Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    HESAP GÜNÜ-1

    Paylaş

    1001060030

    Mesaj Sayısı : 2
    Kayıt tarihi : 23/12/10
    Yaş : 26
    Nerden : samsun

    HESAP GÜNÜ-1

    Mesaj  1001060030 Bir C.tesi Ara. 25, 2010 1:34 pm

    HESAP GÜNÜ

    Yorucu ve bir o kadar da sıkıcı bir günün akşamı eve doğru yürüyordu. Eve giderken o gün yaptıklarını düşünüyordu. Ne kadar da sinir bozucu, tatsız, can sıkıcı bir gündü. Düşündükçe deliresi geliyordu. En yakın arkadaşından bu hareketi beklemiyordu. Onu çok kırmıştılar. Acaba öyle bir şey var mıydı? Hayır, o yapamazdı bu davranışı ona. Sonuçta on beş yıllık arkadaşıydı. Ona güvenmeliydi. Yoksa o mu çok alınganlık göstermişti. En sevdiği canından bile değerli dediği kişinin sevdiği kişiyle ilişkisi olamazdı. O gün akşama kadar bu konuyu konuşmuştular. Acaba doğru mu diyordular. Öyle bir şey yok muydu? Bu düşünce eve gidene kadar beynini kemiriyordu. Düşündükçe aklı daha da fazla karışmaya başlamıştı. Evet, sonunda eve gitmişti. Olaya o kadar dalmıştı ki yolun nasıl bittiğini anlayamamıştı. Kapıyı açtı, içeri girdi ve direk kendini yatağa attı. Yorucu günün de etkisiyle uyumuştu. Telefonu gece dörtte çalmaya başlamıştı. Uyandı acaba kim arıyordu bu saatte diyerek söyleniyordu. Telefona baktığında arayan Metin’di. O kadar heyecanlanmıştı ki ne yapacağını şaşırmıştı. Ne diyecekti kendisine. Telefonu açtığında karşı taraftan ağlama sesleri geliyordu. Evet, ağlayan Metin’di. Sabah ki durumu konuştular ve Yusuf’a her zaman buluştukları Saray Kafe’ye gelmesini istedi. Ortada yanlış anlaşılmış bir durum olduğunu ve ona da çok kırıldığını ama en yakın arkadaşını da kaybetmek istemediğini söylemişti. Bunları söylerken ağlıyordu. Yusuf teklifi kabul etmişti. Telefonda daha fazla konuşamamıştı. Acaba suçlu olan kendisimiydi. Sevgilisini en iyi arkadaşını ortada hiçbir şey yokken kendi yanlış anlamasından dolayımı kırmıştı. Bunları düşünürken uyuyakalmıştı. Sabah olduğunda biraz daha iyiydi. Odasının camından dışarı baktı havanın kapalı olduğunu gördü. Annesi onu kahvaltıya çağırmıştı. İçeri girdiğinde kardeşi ile annesi kahvaltıyı hazırlarken babası her zaman ki gibi kendisinin özel koltuğunda günlük gazetesini okuyordu. Babası elli beş yaşındaydı. Tipik Karadeniz insanının bütün özelliklerini içinde barındırıyordu. Çok kolay sinirlenen bir yapısı vardı ama iyi bir zamanında da ondan iyisi yoktu. Taksicilik yapıyordu. Yusuf içerde oturup dışarı bakıyordu. Yine dalmıştı babası ona:
    —Evlat ne oldu daldın yine derin düşüncelere dedi
    Yusuf babasının sert ve gür sesiyle irkildi ve hemen doğruldu. Bir şey olmamış gibi kahvaltıya geçmişti. Kahvaltı da evin elemanları har zaman ki gibi keyifleri yerinde neşe içinde sohbet yapıyordular. Baba evin küçük oğlu Süleyman’a takılmaktan kendini alamazdı. Yine keyfi yerinde olduğu için küçük oğluna takılıyordu ve her zaman yaptığı evlenme konusunu yine açmıştı. Süleyman a bakarak:
    — Oğlum ağabeyinin evleneceği yok ben gelin istiyorum. Gel seni evlendirelim, dedi
    İkisi de babasından çekindiği için babalarının takılmasına sadece gülerek karşılık verebiliyordular. Süleyman da babasına gülerek karşılık vermişti. Süleyman esmer, uzun boylu, ela gözlü yaşından çok daha olgun davranan ve en önemlisi ailesine çok bağlı biriydi. İçinde olgun bir insanın özelliklerini barındırıyordu. Anneleri ise ev hanımıydı. Evin işleri ile uğraşır zamanının büyük bir çoğunluğunu evde üç erkeğin dağıttıklarını toplamakla geçirirdi. Yusuf kahvaltıyı yaptıktan sonra odasına çekildi ve hazırlanmaya başlamıştı. Artık onun için buluşma vakti gelmişti. Evden çıktı ve dolmuşa binmek için uzun bir yol yürüdü. Yol boyunca ne konuşacaklarını olayı nasıl bir sonuca bağlayacaklarını merak ediyordu. Dün telefonda konuştuktan sonra haksız olan kişinin kendisi olduğunu düşünmeye başlamıştı. Dolmuşa bindi geleceği yere varınca kafenin önünde inmişti. Artık buluşmalarına az bir süre kalmıştı. Birazdan buluşacaktılar. Kafenin önünde birkaç dakika beklemişti. Metin içerde tek başına onu bekliyordu. Onu dışarıdan biraz izledi. Çok rahat görünüyordu aynı zamanda garson Fırat la şakalaşıyor diğer taraftan da telefonu ile uğraşıyordu. Bu rahatlığı onu çok kaygılandırmıştı. O dün stresten, üzüntüden uyuyamazken Metinin bu kadar rahat davranması onu şaşırtmıştı. Artık bir an önce içeri girmek istedi. Başına ne gelecekse bir an önce olmasını istedi ve kapıya doğru yürümeye başladı. Garson Fırat güler yüzle
    —Hoş geldin ağabey, dedi.
    — Hoş bulduk kardeşin, dedi.
    — Metin abide içerde seni bekliyor, dedi.
    —Teşekkür ederim, dedi.
    Metinin bulunduğu masaya doğru yürümeye başlamıştı. Metin onun geldiğinden haberi yoktu. Arkası Yusuf’a doğru dönüktü. Telefonla mesajlaştığını fark etti. Metin kafasını çevirdiğinde onu gördü ve suratındaki gülümseme birden gitmiş onu gördüğüne sevinmemiş gibi bir hali vardı.
    —Hoş geldin kardeşim, nerde kaldın ağaç oldum, dedi.
    Aslında ortamda ki soğukluğu dağıtmaya çalışıyordu. Yusuf ta ki sessizliğin bozulmadığını görünce o da bir an susmuştu. Ortamda ki sessizliğe katılmıştı. Sadece birbirlerinin suratlarına bakıyordular. Sessizlik az bir süre daha devam ettikten sonra Metin üzerinde ki uzun paltosunu çıkarıp
    —Lav oba ya gideceğim, dedi.
