Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    BURUK SEVİNÇ 1

    Paylaş

    1001030041

    Mesaj Sayısı : 2
    Kayıt tarihi : 24/12/10

    BURUK SEVİNÇ 1

    Mesaj  1001030041 Bir Paz Ara. 26, 2010 4:47 pm

    Recep uzun boylu kahverengi gözlü diğer emsallerine göre omuzları geniş iri yarı bir insandı.Köyde tanınan mert ve sözünün eri kişilerden biriydi.recep baba işleri olan tarla tapan ile uğraşırdı. Bir gün tarlada çapa yaparken komşu tarlanın sahibinin kızı huriyeyi görür ve ona aşık olmuştu. Ne yazık ki bu aşkın karşısında engeller vardı.Çünkü Recep' in babası ile komşu tarlanın sahibi Bilal ağa arasında husumet vardı.Köydeki bu aileler birbirleriyle anlaşamazlar hep tartışırlardı.Gel zaman git zaman Recep Huriye'yi görmek için babasının işlerine canla başla sarılır ve tarlaya sıksık gitmeye başlardı.Huriyede bu bakışlardan etkilenir ve Receb'i görmek için o da her gün tarlaya gider. Ne yazık ki aradan belli bir süre geçmesine rağmen hiç konuşamazlar.Köydeki küçük bir çocukla haber yollayan Recep, kızla pınarın başında buluşurlar.İkisini yan yana gören Huriye'nin babası Recep' e çatar.
    -kızın babası :
    ne işin var bu oğlanın yanında !
    -kız :
    annem su istedi pınardan su almaya geldim .
    bu sırada Recep sakin ve sessiz bir şekilde kızın gözüne baktı.
    -kızın babası:
    ne geziyorsun buralarda be oğlan , kızımın yanında ne işin var senin der.
    Recep o anki sessizliğini bozar ve Bilal Ağa ben tarlaya yol almıştım, susamıştım,pınardan su içmek istedim der.
    lakin bu durumu anlayan Bilal Ağa önce Recep'e tokatı yapıştırır, sonra kızının üstüne yürür, bu arada Recep'in babası bu olayı görür, traktörden inerek :
    - sen kimsin be adam ne hakla benim oğluma vuruyorsun der.
    o arada Recep'in babası ve Bilal Ağa arasında itişme başlar, ortalığı toz duman götürür. Kargaşayı duyan köylü pınarın başına toplanır ve Recep’in babasını ve Bilal Ağa'yı ayırır. Bu ana kadar sessizliğini koruyan Huriye ağlamaya başlar ve babasının ayağına kapanır.
    - babacığım Recep’le biz birbirimizi seviyoruz der.
    bu duruma daha da hiddetlenen Bilal Ağa Huriye'ye el kaldırır ama Recep, Bilal Ağanın elini kavrar ve ona engel olur.
    Bu duruma daha da öfkelenen Bilal Ağa kızının kolundan tutarak eve doğru sürüklemeye başlar. Bu olayı gören köylü arkalarından bakakalır. Recep babası Hasan Efendi ile yolda oğluna bu evliliğin olamayacağını söyler ve oğlundan o kızı unutmasını ister.
    - recep :
    ama baba neden ? diye sorar.
    - babası :
    oğlum uzun bir mesele bunu evde konuşalım der.
    Bilal Ağa eve giderek karısına, kızının evden bir yere ayrılmayacağını aksi durumda ikisinin de bacaklarını kıracağını söyler onun üzerine kızı Huriye'yi odaya kapatır anahtarı üzerine alarak evden ayrılıp köyün kahvehanesine doğru yürür.Köy kahvehanesinde oturan köylü tarafından dile dolanan sözleri duyarak hiç bir tepki göstermeden sinirli bir şekilde yerinden kalkarak kahvehaneyi terk eder ve kızgın bir şekilde eve geri döner.Evde bulunan kızı Huriye'nın odasına girerek sinirini kızından alır ve kötü bir şekilde döver.Daha sonra evin avlusuna çıkarak avluda oturur.Bu acılara dayanamayan Hurıye Recep'e kendisini kaçırması için haber yollar.
    Bu esnada Recep ve Hasan Efendi eve gelerek olayın iç yüzünü anlatmaya başlar:
    - oğlum, ben eskiden anneni isterken Bilal Ağa, annen istemediği halde onu zorla kaçırmaya çalıştı, bundan ötürü bu ailenin kızını almamız doğru olmaz.
    -recep:
    baba geçmişteki bu sorunun cezasını biz çekmek zorunda mıyız?Hasan efendi oğlunun bu sözü karşısında sessizliğe büründü.Recep babasının söylediklerine alıdırış etmeyerek Huriye'den gelen haber ile Huriye'yi gece yarısı kaçırmak için evden ayrılır.Gece yarısı Huriye'nin evinin önüne giderek Huriye'nin kaldığı odanın camına ufak bir taş parçası atar ve Huriye'yi bekler.Huriye sesi duyduktan sonra Recep'in geldiğini anlar ve bohçasıyla birlikte evin arka kapısından gizlice Recep'in yanına gider.Recep ile birlikte köyden çıkarak komşu köydeki Receb'in çocukluk arkadaşının evine giderler ve arkadaşına durumu anlatır. Arkadaşı'ndan kendisine yardım etmesini ister.Recep'in arkadaşı Recep'e eski günlerin hatırına yardım eder ve kalacak bir yer gösterir.Huriye ile Recep arkadaşının göstermiş olduğu yerde geceyi geçirirler.Gün ağarınca kızının kaçmış olduğunu gören Bilal Ağa, tüfeğini ve yanına iki adamını alarak hasan efendinin evine doğru harekete geçerler.Hasan efendinin evine varan Bilal ağa ve adamları olaylardan habersiz olan Hasan Efendi'nin evini basarlar.Olayın şaşkınlığını yaşayan Hasan Efendi yerinden doğrularak olayı anlamak ister ve şöyle der: ''sabahın köründe kapımda ne işiniz var.Bilal Ağa''
    -Bilal Ağa :
    yıllar önce benden sevdiğim kızı sen aldın ,şimdi ise oğlun kızımı benden aldı.Şimdi söyle Hasan efendi kızım nerede?
    -Hasan Efendi:
    benim hiçbir şeyden haberim yok der ve Bilal Ağa'nın yanındaki köpeklerini alarak evini terk etmesini söyler.
    -Bilal Ağa:
    o vakit benden günah gitmiştir.Oğlunu bulduğum yerde öldüreceğim bundan haberin olsun, Hasan efendi artık bu mesele namus meselesidir.Ancak bu işi kan temizler der.
