Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    HESAP GÜNÜ-2

    Paylaş

    1001060030

    Mesaj Sayısı : 2
    Kayıt tarihi : 23/12/10
    Yaş : 25
    Nerden : samsun

    HESAP GÜNÜ-2

    Mesaj  1001060030 Bir C.tesi Ara. 25, 2010 1:34 pm


    ***
    (bir gün sonra)

    Metin yatağından katlığında aklına ilk gelen bugün bu işi bitirmesi gerektiğiydi bugün onun için büyük bir gündü. Dün zengin olma hevesiyle gözüne bir damla uyku bile girmemişti. Akşam Yusuflarda kalacaktı. Her şey o vakit içerisinde bitirip sabah erkenden Cengiz in kafesinde buluşacaktılar. Artık planın son virajın a girmiştiler. Bu virajda da hata yapmak istemiyordular. Cengiz Metine güvenemiyordu. Her şeyi mahvedebilir düşüncesi vardık. Akşamın bir an önce gelmesini bekliyordu. Gelse de kurtulsak artık bu çileden düşüncesi vardı aslında hepsinde. Gerçek yabancı filmleri aratmayacak bir olay vardı ortada bunlarda hepsinin farkındaydılar. Artık daha fazla dayanamayarak metini aramaya karar verdi. Arayıp dikkatli olmasını isteyecekti. Telefonu çevirdi ve telefon çalmaya başladı. Sonunda telefon açıldı ve karşıdan:

    —Efendim Cengiz.
    —Günaydın kardeşim.
    —Günaydın da hayrola neden aradın.
    —Ne yapıyorsun diye merak ettim. Ne zaman görüşeceksin Yusuf la.
    —Şimdi kalktım bir şeyler atıştırıp çıkacağım işlerim var. Akşamda Yusuflara giderim.
    —Ne işin var sabah sabah hayırdır?
    —Önemli değil ya boş ver.
    —Metin tamam sen bilirsinde Yusuf u ara akşam onlarda kalacağını söyle haber vermeden direk gitme.
    —Tamam, Cengiz şimdi ararım ben hadi görüşürüz.
    —Dikkatli ol en küçük hatan her şeyi mahvedebilir
    —Tamam, merak etme sen her şey benim kontrolümde sabah senin kafede buluşuyoruz diğerlerine de haber ver.
    —Tamam, hadi koçum bitir bu akşam bu işi.
    —Merak etme her şey kontrolümde diyerek telefonu kapattı.

    Herkeste azda olsa tedirginlik vardı. Acaba her şey planladıkları gibimi bitecekti. Bu düşünce hepsinin beynini kemiriyordu. Cengiz ve ziya bey biraz daha rahat davranıyordular. Geçmişlerinde buna benzer işlerde yer aldıkları için kısmen de olsa metinle gamzeye göre daha rahat davranıyordular. Metin Yusuf u aradı ve akşam onlarda kalacağını anlatmıştı artık metinde akşamı beklemeye başladı. Akşam geldiğinde işini bitirip sabah direk Cengiz in kafesine gidecekti. Zaman bir türlü geçmiyordu. Saniyeler dakikalar saat gibi geçmeye başlamıştı bir an önce bu olayı bitirmek istiyordu.

