Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    LÖSEMİ DENİLEN İLLET - Ecem AĞDENİZ

    Paylaş

    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 61
    Kayıt tarihi : 20/03/09

    LÖSEMİ DENİLEN İLLET - Ecem AĞDENİZ

    Mesaj  Admin Bir Ptsi Ara. 27, 2010 6:41 pm

    Ne acıdır ki döner döner bakarız o maskeli yüzlere. Bir meraktır belki içimizdeki. Oysa nasıl hastadır onlar .Nasılda özlemle bekler o hastane odalarında ailesinden birilerinin gelmelerini, kaldıkları odanın kapısından gözlerini ayırmazlar. Bir tanıdık, bir anne, bir baba belki bir kardeş. Çoğu şeyin özlemi vardır içlerinde...
    Nedir bu lösemi denilen illet? Kan hücrelerinin özellikle de akyuvarların normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türü. İlerleyici bir seyir gösteren hastalığın belirtileri; hapis hücrelerin kan yapıcı organlarda normal hücrelerin yapımını engellemesi sonucunda ortaya çıkar.
    O kadar önemlidir ki o erken tanılar. Aslında her illet hastalıkta geçerli değil midir bu? Kimler lösemi hastalığının tehdidindedir? Lösemi bir kan hastalığıdır. Kanın yapım yeri kemik iliğidir.İliğin içerisindeki hücreler kendine benzer hücreler oluşturur ve çoğalarak kana geçer. Bu hücrelerdeki bozulmalar hastalığa neden olur. En çok 2-5 yaşlarındaki çocuklarda görülür.
    Ya lösemili çocukların okulda yaşadıkları problemler? Ailelerin yaşadıkları... Onlar ister mi ki yüzlerinde bir maskeyle okula gitmeyi? Onlar ister mi ki yüzlerindeki maske yüzünden arkadaşlarının onlara bir mikrop gibi bakmasını ya da yaklaşmamasını? Onlar ister miydi ki sevdikleri çoğu yiyeceği yiyememeyi? Oysa nasıl zordur tedavileri... Nasıl pahalı... Hele bir de tedavinin süreci yok mu öldürür insanı daha çok...
    Günler günleri kovalıyor zaman su gibi akıp geçiyordu. Herkes bir koşuşturma içinde dünyevi zevklerini tatmin etmeye çalışıyorlardı. Hayat denilen şu çarkın içinde iyi kötü güzel çirkin zengin fakir her türden insan bulunmaktaydı. Elif ise bu zıtlıkların arasında zengin dediğimiz toplum içinde yer alıyordu. İstanbul’un ileri gelen ailelerin kızıydı. Küçüklüğünden beri sürekli evinde batı tarzı müzik piyano dersleri almıştı. Sonunda kocaman bir kız olmuş üniversiteye gitme çağına gelmişti. Babası Alper Bey onu diğer aileler gibi devlet okuluna vermek istemiş fakat annesi Leyla Hanım buna müsaade etmemişti. Herhalde bu durumu kendine yediremedi. Öyle ya onlar gibi İstanbul’un en ileri gelen ailesi kızlarını devlet okuluna yolladı mı dedirteceklerdi arkalarından. Fakat bunlar olurken Elif’e fikrini soran olmadı. Her zamanki gibi yine son kararı Leyla Hanım verecekti. Ne Elif ne de Alper Bey’in sözü geçecekti. Elif annesinin bu diktatörlüğünün vermiş olduğu korkuyla çıkıp karşısına kendinin ne istediğini bile söyleyememişti. Aslında çok kararlıydı kesin söyleyecekti ama annesinin babasıyla olan konuşmasını duyduktan sonra buna cesaret bile edememişti. Halbuki o da babası gibi düşünüyordu. Atık diğer insanlar gibi gülüp eğlenmek onlar gibi devlet okullarında okumak istiyordu. Küçüklüğü hep annesinin zoru ile özel ders almakla geçmişti. Artık annesinden bağımsız düşünmek onsuz bir şeyler yapmak istiyordu. Alper Bey çok dil dökmüştü Leyla Hanım’a ama ne fayda Leyla Hanım’ın inadı yine ağır basmıştı. Leyla Hanım köklü bir aileden geliyordu. Kendisi yurt dışında yetişmiş zengin dediğimiz kesimlerdendi. Alper Bey ise orta halli bir aileden geliyordu ve avukattı. Leyla Hanımla Alper Bey evlenirken ikisi de birbirine çok aşıktı. Evlendikten belli bir zaman sonra Leyla Hanım’ın evine yerleşmişti yani iç güveysi olarak gitmişti. İlk zamanlar her şey yolunda gidiyordu; fakat gün geçtikçe Leyla Hanım aksini iddia etse de kocasını hor görüyordu. Sürekli ailesini iğneleyip küçümsüyordu. Alper Bey sesini çıkarıp tek bir laf dahi etmezdi. Yaptığı tek şey çok çalışmaktı. Bazen olurdu ya odasından günlerce çıkmazdı. Leyla Hanım’ın sözleri onu çok hırslandırırdı. Bazen dayanamaz onunla kavga bile ederdi. Elif ise onların bu hallerini görünce böyle bir anne babası olduğu için utanırdı. Elif’i bu zamana kadar hep dadısı yetiştirmişti. Onun üzerinde annesinin pek bir emeği yoktu. Dadısı saçlarını tararken bile her zaman onun yerinde annesinin olmasını isterdi ama bu pek mümkün olmazdı. Leyla Hanım’ın gitmesi gereken dernek toplantıları, yapılması gereken işleri vardı. Onun için hayatta her şey çalışmaktı. Gözlerini hep para hırsı bürümüştü. İnsanlara hep üstten bakmayı kibirli davranmayı çok severdi. Evindeki çalışan hizmetliler bile ondan nefret ederlerdi. Elif annesinin bu durumundan çok utanırdı. Çevresinde arkadaşım diyebileceği tek bir arkadaşı bile olmadığından dadısından başka kimseye derdini anlatamazdı. Belki de annesinin bilmediği şeyler hep dadısında saklıydı. Dadısı Elif’in bu durumuna çok üzülürdü. Ne yazık ki Elif’in derdine ortak olmaktan başka bir şey gelmiyordu elinden. Koskoca kız olmuş artık onun hayatı hakkındaki kararları bile annesi veriyordu. Gerçekten bu çok acı bir durumdu. Elif sonunda babası ile konuşma kararı almıştı. Ne olursa olsun artık özel bir okula gitmek istemediğini diğer insanlar gibi yaşamak istediğini söyledi. Babası Elif’in bu düşüncelerine hak verdi ama Leyla Hanım gibi büyük sorunu nasıl aşacaktı? Ne yaparsa yapsın kendini dinletemeyeceğini biliyordu. O yüzden Alper Bey tek çare olarak kayınpederini görmüştü. Gidip onunla konuşup Elif’in devlet okuluna gitmek istediğini diğer insanlar gibi yaşamak istediğini fakat Leyla Hanım’ın buna bir türlü müsaade etmediğini anlatacaktı. Ertesi sabah olduğunda ise bu kararını uygulamaya koymak üzere kayınpederinin evine gitti. İlk önce lafa nereden başlayacağını bilememişti. Çünkü onunda Leyla Hanım gibi düşünmesinden korkuyordu. Ama ne olursa olsun söyleyecekti. Ortada canından çok sevdiği Elif’in hayatı vardı. Evin hizmetçisi kahvelerini getirdi. Alper Bey ise birkaç yudum alıp lafa nereden başlayacağını düşünürken kayınpederi Cemil Bey durup dururken damadının evine gelişini merak eden gözlerle bakıyordu. Sonunda dayanamadı ve sordu:

