
    Emre üsteledi;
    -Estağfurullah ne demek ananemin misafirisiniz.Bu benim görevim.Yarın sabah 10 gibi geleyim çıkalım, olur mu?
    -Peki o halde.
    -Allahaısmarladık,dedi ve kapıyı çekti.Leyla portmantodaki anahtarı alıp kapıyı kilitledi hemen.Ve Emre’nin kendisi için hazırladığı odaya geçti.Odanın oldukça temiz ve düzenli oluşu dikkatinden kaçmadı.Çantasını yere bırakıp yatağa oturdu.Sonra aklına Emre takıldı.
    -Ne efendi ne iyi bir çocuk,diye geçirdi içinden.Sonra yorgun bedenini yatağa uzattı,kafasını yastığa koyar koymaz derin bir uykuya yumdu gözlerini…
    Ertesi sabah olmuştu.Güneş ışıkları Leyla’nın yüzüne vuruyordu.Sabah 9 civarıydı.Gözlerini açtı ve iyice dinlendiğini fark etti.Hemen kalkıp elini yüzünü yıkadı,bir şeyler atıştırdı.
    Az sonra kapı çalındı,gelen Emreydi.İçeri girdi.Mutfak derli topluydu,yeni yıkanmış bulaşıklar vardı.Ben hemen hazırlanayım çıkalım diyerek oradan ayrıldı Leyla.Az sonra ben hazırım çıkalım mı diye seslendi Emre’ye.Hemen dışarı çıkıp taksiye bindiler.Gidecekleri yer uzaktı,trafikte eklenince kırk beş dakikalık bir yolculuğun ardından verilen adrese geldiler.Ev beklediği gibi değildi.Zengin bir aile diye hatırlıyordu,oysa geldikleri ev orta halli sade bir evdi,şaşırmıştı.Biraz beklediler kapının önünde.Biraz sonra bir adam çıktı evden.Yaşlanmıştı Erkut Bey,onu uğurlamak için kapıda duran kadınsa Münevver Hanımdı.Münevver Hanım tatlı bir bayandı biraz yaşlanmasına rağmen,tanımıştı Leyla onları.Ama niye bu hale geldiler diye merak ediyordu.Hafta sonuydu Gülizar evdedir diye düşündü.Gülizar lise sonda olmalıydı.Heyecanlandı Leyla hem de çok heyecanlı.Sonra dayanamadı “içeri gireyim ben” dedi.
    -Ben de sizinle geleyim isterseniz,dedi Emre.Leyla:
    -Yok siz kapıda bekleseniz daha iyi olur yanlış anlaşılmasın şimdi.
    -Peki siz bilirsiniz.
    Leyla yavaş yavaş ilerledi eve.Kapıya geldi,kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.Zile bastı.Az önce kapıda gördüğü hanım açtı;
    -Buyurun kime bakmıştınız?
    -Selamünaleyküm hanımefendi siz Münevver Hanım mısınız?
    -Evet benim ama siz kimsiniz?
    -Ben Leyla,Gülizar’ın ablası…
    Münevver Hanım şok olmuştu,donup kaldı bir süre.İçeri davet etti sonra oturup bir süre maziden konuştular.Sonra bir suskunluk oldu.Münevver Hanım;
    -Nasıl buldun adresimizi?
    -Maraş’a gittim kaldığımız yurda oradan buldum.Bana söz verdiğiniz gibi olmadı.Kardeşimin hasretiyle yandım senelerce.
    -Haklısın kızım.Ama Erkut’un tayini buraya çıktı geldik.Sonradan verebildik adresimizi de yurda.Leyla yutkundu.
    -Gülizar nerede?Onu görebilir miyim?
    -Gülizar bu sene son sınıfta.O yüzden dershaneye gidiyor,şimdi orada.Münevver Hanım biraz sustu ve sözüne devam etti;
    -Ama çok zorlanıyoruz.Halimizi görüyorsun.Buraya geldikten iki sene sonra Erkut’u kriz yüzünden işten çıkardılar.Her şey gitti elimizden.Şimdi bir benzinci de çalışıyor.Buraya taşındık bizde.İdare ediyoruz şimdi.