    Bilal ağa adamlarıyla birlikte ordan ayrılarak Recep ile Hurıye'yı aramaya başlarlar. Arkadaşının evinde olan Recep ve Hurıye bir süre burada kalırlar.Babası Bilal Ağa'nın kendilerini aradığını haber alırlar ve Recep arkadaşına burada artık kalamayacaklarını söyleyerek buradan ayrılmaya karar verirler.Buna karşılık arkadaşı buradan gıtmelerine gönlü razı olmaz fakat Recep arkadaşının ve aılesının başlarının belaya düşmesini istemez.Bunun ardına Recep ıle Hurıye arkadaşı ile vedalaşarak evden ayrılırlar.Bu arada Bılal ağaya haber gelir, Recep ve Huriye'nin komşu köyde olduğu haberini alır adamlarıyla birlikte hemen yola koyulurlar.Yalnız Hurıye'nın yüreğinde bir ürperti oluşmaya başlar.Bilal Ağa'nın yola koyulduğunu öğrenen Hasan efendi yanına iki adam alarak Bilal Ağa'nın ardından yola koyulur.Bilal ağa adamlarıyla beraber köye vardığında kızının ve Recep'in köyde olmadıklarını görür. Eve dönüşte Hasan Efendi ile karşılaşır.
    -Hasan Efendi:
    Bilal Ağa Bilal Ağa ! gençler birbirlerini sevmişler bırak artık bu inadı bizlere düşen onları mutlu mesut görmek değil midir? bitirelim artık bu husumeti
    Bilal ağa, Hasan efendiye sert bir bakış attıktan sonra atına biner ve gider.
    adamlarına da bunları yerin dibine girseler bile bulacaksınız der.Bu arada Recep tek kurtuluşu Huriye'yi de alarak büyük bir şehre gidip izini kaybettirmenin kendileri için iyi olacağını düşünür.Huriye'yi de yanına alarak kasabadaki tren garına gider ve istanbul için iki bilet alır.Recep istanbuldaki asker arkadaşına haber yollayıp yanına geleceğini bildirir.Aynı akşam haraket eden tren ile berebar istanbul'a yola çıkar.Sabah oldugunda haydarpaşa garında asker arkadaşı kendilerini karşılar beraberce evine giderler.Arkadaşı kalmaları için Recep ve Huriye için eşine bir oda hazırlamasını söyler.Bir müddet burda kalan Recepler daha sonra Huriye'nin de söylediği gibi arkadaşına fazla yük olmamak ve bir iş bularak buradan ayrılmalarını belirtir.Bu isteğini kafasın da yorumlayan Recep sevdiğine hak verir ve arkadaşın dan iş ve ev bulması için yardım ister. Arkadaşı diledikleri kadar evinde kalabileceklerini dile getirse de Recep bunu kabul etmez ve zaten yeterı kadar yük olduklarını söyler. Bunun üzerine arkadaşı çevresine bakınıp hayırlı bir iş araştırmaya başlar.Birkaç gün sonra müjdeli haberi Recep ve Huriye'ye verir. Huriye Recep'in arkadaşının hanımına alışmaya başladığını ancak onun da eşi gibi düşündüğünü ve rahatsız olduklarını söyler.Alınan bu müjdeli habere Huriye de sevinir. Ertesi gün işe başlayan Recep arkadaşından kendileri için bir ev tutmasını ve artık yanlarından ayrılmaları gerektiğini belirtir. Recep çalıştığı iş yerine ve işine uyum sağlayarak kısa zamanda iş sahiplerinin dikkatini çekmeye başlar.Patronu da Receb'in çalışmasından memnundur. İşyerinden arkadaşı olan Erol,Recep'e uygun küçük sevimli boş bir evin olduğunu ve orayı kiralayabileceklerini söyler. Recep akşam iş çıkışı eve döner. Akşam yemeğinde bu sevimli haberi sevdiğine ve arkadaşına açarak birkaç gün sonra evet taşınabileceklerini haberini verir. Bu duruma sevinen Huriye'nin içini sevinç kaplar.Arkadaşı da bu duruma çok sevinir.Arkadaşlarının yardımıyla kullanacakları bir iki eşya alırlar. Recep kendi düzenini kurduktan sonra artık evlenmeleri gerektiğini düşünür ve konuyu Huriye'ye açar ve evlenme tarihini belirlerler.Arkadaşının ve eşinin şahitliğinde nikah dairesinde resmi nikahları kıyılır ve mutlu, sevinçli bir gündür huriye için o gün... sonunda arzularına ermişlerdir.Uzun, yorucu ve sıkıntılı o günlerin geride kaldığı mutlu ve iyi bir geleceğin onlarla beraber olduğunu Recep Huriye'ye söyler.Aradan iki üç ay geçtikten sonra Huriye Recep'e güzel bir akşam yemeğinde hamile olduğunu söyler. Recep olayın şaşkınlığı içinde bir iki dakika duraksadıktan sonra sevinçle karısına sarılır.Günler birbirini kovalamaya başlar. Recep artık işinde daha da başarılıdır. Huriye ile birlikte huzurlu bir hayat sürer.Doğacak çocuğunu sabırsızlıkla beklemektedir. Günler geçtikçe huriyenin sancıları giderek artmaktaydı.Ev işleri ile uğraşırken birden Huriye'nin sancıları şiddetlenir ve komşularından yardım ister, komşuları olan hatice nine bir çocukla ebeye gelmesi için haber yollar.