    —Hayırdır Alperciğim bir sorun mu var?Sen böyle durup dururken gelmezdin buraya .
    Bu soru karşısında sonunda söyleme kararı aldı ve lafa girdi :

    —Cemil Bey buraya gelme nedenim Elif .

    —Hayırdır ne oldu torunuma bir şey mi oldu çabuk söyle.

    —Durun durun merak etmeyin önemli bir şey yok.

    —Peki nedir sorun o zaman.

    __ Bildiğiniz üzere Elif bu yıl üniversiteye başlayacak. Kendisi devlet üniversitesine gitme taraftarı tabi bende. Kendisi artık diğer insanlar gibi ayrıcalıksız yaşamak arkadaşlık kurmak istiyordu. Fakat kızınız Leyla Hanım buna bir türlü müsaade etmiyor. Elif çok üzgün artık evde bizimle ne oturuyor ne de gülüyor. Hayata küsmüş durumda. Sizden bu konuda yardım alamaya geldim.

    —Hay hay elimden gelen ne ise yapmaya hazırım.

    —Sizden isteğim kızınızla konuşup onu ikna etmek. Kızımın gözlerimin önünde üzgün olmasına dayanamıyorum. Tabi sizde büyükbabası olarak torununuzun üzülmesini istemezsiniz öyle değil mi?

