Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    ÇERNOBİL

    Paylaş

    1001060003

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 24/12/10

    ÇERNOBİL

    Mesaj  1001060003 Bir C.tesi Ara. 25, 2010 6:52 pm

    ÇERNOBİL


    Öff sıktın ama Atom mühendisi çık şu helâdan altıma yapacağım ya… Biliyor musun sen varken o kocamam santralde uranyumla uğraşmalarına gerek yok seni bağladılar mı besleme borusuna gazın tüm Ukrayna’ya yeter.
    Nikola, kapının önünde tir tir titrerken çenesini çalıştırmaya devam ediyordu. Ama görünüşe göre Marks’ın helâdan çıkmaya niyeti yoktu ve o gaz bardağı taşıran son damla oldu…
    - Ne halin varsa gör ben işe gidiyorum
    - Güle güle hortumcular kralı.
    Der demez aradan yarım dakika geçmeden ana kapının o kulaklara zarar gürültüsü duyuldu.
    Nikolayı delirttikten sonra Marx kahkaha atarak dışarı çıktı. Gülüyordu çünkü kız arkadaşıyla iki dakika yalnız görüşmesine izin vermeyen kardeşinden rövanşı almıştı ya da o öyle sanıyordu.
    - Dari diri çekil Marx
    - Ne oluyor yaa
    - Dari diri… Dari diri…
    - Eşşolusu bana tezgâh mı kurdun?
    - Gelişme var aklı başına geldi.
    - Sen işe geç kalmadın mı ya?
    - Takvime bak yavru… Atomlar sende beyin bırakmamış.
    - Sahi ya bugün cumartesi de mi?
    - Abi beni şaşırtıyorsun ya sen bir kadar zeki miydin?
    Nikola ve Marx laf yarışına devam ederken evin annesi Maria’nın sesi duyuldu.
    - Hey yukarıdakiler çaylarınız buz oldu kahvaltı yapmayı düşünmüyorsunuz galiba?
    - Geliyorum anne! Ama Nikola’nın hala işi var galiba üç saat helâda bekledi bir saattir de kapının önünde bekliyor. Hayra alamet değil. Babama söyle de abime özel ela yaptırsın. Biz de kurtulalım o da kurtulsun.
    - Hayvan herif!
    - Sensin o...
    - Hadi kahvaltımızı yapıp senin şefi ziyarete gidelim.
    - Şefi mi kızını mı?
    - Uzatma
    - Hadi hadi şimdi de şefin kızına mı kancayı taktın
    - Uzatma gideceğiz de mi?
    - Gideriz ama bir şartla
    - Neymiş o?
    - Bir daha helâya ambargo uygulamayacaksın
    - Tamam
    - Söz mü?
    - Söz
    - Ne sözü?
    - Atomcu sözü.
    - Olmaz başka
    - Erkek sözü.
    - Geç geç.
    - Öff Niko.
    - Lenin çarpsın mı?
    - Tamam, çarpsın çarpsın.
    - Sözünde durmazsan uranyum yok olsun mu ?
    - Saçmalama.
    - Niyeymiş o?
    - Bak yavrum Karl Marx teorilerine göre madde…
    - Tamam, tamam sus gideriz şefin yanına.
    - Hey! siz nerde kaldınız.
    - Şefin kızının yanında
    - Nikooo.
    - Beyin mi kaldı ya… Helâdaydık helada.
    Güzel hazırlanmış kahvaltı sofrasına oturdular ne var ne yoksa süpürmeye başladılar derken Nikolanın gözü gazetedeki habere takıldı.
    - Anne bizim mühendis haber olmuş.
    - Hadi okusana
    - Tamam, okuyorum bak iyi dinle bir daha okumam.
    - Marx iyice kasılmaya başlamıştı ee ne den olsa koca atom mühendisiydi.
    - Ukrayna’nın genç dehalarından nükleer enerji geliştirme komisyonu üyesi ve AR-GE grup başkanı Marx Webern dün saat üçten beri haber alınamıyor.
    - Nikolaa!
    - Tamam, tamam sustum. Abimin projeleri yine hükümetin karşısına sunulmuş. Muhalif partilerde abimi desteklermiş vesaire..
    - Bu sefer garanti bitti bu iş.
    - Heyt be
    - Hadi oradan gaz verme….
    - Uranyum mu vereyim
    - Öff Niko bu esprilerini kendine sakla lütfen, hadi şefin yanına gideim.