    Ebe telaş içinde sıcak su ile havlu ister,içerden büyük bir çığlıkla birlikte ortalık ölüm sessizliğine bürünür, bu arada Recep yola çıkmış eve gelmektedir. Evinde kadınların olduğunu görünce karısına bir şey olduğunu düşünüp koşarak eve girer. Çocuğunun doğduğu haberini alan Recep sevinç içinde çocuğu ebe ananın elinden alır,eşini merak eden Recep evdeki kadınlara eşinin durumunu sorunca kadınlar kapının önüne çıkmaya başlarlar.Bu sırada ebe ananın gözünden yaşlar gelir. Recep kötü birşeyler olduğunu hisseder ve eşinin olduğu odaya hızlıca girer. Gördüğü manzara karşısında Recep donakalır ve bayılır. Huriye çocuğunun doğumu sırasında ruhunu Allah'a teslim etmiştir.Bu olaya mahalledeki herkes üzülür. İnsanlar Huriye'nin çocuğunu kısa bir süre içinde kucağına alacağını düşünürken düşünülen gerçekleşmemiş ve Recep ve mahalleli sevincin içinde hüznü yaşamışlardır.Recep'in düştüğü duruma üzülen arkadaşları ne yapacaklarını bilemezler.Karısı öldüğü için başsağlığı mı verecekler yoksa çocuğu doğduğu için sevinçli haberi mi paylaşacaklar ...bir kaç dakika sonra komşularının yardımıyla kendine gelen Recep olayın henüz etkisini üzerinden atamamış olup halen bir rüyadaymış gibi hisseder ve olanlara bir türlü inanmak istemez çok sevdiği Huriye'sinden ayırlmak ona da zor gelmiştir ve kafasından geçirdiği düşüncenin ilahi takdire boyun eğmekten başka yapabilecek birşeyin olmadığıdır.O gün sabaha kadar Huriye'yle geçrdiği günleri tek tek zihninde canlandırmış ve eski günler hep gözünün önünde canlanmıştı ve artık onsuz nasıl yapabileceğini düşünmüştür kendi kendine gecenin karanlığında...sabah olduğunda sevdiğine karşı son görevini yerine getirmek için komşularının yardımıyla cenaze işlemlerini tamamlamış ve defin için mezarlığa gitmişti.Burada yapılan merasim sonucu sevdiği ınsandan ayrılma vakti gelmişti artık.Recep o günden sonra buhranlı hayat yaşamaya başlar,sevdiği insan artık kendinden çok uzaklardadır.Gün geçtikçe evinden ve çocuğundan uzaklaşmaya başlar,Recep'in eve gelmediğini gören komşuları kendi aralarında toplanarak bu duruma bir çözüm bulmaya çalışırlar ve çözümü küçük Hasan'ı yetiştirme yurduna vermekte bulurlar.Ertesi gün Hatice nine Hasanı alarak yetiştirme yurduna bırakır.Akşam eve gelen Recep'e durumu anlatan Hatice nıne yurt müdürünün istedigi vakit oğlunu görebileceğini iletir ve bu duruma sevinmese de baska bir çaresinin olmadığını düsünerek bu olayı kabullenmek zorunda kallır.Artık Recep ve Hasan için yeni bir hayat başlamış olur,Hasan annesiz,babasız yaşamaya Recep de evlatsız, karısız yaşamaya baslar...zaman ılerledıkce Hasan babasından ayrı büyümeye alışır ve yurttaki çocuk bakıcıları kadınların sıcaklığını ve yakınlığını anne sıcaklığı hisseder bu arada babasının bazı gunler kendını ziyaret ettiği birlikte zaman geçirdiği gunler olur, kısa da olsa...Recep bir süre yetiştirme yurduna uğramaz olur ve Hatice nıneye verdiği bir kolyeyi Hasan'ı ziyareti sırasında boynuna takmasını söyler ve artık onun için belki bu durum oglu icin yaptığı son şey olur kendince ve onu Hatice nineye emanet ettiğini söyler o gunden sonra kimse ne bir gören ne de bir haber alan olur Recep'ten..bu uzun sürelı yokluğun aslında Hasanda da etkisi görülür ve Hatice nineyle, kadın bakıcılara babasının neden gelmediğini ve özlediğini söyler ancak Hatice nine ve bakıcılar her seferinde Hasan'ın bu sorularına kaçamak cevaplar verirler.Bu sorular artık bir süre ara vermeye baslar Hasan tarafından cünkü her seferinde umutsuzluk kaplar ve hayal kırıklığı yaşar aldığı cevaplar üzerine... bundan sonra ardı kesilir ve hic soru sormamaya başlar Hasan, onun için sadece bu saatten sonra Hatice nine ve yurttaki bakıcı kadınlar anne,babası olur artık...
    Zaman geçtikçe diğer çocuklarla arkadaş olmaya onlarla oyunlar oynamaya ve günlerini bazı zamanlar yanına uğrayan Hatce ninenin sevgisi ile geçirmeye başlar.Artık Hasan biraz daha büyümüş olup üçbuçuk yasına gelmişti.Bu arada yılardır çocuğu olamayan Nazım Bey ve Cevriye Hanım'ın yurda basvurarak bir çocuk edinmeleri gündeme gelir.Nazım Bey ve Cevriye Hanım yurt müdürünün kapısını çalar ve iceri girerler,yurt müdürü Süleyman Bey uzun zamandır görmediği yakın dostu Nazım'ı karşısında görünce şaşırır.Aslında daha önce de Nazımların bu konuyu kendisine açtığını bilerek ne maksatla yanına uğradıklarını az çok tahmin eder.
    -Süleyman Bey :
    Nazımcığım hoşgeldiniz ! nasılsınız uzun zamandır görüşemiyoruz hangi rüzgar attı sizi buralara...
    -Nazım Bey :
    hoş bulduk Süleymancığım,çok şükür efendim sizleri sormalı afiyettesiniz insallah daha once malumunuz üzere bu konuyu daha önce de sizinle uzun uzadıya görüşmüştük ama bir türlü karar veremediğimizden dolayı ancak bugüne imiş kısmet ...
    -Suleyman Bey :
    anladım nazımcığım,nasıl bir çocuk ve kaç yaşlarında,erkek ya da kız karar verebildiniz mi?
    - Nazım Bey :
    Cevriye Hnım’a dönerek onun da evde aldıkları kararın onaylamasını bekler ve Cevriye Hanm başını hafifçe sallayarak olur işareti verir.
    -Nazım Bey :
    efendim, aradıgımız cocuk erkek ve uc dort yaslarında haylaz acarı olmayan sakin uslu olursa daha iyi olur
    Süleyman Bey :
    efendim en yakın zaman da size uygun çocuk hakkında gerekli bilgiyi iletmeye çalısıp haber göndereceğimi bilmenizi isterim.
    -Nazım Bey :
    Süleymancığım en kısa zaman da iyi haberlerini bekliyorum.
    -Süleyman Bey :
    siz hic endişelenmeyin bu konuyla birebir ilgileneceğimden emin olabilirsiniz.
    -Nazım Bey :
    öyleyse Allah’ a ısmarladık haberinizi bekliyorum.
    ve izin isteyerek Süleyman Bey’ in odasından çıkarak yurttan ayrılırlar.Arabaya bindiklerinde Nazım Bey ve Cevriye Hanım arasında şöyle bir konuşma geçer:
    -Cevriye Hanım :
    Nazım Bey çocuğu aldıktan sonra ya bir problem çıkarsa
    -Nazm Bey :
    peki ne yapalım böyle mi devam edelim Cevriye Hanım hayatımızı tekdüze yaşamktan başka ne yapıyoruz ki...
    -Cevriye Hanım :
    peki emin misin?erkek çocuk istediğinden
    -Nazım Bey :
    Yıllardır bir erkek evlat hasreti çektiğimi sen de biliyorsun Cevriye Hanım
    -Cevriye Hanım :
    Ama erkek çocuklar biraz yaramaz ve şımarık olurlar
    der ve o akşam bu konuyu Nazım Bey fazla uzatmamasını Cevriye Hanımdan ister.