    —Tabi ki de o sizin evladınız benimde torunum ben hemen Leyla ile konuşurum. Onu bu konuda ikna etmeye çalışırım.

    —Peki o zaman çok teşekkür ederim Cemil Bey.

    —Hoş çakalın.

    —Hoş çakal Alperciğim torunuma çok çok selam söyle. Kafasını böyle şeylere takıp da kendini üzmesin olur mu? Onu çok sevdiğimi de iletirsen sevinirim.

    —Baş üstüne babacığım söylediklerinizi iletirim.

    —Güle güle.

    Bu konuşmalar ardından Cemil Bey damadını kapıya kadar yolcu eder. Alper Bey ise yüzünde bir tebessüm ile arabasına biner. Eve giderken ise bu konuşmaları tekrar tekrar gözden geçirir. Acaba Cemil Bey bu konuyu halledebilecek miydi; yoksa Leyla Hanım galip gelip onun dediğimi olacaktı. Bu düşüncelerle devam ederken nihayet evine gelmişti. Leyla Hanım’ın yüzü asıktı. Alper Bey ile konuşmak için ağzından laf alınması gerekiyordu. Alper Bey karısının bu haline hiç aldırış etmeden direk Elif’in odasına çıktı. Kızını karşısına alıp Cemil Bey’in söylediklerini iletti. Elif büyükbabasının söylediklerine babasının ağzından duyunca sevinçten babasına sarıldı. Bu sırada Leyla Hanım ise aşağıdaki salonda kitabını okuyordu. Bir an telefon çaldı. Arayan Cemil Beydi. Cemil Bey durumları ona aktarıyor olacaktı ki Leyla Hanım’ın yüz ifadesi değişmeye başlamıştı. Babasının söylediklerine karşı gelemiyordu. Mecburen her dediğine evet demek zorunda kalmıştı. Alper Bey ve Elif Leyla Hanım’ın telefonda konuştuğunu duyunca kulak misafiri oldular ve dinlemeye başladılar. Leyla Hanım telefonu kapatmıştı. Bir anda yüzü asılmıştı. Elif ve Alper Bey onun bu halini görünce sonunda ikna olduğunu anlamışlardı. Elif bu sefer çok mutluydu. Yine babasına sarılarak ona teşekkür etti. Sonra koşarak odasına gitti ve büyükbabasını arayarak teşekkür etti. Sanki bugün dünyalar Elif’in olmuştu. İlk defa kendi istediği bir karar uygulamaya koyulacaktı. İlk defa annesinin değil de kendi istediği olacaktı. Elif o gün sürekli hayaller kuruyordu. Fakat onların yanında korkularda vardı ya gittiği okulda onunla kimse arkadaşlık kurmazsa ya tek başına kalırsa? Fakat Elif’in heyecanı bu korkularını bastırmaya yetmişti. Bir an önce gidip tercihlerini yapıp sonucun gelmesini istiyordu. Ertesi sabah ertesi sabah erkenden uyanıp tercih kılavuzunu incelemeye başladı. Elif diğer öğrencilere göre gayet iyi puan almıştı. Babası gibi avukat olmak istiyordu. Tercih formunu inceledikten sonra koca bir tercih listesi yapıp onları elemeye başladı. En sonunda aralarında İstanbul’un olduğu on şehir seçti. Elif çok mutluydu. Tercih formunu doldururken elleri titriyordu. İlk defa kendini önemli hissetmişti. İlk defa kendi hayatıyla ilgili kararı kendi veriyordu. Bilgisayarın başında oturdu ve tercihini yapmaya başladı. Onaylatıp çıktısını aldı bir sevinçle koşa koşa salonda oturan annesin babasının yanına gitti. Tercih listesini annesine uzattı. Annesi hiç memnun olmasa da babasının korkusundan bir şey diyemiyordu. Alper Bey ise kızını mutlu görmekten çok hoşnuttu.

    15 .08.2007
    Tüm ev halkı sabah çalan zil sesine uyandı. Gelen postacıydı yine bir yığın fatura davetiye dergi... Alper Bey postacıdan zarfları aldı. Daha sonra bakmak üzere masanın üstüne bıraktı ve hazırlanmak için yukarı çıktı . O sırda Leyla Hanım geç kaldığı konferansa yetişmek için arabasını garajdan çıkarıyordu. Alper Bey ise Leyla Hanım’ın onu öpmeden gitmesine şaşırmış içten içe de alınmıştı. Aklından türlü türlü düşünceler geçerken kızını uyandırmak aklına geldi. Hazırlanıp doğruca Elif’in odasına gitti. Elif öyle masum uyuyordu ki saflığı ve temiz yüreği adeta yüzüne yansımıştı. Alper Bey onu öylece izlerken Elif gözlerini araladı babasına bakıp gülümsedi sonra yataktan kalkıp:

    __ Günaydın baba diyerek babasını öptü.

    Elif babasına inanılmaz hayranlık duyuyordu onun gibi çalışkan bir avukat olmak istiyordu. Adalet, hak ve hukuk için savaşan aydın bir insan olmak istiyordu. Baba kız öylece sarılmışken dadının sesi yükseldi:

    —Kahvaltı hazır diyordu.