    -Üzüldüm sizin adınıza dedi.Biraz duraksadı,söyleyeceği şey için biran cesaret bulamadı sonra biran da çıktı ağzından;
    -Size bir şey söylemek istiyorum.Belki ani olacak ama açıkçası benim niyetim Gülizar’ı götürmek deyiverdi bir anda.Ve devam etti;
    -Artık dayanamıyorum onun hasretine.Ankara da bir teyzenin yanında kalıyorum.Hem ona bakıcılık yapıp hem çalışıyor hem de okuyorum.Gayet rahatım Allah’a çok şükür.Onu da yanıma almak istiyorum kısacası.
    -Ben ona yıllarca kızım gibi baktım büyüttüm.Çocuk hasretiyle yandığım o ara yarama merhem oldu.Gülizar2ı elbette vermek istemiyorum ama artık çok zorlanıyoruz.o da bunun farkına varıyor bazen ama babası elinden geldiğince ona yaşatmıyor yokluğu.Fakat genç kız,istekleri var bizde onları yapmak isteyip de yapamadığımızda çok üzülüyoruz.Madem sen kardeşine bakabilecek kadar rahatsın hem siz kavuşun hem de Gülizar daha iyi yaşasın kızım.Akşam gelince konuşayım onunla.Yarın gelir alırsın inşallah…
    Hem dün bana sen rüyasında gördüğünü söylemişti.Kalbi temiz yavrum senin geleceğini hissetti belli ki…
    Leyla gözyaşlarını tutamadı bir an.
    Leyla ertesi günü sabırsızlıkla bekledi.Kim bilir nasılda büyümüş kocaman bir kız olmuştu kardeşi.Bitmek bilmedi sanki o gece.Kalbinde ki o tatlı heyecanla uykuya daldı Leyla.Sabah erkenden uyandı.Sabırsızlanıyordu çocuklar gibi.Az sonra Emre geldi ve yine beraber yola koyuldular.Gülizar’a gidiyordu.Dile kolay yedi yıl görmüyordu biricik bacısını.Annesinin emaneti,hayatta ki tek varlığı,’gül yüzlü Gülizar’ım diye sevip okşadığı bacısını…
    Bütün yol ona kavuşup sonrası ile ilgili hayalleriyle geçti.Yolun bittiğinin farkında bile değildi.
    Dünden daha heyecanlı çaldı kapının zilini.
    Kapıyı sevimli,genç bir kız açmıştı.hiç değişmemişti sanki.O tatlı bakışı,güldüğünde bebeği anımsatan o masum tebessümü… Gülizar’dı bu.Ne kadarda büyümüş,güzelleşmişti.Donup kaldı kapının karşısında.Sanki dili tutulmuştu.Bir kaç dakika öylece bakıştılar.
    Kapıda ki genç kız,
    -Buyurun,kime bakmıştınız? Bu sesle kendine geldi ve yutkundu,cevap verdi;
    -Gülizar,canım kardeşim,benim ben Leyla ablan.
    Gülizar duyduğu sözler karşısında o kadar şaşırmıştı ki hiçbir şey söyleyemedi. sadece gözlerinden süzülen iki damla yaş her şeyi anlatıyordu sanki.Bir anda yüksek sesle;
    -Ablacığım deyip ablasının boynuna atladı.
    Bir süre birbirlerine sarılıp ağlaştı iki bacı.birbirlerini öpüp kokluyor,sanki onca senenin hasretini birkaç dakikaya sığdırmaya çalışıyorlardı.
    İçeri davet etti ablasını Gülizar.Yan yana oturdular.Birbirlerine olan özlemlerini anlattı ikisi de.Münevver Hanımla konuştular.Biraz buruk,biraz mutlu bu sohbetten sonra Gülizar’ın eşyalarını birlikte topladılar.Artık veda zamanı gelmişti.Gülizar,üvey annesine;
    -Hakkını helal et anneciğim.Emeğini ödeyemem.Yanına sık sık geleceğim inşallah.