    ***
    ( 3 saat sonra)
    Her şeyin bitmesine son bir saat kalmıştı metin her yönü ile kendini toparlamış sadece işine konsantre olmuştu. Evden çıkmıştı. geri dönüşün mümkün olmayacağı yola girmişti. Kafaya koymuştu. Bu iş olacaktı. Her şeyin bahar için yapıldığına inanıyordu. Yol boyunca bunun gibi düşünceler beyninde dönüp dolaşıyordu. Uzun bir yolun sonunda eve gelebilmişti. Son kez eve baktı ve içinden bu zile son kez basıyorum artık bunlarla işim olmaz benim diyerek zile bastı ve beklemeye koyuldu. Kapının kilidi açıldı ve karşısında arkadaşı Yusuf u gördü uzun bir bakışmanın sonun da Yusuf Metin e:
    —Hoş geldin kardeşim özledim seni.
    —Hoş bulduk kardeşim içeri girelim. Hepsini konuşuruz
    Metinle birlikte içeri girdiler evin elemanlarıyla selamlaştıktan sonra biraz muhabbet edilip çay içildikten sonra Yusuf Metin e bakarak:
    —Hadi metinim gel odama geçelim biraz dertleşelim senin ile.
    —Sen bilirsin kardeşim ev sahibi sensin. Deyip gülüşmeye başladılar.
    Evet, sonun da odaya geçmiştiler her türlü sohbeti yaptılar. Uzun zamandır görüşmemenin vermiş olduğu birikim geceye kadar sohbet etmelerine yetmişti. Artık ikisi de yorulmuştu. Yusuf arkadaşına:
    —Kardeşim yatalım artık çok yorgunum ben.
    —Tamam, kardeşim yatalım.
    İkisi de yatmıştı. Metin nüfus cüzdanını almadan uyumayı düşünmüyordu. Yusuf un uyumasını bekliyordu. Yatakta da biraz konuştuktan sonra Yusuf uyumuştu. Nüfus cüzdanını artık almak istiyordu. Yatağından doğrulup Yusuf un uyuduğundan emin olduktan sonra ayağa kalkıp Yusuf un pantolonuna doğru yürümeye başladı. Cüzdanının orda olabileceğini düşündü. Düşündüğü doğru çıktı cüzdanı alıp içine baktı. Nüfus cüzdanı ordaydı. Hemen nüfus cüzdanını alıp cüzdanı tekrar pantolonuna koydu. Yusuf mışıl mışıl uyuyordu. Metinin de hakkını vermek lazımdı hiç tıkırtı bile çıkarmadan nüfus cüzdanını alıp kendi cüzdanına koydu ve tekrar yatağına girdi artık sadece eşyalar kalmıştı. Onun içinde planı kurmuştu. Eve gelince yağmura tutulmuştu. Elbiseleri halen ıslaktı. Yarın Yusuf tan lacivert montunu ve lazım olan kot pantolonunu alacaktı. Bunları düşünürken uyuya kalmıştı. Yusuf sabahleyin metini kaldırmıştı. Durumunu izah eden metin gereken elbiseleri almak için Yusuf un dolabını açtı ve lacivert mont karşısında duruyordu. Şimdide mavi kot pantolonunu bulmak için elini pantolonların bulunduğu çekmeceye attı ve açtı. Mavi kot pantolon da orda duruyordu aradığı pantolon oydu. Hemen aldı ve giydi üzerine de gömleğini giydi. Onun da üstüne lacivert montu giymişti. Her şey yolunda gidiyordu. Kahvaltı yaptıktan sonra izin isteyerek oradan ayrılmıştı planı eksiksiz yaptığı için çok mutluydu. Bu güzel haberi onlara vermek için sabırsızlanıyordu. Cengiz i arayarak gamzeyle ziya beyin kafeye gelmelerini söyledi. Orada kendisini beklemelerini söyledi. Cengiz e telefondan her şey eksiksiz yaptığını söylemişti. Artık sıra bankayı soymalarına gelmişti. O da bu akşam gerçekleşecekti. Bunun planını kafede yapacaktılar. Gece onları zor bir görev bekliyordu. Cengiz İle beraber bankayı soyacaktılar.