    Alper Bey aşağı inip kahvaltı masasına oturdu ardından Elif indi. Alper Bey gazetesini okurken Elif de kahvaltısını ediyordu. Birden gözüne masanın kenarında bulmaca gazetesinin altında duran zarflar çarptı bakmak üzere eline aldı. Öylece bakarken:

    __ “İnanmıyorum” dedi Elif.

    Alper Bey gazetesini indirip şaşkınlıkla kızına bakıp ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

    __ “Tercih sonuçları gelmiş” diye ekledi Elif.

    Alper Bey heyecanlı bir şekilde kızına bakıp sonucu söylemesini bekliyordu.


    __“Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi” diye çığlığını attı.

    Elif ve babasına sarıldı. Baba kız çok mutluydular. Alper Bey de Ege mezunuydu.

    __“Ege bambaşkadır” deyip duruyordu.
    Elif çok heyecanlanmıştı. İlk defe yuvasından çıkıp başka bir şehirde yaşayacaktı. Bu düşünceler onu hem mutlu ediyordu hem korkutuyordu. Bu düşünceler arasında gidip gelirken Alper Bey:

    __“Bu güzel haberi annene de verelim” dedi.

    Telefona büyük bir heyecanla sarıldı. Karısana mutlu haberi verdi. Leyla Hanım beklediği tepkiyi vermemişti. Fakat Alper Bey onun bu tavırlarına hiç de aldırış etmedi. Alper Bey en az kızı kadar mutluydu. 4 yıl sonra onun kanatları altında yürüyeceği aklında geldikçe bir kez daha mutlu oluyordu. Avukat babanın avukat kızıydı o artık. Alper Bey için bundan daha gurur verici bir şey olmazdı. Leyla Hanım ise yine hiç memnun değildi.

    __“Şurada bizim yanımızda bir özel üniversitede okusan ne olurdu” diye söyleniyordu sürekli.

    Elif annesine aldırış etmiyordu. Kendisini anlamasını da beklemiyordu. Ama Alper Bey onun için öyle değildi. Leyla Hanım’ın aksine Elif’in ne hissetiğini gayet iyi anlıyordu.

    __“Kayıt günü beraber gidelim” dedi Alper Bey. Elif ise karşı çıktı yalnız gitmek istiyordu. Alper Bey bu sefer onun gibi düşünmüyordu. Onunla kayda gitmekte kararlıydı. Kayıt günüde biricik kızını yalnız bırakmıyor karsı çıkmak kendi kanatlarımla uçacak kadar büyümedim mi? demek var ya… Eski günlerdeki anılarını solumaktan alacağı keyfi ve benim çiçeği burnunda Egeli oluşumdan duyacağı gururunu engellemeye gönlüm razı değildi. Direksiyon başındaki neşeli hali gözlerinin derinliklerinden dışarı yansıyan sevinç cıvıltısı. Böyle davranmakla ne kadar doğru hareket ettiğimi fısıldıyor bana.

    __“Sana da küçük bir araba alırız” diyordu Alper Bey. Ulaşım sorunun olmaz.


    Elif ise babasının onunla gelmesine sesini çıkarmamıştı ama bu araba olayına şiddetle karşı çıkıyordu. Böyle bir teklifte bulunması çok hoştu ama Elif öğrenciliğini öğrenci gibi yaşamak istiyordu. Alper Bey’in yüzündeki gülümse daha da canlanıyor. Kızını kendi çizgisinden yürüdüğünü görmekten gayet hoşnut yarattığı tabloyu izleyen ressam gibi bakıyordu kızına. Karşında duran gerçektende onun eseriydi. İnsanları sevmeyi değer vermeyi parayı pulu değil kişisel zenginliği hep babasından öğrenmişti. Sabah saat 8’de kampusa varmışlardı. Kampusun içerisi ana baba günü denecek kadar kalabalıktı. Kimi yalnız gelmiş kimi annesiyle kimi babasıyla. Herkesin içinde buruk bir sevinç vardı. Çoğu farklı şehirlerden gelmiş bilinmez bir boşluğa düşmüş gibiydiler.