    - Bu bahaneyle senin manitayı da görelim de mi?
    - Manita mı Allah Allah kim o?
    - Abimin yeni takıntısı anne.
    - Niko sen susacak mısın yoksa ben mi susturayım.
    - Tamam, tamam hadi gidelim.
    Bir buçuk saat sonra evin kapısı yine o akla zarar gürültüyle inler..
    - Keyfin yerine geldi mi ağabeycim
    - Gelmez mi?
    - Allahım yaa! Kızın yanına gidelim, kızın yanına gidelim diye sabahtan beri başımın etini yedin sonra beyzademiz kızı görüyor mors. Ulan iki kelimeyi bir araya getiremedin
    - Bir daha gidelim o zaman
    - Oldu canım dışarıdaki havayı hissetmedin galiba
    - Hadi geç içeri ısınalım biraz.
    - Baksana senin şu projeden hiç bahsetmedin anlatsana biraz.
    - Vay sen uranyumdan konuşur muydun?
    - Hadi naz yapma
    - Bekle o zaman odamdan dosyaları getireyim
    Marx elinde üç tane klasörle nikolanın yanına gelir. Klasörleri masanın üzerine koydu ve üzerinde “LENİNGRAD” yazan dosyayı alıp Niko’nun yanına oturdu.
    - Bu ne biliyor musun?
    - Sen atom mühendisliğine başladığından beri Leningrad değimli o hani 1.000.000 kişiye elektrik üretebilen reaktör?
    - Vay be senden iyi ustabaşı olur. Ne dersin seni itfayeden alıp bizim santrale yerleştirelim mi?
    - Stersen daha fazla saçmalamadan devam et abi.
    - Leningrad normal bir reaktör mantığıyla çalışır. İçerisinde devreler vardır. Bu devrelerden birine uranyumu verirsin dış tarafına da başka bir element verirsin bu elementler reaksiyona girer ve devreden müthiş bir sıcaklık elde edilir.
    - Siz de bu sıcaklığı Kiev nehrinin buz gibi sularına göndererek sıcaklığı dengelersiniz
    - Aynen öyle böylelikle, buhar enerjisi elde edilir ve elde edilen enerjiyi üreteçlere sokarız ve elektrik enerjisini elde ederiz.
    - Şu yerel basındakiler çıkan dumanda radyasyon var diyorlar doğru mu?
    - Alakası yok. Bir de o duman değildir su buharıdır. Reaktörü soğutmaya yarayan su buharlaşır bir kısmı elektrik enerjisine dönüşür diğer kısmı ise havaya salınır. Hem böylelikle havada nem oranı sağlanır ve santralin çevresinde yeşillik eksik olmaz. Radyasyon meydana gelseydi hiç böyle olur muydu sanıyorsun?
    - Neden uranyum kullanmaya taktınız peki?
    - Eee en ucuz yakacak türü olduğu için birde…
    - Birde?
    - Kardeşim bizim amacımız ülkeye hizmet. Hem enerji üreterek bunu sağlıyoruz hem de yeşili koruyarak anlıyorsun değil mi?
    - Senin projeyle ne alaka?
    - Şimdi bizim işler de aslında elektrik enerjisine bağlı. En küçük elektrik kesintisinde dahi sistem kendisini kapatıyor bu da kısa bir süre işlerin aksamasına neden oluyor.
    - Eee
    - Bana göre bu kısa süreli enerji eksikliğinden meydana gelen bu sorunu ortadan kaldırmak lazım. Nasıl diye sorma ben de bilmiyorum açıkçası.
    - Yorma kafanı çözümü basit be abi…
    - Kes yine işi haytalığa vurma Niko ciddi bir konu bu.
    - Hadi biraz dolaşalım abi zaten haftada kaç günü kendimize ayırıyoruz ki.
    - Sen çık benim biraz işim var.
    - Hayırdır yine mi uranyum meselesi?
    - Öyle de denebilir pazartesi Ukrayna üniversitesinde konferans vereceğim
    - Aman ha çocukların beynini bulandırma. Veya bulandır zaten bizim çocuklarda beyin diye bir şey yok.
    - Bunu doğru söyledin işte. Hala kendilerine kapitalistleri örnek alıyorlar ya çıldırıyorum doğrusu ne yalan söyleyeyim.
    - Kahrolsun kapitalizm.
    - Bence de kahrolsun kardeşim.