    ***
    (1 saat sonra)
    Sonunda kafeye gelmişti. Herkes kafede onu bekliyordu metin içeri girdi ve herkese müjdeyi vermişti. Yusuf un nüfus cüzdanı ile elbiselerini almıştı. Geceleyin banka soyulacaktı. Her şeyin planı yapılmıştı. Bundan sonraki iş Cengiz ve metine kalmıştı. İkisi bankayı soyacaktı. Bankayı soymak onlar için zor olmayacaktı. Cengiz her şeyi halletmişti. Bankanın güvenlikçisi ile her şeyi konuşmuştu banka soyulacağı zaman gereken işlemleri yapacaktı. Kimsenin ruhu duymadan banka soyulacaktı. Tedirgin bekleyiş başlamıştı. Zaman geçmek bilmiyor vaktin biran önce gelmesini istiyordular. Cengiz metinin korkudan titrediğini fark etmişti. Onu yatıştırmak için:
    —Korkuyor musun metin?
    —Yok, nerden çıkardın niye korkacağım ki?
    —Titriyorsun metin
    —Üşüyorum
    Yalan konuşuyordu. Aslında çok korkuyordu. Nasıl soyacaktılar bankayı adamı nasıl vuracaktılar bunları düşündük.e korkusu artıyor ne yapacağını bilemiyordu. Cengiz bunların hepsinin farkındaydı. Ama ona belli etmemeye çalışıyordu.
    —Anladım metin eğer bankayı nasıl soyacağız diye düşünüyorsan merak etme bu zor olmayacak her şeyi ayarladık girip parayı alıp çıkacağız.
    —Tamam, düşünmüyorum zaten ne düşüneceğim düşünecek olan kişi varsa o da Yusuf’tur. Diyerek gülmeye başladılar.
    Ziya bey gayet rahat davranıyordu. Kendinden emin bir sesle :
    —Tamamdır beyler bu saatten sonra hiçbir şeyi kafanıza takmayın bu yola girdik. Artık dönüşü yok bankayı soyacağız. Suç Yusuf un üzerine kalacak. Bu kadar basit.
    —Abi bankayı soyduktan sonra ne yapacağız? Onu hiç konuşmadık dedi metin
    —Bankayı soyduktan 1 hafta ortalığın sakinleşmesini bekleyeceğiz dedi. Cengiz
    —Evet, ortalığın sakinleşmesini Yusuf un hapishaneye girmesini bekleyeceğiz dedi Ziya Bey.
    Gamze sohbete hiç katılmıyordu. Söylenenleri dinliyordu. Onun içinde zor olacaktı. Sevdiği adam hapishaneye girecekti. Bunda kendisinin de parmağı olması onu kahrediyordu. Kardeşinin hastalığı onun elini kolunu bağlamıştı. Mecburen bu plana katılmak zorundaydı. Cengiz’in de büyük hayalleri vardı. Bankadan gelecek parayla hayatını kurup gamze ile evlenmek istiyordu. Ama onu sevdiğini ona söyleyememişti. Ortalığın sakinleşmesini bekliyordu. Gamzenin moralinin bozuk olduğunu çok iyi biliyordu. Yusuf un hapse girmesini bekliyordu. O hapse girdikten sonra Gamzeyi her türlü bağlayacağını düşünüyordu. Sadece zamana ihtiyacı olduğunu zamanla her şeyin istediği gibi olacağına inanıyordu. Saatler ilerliyor son bir saat kalmıştı. Son planlar yapılıyordu. Ziya Beyle Gamze Ziyanın evine gidecekti. Metinlerde bankayı soyduktan sonra hemen eve geçecektiler. Bir hafta orada ortalığın sakinleşmesini bekleyecektiler. Ziya Bey evinde her şeyi ayarlamıştı. Bir aylık erzaklarını depolamıştı. Gerekirse daha fazla evde kalacaktılar. Ziya Bey kızına bakarak :
    —Kızım sen eve git bende yarım saat içinde gelirim.
    —Tamam, ben gidiyorum baba.
    Evin yolunu tuttu. Ziya bey kızını eve göndermişti. Güvenlikçiyi vuracaktılar bundan onun haberi yoktu. Duymasını da istemiyordu. Çünkü vazgeçebilirdi. Ziya bey her şeye çok dikkat ediyordu. Metin ile Cengiz de artık son hazırlıklarını yapmıştı. Soygun için gereken elbiseleri giymiştiler. Metin Yusuf un elbiselerini de yanında getirecekti. Soygun yapıldıktan sonra bankanın çevresinde bulunan çöplüğe delil olarak atacaktılar. Bu da Yusuf un hapishaneye girmesini kolaylaştıracaktı. Nüfus cüzdanı ve Yusuf un o elbiseleri giydiği fotoğrafı cüzdanın içerisine koymuştu bu cüzdanı bankanın içinde güvenlikçiyi vuracakları bir yere atmayı düşünüyordular. Bunları hepsi Yusuf un yakalanmasına yetecekti. Ziya Bey eve gitmek için hazırlanmaya başlamıştı. Son olarak elemanlarına bakarak :
    —Hadi aslanlarım bundan sonrası sizin işiniz. Güveniyorum size.
    —Tamam, sen olmuş bil baba rahat olsun için, dedi Cengiz.
    Ziya Bey oradan ayrılmıştı. Metin ve Cengiz de son hazırlıklarını yapıp kafeyi kapattıktan sonra bankanın yolunu tutmuştular yol boyunca metinin ağzından bir harf bile çıkmamıştı. Yürüyüşünden, çevreye bakışından, davranışlarından çok tedirgin olduğu anlaşılıyordu. Cengiz gayet rahat davranıyordu. Geçmişi buna benzer vukuatlarla geçtiği için hiç çekinmiyordu. Yolda giderken güvenlikçiyi aradılar ve yolda olduklarını söyledi. Ona her şeyi ayarlamasını söylediler. Soygun esnasında kimsenin şüphelenmemesi gerekiyordu o işi de hallettikten sonra artık geriye sadece soygun kalmıştı