    -Helal olsun yavrum.Öz kızım olsan bu kadar severdim seni herhalde kıymetlisin.Kendinize çok iyi bakın.Allaha emanet olun yavrum.
    -Allahaısmarladık anneciğim.Deyip son kez sarıldılar.Leyla kardeşinin elinden sımsıkı tuttu ve yola çıktılar…
    Yolda Emre ile tanıştırdı onu.Eve gidip biraz dinlendikten sonra akşam ki Ankara otobüsüne iki kişilik yer ayıttı Leyla.
    Akşam otobüs saati geldiğinde
    -Her şey için çok teşekkür ederim,Emre.Allah sendende arkadaşlarından da razı olsun.Hakkınızı helal edin lütfen.
    -Helal olsun.Rica ederim,ne demek.Sizin adınıza çok sevindim.Bu mutluluğa bir katkım olduysa ne mutlu bana Leyla.
    -Elbette var…otobüsün kalkacağı anonsu duyulmuştu.
    -Peki o halde.Allah’a emanet olun.Allahaısmarladık…
    -Allahaısmarladık.Hayırlı yolculuklar…deyip onları uğurladıktan sonra eve geldiğinde arkadaşları evlerine dönmüşlerdi
    Ertesi sabah Leyla ile Gülizar ,Ankara’ya varmışlardı.Yolda çevirdikleri bir taksiyle Selma Teyze’nin yanına geldiler.İkisi de elini öptü Selma Teyze’nin.Gülizar ile tanıştıktan sonra koyu bir sohbet başladı.Birlikte yemek yediler.Ve dinlenmek için Leyla’nın odasına geçtiler.İki bacı birlikte uyudular.Dünyalar Leyla ile Gülizar’ın olmuştu.Leyla’nın mutluluğu tarif edilemezdi.Gülizar’ı,biricik bacısı yanındaydı artık.Uyuyana kadar kardeşini sevdi,saçlarını okşadı.Az sonrada yorgun bedeni uykuya yenik düştü…
    Emre o günden sonra Leyla’ya karşı içinde temiz bir muhabbet beslemeye başladı.Fakat kimseye söyleyemedi.Bir müddet sonra bu niyetini ananesine bildirdi.Emre’nin bu telefonundan habersiz yaklaşık bir ay geçti.Selma Hanım da artık Leyla’ya farklı bir gözle bakıyordu.
    Gülizar’ın erkenden uyuduğu bir gece ikisi de yatsı namazını eda etmiş oturdular.Ve Selma Hanım ile Leyla arasında şu konuşma geçti,
    -Leyla,kızım seninle mühim bir mesele konuşacağım.Biraz vaktin var mı?
    -Elbette Selma Teyze.Seni dinliyorum.
    -Lafı uzatmayacağım kızım.Torunum Emre’yi az çok tanımışsındır.bir ay önce beni aradı.Seni görmüş,beğenmiş.Sana talip olduğunu söyledi.Bende bir konuşayım dedim.Kısaca Allah’ın emri,Peygamberin kavliyle seni torunuma istiyorum kızım.Cevabın nedir?
    Leyla çok utanmış,yüzü kızarmıştı.Ne diyeceğini bilemiyordu.
    -Şey yy…Bilmem ki deyip kekeledi biraz
    -Utanma kızım.Seni öz kızım gibi severim bilirsin,rahat ol. Hem senden iyisini mi bulacak bizim kerata deyip latife yaptı Selma Hanım.
    -Peki,o halde Selma Teyze.Siz bilirsiniz.Kısmetse olur inşallah…dedi.
    Leyla’nın yüzündeki iki gamzesini ortaya çıkaran tatlı tebessüm,bu işin en güzel şekilde sonlanacağının habercisiydi…


      Forum Saati Paz Kas. 19, 2017 10:33 am