    Ukrayna Devlet Üniversitesi
    10 Mart 86
    13.42
    Beyler ve hanımlar nükleer enerjiyi ülkemizde yaygınlaştırarak enerjideki dışa bağımlılığı sonlandırabiliriz. Hatta dış ülkelere elektrik satarak gayrı safi milli hâsılamıza yan gelir sağlayabiliriz. Kısa vadeli olarak Kiev nehri kıyısına birkaç tane daha Çernobil gibi nükleer enerji santrali kurarak birinci vadede ülkemizin bütün enerji kaybını ortadan kaldırabiliriz
    Bu konuda Ukrayna’nın geleceği olacak siz gençlere ihtiyacımız var. İstemeniz halinde ünitelerimizde araştırma yapabilirsiniz hatta çalışmalara katılabilirsiniz.
    SORUSU OLAN?
    - Sayın Webern nükleer enerjiyi Kiev nehri etrafına yerleştirmekten bahsediyorsunuz bu Kiev nehrinin kirlenmesine neden olmaz mı ?
    - Hayır genç dostum; biz Kiev nehrini reaktörlerimizden çıkan enerjiyi soğutmak için kullanıyoruz ve kullanılan suyun %86’sı bu işlem sonrasında elektrik enerjisine dönüşüyor %24 ‘ü ise buharlaşarak tahliye hatlarıyla doğaya aktarılıyor.bu buharlı su santral ve çevresinde nemli bir ortam oluşmasına akabinde yeşil bir çevre ve verimli tarıma uygun bir çevre olmasına olanak sağlıyor.

    Atıklara gelince Çernobil santralinde olduğu gibi arındırma kanallarıyla bu sorunun da üstesinden gelebiliriz.

    Unutmayınız ki Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan acıklamalarda ülkemizdeki nükleer enerji santrallerinde yapılan testlerin sonuçları pozitif çıkmıştır. Yani çevre için hiçbir sakıncası yoktur.
    O sırada Marx’ın iyiliğini istemeyenler aralarında konuşuyorlardı:
    - Adamımız bu mu Jack?
    - Evet, Stan bu.
    - Mossad neden infazını istedi ki?
    - Görev sorgulanmaz dostum biz işimizi yaparız biliyorsun.
    - Jack yapabilir misin bu görevi?
    - Sorduğun hata Kardi tabi ki de.
    - Bu adamı indiremezsen?
    - Boşa çeneni yorma kardi rahat ol
    - Sana güveniyorum Jack
    - Peki, Kardi bu adama nasıl kaylaşacağım
    - Sen orasını düşünme Jack orası bizim işimiz.

    - Sayın Webern halk ABD ve ispanyada nükleer enerji santrallerine savaş açmış durumda çevreciler santrallerin doğaya zarar verdiği için kapatılmasını istiyor bu konu hakkındaki yorumunuz nasıl olacak?
    - Arkadaşım; bu sorun Ukrayna’nın değil senin de dediğin gibi ABD ve İspanya’nın sorunu. Öyle görünüyor ki yeterli önlemi almıyorlar. Az önce söylediğim gibi yaptığımız her şey önce devletimizin sonra da uluslar arası kamuoyu kuruluşlarının denetimi altında sürüyor güvenlik önlemlerimiz kusursuz, emin olabilirsiniz. Yoo içinizde bir kuşku varsa buyurun Çernobil nükleer enerji santralinde birlikte gezebiliriz size bu geziyi sunmaktan zevk duyarım açıkçası aklınızdaki şüphelerden kurtulmanıza yardımcı olacaksa.
    - Sayın Webern elektrikler kesilmesi halinde reaktörlerin durduğu için belirli bir süre enerji kaybettiğiniz doğru mu acaba?
    - Ne yazık ki doğru.
    - Peki, bunun üstesinden nasıl geleceksiniz?