    ***
    ( 1 saat sonra)

    Sonunda her şey bitmişti. Türkiye’nin en büyük bankasını soymuştular. Soygun beklediklerinden çok kolay geçmişti. Geride güvenlikçinin leşi ve Yusuf a ait eşyalar, fotoğrafın ve nüfus cüzdanının bulunduğu cüzdan bırakmıştılar. Güvenlikçiyi Cengiz vurmuştu. Yusuf un eşyalarını güvenlikçinin kanına basıp bankanın dışında ki çöplüğe atmıştılar. Cüzdanı da tam olay yerinin olduğu yerde bırakmıştılar. Paraları doldurdukları çantayı alıp eve doğru koşar adımlarla yürümeye başlamıştılar. Olay yerinde kullandıkları silahtan bir an önce kurtulmak istiyordular. Silah onları tedirgin ediyordu. Cengiz güvenlikçinin yaşına bakmadan kalp ve kafa bölgesine bir şarjör boşaltmıştı. Bu olayı dört kişi bilecekti. Metin olayın şokunu halen üzerinden atamamıştı. Cengiz gözlerinin önünde güvenlikçinin bedenine bir şarjör mermi boşaltmıştı. Simdi de onun la gecenin vakti kimselerin olmadığı yolda beraber yürüyordular. Bu ister istemez metin i korkutuyordu. Silahı sonun da yürüdükleri köprünün altında ki dereye atmıştılar. Bu biraz da olsa Metin i rahatlatmıştı ama olay anı gözlerinin önünden gitmiyordu. Cengiz adam öldürmüştü. Bunların gerçekleşeceğini bildiği halde birebir canlı olarak görmesi onun da tuhafına gitmişti. İlk kez böyle bir şeyle karşılaşıyordu. İster istemez insan da etkilenme yapıyordu.
    Yusuf a gelince banka soygunundan haberi yoktu. Soygunun gerçekleştiği zaman diliminde uyumaktaydı. Gecenin ilerleyen zamanında olay yerine polislerin gelmesiyle olayın perde arkası aralanmaya başlayacaktı. Olay yerinde ki bütün deliller suçsuz olan Yusuf u gösteriyordu. Bu da onun suçsuz yere hapishaneye girmesine yetecekti.
    Metin ile Cengiz sonunda eve gelmiştiler. Ziya bey ve kızı onları bekliyordular. Kapı çaldı ziya bey:
    —Kim o.
    —Abi açın biziz dedi Cengiz.
    Kapı açıldı ve soyguncular kendilerini hemen içeri attılar. Kapı kilitlendi ve soygunun başarı ile sonuçlanmasının vermiş olduğu sevinçle herkes birbirine sarılmaya başlamıştı. Onlar için heyecanlı bir o kadar da stresli bekleyiş başlamıştı. Yusuf un bir an önce yakalanmasını bekliyordular.

    ***
    (bir hafta sonra)


    Yusuf un hapishane hayatı başlamıştı. Olayın yaşandığı günden iki gün sonra Yusuf yakalanmıştı. Mahkemeye çıkartılmış adam öldürmek ve banka soymaktan yargılanmış suçsuzluğu ispatlanamadığı için müebbet yemişti. Bu karar Yusuf u ve ailesini perişan etmişti. Yusuf suçsuz olduğunu bildiği halde elinde onu kurtaracak belgeler, kanıtlar maalesef yoktu. Onu en çok kahreden de suçsuz olduğunu ailesine inandıramamıştı. En yakın arkadaşları onun zor gününde yalnız bırakmıştı olay yerinde kanlı eşyaları ile nüfus cüzdanını bırakması aklına metini getiriyordu ilk olarak. Eşyaları ona verdiğini biliyordu. Nüfus cüzdanını da o akşam çalan kişi oydu. Metinle birlikte bu olayda başkalarının da parmağının olduğu aşikârdı. Ama kimdi sevdiği kızdan ihanet edeceğini düşünmüyordu bile. Cengiz aklına gelmişti. Yüzde yüz onunda bu işte parmağı vardı. Niye yapmıştılar kendisi onlara ne yapmıştı onları bu soyguna sürükleyen şey neydi. Bunun gibi sorular artık Yusuf un yasına yapışmış bir türlü bırakmıyordu.

    ***
    (soygundan 5 ay sonra)

    Ortalık sakinleşmişti. Artık Yusuf her şeyi biliyordu. Bu zaman diliminde Gamze ve Metinle görüşme salonunda görüşmüştü. Gamze her şeyi Bahar için yaptığını söylemişti. Bahar iyileşmişti ama sevdiği adam hapis hanede suçsuz yere yatıyordu. Metinde Yusuf a çok pişman olduğunu ama Bahar için ve geleceği için bunu yapmak zorunda olduklarını söylemişti. Nasıl yapabilmiştiler. Paragözlerini nasıl bu kadar bürümüştü. Aklı bir türlü anlam veremiyordu. Her gün susuz yere hapishanede yatmak ona çok koyuyordu. Ailesi de hiç ziyaretine gelmemişti. Babası onu evlatlıktan reddetmişti. Anne ve kardeşi de babadan çekindiği için ziyaretine gidememiştiler. Biricik oğulları içerde tek başına yalnızlığa terk edilmişti. Ana yüreği buna dayanamıyordu. Anne ve kardeş her gün gözyaşlarına boğuluyordu.