    Masadan kalkıp ağır ağır gitmeye başlamıştı. Acaba nasıl konuşacaktılar, kim haksızdı. Konuya nasıl girecektiler. Kim başlayacaktı konuşmaya Yusuf bunları düşünmekten delirecek gibi olmuştu. Eğer arkadaşlıkları devam etmesi için olayı tatlıya bağlamaları gerekiyordu. Öyle davranmış olacak olması en doğrusu olacaktı. Çünkü biri sevdiği kız diğeri de çocukluğundan bu yana beraber büyüdüğü yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen acısıyla tatlısıyla bu zaman a kadar beraber gelmiştiler. Evet, simdi onları karşı karşıya getiren bir durum vardı ortada. Metin lav obadan geldiğinde gözlerinin kızardığı orada ağladığı gözlerinin şişliğinden anlaşılıyordu. Yusuf Metin’e durumunu sorduğunda ortamda derin bir sessizliğin ardından yavaş yavaş içini dökmeye başlamıştı. Metin konuştukça Yusuf un yüzü kızarmaya, içinde müthiş bir utanma hissi duymaya başlamıştı. Metin konuştukça kendinden nefret etmeye başlamıştı. Çok yanlış davrandığının farkına varmıştı. Özür dilemesi gereken kişinin kendisi olduğunu anlamıştı. Metin sözlerini tamamladıktan sonra gamzenin bulundukları mekâna geleceğini söyledi. Gamzenin çok üzüldüğünü, dün hiç uyuyamadığını ve ilk kendisini aradığını söylemişti. Yusuf’ a evet kardeşim dedi. Ortada çok büyük bir yanlış anlaşılma olduğunu ve bu durumun bir an önce düzeltilmesi gerektiğini en önemlisi de Gamzeden özür dilemesi gerektiğini söylemişti. Yusuf un gözlerin den yaşlar dökülmeye başlamıştı. Metin ona:
    — Gamze birazdan burada olacak toparlanman gerekiyor, dedi.
    Yusuf’un haline acımış olmalı o da onun yerinde olsa herhalde aynı duyguları paylaşırdı. En yakın arkadaşının hakkında yanlış bir bilgiye kapılıyor ve bu durum karşısında haksız olduğunu anlayınca ne kadar da zor duruma düşüyordu. Gerçekten acınacak durumu vardı. Onlar hakkında çok yanlış düşünmüştü. Lav obada üstünü başını düzelttikten sonra tekrar masanın yolunu tutmuştu. Gamzenin orda olduğunu görmüştü. Metin Gamzeyi toparlamaya çalışıyordu. Gamze de çok üzülmüştü. Halinden anlaşılıyordu. Mavi gözlerinin beyazı ağlamaktan kızarmıştı. Bu iki durum karşısında haksız olan kişinin kendisi olduğuna dair daha da emin olmuştu. Lav obadan masaya doğru yürürken gamzeyle göz göze gelmiştiler. Birbirlerini çok seven birbirleri için ölümü göze alabilecek kişilerin aşkıydı bu. Yaşanan olaydan sonra gamzenin yüzüne bakabilecek, gözünün içine bakabilecek cesareti bir türlü toplayamıyordu. Gamzenin de Yusuf un gözlerine bakamaması ona karşı sinirlenmesinden, kırılmasından kaynaklanıyordu herhalde. Masaya oturduğun da masada sessizlik hakimdi. Metin hemen devreye girerek
    — Tamam, arkadaşlar ortada büyük bir yanlış anlaşılma olmuş, bu gibi durumların aramızı bozamayacağını hepimiz biliyoruz. Barışmamız gerekiyor, dedi.
    Yusuf Metin lafını bitirdikten sonra Gamzeden özür diledi. Gamze Metin e baktıktan sonra
    —Seni çok seviyorum, sana asla darılamam bunun gibi durumlar aramızı bozamayacak canım, dedi.
    Evet, bu cümleler karşısında Yusuf un morali biraz da olsa yerine gelmişti çok sevinmişti. Artık her şeyi tatlıya bağlamıştılar. Kafeden çıkmaya karar vermiştiler. Metin onlara:
    —Sahile gidelim, dedi.
    Yusuf aslında gitmeyi çok istiyordu. Ama o hala onlardan çekiniyordu. Arkadaşı ve sevgilisi olayı büyütmeden onu affetmesi hoşuna gitmişti. Bir o kadar da şaşırmıştı. Gamze’nin ortada bir olay yokmuş gibi onu affetmesi onu tedirgin ediyordu. Gamze çok da rahat davranıyordu. Yusuf o gün ruh gibiydi. Dün onlar hakkında neler düşünürken bugün birlikte yürüyordular. Ortada herhangi bir olay yaşanmamış gibi davranıyordular. Yusuf da onlara ayak uydurmaya çalışıyordu. Akşama kadar havadan sudan konuşmuştular. Yürümekten ayaklarına kara sular inmişti. Artık gitmesi gerektiğini düşünmüştü. Yarın haftanın ilk günüydü ve işe gidecekti. Metinle birlikte özel bir bankada çalışıyordular. Metin geniş omuzlu bir seksen boylarında irice bir fiziğe sahipti. Kalın kaşlı, koca kafalı, gözleri ise zeytin siyahıydı. Fiziğinden dolayı iş yerinde buldozer Metin lakabını almıştı. Aksi bir güvenlikçiydi. Kimseyle konuşmazdı. İçine kapanık işini yapan biriydi. Belki de tam tersiydi ve belli etmiyordu. Ani çıkışları herkesi tedirgin ediyordu. Bundan dolayı da herkes ona rahatlıkla yaklaşamıyordu. Metin Yusuf’tan sekiz ay büyüktü ama çoğu zaman davranışları ergenliğe yeni girmiş çocuk gibiydi. Aynı zamanda çok hiperaktif bir yapıya sahipti. Davranışları bazen Yusuf’u da korkutmuyor değildi. Metin onların yanından ayrılmıştı. Yusuf ile Gamze hiçbir şey olmamış gibi eve doğru gidiyordular. Gamze ile bir yıllık nişanlıydılar. Yusuf’un yoğun ısrarlarına rağmen bir türlü evlilik için onu ikna edememişti. Gamze yirmi üç yaşındaydı. Yusuf’tan yaklaşık olarak üç yaş küçüktü. İki sene önce Yusufların mahallesine taşınmıştılar. İlk görüşte aşk misaliydi onların ki. Gamze annesini kendisinden küçük olan kız kardeşinin doğumunda kaybetmişti. Teyzeleri büyütmüştü onları. Babası ise tam bir alkolikti. Kızlarını çalıştırıp kendisi sabahtan akşama kadar kahveden dışarı çıkmazdı. Durumları beş sene öncesine kadar çok iyiydi. Ta ki babası tüm varlıklarını kumarda batırana kadar. Yusuf Gamze’yi evine bırakmıştı. Kendisi de yorucu aynı zamanda stresli bir günün ardından sonunda eve gelebilmişti. Odasına geçti. Yaşadığı bu son zamanları çok yorucu geçmişti. Artık her şeyin yoluna girdiğini düşünmüştü. Yarın stressiz bir gün geçirecekti. Gamze ve Metin onu affetmişti. Her şeyi yanlış anlamıştı. Nasıl öyle düşünebilmişti. Yaşadığı olaylara halen inanası gelmiyordu. Kötü bir kâbus olmasını istiyordu ama maalesef hepsi gerçekti. Ömrünün sonuna kadar hep onlara karşı mahcup olacaktı. Belki de olayı büyütmemeliydi. Sonuçta biri en yakın arkadaşıydı diğeri de ilerde karısı olacaktı. Gece boyunca cevabını tam olarak veremediği aynı sorular beynini meşgul ediyordu. Sonunda uyumuştu. Ertesi gün biraz daha iyiydi. Yeni başlamış güne yoğun bir çalışma temposu içerisinde ayak uydurmaya çalışıyordu. Hava çok güzeldi. Kış günü olmasına rağmen yaz havası gibiydi. Öğle yemeği için ne yapacağını düşünürken Metin’in önerisiyle bir kafeye gitmeye karar verdiler. Yolda giderken Metin kafede Yusuf’u bir arkadaşla tanıştıracağını söylemişti. Tanıştıracağı kişinin de kafenin sahibi olduğunu söyledi. Yusuf şaşırmıştı. Nerden çıkmıştı durup dururken. Metin yol boyunca tanıştıracağı kişiyi öve öve bitirememişti. Metin daha önce hiç böyle bir şey yapmamıştı. Tanıştıracağı kişiyi niye bu kadar övmüştü alt tarafı öğle arası kıytırık bir kafede takılacaklardı. Ne işine yarayacaktı kafe sahibi Yusuf böyle düşünürken:
    —Niye bu kadar övüyorsun onu dedi.