    Öğrenci işlerinin önünde uzun bir kuyruk vardı. Öğrenci işlerinin önünde uzun bir kuyruk vardı. Elif sıraya girdi. Alper Bey ise yolculuğun verdiği yorgunlukla bitkin düşmüştü. Bir banka oturup şöyle bir etrafına bakmaya başladı.


    __“Ege” diye iç geçirdi.

    Gençliğinin en güzel yılları burada geçmişti. Her şey bıraktığı gibiydi. Alper Bey gözlerini kapatıp kısa bir zaman yolculuğuna çıktı. Korna sesiyle irkildi. Aklına gidip Elif’e bakmak geldi. Önünde bir kişi vardı. Alper Bey oraya gidip kayıtta Elif’in yanında durdu. Alper Bey kendini tanıtıyor. Övünmeyi sevmeyen kendisine ayrıcalıklı davranılmasından nefret eden yapısına ters bir yaklaşımla hak ettiğine yürekten inandığı farklı bir ilginin gösterilmesini bekliyor. Görüyor da...
    Elif in ilk okula kayıt olacak küçük bir kız olmak pek hoşuna gitmese de babasının coşkulu gururuna gölge düşürmemişti. Elif bir adım geride kayıt işlemlerinin tamamlanmasını beklerken fakültenin tarihçesini ve kuruluş öyküsünü içeren küçük kitapçığı incelemeye koyuldu.

    Ege Üniversitesi’nde bir Hukuk Fakültesi kurma düşüncesi, Kurucu Rektörümüz Ora. Prof. Dr. Muhittin EREL zamanında başlamıştır. 1959 yılında Rektör EREL, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyeleri’nden Doç. Dr. Kudret AYİTER’ “İzmir’e gel, Hukuk Fakültesi’ni kurma işini üstlen!” teklifinde bulunmuştur. Doç. AYİTER, dersinde tek öğretim üyesi olduğunu, fakültesini yüzüstü bırakamayacağını, ancak her türlü katkıda bulunabileceğini söylemiştir. Üniversitede eksikliği sürekli olarak hissedilen Hukuk Fakültesi’ni kurma girişimleri İkinci Rektör, Prof. Dr. Mustafa ULUÖZ ve sonraki rektörler tarafından da devam ettirilmiştir.

    Dışarı çıktıklarında Alper Bey Elif’in kolundan tutup üniversite yıllarında arkadaşlarıyla sürekli gittiği çay bahçesine götürdü. Buraya gelip de buradan çay içmeden gitmek olmaz diyordu. Elif bir başka ilke daha babasıyla adım atmıştı. Kuşkulu ürkekliğiyle babasının yanında yürüyordu. Parkın içine girer girmez bambaşka bir dünyayla kucaklaşıyorlardı adeta. Burası harika diye bağırdı. Elif meraklı gözlerle etrafı inceliyordu. Hemen girişteki panaromik manzaraya hakim çay bahçesinin, hasırdan yapılmış bodur taburelerine karşılıklı oturuyor baba kız. Alper Bey çayın yanına yiyecek bir şey ister misin diye gülerek soruyor . Alper Bey Elif’in çayla pek arası olmadığını çayı ancak bisküvi, kurabiye yanında yada kahvaltıda lokmaları yutmasını kolaylaştıran bir yardımcı niyetine içtiğini büyümüşlüğü kanıtlamak ister gibi;
    __ ‘‘İstemem’’dedi.

    Kararlılıkla;

    __ ‘‘Bu kez tek başıma içeceğim çayımı.” dedi.


    Birden kalabalıklaşıyor etrafları üstü başı perişan yüzler, kirden esmerleşmiş bir grup sokak çocuğu, bağıra çağıra yanlarından geçiyordu.


    __ ‘‘İlk anda seni saran büyücü havaya aldanma.” diyor. Alper Bey.

    Geceleri tam bir gariban barınağıdır burası. Karşıdaki görkemli otellerin görkemli bahçelerine benzemez buralar. Alper Bey bir ara gözlerini uzaklara dikiyor. Anlatmak istediği bir şeyler var. Uygun sözcükleri seçmek ister gibi uzunca bir süre suskun kaldıktan sonra konuşmaya başlıyor.


    __ Yaşam yolun çizildi Elif, bu yolda kimlerle ve nasıl yürüyeceğine sen karar belirleyeceksin. Şunu unutma ki annen ve ben yanında değilsek de ömrümüz elverdikçe hep arkanda olacağız.