    ***
    (soygundan 1 yıl sonra)

    İçerde hayat zor geçiyordu. Zaman bir türlü geçmiyordu. İçerde herkes ona hırsız muamelesi gösteriyordu. Kimse ona yaklaşmaya cesaret edemiyordu. Her fırsatta suçsuz olduğunu söylese de içerdekiler buna inanmıyordu. Derdini kimseye anlatamıyordu. Akşamları ona kâbus gibi geliyordu. İçerde yatması gerekenler dışarıda hayatını yaşarken kendisi onların cezasını çekiyordu. 1 yıl geçmişti. Ailesi yanına uğramamıştı. Her gün bugün gelecekler ümidi ile yatağından kalkıyor akşama kadar yollarını gözlüyor ama her zaman olduğu gibi yine gelmiyordular. İçerde yatması gerekler dışarıda kendilerine yeni bir hayat kurmuştu. Kıbrıs’ta İstanbul un en lüks yerlerinde kumarhaneler açmıştılar. Paraya para demiyordular. Artık hayalini kurdukları zenginliği yaşıyordular. Gamzenin artık yüzü gülüyordu. Bahar eski sağlığına kavuşmuştu. Metin, Cengiz ve Gamze bundan sonra ortak hareket ediyordular. Gamzeye güvenemiyordular. Pişman olup her an itiraf edebilir endişesi ile Gamzeyi yalnız bırakmıyordular. Gamzeden habersiz peşine adam takmıştılar. Gamzenin attığı her adımı takip ettiriyordular. Ziya Bey hakkına düşen payı alıp yurt dışına kaçmıştı. Her fırsatta kızına bankayı bahar için soyduklarını söyleyen baba ameliyatı bile beklemeden kaçmıştı. Kızı umurunda bile değildi ama bunları kimse düşünmüyordu. Herkes hayatından memnundu.

    ***
    (soygundan 2 yıl sonra)

    Pazar günüydü ana yüreği daha fazla dayanamayıp baba ve kardeşten izinsiz oğlunu ziyarete gitmişti. Anası 2 yıldır oğlunu göremiyordu. 2 yılın vermiş olduğu birikim hem anneyi hem de oğlunu perişan etmişti. Ana oğlunu görünce gözleri doldu. Çok özlemişti oğlunu. Oğlunu öpüyor. Kokusunu içine çekiyor Yusuf annesine:
    —Ana niye gelmedin?
    Yürek burkan soruya anası cevap veremedi. Oğlu soruyu sordukça içi parçalanıyor acısı daha da katlanıyordu. Ana yüreğiydi babasının izin vermediğini diyememişti. Biliyordu ki bu çocuğunu dehada üzecekti. O her zaman gelmek istemişti hangi ana dayanabilirdi ki hasretliğe:
    —Anacığım iki yıl boyunca yolunuzu gözledim Ergün yeni bir güne bugün gelecekler umuduyla uyandım. Herkesin anası babası karısı kardeşi gelirken benim anam ile babam gelmedi. Diyerek gözyaşlarına boğulmuştu
    Anne oğlunun gözyaşlarını siliyor yüzünü okşuyor öpüyordu. Annenin boğazı kilitlenmişti. Konuşamıyordu. Gözlerini yavrusunun üzerinden ayıramıyor her fırsatta kokluyor öpüyordu. Yusuf banka soygunu ve adam öldürme ile kendisinin hiçbir alakasının olmadığını anasına anlatmıştı. Özetle başından geçen olayları anlatmıştı. Ama bunu yapanları söylememişti. Anasının daha da fazla üzülmesini istememişti. Ana oğlunun suçsuz olduğunu oğlunun böyle bir şeyi kesinlikle yapamayacağını kesinlikle çok iyi biliyordu. Ama bu durumun çocuğunu babasına bile inandıramıyordu. Baba oğlunu artık istemiyordu. Her yerde benim katil hırsız oğlum olamaz diyordu. Yusuf hapishanede de hırsız muamelesi görüyordu. Koğuşunun ağası Yusuf un banka soyduğunu duymuştu. Her fırsatta Yusuf’u sıkıştırıyordu paraları ona yedirmek istemiyordu. Onu tehdit ediyordu.

    ***
    (soygundan 3 yıl sonra)

    Koğuşun ağası bir ay sonra hapishaneden çıkacaktım. Çıkmadan önce paraların yerini öğrenmek istiyordum her şeyi gazeteden öğrenmiştim. On beş milyon lirayı ona yedirmek istemiyordu. Yusuf’u yalnız gördüğü yerde sıkıştırıp ölümle tehdit ediyordu. Bir ay içerisinde paranın yerini öğrenmek istiyordu. Yusuf sert kayaya çarpmıştı paranın yerini söylemeden adam yakasını bırakmayacaktı. Adamdan kurtulmak için bir çözüm bulması gerekiyordu.