    —Belli mi olur belki de ilerde işin düşer ona, dedi
    Birlikte gülüştüler. Kafeye gidene kadar ikisinden de ses çıkmamıştı. Sonunda Cengiz Kafe isimli bir kafeye gelmiştiler. Metin’in övdüğü kişi onları kapıda karşılamıştı. Kapının önünde iki dakikalık kısa sohbetin ardından havanında güzel olmasından dolayı kafenin bahçesinde oturmayı tercih etmiştiler. Metin Yusuf’u Cengizle tanıştırmıştı. Yere göğe sığdıramadığı arkadaşını Yusuf’un gözü hiç tutmamıştı. Cengiz Metin gibi uzun boyluydu. Sıfır kol tişört giyiyordu her iki kolunda da dövme vardı. Konuşmasından iyi biri olmadığı anlaşılıyordu. Aynı zamanda çok kaba ve argo kelimeler kullanıyordu. Belki de Yusuf’a öyle geliyordu. Yusuf Cengiz hakkında düşündüklerini Metin’e söylememişti. Yemeklerini yedikten sonra birkaç bardakta keyif çayı içtikten sonra oradan ayrılmaya karar verdiler. Kafeden ayrılırken Metin Cengiz’e
    —Bundan sonra öğle arası seni rahatsız edeceğiz dedi.
    —Her zaman beklerim, gelmezseniz darılırım dedi Cengiz
    Oradan ayrılmışlardı. Yusuf buraya geldiğine pişman olmuştu. Kanı Cengiz’e hiç ısınmamıştı. Giyiniş tarzı, gülüşü, konuşurken dediklerinin yalan olduğu anlaşılıyordu sanki. Ama belli etmemeye çalışmıştı. Ortamda ki sohbete elinden geldiğince katılmaya çalışmıştı. Metin Yusuf’a
    —Cengiz’i nasıl buldun dedi.
    —İyi dedi.
    Aslında adamı hiç gözü tutmamıştı. Adam hakkında ki görüşleri böyle değildi. Metin her şeyi anlamış olacak ki Cengiz’in dışarıdan göründüğü gibi biri olmadığını, yapısı gereği böyle davrandığını aslında çok düzgün biri olduğunu ve en önemlisi sözünün eri olduğunu söylemişti. Yusuf öğleden sonra da akşama kadar çalıştıktan sonra yorgun bir şekilde eve gitmişti. Günleri artık böyle gelip geçiyordu. Günler günleri, haftalar haftaları , aylar ayları, kovalıyordu ve zaman su gibi akıp gidiyordu. Zamanının büyük çoğunluğu işte geçiyordu. Öğle araları Cengiz’in kafesine gidiyordular. Gamze, Metin ve Yusuf akşamları ve hafta sonları zamanlarını birlikte geçiriyorlardı. İlerleyen zamanlarda Cengizle olan arkadaşlıkları daha da ilerlemişti. Hatta akşamları hafta sonları birlikte takılıyorlardı. Gamzeyle olan ilişkileri ilerleyen zamanlarda daha da ciddi boyutlara ulaşmıştı. İki sene içinde evlenmeyi düşünüyorlardı. Çok seviyordu Gamze’yi ilk görüşte aşk misali vurulmuştu dünyalar güzeline. Gamze’nin bahtı güzelliği kadar iç açıcı değildi. Olumsuzluklar yakasını bırakmıyordu. Annesinin ölümünden sonra son bir sene içerisinde teyzesini de kaybetmişti. Aradan iki ay geçmeden kardeşinin kanser hastalığına yakalandığını öğrenmişti gerçekten bir insanın başına gelebilecek tüm olumsuzluklar onun başına gelmişti. En çokta annesinin ölümünden sonra canının yarısı olan kardeşinin kanser olduğunu öğrenmesi yıkmıştı onu. Babasının vurdumduymaz halleri Gamze’yi daha da zor durumda bırakıyordu. Genç yaşta kız kardeşine hem annelik hem de babalık yapıyordu. Yusuf’unda elinden bir şey gelmiyordu. Kızın ameliyat olması için yüklü miktarda bir paraya ihtiyaç vardı. Ama o gereken paranın bulunması çok düşük bir ihtimaldi. Kız kardeşi Bahar’ın gözlerinin önünde erimesi Gamze’yi perişan ediyordu. Zaman su gibi akıp gidiyordu. Hepsinin aklında düşüncelerinde Bahar vardı. Ne olacaktı durumu hepsi seyirci kalıyordu durumuna. Elleri kolları bağlı ne yapabileceklerini düşünüyordular. Bahar’ın durumundan dolayı Gamze’nin de yemeden içmeden kesilmesi gamzeyi tanınmaz hale sokmuştu ve davranışlarında da değişiklikler gözleniyordu.
    Gamze dünya ile ilişkisini kesmişti ve aklında baharın hastalığı vardı. Sorumsuz baba, annesinin vefat etmiş olması, sevgilisi, arkadaşları, yakının da ona yardım edecek hali, vakti, durumu yerinde olan bir tanıdığı yoktu. Kardeşi gözlerinin önünde gün geçtikçe eriyordu. Sevgilisi Yusuf elinden geldiğince yardım etmeye çalışıyordu ama elinden daha fazla bir şey gelmiyordu. Ameliyat için gerekli olan para çok fazlaydı Gamze ne yapmalıydı. Bu parayı nerden bulabilirdi. Bunun gibi soruna aklına geliyor ama cevaplarını bir türlü veremiyordu. Baharın üç ay içinde ameliyat olması gerekiyordu. Baharın da durumundan haberi vardı. Yirmi yaşında üniversite sınavlarına hazırlanırken hastalığını öğrenmesi onu çok üzmüştü. Üniversiteye hazırlanmayı bırakmıştı. Ablasıyla kafa kafaya verip kendi durumunu düşünüyordu ve ablasına her gün” ablacığım ben ölecek miyim?”yürek burkan soruyu soruyordu ve genç kız ağlamaya başlıyordu. Ablası da kardeşinin yanında moralini bozmamaya, kardeşine moral vermeye çalışıyordu. Bu durumu beraber aşacaklarına inandırmaya çalışıyordu. Ama kendiside bu duruma inanmıyordu ve ameliyat parasının nerden bulunacağını hiç bilmiyordu. Allah tarafından bir mucize gerçekleşecek ki o zaman para bulunabilirdi. Sıradan bir memurun iş hayatı boyunca kazandığı paradan da fazla para gerekiyordu. Memur olan Yusuf da kendisinin parayı toparlayamayacağını bilmesi, hem sevdiği kızın hamda Baharın gözlerinin önünde gün geçtikçe erimesi kendisini kahır ediyordu. Ne yapabilirdi ki baharın ölümünü beklemekten başka…


    ***
    (1 ay sonra)



    Havalar iyice soğumaya başlamıştı. Kış artık tam anlamıyla kendini hissettiriyordu. İstanbul’un dağlarının tepelerine kar yağmıştı. Bu kışın şiddetli geçeceğini gösteriyordu. Soğuk ve bir o kadar da kapalı bir hava da Yusuf dışarı hava almaya çıkmıştı. Yanında kimse yoktu. Aradan bir ay geçmişti ama ameliyat için gerekli olan para bulunamamıştı. Bu durum onu kahrediyordu. Bir taraftan Bahar a üzülüyor diğer taraftan da Gamzeye üzülüyordu. Sevdiği kız artık hiç gülmüyordu. Hayattaki güzelliklere aldırış etmiyordu yaşayan bir ölü gibiydi. Yusuf a karşı olan ilgisi azalıyordu ya da sevgisini dışa vuramıyordu. Aralarındaki ilişkiyi ikinci palana atmış sadece kardeşinin durumunu düşünüyordu. Bu durum Yusuf u üzmekteydi. Ama bir taraftan da Gamzeye hak veriyordu. Gamze için artık dünyada ki yaşama nedeni sadece kardeşiydi. Kardeşi iyileşsin de dünya ona zehir olsun düşüncesi hâkimdi. Kardeşi için dünyayı karşısına alabilir. Kardeşinin iyileşmesi için her şeyi yapabilirdi. Çünkü dünya da sadece kardeşi ve işe yaramayan kumarbaz, kızları umurunda olmayan babası vardı. Babasının umursamaz tavırları onu çok üzüyordu. Zorluklara sevdiği adam ve canından çok sevdiği kardeşi ile göğüs germeye çalışıyordu. Yusuf elinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyordu. Sormadığı aramadığı danışmadığı kimse kalmamıştı ama gerekli olan parayı bulamamıştı. Umudu kalmamıştı. Para bulunamayacaktı hayatının baharında olan baharın ölmesini beklemekten başka bir şey kalmadığını düşünüyordu. Ama bu düşünce iyi ve sadece kendi kendine düşünüyordu. Gamze ve Bahara moral vermeliydi. Zamanın geçtiği her dakika saat gün haftalar aylar biliyordu ki baharın ölüme biraz daha yaklaşması demekti. Bir şeyler yapamaması çok zoruna gidiyordu her hafta gamze Yusuf ve Bahar doktora kontrollere gidiyordu. Baharın bir an önce ameliyat olması gerektiğini eğer gecikirse ameliyatında bir faydası olmayacağını belirtiyordu. Bahar her gün hastalığın verdiği etki ile mum gibi eriyordu. Hayata küsmeye başlamıştı artık dünyadaki hiçbir şey ona heyecan huzur yaşama sevinci ve en önemlisi onun mutlu olmasını sağlamıyordu.