    Elif ise sohbetin ciddi bir yöne sapmasından duyduğu sıkıntıyla


    __ ‘‘Bundan eminim.” diye ağzının içinde gevelemeye başladı.

    Alper bey onu duymamış gibi sözlerine devam ediyordu.


    __ ‘‘Bilirsin her fırsatta öğütler yağdıran, kuralcı bir baba olmadım. Ancak en önemli kavşak noktasında rotanı çizerken bir şeyler söyleme gereği duyuyorum. Fazla uzatmayacağım. Bugüne kadar bizlerden, yani annenden ve babandan alacağını aldın diye düşünüyorum onun için her durumda dikkat et! Biz verdik demiyorum çünkü sen aldın! Bundan sonrası sana kalmış.
    Elif gülüveriyor.

    __ “ Duyan da beni kapının önüne koymaya hazırlanıyorsunuz sanacak.”

    __“ Olur mu hiç? ” diye gülüşünü paylaşıyor.

    __ “ Babalık işte … Yeri geldi mi konuşulması gerekenleri söyleyecek ki içi rahat etsin! Sende bilirsin bizim her konuda sana olan güvenimiz sonsuz diye.Arkadaş seçiminde biraz dikkatli olmanı istiyorum canım kızım!” diyerek kızına öylece baktı.


    __ “ Tabi ki de babacığım …”

    Elif de babasına öylece bakakaldı derken zaman bayağı geçmişti. Öğlen olmuştu.
    Çay bahçesinden kalkıp, gelmişken yurda kaydını yaptırmak için oranın yolunu tuttular. Alper Bey Elif’in evde kalmasını istiyordu. Elif ise yurtta kalmakta direniyordu. Yurt kapısına geldiklerinde Alper Bey Elif’e dönerek tekrar sordu :


    __ “ Elif’çiğim yurtta kalmak istediğinden emin misin?”


    __ “Evet babacığım eminim bu konuda kararlıyım çünkü henüz ev sorumluluğu alacak kadar hazır değilim.”


    __ “Peki.” diyerek kafasını salladı.

    Yurdun kapısından girip ikinci katta bulunan yurt müdürünün yanına çıkıp kaydını yaptırdılar. Artık eve dönme zamanı gelmişti, arabalarına binip yola çıktılar. Bayağı yorulmuşlardı. Elif yol boyu suskundu. Alper Bey ise hiç susmuyor sürekli Elif’e bir şeyler anlatıyor. Elif ise kendi dünyasında dört sene geçireceği şehri düşünüyordu. “ Acaba başarabilecek miyim?” diye. Uzun süren yolculuğun ardından artık evlerindeydiler. Eve vardıklarında kapıyı dadı açtı. Elif’e uzunca sarıldı ve gözünden yaşlar aktı. Elif’in üzerinde emeği çoktu. Elif’i kendi evladı gibi büyütmüş her başı sıkıştığında yanında olmuştu. Ayrılık ikisi içinde zor olacaktı. Ama Elif bir genç kız edasıyla dik ve güçlü duruyordu. Salondan içeri girdiklerinde Cemil Bey ve Leyla Hanım bir şeyler konuşuyordu. Geldiklerini bile duymamışlardı. Elif dedesine sarıldı ve dedesi Elif’e:

    __ “Seninle gurur duyuyorum ileride baban gibi çok iyi bir avukat olacaksın” dedi.

    Elif dedesine bir kez daha sarıldı ve kulağına:

    __ “Senin sayende dedeciğim” diye fısıldadı.

    Leyla Hanım geldiklerine sevinmişti. Fakat yine her zamanki gibi söyleniyordu. Babasını gördüğü gibi kızına da o gözle bakıyordu. Küçüklüğünden beri Elif’i kendi gibi büyütmeye çalışsa da o her seferinde babasının kızı oldu. Leyla Hanım’ın telefonu çaldı telefona baktı ve rengi değişti. Telefonu açmak için çalışma odasına gitti. Alper Bey Leyla Hanım’ın hareketlerine anlam vermeye çalışıyordu. Elif çok yorgundu gözlerini açamıyor, oturduğu yerden uyukluyordu. Alper Bey Elif’e odasına çıkıp uyumasını söyledi. Elif herkese iyi geceler dileyerek odasına çıkmak için merdivenlere doğru yürüdü. Tam merdivenlerden yukarı çıkarken annesinin telefonda:

    __ ”Şu an seninle konuşamam” dediğini duydu.

    Leyla Hanım Elif’in geldiğini fark edince telefonu hemen kapattı. Elif’e bakıp gülümsedi.