    Bir süre sonra akşam üstü beklenen müjdeli haberi yurt müdürü Süleyman Bey telefonda nazım beye verir ve sabah yurda gelmesini Nazım Bey’ den ister.Bu sevinçli haberi eşiyle beraber karşılayan Nazım Bey’in o gün keyfi yerine gelmiş ve yıllardır tatmadığı mutluluğun farkına varmıştır kendi kendine...Ertesi sabah başka bir mutlulukla yatağından uyanır Nazım Bey, güzel bir kahvaltı hazırlayan eşine kahvaltıdan sonra beraberce yurda gitmelerini ve Süleyman Bey’in kendileri için bulduğu çocuğu alıp bir an önce eve getirmelerini söyler, Cevriye Hanım eşi Nazım Bey’in dediklerini dikkatle dinledikten sonra ''olur Nazım Bey'' der.Birkaç dakika içinde hazırlanan Nazım Bey ve Cevriye Hanım evden ayrılmak üzere Nazım Bey’in arabasıyla yola koyulurlar.Yurt binasına varmadan Süleyman Bey’le bahçede karşılaşan Nazım Bey ve Cevriye Hanım’ın mutlulukları gözlerinden okunuyordu,
    -Süleyman Bey :
    Günaydın Cevriye Hanım, günaydın Nazım Bey, hoş geldiniz
    -Nazım Bey :
    Günaydın efendim, hoş bulduk
    -Cevriye Hanım :
    günaydın Süleyman Bey hoş bulduk
    -Sülyman Bey :
    efendim daha önce de görüşmüş olduğumuz konu üzere dediğiniz yaşlarda, akıllı, uslu bir erkek çocuğun yurdumuzda var olduğunu ve eğer siz de kabul ederseniz gerekli yasal işlemlerden sonra evlat edinebileceğinizi bilmenizi isterim.
    -Nazım Bey :
    Süleyman Bey gerekli yasal işlemler için ne gerekiyorsa bunu bugün bitirelim ve bugün bu yavrucakla beraber yeni evine birlikte gidelim.
    -Süleyman Bey :
    işlemlerin en kısa sürede bitmesi için elimden geleni yapacağım. Siz hiç merak etmeyiniz.
    -Cevriye Hanım:
    Bundan hiç şüphemiz yok zaten yardımlarınız için teşekkür ederim.
    -Nazım Bey:
    Süleymancığım çocuğu şimdi görme fırsatımız var mı?
    -Süleyman Bey:
    Tabii ki var fakat çocuk şu an annesiyle birlikte oyun parkına gitti
    Cevriye Hanım biraz duraksar ve şaşkın bir şekilde:
    Annesi mi? hani bu çocuğun kimsesi yoktu der.
    -Süleyman Bey:
    yanlış anladınız Cevriye Hanım bakıcı annesiyle ve diğer çocuklarla oyun parkında ben manevi annesini kastetmiştim..
    Nazım Bey ve eşi Cevriye Hanım Süleyman Bey’den kendilerini bahçeye çıkarmasını ister ve beraberce bahçeye çıkmak üzere Müdür Bey’in odasından çıkarlar.Bahçede diğer çocuklarla oyun oynayan Hasan’ı gören Nazım Bey duygulanır,aslında cevriye Hanım da çocuğu görür görmez biraz olsun etkilenir ve yılların belki de getirdiği bu özlem birikintisi üzerine içinden ne kadar da güzel yüzlü ve uslu bir çocuk diye geçirir kimseye belli etmeden,bakıcılarla oyun oynayan çocuklarla beraber Hasan’ı arkadaşlarından bir bakıcı annesi ayırır ve Nazım Bey, Cevriye Hanım ve Süleyman Bey’in de birlikte oturdukları bahçe de kamelyanın olduğu yere getirir ve bakıcı annesi yanlarından ayrılır.Cevriye Hanım çocuğu uzun uzadıya incelemeye başlar. Hasan siyah saçlı,buğday tenli ve ışıl ışıl parlayan mavi gözleri olan, Nazım Bey’in hayal ettiğinden daha da güzel bir çocuktu fakat diğer emsallerine göre çok suskun görünüyordu. Cevriye Hanım’ın adın ne senin tatlım sorusunu bile duymamazlıktan geliyor sadece tek bir noktaya bakıyordu o da Süleyman Müdür’ün gözlerinin içiydi.Sanki olanları anlamış ben gitmek istemiyorum der gibiydi. Henüz üç buçuk yasında olan Hasan belki de hayatının nereye sürüklendiğini ve kendisini nelerin beklediğini bilmeden öylece kalakalmıştı mahzun bir yüz ifadesiyle yeni insanlar ve yeni bir yaşam için hazır olmak nedir sorusunun dahi cevabını veremeden çocukluğunu bu insanlarla geçirmeye mahkum edilmisti sanki kader tarafından..bir an bu kadının sorduğu soru aklına geldi ve geç de olsa adının Hasan olduğunu söyleyebildi. Cevriye Hanım kendisinin yanına oturmasını söyledi ve söyleneni yaparak yanına oturdu.Hasan yine ilk baştaki sessiz ve endişeli haline bürünür,Cevriye Hanım’ın sorduğu başka sorulara yine sessiz kalmıştı.Artık yasal işlemlerin tamamlanıp yerine getirilmesiyle küçük Hasan’ın da gitme vakti gelmişti.Yuvadaki diğer arkadaşlarıyla ve bakıcı anneleriyle görüştükten sonra kapıda bekleyen Süleyman Bey’le son kez görüşüp ağlayarak Cevriye Hanımla beraber arka tarafına oturur.Nazım ve Süleyman Bey de karşılıklı temennilerle Nazım Bey’in teşekkürü bu ziyareti sonlandırarak beraberce yuvadan ayrılırlar.Bir müddet sonra evin bahçe kapısından içeri arabayla girerler.Nazım Bey arabayı durdurarak beraberce arabadan inerler.Hasan ilk defa bu kadar büyük bahçesi ve meyve ağaçları bulunan muhteşem bir ev görür.Hasan’ın gözünün ilk takıldığı yer kocaman bir çocuk parkı olur daha sonra Hasan yeni ailesi olan Nazım Bey ve Cevrye Hanımla beraberce eve girerler.Cevriye Hanım Hasan’ı yeni evde bazı odaları gezdirmeye başlar ve en son kendisinin sürekli kalacağı odasına götürür.
    -Cevriye Hanım :
    Hasan, evladım bu oda artık senin ve bizler de senin yeni aileniz
    hasan hayatında ilk defa bu kadar güzel ve büyük bir oda görüyordu. Odanın içerisinde her turlu oyuncak ve elbise, ayakkabı vardı. Belli ki bu oyuncaklar çok önceden düşünülüp buraya konmuştu , elbet Nazım Bey ve Cevriye Hanım için zor olan bu hayali odada bulunan eşyalar sonunda sahibi Hasan'ı bulmuştu.