    ***
    (1 hafta sonra)


    Pazar akşamıydı havalar soğuk ve ortalık buz kesmişti. Metin ile Cengiz Cengiz’in kafesinde takılıyorlardı. Aralarında derin bir sohbet geçiyordu. Sohbette her şey yolunda giderken havadan sudan konuşulurken sohbet baharın hastalığına gelmişti. Cengiz in aklında bin bir tilki dönüyordu. Artık hayalini kurduğu olay için tam zamanıydı. Daha uygun bir ortam oluşamazdı. Baharın durumunu bahane edip haince planını devreye sokacaktı. Cengiz ikiyüzlü birisiydi. Bu zamana kadar başından çok vukuatlar geçmişti. Hırsızlık mı kapkaççılık mı dolandırıcılık mı kalpazanlık mı ne istersen hepsi Cengiz de vardı. Metin ‘in bunlardan haberi yoktu. Metin Cengiz’i dürüst güvenilir biri olarak tanıyordu halen de öyle olduğunu düşünüyordu. Öyle düşünmemesi de mümkün değildi. Çünkü Cengiz rolünü çok iyi yapıyordu. Amacı aklındaki planı gerçekleştirmekti bunun için böyle davranması gerekiyordu. İyi biri olarak metin Yusuf ve Gamzenin yanına yaklaşmayı başarabilmişti. Güvenlerini de kazanmayı başarmıştı. Artık sadece bir patlak bekliyordu o da gerçekleşmişti. Cengiz Bahar’ın durumundan haberi yokmuş gibi metin’e
    —Bahar hastaymış hayırdır inşallah neyi var?
    —Maalesef kanser olmuş ameliyat olması gerekiyor.
    Cengiz’in hain planı için tam zamanıydı. Baharın durumuna üzülmüş gibi yaparak
    —Neyi bekliyorlar olsun “ dedi.
    Metin gülerek:
    —Nasıl olacak parayı nerden bulacaklar. Ameliyat için gerekli para yok.
    Cengiz rolüne iyi çalışmıştı. Haberi yokmuş gibi durumu planına doğru çekiyordu. Artık ipler Cengiz”in eline geçmişti. Sadece onları kandırmak zordu. O konuda da Metini kullanacaktı. Ama ondan önce Metin’i kandırması gerekiyordu. Cengiz Metin’e:
    —Ne yapacaklar peki kızın ölmesini mi bekleyecekler? Dedi.
    Metin kafasını sallayarak :
    —Maalesef yapacakları başka bir seçenek yok dedi.
    Cengiz olaya çok üzülmüş gibi davranıyordu. Metin e bakarak sırtına vurdu ve şunu söyledi:
    —Metin orta da birinin hayatı söz konusu Gamzeye yardım etmemiz gerekiyor. Kızı kaderi ile baş başa bırakmamamız gerekiyor. Onun yerine kendini koy gerçekten çok zor bir durum hayatta tutunacak kimsesi yok Bahar eriyor biz buna seyirci kalamayız. Gamzeye çok acıyorum dedi.
    Metin’in gözleri dolmuştu. Dokunsan gözyaşları akacakmış gibiydi. Evet, Metin Bahardan hoşlanıyordu. Ama bunu kimseye söyleyememişti. Kızın kanser olduğu öğrendikten sonra perişan olmuştu. Hepsini iç dünyasında yaşıyordu. Üzüntüsünü dışa vuramamıştı ama Cengiz güveniyordu artık bu sevdayı birine söylemek istiyordu. Sevdiği kıza bir türlü açılamıyordu ve onunla kalmamış birde kanser olduğunu öğrenmişti metin Cengiz in gözlerinin içine bakarak:
    —Kardeşim biliyor musun ben baharı seviyorum aşığım ona çok sevdim be ağabey. Bu sevdayı ona bir türlü söyleyemedim. Onun üzüntüsünü yaşarken birde kanser olduğunu öğreniyorum. Onun iyileşmesi için her şeyi yaparım . o kadar gözüm dönmüş benim ama elimden bir şey gelmiyor, dedi.
    Metin artık içindeki tüm birikmişleri Cengiz’e anlatmıştı. Cengiz ise bu durumu öğrendiği için çok sevinmişti. Metin’i baharı kullanarak kalbinden vuracaktı. Her şey Cengiz in istediği gibi gidiyordu. Cengiz metin’e bakarak:
    —Kardeşim durumuna çok üzüldüm ama o kadar da karamsar olma, bulunur inşallah o para dedi.
    Metin hiç inanmıyordu o paranın bulunacağına çünkü miktarı çok fazlaydı. Ama bahar için ne olursa yapabilirdi. Cengiz in hain planına düşmeye çok yakındı. Metin Cengiz in gözlerinin içine bakarak:
    —Nasıl bulunacak kardeşim o kadar para, dedi.