    ***
    (15 gün sonra)

    Yusuf artık her gün ölüm korkusu ile yaşıyordu. Tehditler artmıştı ne yapacağını hiç bilmiyordu. Kendisini savunmasız hissediyordu. Ne kadar dil döktüyse de bankayı kendisinin soymadığını onlara bir türlü inandıramıyordu. Yusuf’u sıkıntı basmıştı. Her gün ölüm korkusu ile yaşamak onu yemeden içmeden kesmişti. Aslında ölmek umurunda bile değildi. Hayatını karartanlardan ailesini perişan edenlerden intikamını almak istiyordu.

    ***
    (1 hafta sonra)

    Yusuf un üzerine oynanan oyunlar artmıştı. Ağanın adamları Yusuf u tuvalette sıkıştırıp baskı yapmaya başlamıştı. Paranın yerini söyletene kadar öldüresiye dövmüştüler ama parayı Yusuf çalmamıştı. Onlara bunu inandıramıyordu. Koğuşta bir kişi dışında herkes parayı çalan adamı öldüren kişinin onun olduğuna inanıyorlar. Bu duruma inanmayan İsmail Yusuf’un kan revan içinde olduğunu görünce aklına direk olay gelmişti. Yine baskı yapmışlar bu sefer öldüresiye dövmüşler Yusuf yataklık olmuştu. Bu duruma daha fazla dayanamayan İsmail durumu dayısına anlatmaya karar vermişti. Dayısı yan koğuşun ağasıydı. Orda ona Kosovalı Mehmet diyorlardı. Gözü kara korku nedir bilmiyordu. Haksızlığa gelemiyor her zaman davasında haklı olanı tarafını tutardı. İsmail dayısı ile konuşup Yusuf’u da dayısının koğuşuna aldırmak istiyordu. Orda daha güvende olacağını düşünüyordu. Yusuf un suçsuz olduğunu inanıyordu çünkü yapısı duruşundan onun bunları yapabileceğine inanmıyordu. Evet, Yusuf onları yapamazdı. Ama içindeki intikam ateşi alev topuna dönmüştü. Bunların hepsinden İsmail’in haberi vardı.
    ***
    (2 gün sonra)

    Yusuf dayı ile görüşmüş ona derdini anlatmıştı. Kosovalı Yusuf un içindeki intikam ateşini görebiliyordu. Suçsuzdu. İçerde yatması gerekenler dışarıda hayatlarını keyif içinde sürdürürken o içerde yatıyordu. Bu durum Kosovalıyı da rahatsız etmişti. Beş gün sonra hapishaneden çıkacağı aklına gelmişti. Aynı gün yan koğuşun ağası da hapishaneden çıkacaktı. Kosovalı Yusuf un davasına çözüm bulmak istiyordu. Ama nasıl olacaktı bu iş Yusuf a ihanet eden kişileri dışarı çıktıktan sonra rahatlıkla ortadan kaldırırdı fakat Yusuf u da buradan çıkarmak istiyordu. Suçlu Yusuf değil onu burada göz göre göre yalnızlığa bırakamazdı. Çünkü bu saatten sonra Yusuf un davasını onunda davası olarak görüyordu. Evet, iki gün gibi kısa sürede Yusuf a kanı ısınmıştı. Yapısı böyleydi kesinlikle davasında haklı olanı yalnız bırakmazdı. Yusuf a yardım edeceğine dair söz vermişti. Artık Yusuf un davasını kendi davası olarak görüyordu. İlk önce yan koğuşun ağası Ziyanın hesabını görecektiler. Ziya Kosovalıdan çekindiği için Yusuf a daha bulaşamıyordu. Kosovalı Mehmet dayının içerden çıkacağı gün isyan çıkarılacak Ziyadan hesabı sorulacaktı. Ziya kendi kuyusunu kendi kazmıştı. Bu sefer sert kayaya kendisi çarpmıştı. Başına Kosovalının musallat olacağı aklına bile gelmemişti. Yusuf un gözü dönmüştü içerde Ziya nın işini gördükten sonra dışarı çıktığında kendisini bu hale sokanlardan teker teker hesap soracaktı. Nasıl intikam alacaktı. Hepsini düşünüyor ve o günü iple çekiyordu. Yusuf artık kendini yalnız hissetmiyor ve kimseden çekinmiyordu. Ve en önemlisi güvendiği arkasını çekinmeden yaslayabileceği dayısı vardı. Kosovalıyı öz dayısı gibi görmeye başlamıştı.
    ***
    (soygundan 4 yıl sonra)