    Hizmetçiler dahi Hasan’ın gelişine sevinmiştir . Çünkü Cevriye Hanım ilk defa bu kadar güleryüzlü ve kendilerine bu kadar iyi davranıyordu. Cevriye Hanım da kendindeki bu değişikliğin ne olduğunu anlayabilmiş değildi. Belki de uzun yılların vermiş olduğu özlemin bir dışa yansımasıydı bu...Akşam olduğunda aşçı başı nefis yemekler yapmış ve hizmetçiler güzel bir sofra kurmuştular,Nazım Bey ve Cevriye Hanım’a sofranın hazır olduğunu bildirdiler.hep beraber sofraya oturan Hasan ve yeni ailesi sevinçli bir şekilde yemeği bitirdikten sonra kalkarak artık Cevriye Hanım’ın Hasan’ı odasına götürmesini söyler Nazım Bey. Cevriye Hanım Hasan’ı yatağına yatırdıktan sonra büyük salona Nazım Bey’ in yanına gelerek hizmetçiden ikisi için bir kahve yapmasını ister ve buna Nazım Bey de memnun kalır. Birbirlerine mutlu bir sekilde bakan Nazım Bey ve Cevriye Hanım mutluluklarını dile getırerek hıc bu kadar mutlu olmamıstım der cevrye hnm nazım bey e...yılların verdiği çocuk hasreti sanki burada son bulmuştu Nazım Bey’in de sevinci gözlerinden okunuyordu bu arada. Bugünden sonra onlar için yeni bir hayat başlıyordu. Vakit geç olmuştu Nazım Bey ve Cevriye Hanım’ın uykuları gelmiş odalarına çıkmak üzere büyük salondan ayrılmışlardı.Bu arada hasan kocaman yatağında günün yorgunluğu ile birlikte buraya nasıl ve ne amaçla geldiğini düşünüyordu.Tüm bunları hafızasından geçirmekte ve Hatice Nine’yi,babasını bir daha görüp göremeyeceğini hayal ediyordu. Bu düşünceler içerisindeyken Hasan bir anda kendisinden geçer ve düşüncelerinin geri kalan kısmını rüyasında görmeye başlar. Sabah olmuş güneş başka ısıtıyordu Nazım Bey’in ve Cevriye Hanım’ın evlerini, bir koşuşturma içerisinde sabah kahvaltısı için hazırlık yapılıyordu. Bu arada evin beyi ve hanımı çoktan uyanmışlardı. Cevriye Hanım Nazım Bey’e dönerek çocuğun uyanıp uyanmadığını görmek için odasına gideceğini söyler ve yanından ayrılır. Cevriye Hanım odanın kapısını açtığında bit telaşa kapılır, çünkü hasan yatağında değildir. Telaşla merdivenlerden hızlı hızlı aşağıya inerek Nazım Bey’e Hasan’ın odasında olmadığını söyler. Evde hasan için büyük bir endişe vardır , herkeste ayrı bir telaş...Nazım Bey, Cevriye Hanım ve evdeki hizmetliler evi aramaya başlarlar. Cevriye Hanım Hasan’ın lavaboya kalkacağını düşünerek hemen lavaboya hızlı adımlarla gider. Cevriye Hanım Hasan’ı burada da bulamaz. Bahçeye çıkar ve ağaçların etrafına çiçek ekmekte olan bahçıvanın yanında olduğunu görür. Belli ki evin bahçıvanı Hasan’ın dikkatini çekmiş ve oraya kadar kendisini sürüklemişti. Cevriye Hanım derin bir soluk almış ve Hasan’ın bahçede olduğuna sevinmişti.Bahçıvan’a dönerek
    -Cevriye Hanım:
    Rıza Efendi bu çocuğun bu saatte senin yanında ne işi var?
    -Bahçıvan Rıza:
    hanımım küçük bey ben çiçeklerle uğraşırken ilgisini çekmiş olsa gerek ki yanıma geldi.Ben de bir şey diyemedim.
    -Cevriye Hanım:
    O halde bize neden bana haber vermedin Rıza Efendi.
    -Bahçıvan Rıza:
    Hanımım bahçeden dışarı çıkmadığı için haber verecek bir durum olmadığını düşündüm. Efendim, yanımda olduğundan dolayı güvende olduğunu düşündüm.
    ve çevriye hanım çocuğun elinden tutarak kahvaltıya götürür.Nazım Bey de bu arada evin kapısında bekler, onları görür, telaşlanacak bir durumun olmadığını sezer.Nazım Bey kendisine doğru gelen hasan ve Cevriye Hanım ile birlikte kahvaltıya dönerler.Cevriye Hanım Hasan’a güzelce kahvaltısını yapmasını söyler, sütünü bitirmek istemeyen Hasan’a kızar.Nazım Bey Cevriye Hanım’a çocuğu zorlamamasını söyler.Bu arada Hasan istemeyerek de olsa sütünü içip bitirir.Nazım Bey işe gideceğini söyleyip evden ayrılır.Cevriye Hanım kahvaltısını bitiren hasanı odasına götürür ve Hasan’a yeni elbiselerini giydirir.Yeni elbiselerini Hasan çok sevmiştir.Yurt hayatından kopan Hasan ilk defa böyle güzel elbiseler giymiştir.Sevinçle birlikte Hasan aynanın karşısından ayrılmak istemez.Hasan’ın mutlu olduğunu gören Cevriye Hanım da kendisini mutlu ve huzurlu hisseder.Çünkü onun için her şey Hasandır artık.Hasanla birlikte dolaşmak isteyen Cevriye Hanım dışarı çıkarlar.öz evladı olmayan hasanı öz evladıymış gibi kabul eden Cevriye Hanım hasana adeta bu yaşına kadar yaşamadığı anne sevgisini, anne özlemini o anda unutturur.Şoförüyle beraber Cevriye Hanım lunaparka giderler.Lunaparktaki atlı karıncalara,çarpışan arabalara,dönme dolaba ve diğer çocukların oynadığı oyuncaklarla beraber Hasan’ı geç vakte kadar eğlendirir.Hasan günün nasıl geçtiğini yediği kağıt helvanın, pamuk şekerin ve dondurmanın tadına o gün anca varabilmişti ve belki de hayatında ilk defa bu yiyecekleri tatmış ve değişik duygular hissetmişti.Cevriye Hanım şoförüne hazırlanmasını emretmiş, Hasan’ın da elinden tutarak arabaya yönelmişti.Bu dönüş belki Hasan’ın hoşuna gitmedi ama son olmadığını da hissetmişti.Bir müddet sonra Cevriye hanım ve Hasan eve varır, çok yorulmuş olan Hasan odasına çıkar ve hemen uyur.Öte yandan Cevriye Hanım akşam yemeği için hazırlık yapan hizmetçileri kontrol eder.Herşeyin yolunda olduğunu gören Cevriye Hanım gezintinin vermiş olduğu yorgunluğu üzerinden atmak için odasına çekilir.Bu arada akşam yemeği için hazırlıklar devam etmektedir.Akşam Nazım Bey’in işten dönüşüne bir saat kala Cevriye Hanım hizmetçilere sofranın kurulmasını emreder, hizmetçiler sofrayı kurmaya başlarlar. Akşam yemeği için Cevriye Hanım gidip Hasan’ı uyandırır. Hasan ile birlikte aşağıya inerken tam bu sırada Nazım Bey elinde hediyelerle içeri girer. Bunu gören hasan hemen Nazım Bey’in yanına koşar ve hediyeleri elinden alır. İşin verdiği koşuşturmayla bir hayli yorulan ve kurt gibi acıkan Nazım Bey hemen sofraya yönelir ve ailece sofraya otururlar, yemeğe başlarlar, yemeğin ardından Nazım Bey eşine;
    -Nazım Bey:
    karıcığım bugün neler yaptınız?