    Marx bu soruyu hiç beklemiyordu. İşte o geri zekâlı sandığı çocuklar onu tamamen köşeye sıkıştırmıştı. Elleri titriyor, yutkunuyordu, konuşmaya çalışıyor ama dudakları mühürlenmiş gibiydi. Sunucu kız durumun farkına vardı ve hemen mikrofona davrandı:
    - Sayın Marx Webern’e verdiği bilgilerden do…
    - Bir saniye hanımefendi.
    Diyerek sunucu kızın sözünü kesti ve kendisini bir kalkan gibi koruyan kürsünün arkasından cıktı. Sahnenin ön kısmına kadar geldi ve önce kravatını çıkardı… Gömleğin bir iki düğmesini açtı ve devam etti:
    Bayanlar ve baylar ben deniz, nükleer enerji güvenlik kurulu üyesi ve AR-GE gurup başkanı Marx Webern tüm samimiyetimle şunu söylemeliyim ki ne ben ne de emrim altında çalışan onlarca atomcu, nükleer fizikçi, mühendis, bu sorunun cevabını bulamadı. Eğer ülkemizin yarınları olan sizler yardım etmezseniz bulunamayacakta

    Onun için her birerinizi göreve davet ediyorum. Bu salonda isteyen herkes, istediği zaman Çernobil nükleer enerji santralinde çalışabilir. Hepinizden bu sorunla ilgili önerilerinizi bekliyorum.
    Çernobil Nükleer Enerji Santralinde görüşmek üzere.
    Sunucu bu sefer rahat bir şekilde:
    - Verdiği bu yararlı bilgilerden dolayı Sayın Marx Webern teşekkürlerimizi sunuyoruz diyerek konferansı sonlandırdı.

    Yorucu bir konferanstı hani pert oldu derler ya işte o durum tam Marks’ın içinde bulunduğu durumu izah etmeye yetiyordu. Bir duş alıp uyumak için eve geldi.
    - Hey atomcu itfaiyeciler de Çernobil nükleer enerji santralinde çalışabilir mi?
    - Sen hariç niko!
    - Biliyor musun o soru var ya. İşte onun cevabını biliyorum, biliyor musun?
    - Neymiş?
    - ……
    - Ama neyse sanki vereceğin cevabı tahmin ediyorum sende kalsın! Ben biraz kafa dinleyeceğim lütfen evde ben yokmuşum gibi davran olur mu?
    - Atom mühendisi!
    - Yaşamla alıp veremediğin yoksa kapa çeneni niko!
    Ev Marks’ın odasının kapı sesiyle titredi.
    - Bu çocuğa çok yükleniyorlar yazık…
    …………………………………………………………………..
    - Niko ne zaman çıkacaksın şu lanet tuvaletten?
    - Daha çok beklersin.
    - Hadi hızlı ol iki saat oldu ya
    - Eee geçen günün rövanşı ağabeyciğim
    - Alacağın olsun.
    - Zzzz zzzz zzzz
    Alt kattan sesler geliyordu
    - Hey şef hoş geldin nasılsın?
    - Hastır şef mi?
    - Niko olanca hızıyla lavabodan cıktı. Lavabodan çıkmasıyla yere yapışması bir olmuştu ne olduğunu anlaması geç olmadı.
    Marx gülerek:
    - İtfaiyeci önüne iyi bak.
    - Şerefsiz !!!
    - Hey Marx misafirlerin var
    - Geliyorum
    - Marx koşarak aşağı indi
    Arkasından niko geliyordu.
    - Günaydın şef
    - Günaydın Marx
    - Kahretsin günaydın şef
    - Günaydın Nikola hayırdır neyin var
    - Sorma şef adi herif cemle taktı
    - Bir şeyin yok ya
    - Yok, yok önemli değil
    - İyi bakalım. Marx sana haberlerim var.
    - Hayırdır şef?
    - Şu senin deney hakkında biraz görüşebilir miyiz ?
    - Ne deneyi şef?
    - Hükümet senin öneriyi kabul etti Marx
    - Evet, işte bu!
    - Deneye başlayabileceğiz.
    - Ne zaman başlıyoruz şef hemen başlayalım.
    - Yarın gece vardiyasına kadar Alexandre ve ekibi deneyi başlatacak.
    - Geceleyin de biz devam ettireceğiz değil mi?
    - Aynen öyle gece biz alacağız.
    - Kardeşim o deneye gerek yok.
    - Nikola başlama yine defol çabuk.
    - Tamam, abi tamam sustum.
    - Hadi benim odada konuyu tartışalım
    - Olur, abi hadi.
    - Nikola!
    - Of ya
    Beş kişi küçük odanın içerisindeki masanın başında toplandılar. Marx raflarda bulunan dosyalardan bazılarını seçti ve masanın üzerine koydu.
    Diğer adalar sadece dikkatle Marks’ı izliyorlardı. Marx son olarak indirdiği siyah dosyanın içerisinden A1 çizim kâğıdı çıkardı ve
    - Beyler işte plan
    Leningdar çizimini arkadaşlarına gösteriyordu.
    - Gücü azaltacağız reaktör ne kadar çalışacak test edeceğiz
    - Ama bu üretimi durdurur
    - Yönetim buna izin vermez ki
    - Beyler bu işlemi rutin bakım esnasında yapacağız. Ve gece deney yapılacağı için üretimde belirli bir düşüş olmayacak.
    - O zaman yarın fabrikada görüşürüz.
    - ------------------------------------------------------------------------------------------------ -