    Cengiz planını artık söylemek istiyordu. Bundan daha müsait bir ortam bulamazdı. Ama planına kurban bir adam gerekiyordu. O da Yusuf tu. Çünkü Cengiz Gamzeden hoşlanıyordu. Gamzeyi ilk gördüğünden beri ona tutulmuş ona sahip olmak istiyordu. Yusuf’u ortadan kaldırmak için de kurban olarak onu seçmişti. Metin saf kolay kandırılacak bir karaktere sahipti. Yusuf’u gözüne kestirememişti. Çünkü Yusuf ta kendilerinde olmayan ama onda olan dürüstlük ve bağlılık duygusu vardı. O yüzden Cengiz kurbanın onun olması gerektiğine inanıyordu. Gamzenin de en zayıf noktası kardeşiydi. Onunda kardeşi için her şeyi göze alabileceğini düşünüyordu. Gamzeden yana da sorun çıkmayacağını düşünüyordu. Cengiz planın hepsini kafasında kurgulamıştı. Planı için en önemli faktör olan güven duygusunu onlara karşı sağlamıştı. Sonunda Cengiz durumu Metine anlatmıştı. Evet, Metini çok zor bir karar bekliyordu. Bir tarafta aşık odluğu kız diğer tarafta da kardeşim diyebileceği arkadaş vardı. Banka soyacaklar ve olayı Yusuf un üzerine atacaklardı. Cengiz her şeyi kafasında planlamıştı. Suçu Yusuf un üzerine atmak için Yusuf un eşyaları ve birde kimliği gerekiyordu. Olayı yaptıktan sonra ortada bırakacaktılar o iz de Yusuf un kimliği ve eşyaları olacaktı. Gerçekten çok profesyonelce hazırlanmış bir plandı bu konuda metine büyük iş düşüyordu. Cengiz yine baharın hastalığını kullanarak:
    —Metin senden gerçekten yapılması zor bir şey istiyorum. Burada her şey bahar için yapılacak. Sonra ikinci olarak kendimiz için yapacağız bundan sonra sen ben bahar gamze ömrümüzün sonuna kadar krallar gibi yaşayacağız. Burada senin kararın önemli. Olmaz diyorsan ben baharı unuturum diyorsan bu konuyu sana açmadım farz et bir şey olmamış gibi yolumuza devam ederiz. Senin vereceğin karara saygı gösteririm dedi. Metin de Cengiz e:
    —Bilmiyorum kafam çok karışık, dedi.
    —Hak veriyorum sana senden yapılması gerçekten zor bir şey istiyorum ama biran önce kararını vermen lazım. Baharın fazla zamanı kalmadı.
    Baharın fazla zamanı kalmamıştı. Bir an önce ameliyat olması gerekiyordu. Metin in kafası çok karışıktı ne yapacağını bilmiyordu. Ama sevdiği kızın iyileşmesini çok istiyordu. Bahar iyileştikten sonra onunla evlenip krallar gibi yaşamayı düşünürken diğer taraftan da suçu olmayan masum birinin hayatını hiçe sayarak ömür boyu hapishanelerde yaşamasına neden olacak. Bahar aşkı içinde büyümüştü. Metinin gözü hiçbir şey görmüyordu artık zenginler gibi gezmek yaşamak hayatın tadını çıkarmak istiyordu. Bu fırsat eline daha gelmezdi yaptığının yanlış bir şey olduğunu bildiği halde her fırsatta baharı düşünerek kendince kendini haklı buluyordu sevdiği kızın ölmesine razı olamazdı. Önünde tek engel Gamze vardı onu kandırdıktan sonra plan devreye sokulacaktı ama
    Gamzeyi nasıl kandıracaktı. Fazla zaman yoktu. Bir an önce Gamzeye bu durumu söylemesi gerektiğini düşünüyordu. Ama Gamzeyi kandıracak onun gözünü döndürecek bir şey bulması gerekiyordu. Cengiz in dediği aklına gelmişti. Baharı kullanarak gamzeyi en zayıf noktasından vurmayı düşünmüştü. Gamze ile nerde buluşması gerektiğini düşündü. Cengiz in kafesinde buluşmak en doğru tercihti. Fikri Cengiz ortaya atmıştı. Gamzeyi iki kişi birlikte kandırmalarının daha kolay olabileceğini düşünüyordu. Gamze Yusuf u daha çok seviyordu. Kardeşinden sonra dünyada onun için en değerli kişi sevdiği adamdı. Gamzeyi kandırmanın tek yolu vardı bahar için canını bile vermeye hazır olan abla bu durumda kabul etme şansı yüksekti. Metin gamzeyi aramak için elini cebine götürdü teli çıkararak numarayı çevirerek gamzenin teli açmasını bekledi. Telefon çalıyordu. Telefonun çaldığı her sn metinin heyecan katsayıları tavan yapmıştı artık o kafaya koymuş sevdiği kızı tercih etmişti. Burada da Gamzeyi kandırmak önemliydi tel açıldı ve Gamze boğuk ve bitkin bir sesle:
    —Efendim dedi
    —Gamze ben Metin nasılsın? Bahar nasıl?
    —Kötüyüm Metin Bahar gözlerimin önünde eriyor ve ben ona seyirci kalıyorum elimden hiç bir şey gelmiyor, dedi.
    —Gamze seninle çok önemli bir konuda konuşmamış gerekiyor. Bahar için tek bir şans var eğer kabul edeceksen bahar kurtulacak inşallah, dedi.
    —Ne! Nasıl kurtulacak metin çabuk söyler misin lütfen, dedi.
    —Telefonda söylenmez. Cengiz in kafesine gelmesini istiyorum. Orda her şeyi anlatacağım, dedi.
    Gamze heyecanlanarak sesi titreyerek :
    —Tamam, tamam geliyorum. On beş dakikaya ordayım dedi.
    Gamze çok heyecanlanmıştı neydi çözüm parayı nerden bulacaklardı. Metin kendinden emin bir şekilde konuşması onun heyecanını daha da artırmıştı. Kardeşi Bahar kurtulacak mıydı ameliyat için gerekli para bulunacak mıydı? Gamze plandan habersizdi. Kurbanın Yusuf olduğunu bilmiyordu. Kardeşi ile Yusuf arasında tercih yapacaktı. Kardeşinin yaşaması için planı kabul ederse Yusuf la ilişkisi kesilecekti. Bundan sonraki hayatında Yusuf olmayacaktı. Bunlardan habersiz kafeye gidiyordu. Kendine göre hiçbir şey den habersiz metinin vereceği müjdeyi düşünüyordu. Acaba bu bir müjde miydi? Bahar kurtulacaktı. Yusuf ve ailesi perişan olacaktı metin ve Cengiz kafede gamzeyi bekliyordu. Artık her şey Gamzeye bağlıydı. Metin Yusuf u silmişti. Bahar yani sevdiği kız daha ağır basmıştı. Aşkı arkadaşlığa tercih etmişti.aşın yanında bundan sonraki hayatında Baharla zenginler gibi yaşamak istiyordu. Parada bu tercihi yapmasında etkili oldu. Ama Gamzeye tek nedenin bahar olduğunu inandırmaya çalışacaktılar. Gamzeden önce içeri Cengiz in beklediği ama metinin haberi bile olmadığı gamzenin babası girmişti. Metin çok şaşırmıştı bir Cengiz in birde babanın yani ziyanın gözüne bakıyordu. Metin donakalmıştı. Nerden çıkmıştı gamzenin babası. Planın üç kişi arasında geçeceği düşünürken bu nerden çıkmıştı. Metin Cengiz e korku dolu gözlerle:
    —Cengiz bunun ne işi var burada?
    —Dur sakin ol sinirlerine hâkim ol metin her şey yolunda bana güven, dedi.
    —Planı bu da mı biliyor?
    —Evet, Metin planı Ziya Beyde biliyor. Hatta planı Ziya Bey düşündü dedi.
    Metin şaşkınlığını gizleyemiyordu. Korkmaya başladığı davranışlarından anlaşılıyordu. Metinin rengi atmıştı. Cengiz’e:
    —Niye söylemedin söyler misin niye? Dedi.
    Cengiz Metinin kolundan tutarak kafenin bahçesine çıktılar.
    —Metin tamam söylemeliydim daha önceden ama artık geçti. Bırak sinirlenmeyi de gamze biradan burada olacak toparlanmalısın. Gamzeye karşı biraz dikkatli olmamız gerekiyor, dedi.
    —Planı Ziya kurdu sonra sana anlattı öyle mi? dedi.
    —Evet, metin hadi içeri geçelim ziya beye ayıp oluyor hacı. İçeri geçtiğimizde kendilerinden özür dilesen iyi olur. Sonuçta plan onun fikriydi. Onun sayesinde Bahar sevdiğim kız kurtulacak köşeyi döneceğiz. Hadi sana yakışanı yap dedi.