    -Cevriye Hanım:
    Hasan ile birlikte biraz gezdik ama çok eğlendik.
    -Nazım Bey:
    hım! pekiyi nereleri gezdiniz?
    -Cevriye Hanım:
    Lunapark’a gittik, kağıt helva yedik,atlı karıncalara bindik...
    -Hasan:
    Dönme dolaba bile bindik baba!
    Hasanın Nazım Bey’e ilk defa baba demesi Nazım Bey’i çok etkilemiştir. Nazım Bey aynı zaman da bu şaşkınlığın içinde biraz duraksadıktan sonra Hasan’ı kucağına alır ve onu yanağından öper.
    -Nazım Bey:
    Öyle mi oğlum! çok sevindim. Keşke ben de sizinle birlikte olsaydım.
    -Cevriye Hanım:
    üzülme babası hafta sonu bir daha gideriz, sen de gelirsin.
    Masada muhteşem bir aile tablosu vardır. Eski mutsuz, hüzünlü aileden adeta hiç bir eser kalmamıştı.Yemeği bitiren ev ahalisi masadan kalkar ve hizmetçilere birer kahve yapmasını söylerler.Bu arada Hasan Nazım Bey’in aldığı hediyeleri büyük bir heyecanla açar.Paketlerde çeşit çeşit oyuncakları gören Hasan’ın sevinci gözlerinden okunur ve yatmadan önce onlarla bayağı oynar.bu arada nazım bey eşi Cevriye Hanım’ı da unutmamıştır.Ona ise güzel bir pırlanta yüzük almıştır.bunu gören Cevriye hanım mütevazi bir şekilde eşine dönerek böyle bir hediyeye hiç gerek olmadığını söyler ve hasanın ona en büyük hediye olduğunu dile getirir eşinin boynuna sarılır.Cevriye Hanım hizmetçilere Hasan’ı yatırmalarını söyler ve Hasan’ı öperek odasına gönderirler.Nazım Bey ve Cevriye Hanım da kahvelerini bitirdikten sonra yatmaya giderler.Sabah güneş sanki yine onlar için doğmuştu.Hasan, anne ve babasından önce kalkmıştı.Yatağından kalkan Hasan, anne ve babasının odasına gidip onları uyandırır.Evlerinde adeta sevinç fırtınaları esmekteydi,ev ahalisi günlerin nasıl geçtiğini anlamıyorlardı, adeta günler günleri kovalıyordu.Günlerden bir gün Cevriye Hanımda garip bir mide bulantısı, baş dönmesi, kusma gibi belirtiler görülür.Bu olaylar bir çok kez tekrarlar ve bunlar Nazım Bey’in gözünden kaçmaz.Israrla Cevriye Hanım’a doktora gitmesini söyler.Buna karşılık Cevriye Hanım doktora gitmemekte ısrarcı olur.Tam bu arada bir mide bulantısı daha olur ve Nazım Bey Cevriye Hanım’ı alarak hastaneye giderler.Aile hekiminin muayenesinden sonra çift tahlil sonuçlarını merakla beklemeye başlarlar.Belli bir müddet sonra sonuçları alan hekim tebessüm ederek çifti odasına çağırır,daha önceden bu çiftin çocuklarının olamayacağını bilen hekim şaşkınlık ve büyük bir sevinç içinde haberi çifte müjdeler.Haberi öğrenen Nazım Bey ve Cevriye Hanım hala olayın şokunu üzerlerinden atamamışlardır,bu duruma bir türlü inanamazlar.Hekim bunun tıp alanında gerçekleşmesinin imkanı olmadığını söyler ve bunun bir mucize olduğunu dile getirir.Büyük bir sevinç içinde mutlu çift evlerine gelirler ve ev ahalisine haberi verirler.Ev ahalisi de bu duruma en az onlar kadar sevinirler,evi büyük bir sevinç kaplar ve herkes çok mutlu,mesuttur.Olayı sonunda Hasan da öğrenir ama pek bir şeyin farkında değildir, tabii ileriki zamanlarda başına gelecekleri de bilemez.Daha Cevriye Hanım’ın çocuğunun olacağını öğrendiği ilk günden beri ona karşı ilgisinde bir azalma olduğu hiç gözden kaçmıyordu.Bu durumun farkında olan Nazım Bey ise Hasan’a kendini yalnız hissetmemesi için daha fazla ilgi gösteriyordu.Nazım Bey’in bilincinde üvey evlat düşüncesi artık yoktur.Hasan’ı öz evladı gibi kabul etmiştir. Cevriye Hanım’ın bu ilgisizliğine karşı Nazım Bey onunla konuşmayı düşünür ve bir gün işe gitmeden önce onunla odalarında konuşurlar.
    -Nazım Bey:
    Nedir bu hasana karşı ilgisizliğin?
    -Cevriye Hanım:
    Benim mi! öyle bir şey söz konusu olamaz.
    -Nazım Bey:
    Bunun sende farkındasın unutma ki Hasan da bizim çocuğumuz.
    -Cevriye Hanım:
    Elbette öyle ama öz çocuğumun yerini tutamaz.