    - Kızım mühendis arkadaşları ve 4. Ünitenin RBMK operatörünü buraya gönderir misin lütfen.
    - Tamam efendim.
    Sekreter kız çıktıktan sonra Marx odasında volta atmaya başladı. Masasına yaklaştı ve duvarda asılı duran Lenin portresine hafifçe selam verdi. İçinde büyük bir saygı vardı Lenin’e karşı. Bu sevgi bazen o kadar ağır basıyordu ki Lenin gibi olabilmek için canından vazgeçmeyi bile düşünüyordu. Bu o düşünceler, hayaller kapının çalmasıyla tuzla buz oldu.
    - Giriniz.
    - Hayırdır Marx bizi çağırmışsın?
    - Yarın deneye başlayalım diyorum.
    - Bu kadar erken mi?
    - Uzatmanın mantığı yok. Ne olacaksa olsun.
    - Bu kadar acele etmenin sebebi?
    - Bakınız, Lenin, Stalinin emepiyle kurulmuş olan SSCB’nin ekmeğini yiyorsunuz. Amacımız en küçük simitsizlikte boynumuzu bükmek değildir. Bizim amacımız SSCB’yi ve Ukrayna’yı bilimde teknikte ilerletmek emperyalist ABD ve faşist Almanya’ya karşı korumaktır.
    - Bizi buraya tarih dersi verme k için mi çağırttın dostum senin sorunların mı var tanrı aşkına?
    - Hayır, dostum, sizi buraya dördüncü ünitenin yarın rutin kontrolünün yapılacağını ve bunun testimizi yapmamız için en uygun ortamın sağlandığını söylemek için çağırttım.
    - Operatör Thomas.
    - Buyur şef.
    - Operatör Rayt’la beraber yarın reaktörleri siz yöneteceksiniz.
    - Emredersiniz şef.
    - Ben, mühendis arkadaşlar ve teknikerler beraber kontrol odasında ne yapmanız gerektiğini size sunacağız ona göre hareket ediniz.
    - Emredersiniz şef.
    - Vardiya halinde ne yapacağız şef?
    - İyi ki hatırlattın kardeşim… Thomas birinci vardiya reaktörünü sen yönetiyorsun kardeşim ikinci vardiya da rayt anlaşıldı mı?
    - Marx, Raytın bu işi halledebileceğinden emin misin?
    - Yapacağı bizim bildirdiğimiz raporları uygulamak dostum. Onunda üstesinden gelebilir sanırım.
    - Emin değilim şef Rayt dik kafalı biraz.
    - Bu durumda başka şansımız yok.
    - Peki, ne yapacağız?
    - Reaktörün başına sen geçeceksin
    - Ben mi?
    - Yanılmıyorsam sen bu santralde reaktör operatörlüğünden terfi ettin yanlış mıyım Thomas?
    - Doğru.
    - O zaman işi senden iyi kimse bilemez.
    - Teşekkürler şef
    - Nasıl bir yol belirlediysek o şekilde gideceğiz en ufak bir aksilikte RBMK’yı kapatırsın.