    Metin ziya beyi hiç sevmiyordu. Güvenilir biri olmadığına inanıyordu. Bu yüzden tereddütleri artmıştı. Çünkü Ziya Beyi geçmişini çok iyi biliyordu. Dolandırıcının önde gideni olduğunu çok iyi biliyordu. Borçlarından dolayı mafyadan tehdit aldığını da biliyordu. Belki de bu yüzden planı kurmuştu. Bizi de bu planın piyonları olarak kullanacağını düşündü. Suçun Yusuf un üzerine kalacağını bilse de bir korku salmıştı metini bu işe bulaştığına pişman olmuş gibiydi zamanında kabul etmemesi gerektiğini düşündü ama bu saatten sonrada geri dönülemeyeceğini çok iyi biliyordu. Artık girmişti bu planın içine bundan sonra olacak her şeye katlanmak zorunda olduğunu düşündü istemeyerekte olsa Cengiz e:
    —Tamam, özür dileyeceğim olum ya dedi.
    —Ha şöyle biraz dikkatli olmamız gerekiyor hak veriyorum sana ziya tehlikeli biri geçmişini az çok biliyorum ama bu saatten sonra bunlara takılmamalıyız dedi.
    —Tamam, dedi.
    —Hadi şimdi toparlanma vakti her şeyi unutacağız işimize bakacağız Gamze gelir birazdan, dedi.
    Evet, artık geri dönülmesi mümkün olmayan tehlikeli yola girmişlerdi. Kafaya koymuşlardı bu işi yapacaktılar Yusuf umurlarında değildiler gamze sonunda gelebilmişti kafede Metinin yanında babası ile Cengiz i görünce şaşkınlığını gizleyemedi. Neler oluyor havası içindeydi birazdan yoğun bir sohbetin içerisine dalacağından haberi yoktu. Kendisine verilecek müjdeyi bekliyordu. Nerden bilebilirdi ki ondan sevdiği adamdan vazgeçmesini isteyeceklerini…
    Metin Gamzenin kolundan tutarak onu kafenin mutfağına götürmüştü. Gamze hala şaşkınlığını gizleyemiyordu. Metinden bir açıklama bekliyordu. Babasının burada olmasına bir türlü anlam veremiyordu. Metine meraklı gözlerle bakarak:
    —Babamın burada ne işi var, dedi.
    —Merak etme hepsini sana birazdan açıklayacağız dedi.
    —Dediklerinden bir şey anlamıyorum Metin bana gereken paranın bulunacağından bahsettin. Geliyorum yanına babamla karşılaşıyorum ne yapmaya çalışıyorsunuz açıklar mısın? Dedi.
    Metin konuya nasıl gireceğini bilmiyordu. Ondan bunu nasıl isteyecekti. Birazdan kardeşini bahane ederek Yusuf tan vazgeçmesini söyleyecek olması onun içinde zor olsa gerekti. Kendisine bile inanamıyordu ama her şey bahar için yaptığına inanıyordu. Bir an önce konuya girmek istiyordu. Bekledikçe heyecan artıyor söyleme cesareti artıyordu. Metin stresten saçları ile oynuyor gözlerini ovuşturuyor ve buna benzer hareketler yaparak yerinde duramıyordu. Artık söylemek istiyordu. Cesaretini toplayıp titrek bir sesle:
    —Seni buraya çağırmamın nedeni nedir biliyor musun?
    —Nedir? Dedi.
    —E şey nasıl diyeceğimi bilemiyorum? Dedi
    —Endişelendiriyorsun beni ne diyeceksen de artık, dedi
    Metin Gamzenin gözlerine bakarak:
    —Her şey Bahar için Baharın bir an önce ameliyat olması gerekiyor bunu sende bizde çok iyi biliyoruz, dedi.
    —Evet, seni dinliyorum.
    —Senin için çok zor bir tercih mi desem karar mı desem bilemiyorum ama cevabını hemen burada vermelisin dedi.
    Gamze korkmaya başlamıştı. Elleri ve kolları titremeye başlamıştı ne isteyecek ondan bir an onu düşünmüştü. Derin bir sessizlik odayı kaplamıştı.
    —Duydun değil mi beni kararını hemen vermelisin her şey bahar için dedi
    Gamzenin sinirleri bozulmuştu. İstem dışı bir hareket yaparak
    —Yeter artık ne söyleyeceksen söyle dedi
    Metin konuyu biraz açtığı için rahatlamıştı. Tüm cesaretini toplayarak:
    —Banka soyacağız dedi
    Gamzenin rengi atmıştı ne diyeceğini bilemiyordu. Donuk bir sesle:
    —Banka mı soyacağız dedi.
    —Evet, banka soyacağız başka çaremiz yok bunu unutma her şey kardeşin için, dedi
    —Aklın başında mı metin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin banka soymak ve biz kolay mı sandın oyun mu oynuyoruz? Dedi
    Metin gülerek:
    —Hayır, gayet ciddiyim banka soyacağız başka çaremiz yok dedi.
    —Nasıl olacak bu iş anlatır mısın? Bana Metin Bey dedi.
    Metin birazcık durakladı. Artık bu dakikadan sonra sohbete diğerlerinin de katılması gerektiğini düşündü. Artık Gamzeyi de kandırmak üzereydiler. Tek sorun bütün suçun Yusuf a kalacağını gamzenin bilmemesi idi. Orda da Bahar kozunu kullanmayı düşünüyordular. Bahar için her şey göze alabileceğini düşünüyordular. Metin gamzeye :
    —Tamam, gel onların yanına gidelim. Bu işi birlikte yapacağız. Onlarda konuştuklarımızı bilmesi gerekiyor dedi.
    Birlikte onların yanına gittiler artık planın son piyonunu da kandırmaya çok yakındılar. İçeri girdikten sonra Metin kafasını sallayarak her şeyin yolunda olduğunu belirtmek istedi. Metin:
    —Evet, ağabeyler artık planı Gamze’de biliyor bu iş bitti sayılır artık Bahar için ameliyat parası sorunu ortadan kalktı gibi bir şey, dedi.

    Gamze Metine bakarak:
    —Bu plan nerden çıktı kimin fikri düşündüğünüz şey o kadar basit bir şey değil.
    Ziya bey oturduğu sandalyeden kalkarak kızının yanına gitti ve ona :
    —Benim fikrim kızım, her şeyi ben düşündüm
    —Baba iyi misin sen nerden çıktı bu düşünce kim soyacak bankayı suçu kim üstlenecek? Kolay mı bu işler? Çocuk oyunu mu bu?
    Cengiz ve Metine bakarak ziya bey :
    —Karşında duruyorlar kızım, bu yiğitler soyacak bankayı.
    Cengiz hemen lafa atlayarak:
    —Evet, biz soyacağız Gamze.
    —Deli misiniz siz? Soyduktan sonra yaşatırlar mı bizi bundan sonraki hayatımızı hapishanede mi geçireceğiz?
    Bir türlü suçun kime kalacağını söyleyemiyordular. Herkes topu başkasına atıyordu. Bunu söylemek öyle kolay olmasa gerekiyordu. Ziya bey artık bunu söylemenin vakti geldiğine inanıyordu. Kızına bakarak:
    —Kızım kimsenin içerde yatacağı yok bundan yana endişen olmasın suç başkasına kalacak dedi.
    Gamze’nin hiç bir şeyden haberi olmadığı için kaygılanmıştı nasıl olacağını bir türlü anlam veremiyordu. Bankayı kendileri soyacaktı. Suç başkasına kalacaktı. Daha fazla dayanamayarak babasına:
    —Nasıl olacak o anlamıyorum.
    —Senden çok zor bir şey isteyeceğiz vereceğin kararı Bahar için düşünmeni istiyoruz.