    -Nazım Bey:
    Bunu, Hasan’ı evlat edinmeden önce düşünecektik, çocuğumuzun ölü doğduğunu düşünsene, Hasan’a o zaman da böyle mi davranırsın?
    der ve odadan çıkarak işine gider. Cevriye Hanım bu sözün ardından bütün gün bu konuyu düşünür fakat hala üvey evladın öz evladın yerini tutamayacağını düşünmektedir. Gün geçtikçe Cevriye Hanım’ın Hasan’a karşı tavırları daha da sertleşmiş ve artık ondan soğumuştur. Hasan Cevriye Hanım’ın bu tavırlarına bir anlam veremez. Gün geçtikçe kendini yalnız hissetmeye başlar.Nazım Bey ve evin hizmetçileri hasan’ın bu durumuna çok üzülürler, Hasanı eski haline döndürebilmek için büyük çaba sarf ederler. Hasan bu süreç içerisinde gün geçtikçe biraz daha büyümekte ve bazı şeylerin farkına varmaktadır. Kendisini mutsuz hisseden Hasan, 0Hatice ninesini, babasını ve olmayan annesini büyük bir özlemle aramaktadır. Hatta yurdu bile özlemiştir. Diğer yandan Nazım Bey Hasan’ın bu halinin daha da kötüye gitmemesi için onu kreşe yazdırmaya karar verir. Bunun Hasan için daha iyi olacağını düşünür. Cevriye Hanım ise bu olay karşısında tepkisizdir. Çünkü Hasan ile hiç ilgilenmiyordur. Diğer yandan da cevriye Hanım’ı doğum heyecanı sarmıştır. Beş ay sonra muayeneye giden Cevriye Hanım çocuğun cinsiyetinin kız olduğunu öğrenir ve sevinçten havalara uçar. Gerçek bir annelik duygusuyla yeni doğacak çocuğuyla ilgili sürekli planlar yapar. Artık Hasan’ı tam olarak unutmuş, o eski halinden eser kalmamıştır. Zavallı Hasan ise artık bu duruma alışmaya başlamış, kendisiyle ilgili alınan kararlara uymaya başlamıştır. Cevriye Hanım artık günlerinin yaklaştığını biliyordu ve bu ona büyük mutluluk veriyordu. Diğer yandan hamilelik duygusuyla Hasan’ı daha da dışlıyordu. Sanki Hasan artık o evde bir sığıntı gibiydi ve bir yabancıdan hiç bir farkı kalmamıştı. Allah’tan kreşe gidiyordu da akranlarıyla beraber oyunlar oynayıp yaşadıklarını bir an olsun unutuyordu. Ama eve dönünce aynı manzarayla tekrar karşılaşıyordu. Gün geçtikçe Hasan yeni arkadaşlarına alışmaya baslayıp onlarla daha çok beraber olma isteği artıyordu. Aksam olup eve geldiğinde bir tek Nazım Bey’e yakınlık duyuyordu çünkü Nazım Bey de Hasan’ı gerçekten oğlu gibi seviyor ve ona karşı içinde babalık hisleri besliyordu. Nazım Bey ara sıra Hasan’ı yanında kendi işyerine götürüp Cevriye Hanım’dan braz olsun uzak tutmaya çalışıyordu. Bunun Hasan için iyi olacağını ve kendisinin de Cevriye Hanm’la arasının açılmamasını düşünerek bu tur kısa ayrılıkları beraberce yasıyorlardı evden uzaklaşarak. Yine günlerden bir gün Hasan düşüncelere dalarak gerçek annesi olan Huriye’yi kendince hayal ederek onu dünyanın en güzel ve en iyi annesi olarak düşlüyordu. Aslında bu ilk değildi Hasan’ın yaptığı...aksam olduğunda Nazım Bey’le beraberce eve gelmiş odasına çıkmıştı.Akşam yemeğinin hazır olduğunu bir hizmetçi haber vermiş ve beraberce aşağıya yemek salonuna kadar inmişlerdi.Yemek masasında oturan Nazım Bey ve Cevriye Hanım yeni doğacak çocukları için sohbete dalmışlardı.
    -Nazım Bey :
    Bugün doktorla randevun vardı Cevriye gittin mi?
    -Cevriye Hanım :
    Evet gittim Nazım
    -Nazım Bey :
    Peki ne dedi doktor?
    -Cevriye Hanım :
    Çocuğumuzun ve benim sağlık durumumuzun gayet iyi olduğunu beslenmeme dikkat etmemi ve kendimi yormamam gerektiğini söyledi.
    -Nazım Bey :
    Umarım doktor beyin söylediklerini yerine getirirsin...
    -Cevriye Hanım :
    Hafıfçe gülümser ve başıyla eşine evet olurunu verır.
    karşılıklı bu konuşmadan sonra Hasan’ın da geldiğini gören Nazım Bey ve eşı Cevriye Hanım konuşmalarını bırakarak onun ellerini yıkayarak sofraya gelmesini söylerler.Hasan bunun üzerine ellerini yıkadıktan sonra sofraya gelip oturur.Kısa bir sessizlikten sonra yemek yemeğe başlanır ve bitirildikten sonra Nazım Bey ve Cevriye Hanım oturma odasına geçerek bir müddet burada televizyon izlerler.Sofranın başında Hasan’ın kafasından bazı düşünceler geçer ve eskisi gibi artık kendisi ile ilgilenilmediğini düşünür başkaca hayaller kurar.Hatice Nineyi, babasını ve yuvadaki arkadaşlarını özler.Bu yeni hayatın kendisine daha neler getireceğini düşünür ve merakla kendi kendine sorar hep bir takım soruları ama kendisi de bulamaz bu soruların cevabını...anne özlemi düşmüştür Hasan’ın durup dururken yüreğine ilk sarılıştaki Cevriye Hanım’ının sıcaklığını duymak istedi yüreğinde birden ne olduğunu anlayamadan ki bu onun için büyük bir mutluluk ve şanstı sanki bir an...hep anne özlemi ve acısı vardı tanıyamadan ve bilmeden öz annesini belki birgün çıkagelir diye bir umut beslemişti o küçücük dünyasında ve sımsıcak yüreğinde… Bu arada Hasan’ın yaşı ilerlemiş ve okula gitme vaktinin geldiğini Nazım Bey ve Cevriye Hanım dile getirmişlerdi bir ara, iyi bir okulda eğitim görmesini istemişti Nazım Bey Hasan’ın çünkü öz oğlu gibi seviyordu. Hasan’ı ilk gün olduğu gibi ve kanının kaynadığı bu küçük yavrucağa aynı yakınlık duyuyordu... tabii Cevriye Hanm’ın da fikrini öğrenmek istemiş ve ondan nasıl bır tavır alacağını düşünmüştü.
    -Nazım Bey :
    Cevriye, Hasan’ın artık okul çağı geldi iyi bir okula gönderelim ne diyorsun?
    -Cevriye Hanım :
    sen bilirsin bey nasıl istiyorsan öyle yap
    -Nazım Bey :
    Ama Cevriye Hanım senin fikrini öğrenmek istemiştim bu konu hakkında
    -Cevriye Hanım :
    Daha önce de söylediğim gibi fazlaca şımartmamanı isterim
    -Nazım Bey :
    Ama bu onun en doğal hakkı değil mi? Cevriye
    -Cevriye Hanım :
    Elbette hakkı ama sonradan tepemize çıkmasın ?