    - Tamam.
    - Çalışanların listesi nasıl olacak?
    - Onu ben ayarlarım
    - Kaç kişi olacağız?
    - İzin verirlerse otuz kişi.
    - Neden bu kadar azız?
    - Kimsenin işimize karışmasını istemiyorum.
    - Görev dağılımı nasıl olacak?
    - Akşam panoya asarım şimdilik hepiniz izinlisiniz yarın saat tam 24.00 da biz başlıyoruz. Thomas ve George hariç çıkabilirsiniz.
    - Yarın gece görüşürüz Marx
    Teknikerler ve mühendisler çıktıktan sonra Marx sandalyesine oturdu ve:
    - Yarın çok dikkatli olmalıyız en küçük hatamızda bedelini ağır öderiz beyler farkındasınız durumun ciddiyetinden de mi?
    - Hata çıkmayacak kardeşim.
    Masanın üzerindeki sarı kitapçıkları göstererek
    - Buyurun bunlar RBMK reaktörlerinin yapımı hakkındaki bilgiler. İyice okumanızı tavsiye ederim. Yarın görüşürüz.
    25 Nisan 86
    01.00
    - Haydi, herkes görev yerine teknikerler gelene kadar reaktörü hazırlayalım.
    01.06
    - Reaktörü kapatıyoruz.
    - Gücü kademeli olarak azaltın.
    - Tamam şef
    Marx henüz uyumamıştı. Oturma odasına geçti nikolanın da ayakta olduğunu görünce onun yanına gitti.
    - Şart mı?
    - Ne şart mı niko?
    - Hadi biliyorsun işte şu deney.
    - Eee bu ülkede yaşıyorsak şart.
    - Ya bırak şu milliyetçi ayaklarını onlarca kişi ülkeyi arkadan vuruyor sen tutmuş hayatını tehlikeye atıyorsun.
    - Birilerinin bunu yapması şart niko.
    - Bu biri neden benim ağabeyim peki?
    - Senin abin olduğu için gurur duyman lazım.
    - Boş ver şu inadı. Onlar da inanmıyorlar.
    - Ben inandım ya.
    - Mesele de orda sen inandın. Başarırsan onlar kahraman olacak, kaybedersen sen hain onlar yine kahraman olacak.
    - Ne fark eder ki yine ülkem kazanacak.
    - Budala izin vermeyecekler buna.
    - Çoktan izin verdiler. Deney başladı bile niko…
    - Ya sonlanmasına?
    - Merak etme ona da izin verecekler.
    - Vazgeç şu işten abi
    - Haydi, yarın görüşürüz itfaiye eri.
    - Yarın lavaboya benden önce girsen senin için daha iyi olur mühendis.
    - Ne dersin ondan sonra şefi ziyaret edelim mi?
    - Şerefsiz…
    - Uf neyse hadi ben yattım.
    - Hey mühendis!
    - NE!
    - Kendine dikkat et olur mu?
    - Olur, kardeşim merak etme.