    Kosovalı Mehmet Yusuf ve İsmail artık özgürdü. Hapishane hayatı sona ermişti. İsyan çıkartılmış. İsyan da 19 kişi ölmüş bir kişi kaybolmuştu. Yusuf’un içerden çıkması için ölenler arasında kendisinin ismi de vardı. Kayıp olan kişi aslında Yusuf tu fakat içerde yanarak ölen kişinin kimliğini Yusuf Yurdakul olarak bildirmiştiler. Yanarak ölen kişiyi de firari olarak belirlemiştiler. Kara haber tez ulaşır misali Yusuf un hapishanede çıkan isyanda öldüğünü duyan ailesi perişan olmuştu. Oğlunun hapishane de bulunduğu zamanlarda bir kere bile ziyaretine gitmeyen baba evlat acısına dayanamayarak kalp krizi geçirerek vefat etmişti. Anne ve yirmi yaşındaki oğlu iki acıyı peş peşe yaşamıştılar. Yusuf ölmemişti. Fakat intikamını almak için böyle bilinmesi gerekiyordu. Anne ve oğlu bundan sonra ayakta durmaya çalışacaktılar. Çok zor durumda kalmıştılar. Yusuf babasının öldüğünü duyunca yıkılmıştı. Babasının cenazesine gidememişti. Cenazenin olduğu günün akşamı Kosovalı ile birlikte babasının yatmış olduğu mezarlığa gitmiş ve orada babasına intikamını alacağına dair yemin etmişti. Kendisine ve ailesini bu duruma sokanların dünyasını başlarına yıkacaktı. Sadece oluşacak uygun zamanı bekliyordu.
    Yusuf’un hapishane de öldüğünü duyup ta bu duruma sevinenlerde vardı bu haberi ilk önce Cengiz duymuştu. Olay gününün ertesi günü son dakika haberi olarak gazeteden okumuştu. Doğal olarak çok sevinmişti. Bu müjdeyi ilk önce Ziya Beyle Metine anlatmıştı. Sonra da gamzeye söylemişti. Cengiz geçen sene Gamzeyi kandırmış zorlada olsa onunla evlenmeyi başarmıştı. Metinde karşılık bulamadığı kıza kur yapmaya devam ediyordu. Ziya Beyde yurt dışında paraların hepsini kumarda kaybedip Türkiye’ye dönmüş ve paraya ihtiyacı olduğu için hemen Cengiz ile Metinin yanına uğrayıp onlardan iş dinlenmişti. İstemeyerekte olsa bu teklifi kabul etmek zorundaydılar ona güvenememiştiler.

    ***
    (1 ay sonra)

    Hesap günü gelmişti. Bu sefer plan yapma sırası Yusuf’taydı. Kosovalı Mehmet planı en ince ayrıntısına kadar düşünmüştü. Yarın akşam vaktini beklemeye koyuldular. Hepsini diri diri yakacaktılar. Kosovalı bunun için şehir merkezinden uzakta bunun evinin orda onlar için özel tahtadan kulübe yaptırmıştı. Hepsini yakalattırdıktan sonra hepsini o kulübeye tıkayacaktılar. Ve hepsi orda köpek gibi zincire vurulacaktı. Bunlar hep Yusuf un hapishanedeyken hayalindeki şeylerdi. Yarın akşam hepsi gerçek olacaktı. Ona ihanet edenlerin hepsi cezasını çekecekti. Bir gün de hepsinin hayatı kayacaktı. Yarın akşam olacaklardan habersiz Pazar gece geç saatlere kadar eğleniyordular. Bu onların son eğlencesi hatta dünyadaki son günleriydi. Yarın akşam hepsi diri diri yakılacaktı.
    ***
    (pazartesi)