    -Nazım Bey :
    Nasıl konuşuyorsun Cevriye neden çıksın tepemize ?
    -Cevriye Hanım :
    Ben sana söyledim Nazım gerisini sen düşün?
    -Nazım Bey :
    Peki , Hasan ile ben ilgilenirim Cevriye
    -Cevriye Hanım :
    Ne istersen yap ama bana karışma Nazım Bey, ben de seninle Hasan’a karışmayım der.
    bu karşılıklı konuşmadan sonra Nazım Bey kendi başına Hasan hakkında karar alır ve onu iyi bir okula göndermeyi planlar. Cevriye Hanım’ın söyledkleri Nazım Bey’i biraz kızdırmış olsa da yine de Nazım Bey Hasan’ı sevdiğinden ötürü ona gerekli ilgi ve yakınlığı göstermekte kendini vazifelendirmiş sayar, en kısa zaman da Hasan’ın okula başlamasını düşünerek en yakında ve eğitimi güzel olan bir okula giderek oradaki öğretmenlerle görüşerek konuyu onlara danışır.Bu arada Cevriye hanım’ın da doğumuna sayılı günler kalmıştır... ve Cevriye Hanım tüm bu olaylardan habersiz bir an önce dünya’ya gelecek bebekle ilgili hazırlıklar yapmaya başlar, bebek elbiseleri ve oyuncaklarla dolu bir bebek odası hazırlar rengarenk... Elbet bunlar onun için yıllardır bekleyip de yapamadığı şeylerdi ama şu an onun tadını cıkartmakta ve gerısını düşünmemekteydi... Nazım Bey yine bir iş dönüşü evine yorgun argın gelmıs ve gunun yorgunlugunu atmak ıcın salona gecmıs, hızmetcılerden bır kahve yapmalarını ısteyerek oturmustu...bu arda cevrye hanım esının geldıgını fark ederek onu selamlamıs ve acıkıp acıkmadıgını sormustu.nazım bey fazla aç olmadıgını soylemıs ve bıraz dınlenmek ıstedıgını soylemıstı, bu arada bır kahvenın ıyı gelecegını de eklemıstı.cevrye hnm bugun yaptıklarını esı nazıma anlatmıs ve dunyaya geleck bebeklerı ıcın yaptıgı hazırlıkları tek tek anlatmıstı.elbet nazım bey sevınıyordu cocuklarının olacagına ama bu durumun hasanı dd etkıleyecegınden hıc kuskusuzz emındı.nazım bey hasan ıcın gereklı egıtımn alınmasını ve ıyı yetısmesını,topluma ve ınsanlara faydalı bır ınsan olması ıcın elınden gelen herseyı yapmaya calısıyordu.kahvesını ıcıp braz da dınlendıkten sonra hızmetcılerın ''yemek hazır'' efendım demelerı uzerıne cevrye hanm ve nazm bey yemege gecerler,bu arada nazım bey hasanın nerde oldugunu sorar hızmetcılere ve onun da gelmesını soyler.hızmetcıler hasanın odasında oldugunu soylerler.nazım beyı duyan hızmetcıler hassana hebr vererk asagıya bırlıkte ınerler.hep bırlıkte yemege oturan aıle sessız bır sekılde yemegı yedıkten sonra kalkan nazım bey,cevrye hnm hasanla konusamak ıstedıklerını soylerler.hasan meraklı bır sekılde ne oldugunu anlamaya calısır ama bır turlu ısın ıcınden cıkamaz,bu arada tekrar yuvaya mı donecegı endısesı tasıyarak kaygılanır hos ordakı arkadaslarını bazı kereler dusunerek onları ozler ama donmeyı de ıstemez ... cunku buradakı sahıp oldugu ımkan ve nazım beyın ılgısı onu bıraz olsun ordan uzaklastırmaya yetıyordu.butun bu dusuncelere dalmısken,nazım bey soze basladı.
    -nazım bey :
    hasan,yavrum senı ıyı bır okula yazdırmayı dusunuyoruz.
    -cevrye hnım :
    hasan senıı en yakındakı mahalle okuluna yazdıralım
    -nazım bey :
    cevrye hnm ben okul hakkında gereklı bılgıyı ogretmenlerden aldım ve ozel olan bu okulda okumasını ıstıyorum.
    -cevrye hnm :
    nazım bey ne gerek var ozel bır okulda okumasına canım sımdı
    -nazım bey :
    hasanın ıyı bır egıtım almasını ve meslek sahıbı olmasını topluma,bize faydalı olmasını ıstyorum cevrye
    -cevrye hnm :
    ne istersiz onu yapın nazım bey daha öncede karışmayacagımı söylemiştim size
    tüm bu olanlardan neye varacagını şaşıran hasan sesizce kalıp olanları dınlemış aklında tartıp ölçmüş nazım beyın de kendısıne yakın bir baba şefkati ile yaklaştığını kendisi için iyi olanı şeçtiğini düşünerek yanlızca nazım beye babacığım siz nasıl bilirseniz öyle yapın ve dediklerinizi yerine getirecegımden şüpheniz olmasın...gercı hasan cevrye hnımın neden boyle davrandıgını az cok bılıyordu ve eskısı gıbı ılgı gostermedıgını de... ama hasanın yapabılecegı birsey yoktu ama kendısı ıcın tek olumlu tarafı nazım beyın ona ılk gunku gubı halen aynı sevgıyı,ılgıyı gostermesydı ıste bu onun ıcın bır umuttu...hasan artık yalnızca okulu dusunur olmus ve belkı de daha ıyı olabılecegını ve yenı arkadaslarıyla daha ıyı vakıtler gecırecegını aklından suzrek bır bır dusuncelere varıyordu.tum bu olanlar karsısında cevrye hanım sessz ve tarafsız kalmıs artuk hasan ıcın herhangı bırsy dusunemez olmus,yıllardır ozlemını duydugu bebegın gelısını merak edıyordu.evdekı hızmetcıler de dunyaya yenı gelecek bu cocugu merak edıp duruyorlardı.ancak hasana alısan bu ınsanlar dogacak bu cocugun belkı hasan ıcın yararlı olacagını dusunuyorlardı.ama bu hıc de ıyı olmayacaktı hasan ıcın cunku cevrye hanım daha sımdıden bazı kararlar almaya baslamıs ve hasan a karsı tutumu bıraz daha degısmısti.gece gec vakıt olmus nazım bey ve cevrye hnm, planlanan okul kaydı ıle ılgılı ne yapacaklarını konusmuslar ve nazım bey yarın hasanla bırlıkte okula gıtmeyı cevrye hanıma soylemıstı.hasanı odasına yatmaya gondermısler ardından da kendılerı odalarına cıkıp uyumaya koyulmuslardı.

      Forum Saati Çarş. Mart 29, 2017 7:09 am