    __ “Uyumuyor musun?” dedi Elif’e. Elif de:

    __ “Şimdi yatıyorum anne iyi geceler” deyip odasına gitti.

    Leyla Hanım aşağı indiğinde Cemil Bey gitmişti. Alper Bey Leyla Hanım’a meraklı gözlerle bakıyordu:

    __ “Babam gitti mi?” diye sordu Leyla Hanım.

    __ “Evet “dedi Alper Bey ve ekledi. Arayan kimdi?

    __ “Dernekten arkadaş bir sorun var “diye geveledi.

    Alper Bey yorgun olduğundan pek üzerinde durmadan odasına çıkıp uyudu. Elif bir hafta sonra İzmir’e gidecekti. Evde bir telaş bir koşuşturmadır gidiyordu. Elif’ten ayrılacağı aklına geldikçe dadının gözleri doluyordu. Elif onun gözünde hala küçük bir kızdı. Leyla Hanım bu koşuşturma içerisinde fırsat buldukça söyleniyordu.

    __ “Burada kalsan daha iyi olmaz mıydı?” deyip duruyordu.

    Artık gitme vakti gelmişti. Elif’in ailesinden ayrılması çok zor olmuştu ama bunu kendi istediği için pek sesini çıkaramıyordu. Her şeye rağmen dik duruyordu. Anne ve babası Elif’i otogara kadar götürüp onu otobüsüne bindirdiler. Elif ağlamamak için kendini zor tutuyordu.
    Annesi dayanamadı hüngür ağladı. Alper Bey ise dokunsanız ağlayacak gibi duruyordu. Sonunda otobüs kalktı ve Elif bütün sevdiklerini arkasında bırakarak yeni bir hayata adım atıyordu. Cama başını yasladı ve gözlerinden yaşlar boncuk boncuk akmaya başladı. Yollara bakıyordu, geçmek bilmeyen bir türlü sonu gelmeyen yollara... Hiçbir şey düşünemiyordu. Sadece ağlıyordu, sonunda uykuya dalmıştı. Uyandığında ise neredeyse İzmir’e gelmek üzereydiler. Nihayet İzmir’e geldiler. Elif’i bir heyecan bastı. Aslında bu heyecandan öte sanki bir korkuydu. Yeni bir şehrin, yeni bir hayatın ona nasıl bir oyun oynayacağını bilmeyişindendi. Otobüs nihayet otogara girdi. Otobüsteki muavin ayağa kalkarak eline mikrofonu aldı ve tüm yolculara iyi dileklerini bildirdi. Elif yerinden kalktı ve valizlerini almak için bagaja gitti. Sonra bir taksi çağırdı ve yurduna doğru yol almaya ve başladılar. Yurdun önüne geldi ve şoför valizlerini taşımaya yardım etti. Yurt müdiresi Elif’i karşıladı. Odasına çıkardı. Odasına geldiğinde bir dolabını yerleştiriyordu. Elif odaya girdi ve:
    __ “ merhaba “ dedi.


    Kızda arkasını dönüp


    __” Hoş geldin” dedi.

    __ “ Hoş bulduk “ deyip

    eşyalarına bıraktı sonra pencereye yaklaşarak dışarı bakmaya başladı. Etraf o kadar kalabalıktı ki bir an o kalabalığın içinde boğulacağını sandı. Ürkek bir yavru ceylan gibi yuvasını aradı ama etrafında kendisinden başka kimse yoktu. Ne yapacağını bilmiyordu. Gökyüzünden hızlıca uçağın geçmesiyle irkildi. Arkasına dönüp baktığında kız dolabını çoktan yerleştirmiş, yatağına oturmuş bir şeylerle uğraşıyordu. Elif de dolabını yerleştirmeye başladı. Odadaki kız ayağa kalkıp ,

    __” Yardım etmemi ister misin” diye sordu.

    Elif ise sıcak bir tebessümle ,

    __ “ Neden olmasın “ dedi

    . Kızla Elif dolabı yerleştirmeye başladı. Bir yandan da sohbet ediyorlardı adının Rüya olduğunu söyledi. Elif de memnun olduğunu söyleyerek kendi adını söyledi. Sohbet nerelisin hangi bölümdesin diye devam ederken Rüya Mersinli olduğunu iktisat bölümü okuduğunu söyledi. İşleri bitmiş akşam yemek vakti gelmişti. Aşağı yemekhaneye indiler yemekleri alıp bir masaya oturdular. Rüyanın boynunda E harfinden bir kolye dikkatini çekmişti. Bunun ne anlama geldiğini sorup sormamak arasında kaldı ve dayanamayıp sordu. Rüya sıcak bir gülümsemeyle kolyeyi eline alarak
    __ “ Emre’nin baş harfi ” dedi.