    —Ne isteyeceksiniz baba meraklandırmayın söyleyin? Burada meraktan ölüyorum.
    Ziya Bey artık bunu söylemek onun için zor bir şey değildi Gamzenin sevgilisi umurunda bile değildi kızına dönerek:
    —Sevdiğin adamdan vazgeçeceksin.
    —Hayır, Baba, ciddi olamazsınız. Hayır, bu kadar kötü olamayız yapmayın lütfen. Benden bunu yapmamı bekleyemezsiniz.
    —Maalesef kızım suç Yusuf’a kalacak. Başka çaremiz yok. Baharın kurtulması için bunu yapmak zorundayız.
    Gamze ne diyeceğini bilemiyordu. Sevdiği adamdan evleneceği kişiden vazgeçmesini istiyordu. Bu gamze için yapılması imkânsız gibi bir şeydi. Gamzenin gözlerinden yaşlar yağmur tanesi gibi tane tane damlıyordu. Gamze ne yapacaktı ya kardeşini seçecekti ya da sevdiği erkeği. Planı kabul etmese Baharın yavaş yavaş ölmesini bekleyecekti. Kabul etse evlenme hayali kurduğu insandan vazgeçecekti. Gerçekten zor bir karardı. Gamze hüngür hüngür ağlıyordu. Daha fazla dayanamayarak:

    —Bana biraz izin verin sakin kafayla düşünmek istiyorum.
    —Kızım fazla zamanımız yok evet senin için zor bir tercih olacak ama her şeyin Bahar için olduğunu unutma Yusuf tan vazgeçmek zorundasın.
    Ziya bey her fırsatta baharı bahane ederek her şeyin Bahar için yapıldığını kızına anlatmaya çalışıyordu. Aslında kızı bahar umurunda bile değildi. Sadece gelecek paralarla bundan sonraki hayatını bolluk içinde zenginlik içinde yaşamak istiyordu.
    Gamze bulunduğu yerden uzaklaşarak hemen sakince düşüneceği bir yere gitmek istedi. Gamzenin gözleri ağlamaktan kızarmıştı. Acaba ne yapmalıyım diye düşünmeye başladı. Yusuf la yaşamış olduğu güzel anıları gözlerinin önüne geliyor ve gözleri tekrar dolmaya başlıyordu. Yusuf’u gerçekten çok seviyordu. Diğer tarafta da Baharın durumu aklına geliyor ne yapacağını bilemiyordu. Kardeşi onun için dünyada ki yaşama nedeniydi. Babaları olduğu halde her zaman baba eksikliğini de yaşamıştılar. Bu zamana kadar kardeşi ile birlikte el ele vererek buralara kadar gelmişti. Şimdi kardeşi kanserdi ve bir an önce ameliyat olması gerekiyordu. Onun kurtulması için de sevdiği adam da vazgeçecekti. İçinden Yusuf’u aramak istemişti. Ve ona onu sevdiğini haykırmak istiyordu telefonu çevirdi ve telefon çalmaya başlamıştı. Telefon her çaldığında gözlerinden yaşlar damlıyordu. Evet, belki de son konuşması olacaktı. Telefon açılmıştı ve arkasından nelerin çevrildiğinden haberi olmayan insan aynen şöyle diyordu:
    —Efendim Aşkım!
    Gamze halen ağlıyordu. Kendini toparlamaya çalışıyordu. Gamze konuşamıyordu. Cümleler boğazına tıkanıyordu. Vereceği karar Yusuf’u ve ailesini perişan edecekti.
    —Alo! Orda mısın yaşama sebebim benim? Neden cevap vermiyorsun?
    —Buradayım Canım. Ne yapıyorsun çok özledim seni.
    —Bende seni canım bu aralar çok yoğunum. Canım çıktı bildiğin gibi hafta sonları da ek iş yapıyorum düğün ve ev eşyalarının paralarını biriktirmem gerekiyor. Bir an önce seninle evlenmek istiyorum.
    Yusuf konuştukça Gamze’nin içi gidiyordu. Üzüntüsü kat kat katlanıyor daha da perişan oluyordu. Çünkü Yusuf’un yaşanan olaylardan haberi yoktu. Halen evlilik planları yapıyor bir an önce evlenmek için ek iş yapıyordu. Gamzenin de hayallerini süslediği bu evlilik belki de kardeşinin hastalığına takılacaktı. Kardeşi için tüm geçmişte yaşadığı güzellikleri silecek ve hayatına yön verecekti. Geçmişte yaşananlar tatlı bir rüyadan öteye geçmeyecekti. Bu durum Gamzeyi de perişan ediyordu. Fakat elinden başka bir iş gelmiyordu. Kaderin cilvesine boyun eğmek zorundaydı. Yusuf’un hayalleri vardı ve bu hayalleri maalesef gerçekleşmeyecekti. Bundan sonraki hayatı büyük bir sürpriz olmaz ise hapis hane köşelerinde geçecekti. Bir tarafta Bahar hayatını yeniden kazanacak yeni doğmuş bir bebek gibi yaşama dört elle sarılacaktı. Diğer tarafta da bir gencin tüm hayalleri bitecekti. Ailesi perişan olacaktı. Bundan sonra ki yıllarda onun ailesini zor günler bekleyecekti.
    Gamze Yusuf un beklentisine karşı istemeyerekte olsa yalan ve sahte duygularla cevap veriyordu. Gamze:
    —Bende canım bir an önce seninle evlenmek istiyorum.
    —Baharın durumu nasıl? İyileşti mi?
    Yusuf arkasından çevirilin oyunlardan habersiz Baharın durumunu soruyordu. Nerden bilebilirdi ki Bahar’ın bundan sonra iyileşeceğini ve geride kalan ömrünü zenginler gibi geçireceğini.
    Gamze kararını çoktan vermişti Bahar’ı tercih etmişti Yusuf’u bundan sonraki hayatından silecekti veya silmek zorundaydı. Bundan sonraki konuşmalarında planın işlemesi için yalan konuşmak zorundaydı. Yusuf’un arkasından oyun çevrildiğini ona hissettirmemesi gerekiyordu. Konuşurken çok dikkatli davranması gerekiyordu. İstemeyerekte olsa her yalan konuştuğunda içinin acıdığını bilse de bunu kardeşi için yapmalıydı. Bundan sonraki zaman diliminde dahi bir çuval inciri mahvedebilirdi. Bunun farkındaydı. Kardeşi bahar onun için yaşama nedeniydi o olmasa dünya umurunda bile değildi. Artık bu yoldan dönüşün olmayacağını o da çok iyi biliyordu. Kardeş sevgisi aşkının önüne geçmişti. Artık Yusuf’u kalbinden silmesi gerektiğini ama planın işlemesi için onu halen sevdiğini ona belli ettirmeden. Hissettirmesi gerekiyordu. Bu düşünceler kafasında gidip geliyordu. Yaptığının çok yanlış olduğunu iyi biliyordu. Ama böyle bir şeyi yapmaktan vazgeçerse Bahar’ın gözlerinin önünde erimesine de göz yumamazdı. Artık Gamze için zor bir sınav onu bekliyordu. Gamze ile Yusuf telefon konuşmasına devam ediyordular. Gamze :
    —Her şey bildiğin gibi maalesef bir gelişme yok
    —Anladım Allah büyüktür inşallah onunda bir çaresi bulunurda bundan sonra üzülmezsin çok yıprandın gerçekten çok zor bir durum.