    - Hedef hareketli.
    - Takibi sürdürün.
    - Operasyonu başlatalım mı?
    - Hayır, daha değil benden talimat bekleyin.
    - Hedefin durumu?
    - Emir bekliyoruz efendim
    - İndirin.
    - Emredersiniz efendim. Birinci ekip yerini alsın.
    - Birinci ekip yerinde, emir bekliyoruz.
    - Hedef on iki dakika sonra beklenen yerde.
    - Avcılar yerini alsın.
    - Avcılar hazır efendim.
    - Birinci ekipten kurtulursa sıra sizde indirin onu.
    - Emredersiniz efendim.
    - On dakika.
    Çernobil santralinde yeni gelen operatör tüm kontrolü eline almıştı. Marks’ın bütün dosyalarını rafa kaldırttı ve kendi yöntemini uygulamaya başladı.
    - Hedefe dört dakika.
    - Tüm birimler hazırlanın.
    - Emirden sonra birkaç dakika geçmişti ki müthiş bir patlama sesi duyuldu. Arkasından bir patlama daha.
    - Hedefe son 2 dakika.
    - Durun operasyon iptal.
    - Emredersiniz efendim. Beyler operasyon iptal. Tüm birimler tekrar ediyorum operasyon iptal.
    Patlamadan birkaç dakika sora tüm yangın söndürme ve sivil savunma birimleri Çernobil nükleer santraline hareket etti.
    - Nikola!
    - Buyur şef
    - Sen bu göreve katılmıyorsun.
    - Katılmak istiyorum şef !
    Nikola hiçbir şeyi görmüyordu onun tek istediği bu göreve gitmekti aslında göre falan unutmuştu tek düşündüğü ağabeyiydi içinden sadece tek cümleyi tekrarlayıp duruyordu.” Ben sana demiştim aptal herif beni bir kere olsun dinlemedin” bu cümleyi tekrar ediyordu sürekli şefin tokat ile Nikola kendine gelmişti.
    - Nikola, seni anlıyorum abini kaybettin içindeki fırtınayı anlıyorum. Nikola oğlum göreve katılmıyorsun.
    - Ben itfaiye eriyim şef, bir göreve katılmalıyım.
    - Nikola.
    - Şef ailem işimden sonra gelir bana güvenebilirsin.
    - Nikola; söndürme ekibinin başına geç.
    - Emredersin şef.
    Ortalık ana baba günü gibiydi. Çernobil nükleer santralin dördüncü ünitesinde bulunan RBMK operatör hatasıyla infilak etmiş, akabinde büyük bir yangın çıkmıştı.
    - Memur bey ben Marx Webern mühendisim olay hakkında bilginiz var mı acaba ne olduğunu öğrenebilir miyim?
    - Konuyu bizde bilmiyoruz. İşçilerden bazıları RBMK’nın infilak ettiğini düşünüyorlar.
    - Ama ama… Bu olamaz ki…
    - İyi misin şef?
    - İyiyim Thomas ne oldu burada tanrı aşkına?
    - Şef vardiya değişikliği sırasında öğrendim. Sizin yerinize başka bir operatör ayarlamışlar.
    - Bizim Patrik nerde?
    - Patrik mi onu ölü buldular şef.
    - Nasıl yani?
    - Arabasının içinde kafasına iki el sıkmışlar.
    - Of tanrım ..!
    - Galiba deney birilerini rahatsız etmiş şef.
    - Haklısın galiba, hadi yangın söndürmeye katılalım.
    - Tamam şef
    - Hey Niko!
    - Abiii
    - Oğlum ruh görmüş gibisin ne oldu.
    - Ama sen içerde değilsen…
    - Birileri bizi durdurmak istedi niko.
    - Ağabeyciğim.
    - Hadi yangın söndürmeye devam.
    - Sana maske ayarlayım abi biraz bekle.
    - Neden ki o?
    - Leningrad infilak etmiş abi.
    - Anlamadım?
    - Leningrad patlamış, ortalığa bir sürü zararlı gazla radyoaktif madde yayılmış.
    - Hım anladım kardeşim.
    - Marx hoş geldin al şunları tak.
    - Eyvallah şef.
    - Marx!
    - E... Efendim şef?
    - Seni kızımın yanında görürsem bitersin.
    - Tamam şef.
    Yangın söndürülmüştü. Ama yayılan radyasyon artık dünyanın kaderini değiştirecekti. Binlerce kişi bu zararlı maddelerden etkilenecek, zarar görecek belki de ölecek.
    - Neden böyle oldu?
    - Ukrayna’nın gelişmesini istemeyenler vardı abi neden olabilir sence başka?
    - Deney sabote mi edildi demek istiyorsun yani?
    - Evet, Patrik öldürüldü, belki sen de ölecektin.
    - Bu kâbus burada bitecek mi dersin ya?
    - Hayır, bence daha yeni başladı…





      Forum Saati Salı Tem. 25, 2017 6:34 pm