    Kosovalı Mehmet dayı adamlarına gereken emri vererek Yusuf la birlikte kulübenin bulunduğu yere gitmiştiler. Yusuf için sabırsız bekleyiş başlamıştı. Akşamı dört gözle beklemeye başlamıştı. Hepsi ile teker teker konuşup onlardan hesap soracaktı. Kosovalının telefonu çaldı ve beklenen haber gelmişti. Dördünü de ele geçirmiştiler. Kumarhaneleri basılmış hepsi apar topar arabaya bindirilip kulübenin yolunun tutmaya başlamıştırlar. Ölüme gittiklerinden haberleri yoktu. Hepsi olayı anlamaya çalışıyordu. Niye böyle bir şey yapılıyordu. Hepsinin aklına bankayı soydukları gün ve Yusuf gelmişti. Aradan dört yıl gibi uzun bir zaman dilimi geçmişti. Yusuf’ta ölmüştü. Bundan dolayı bu işin olmaması gerekiyordu. Nereye gittiklerini merak ediyordular. Ziya Bey daha fazla dayanamayarak:
    —Nereye götürüyorsunuz bizi?
    —Gittiğimiz de görürsünüz dedi İsmail.
    —Siz kimsiniz bizimle ne işiniz var?
    —Gittik mi onu da öğreneceksiniz merak etmeyin.
    Hepsinin yüz ifadelerinden korktukları anlaşılıyordu artık meraklı bekleyiş hepsinde korkuya dönmüştü. Bir an önce gidecekleri yere gitmek istiyordular. Uzun bir bekleyişin sonunda nihayet gidecekleri yere ulaşabilmiştiler. Hepsinin gözleri kapatılmış elleri bağlanmış şekilde kulübenin içine sokulmuştular. Bacakları da zincire vurulmuştu. Hepsi neye uğradığını şaşırıyor gördükleri muamele onlara inanılmaz bir korku vermeye başlamıştı. Hepsi için amansız bekleyiş başlamıştı. Kulübenin içinde birbirleri ile konuşuyor durum değerlendirmesi yapıyordular kapının kilidi açıldı ve içeriye Kosovalı Mehmet girmişti. Hepsinin beyninde aynı soru dolaşıyordu. Bu adam kimdi ve kendileri ile ne işi vardı? Cengiz daha fazla dayanamayarak:
    —Kimsin dayı sen?
    —Mehmet, Kosovalı Mehmet
    Cengiz ile Ziya’nın rengi atmıştı. Bu ismi daha önce duymuştular ama bir türlü bu duruma anlama veremiyordular. Türkiye’nin sayılı mafyalarından biri şimdi karşılarındaydı. Ziya Bey korku dolu gözlerle:
    —Peki, bizimle ne işiniz olabilir ki?
    Kosovalı Mehmet dayı hafif bir tebessüm göstererek:
    —Benim yokta hapishanede tanıdığım bir arkadaşın sorunu var.
    —Kim bu arkadaş, dedi Ziya Bey.
    Yusuf içeri girerek:
    —Benim
    Kosovalı kulübeden çıktı içerde dört kişi ile Yusuf baş başa kalmışlardı. Yusuf u karşılarında görünce şok olmuştular kimse konuşamıyor hepsi donuk gözlerle Yusuf a bakıyordular. Yusuf hepsi ile konuşmaya çalışıyor kimse karşılık veremiyordu.
    —Şerefsizler neden konuşmuyorsunuz? Konuşamazsınız tabi arkadan anca iş çevirmeyi biliyorsunuz siz, dedi.
    —Ayıp oluyor Yusuf, dedi Cengiz.
    —Konuşma lan şerefsiz hangi yüzle bu lafı diyebiliyorsun.
    Ziya Bey Cengiz den cesaret almış olacak ki:
    —Tamam, geçmiş geride kaldı geleceğe bakalım anlaşabiliriz.
    —Hangi gelecek şerefsiz son dakikalarınız diri diri yakacağım birazdan sizi.
    —Yusuf her şeyi konuşabiliriz lütfen ciddi olamazsın dedi metin.
    —Kes lan karaktersiz köpek adımı ağzına anma
    Herkes susmuştu. Hepsi ölüm duygusunun vermiş olduğu korku ile başlarına gelecek durumu beklemeye başladılar. Yusuf son kez eski dostlarına bakarak:
    —Elveda arkadaşlar böyle olmasını siz istediniz.
    Ve kulübeden dışarı çıkıp kapıyı kapatıp üzerine kilidi çekmişti. Kosovalı dışarıda onu bekliyordu. İsmail e işaret edip:
    —Hadi evlat bitirelim bu işi
    —Tamam dayı.
    Her şey hazır duruma getirilmiş ortalığa müthiş bir benzin kokusu yayılmıştı. Kosovalı Mehmet ve İsmail kulübeden uzaklaşarak yüz metre uzağındaki villaya gitmişti. İçerden bağrışmalara yalvarma sesleri gelmeye başlamıştı. Seslere aldırış etmeyen Yusuf kulübeyi ateşe vermişti.
    ***
    (1 saat sonra)

    Hesap görülmüştü Kosovalı Mehmet, Yusuf ve İsmail bir daha geri dönmemek üzere yurt dışına kaçmıştılar. Orada kendilerine yepyeni bir hayat ter temiz bir sayfa açmıştılar. İlerleyen yıllarda Yusuf daha fazla dayanamayarak annesi ile kardeşine her şeyi anlatır ve onları da yanına alarak bir daha Türkiye ye geri dönmemek üzere gitmiştiler. Bundan sonra ki hayatlarında hep birlikte bir daha ayrılmadan mutlu ve huzurlu yaşam onları bekliyordu…






      Forum Saati Paz Mart 26, 2017 11:07 am