    Yusuf olanlardan habersiz Bahar ve ablasını düşünüyordu. Onların biran önce eski mutlu günlerine dönmelerini istiyordu. Yakındı her şey onlar için çok güzel olacaktı. Banka soyulacaktı ve Bahar ile ablası bunun dışında çete elemanlarının bundan sonraki hayatlarından krallar gibi hayat sürmelerini az bir zaman kalmıştı. Onlar için bir sıkıntı yoktu. Her şey yolunda gidiyordu. Sadece Gamzenin Yusuf a gereken ayarı vermesini bekliyordular. Gamzenin işi bittikten sonra Metin devreye girecekti. Gamze artık Metinlerin yanına gitmesi gerekiyordu. Kararını vermişti ve bunu onlara söyleyecekti Yusuf’a:
    —Sağ ol Canım çok yorgunum uyumak istiyorum sonra görüşsek olmaz mı?
    Gamze her zamankinden daha farklıydı daha soğuktu. Sanki telefonu bir an önce kapatmak istiyordu. Her zaman evlilik sohbetini açan Gamze bu sefer böyle davranmamıştı. Bunların hepsi Yusuf’un dikkatini çekmişti. Zoruna gitti. Ama nerden bilebilirdi ki Gamzenin artık kendisine kalbinden sildiğini kuyusunu kazdığını sevgisinden bir şey görmeyen Yusuf her şeyi baharın durumuna bağlamıştı. Bu yüzden de ona hak vermeye çalışıyordu. Gamzeye:
    —Tamam, canım Allah rahatlık versin. İyi geceler.
    Deyip telefonu kapattı. Bitmişti her şey. Gamze artık kararını vermişti. Cengiz’in kahvesine doğru yürümeye başlamıştı. Her adımında Yusuf’u düşünüyordu. Yusuf’la yaşadıkları gözlerinin önüne geliyordu ve gözlerinden yaşlar boşalmaya başlamıştı.
    Sonunda kafeye gelmiştim. Herkesin gözü Gamzenin üzerindeydi. Meraklı gözlerle vereceği cevaba odaklanmışlardı. İçerdekiler birbirine bakıyor ve Gamze’nin yüz ifadesinden korkuya kapılmıştılar. Bir an hepsinde aynı düşünce hâkim olmuştu. Acaba her şey bitmiş miydi diye düşünürken ziya bey kızına bakarak:
    —Evet, kızım seni bekliyoruz dedi.
    Gamze’nin gözlerinden yaşlar tane tane damlıyordu. Ayakta duracak hali bile kalmamıştı. Evet, cevap verme vaktiydi. Ama bir türlü gereken cevabı veremiyordu. Biliyordu ki vereceği cevapla sevdiği adamın hayatından çıkacağını her şeyin biteceğini ama söylemesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Düşünecek zamanı yoktu. Bahar için geçmişi beyninde silmesi gerekiyordu. Cevabını vermeden önce gözyaşları içinde babasına:
    — Bunların hepsi Bahar için değimli baba dedi.
    —Evet, kızım bahar için kesinlikle bahar için.
    —Gamze güven bana hepsi bahar için burada toplanıp bu önemli kararı Bahar için aldık dedi Metin.
    Cengiz susma hakkını kullanmıştı. Bahar için olduğunu söylemişti. Evet, Gamzeyi kandırmak için böyle söylemesi gerekiyordu. Ama onlar için Bahar pekte umurlarında değildi. Bundan sonra zenginler gibi yaşamak istiyordular. Metin her şeyi bahar için yaptığına inanıyordu. Evet, baharı seviyordu ama bahar olmasa da onun için fark eden fazla bir şey olmayacaktı. Bundan sonra hayatın da gözleri ile bile göremediği paralar eline geçecekti. Zenginler gibi bolluk içinde yaşayacaktı. Paraya para demeyecekti.
    Gamzeyi kandırmaları gerekiyordu. Her şeyin Bahar için yapıldığını ona inandırmak zorundaydılar. Yusuf bu saatten sonra umurlarında bile değildi. Yoğun sıkıştırmanın da etkisi ile Gamze daha fazla dayanamadı zaten kararını çoktan vermişti. Ama hep ikilem içerisinde kalıyordu. Çünkü onun için Yusuf tan vazgeçmek çok zordu. Babasına bakarak :
    —Tamam, baharın yaşaması için her şeyi göze almayı kabul ediyorum ne yapacaksak bir an önce yapalım kardeşimin zamanı yok.
    —Tamamdır kızım inan bana en doğru kararı verdin her şey yoluna girecek her şey daha güzel olacak bundan sonra yepyeni hayat bizi bekliyor bana güvenebilirisin.
    —Evet, Gamze bence de en doğru kararı verdin her şey daha güzel olacak suratını asmayı bırak da geleceği düşün. Bahar iyileşecek yepyeni hayat kuracağız dedi Metin .
    Evet, sonunda Gamzeyi kandırmayı başarmıştılar. Bundan sonra bankayı soymak kalmıştı . Bankayı Metinle Cengiz soyacaktı. Cengiz soyacakları bankayı çok iyi biliyordu. Bir buçuk sene güvenlikçi olarak çalıştığı bankanın tüm gizli yerlerini biliyordu ve en önemlisi bankada gece çalışan güvenlikçiyi anıyordu. Her şey onunla konuşmuştu. Bankayı soymak onlar için hiçte zor olmayacaktı. Geride kendilerine ait ipucu bırakmayacaktılar. Her şeyi güvenlikçi ayarlayacaktı. Ama güvenlikçiye güvenemiyordular. Bu yüzden her şey bittikten sonra kendilerine ait geride ipucu bırakmadıklarından emin olduktan sonra güvenlikçiyi orada öldürüp tüm suçlar Yusuf’a kalacaktı. Bunun için Yusuf’a ait eşyalar ve en önemlisi nüfus cüzdanını almaları gerekiyordu. Bunların hepsini metin yapacaktı. Metine büyük iş düşüyordu ama en iyi arkadaşından bunları almak zor olmasa gerekti. Yusuf un Metinde bulunan fotoları vardı. O fotoğrafların birinde giydiği lacivert mont ve altına giydiği kot pantolonu ondan alması gerekiyordu. Ama nasıl alacaktı. Nüfus cüzdanını ondan habersiz almayı düşünüyordu. Ama eşyaları ricada bulunup bir günlüğüne ödünç almayı düşünüyordu. Böyle yaparsa şüphe çekmeyeceğini düşünüyordu. O zaman her şeyin yolunda gideceğine inanıyordu. Metin bunları yapmak için kendini hazır hissediyordu. Kafaya koymuştu. Yusuf umurunda bile değildi. Geçmişte yaşamış olduğu o güzel günler . Beraber okuduğu yıllar bu saatten sonra bunları düşünmenin hiç faydası olmayacağını çok iyi biliyordu. Arık Yusuf diye biri yoktu onun için bir günlük işi kalmıştı onunla. Her şeyi hallettikten sonra tekmeyi vurup kendi hayatına bakacaktı. Onun için bunu yapmak zor olmayacaktı. Nasıl olacağını düşünmeye başlamıştım eşyaları almak zor değildi ama nüfus cüzdanını nasıl alacaktı. Nüfus cüzdanı büyük ihtimal cüzdanında olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden de cüzdanını alması gerekiyordu. Bir akşam onlarda kalmayı düşümdü. Bu zaman diliminde de rahatlıkla alabilirdi. Akşam aynı odada kalacaklarını biliyordu. Çünkü daha öncede az kalmamıştı onunla aynı evde aynı odada. Ama bu sefer çok farklıydı. Her şey plan için düzenlemeyi düşünüyordu. Bir akşam kalıp ertesi günü hemen evden uzaklaşmak amacı içindeydi. Evet, böyle yapacaktı. Bir an önce gelirken eşyaları ve nüfus cüzdanının alıp bir daha o eve geri dönmeyi aklının ucundan bile geçirmiyordu. Artık niye dönecekti ki ne işleri olabilirdi ki onlarla Yusuf un ailesi umurunda bile değildi.

      Forum Saati Paz Kas. 19, 2017 10:30 am