    __” Emre? “

    __ “ Emre benim erkek arkadaşım o da Ankara’da işletme okuyor. “

    Elif sadece gülümsemekle kaldı. daha önce hiç sevgilisi olmamıştı. Aşkın sıcaklığını ve acısını tatmamıştı. Belki korkuyordu belki de doğru insan yoktu. Elif bunlara düşünürken masaya arkadan bir kız yaklaştı. Elini omzuna atarak merhaba dedi. Elif arkasını döndüğünde dershaneden tanıdığı Merve olduğunu görünce sevinçten bir çığlık atarak sıkıca kucaklaşıp hasret giderdiler. Elif Merve’yi gördüğüne o kadar sevinmişti ki insanın yabancı bir şehirde tanıdığı birini görmesi burada yalnız olmadığını düşünmesine yetmişti. Merve de hukuku kazanmıştı.Onunla dershane kapandıktan sonra görüşememişlerdi. Merve güler yüzlü ufak tefek bir kızdı. Bir de Merve’nin sevgilisi Anıl vardı. Tüm dershane onların aşklarını bilirdi. Birbirlerine çok yakışıyorlardı. Elif Anıl’ı sordu. Merve de Anıl’ın da burada olduğunu ve hukuk okuduğunu söyleyince Elif şaşırdı. Vay be yine berabersiniz demek. Evet dedi Merve. biraz Merve ile sohbet ettikten sonra herkes odasına çıktı. Zaten yol yorgunu oldukları için duş alıp hemen uyudular. Sabah olmuştu ve bugün okulun ilk günüydü. Rüya ile erkenden hazırlandıktan sonra okulun yolunu tuttular. Okula gidip öğrenci işlerinden ders programını aldılar. Merdivenlerden inerken Merve ile karşılaştılar bir şeyler içmek için kantine çıktılar. Çaylarını yudumlarken Anıl ile Murat geldi. Merve onları görünce ayağa kalktı ve Anıl’la sarılıp yanına oturması için bir sandalye çekti. Murat’a da oturması için Elif’in yanını gösterdi. Merve, Anıl ve Murat çok yakın arkadaştı. Aynı okuldan mezunlardı. Merve Murat’ı öve öve bitiremiyordu. Okul günleri üçünün de unutulmazları arasında baş köşedeki saltanatını sürdürüyordu .


    __” Böyle biri gelmemiştir. Dünyaya çevresindeki herkese ışık saçan bir yanı var bana yaptıklarını asla unutamam “ diye

    övüyorlardı arkadaşını. Merve’yle Anıl o kadar çok kaptırmışlar ki kendilerini tanıştırmak bile akıllarına gelmiyordu. Öyle güzel eğlenceli bir sohbetten sonra herkes yurda dağıldı. Murat esprileriyle ve sempatikliğiyle günün kahramanı olmuştu. Çok geveze gibi görünse de etrafındakileri düşündürerek güldürüyordu. Ertesi gün kantinde çay içip kitap okuyordu Elif. Rüya’da Emre’sine mektup yazıyordu. Kapıdan içeri Murat girdi. Elif geldiğini gördü ama hiç oralı olmadı. Murat şöyle bir bakındıktan sonra masaya yaklaştı. Elif ne yapacağını bilemez halde gözlerini kaçırmaya başladı.

    __ “ Murat kızlar oturabilir miyim “ dedi neşeli sesiyle.

    __ “ Tabi Murat oturabilirsin “dedi.

    Elif suskunluğunu bozmuyor kitabını okuyordu. Bu sessizlik Murat’ın dikkatini çekti. Elif’in kitabına baktı,

    __ “ Nazım Hikmet demek “ dedi. Elif’e bakarak.

    __ “ Evet “ dedi Elif “ çok severim Nazım Hikmet kitapları okumayı “.

    __” Ben de “ dedi Murat.

    Tekrar bir sessizlik çöktü. Murat konuşacak konu Elif ise kaçacak yer arıyordu. Elif saatine bakıp derse gitmesi gerektiğini söyledi ve kalktı. Kalbi çok hızlı atıyordu. Hiçbir şey hissetmiyordu sadece kalp atışlarını duyuyordu. Dersler yoğunlaşmaya başlamıştı. Bir dersten çıkıp diğerine giriyordu. Tüm günü kampusun içinde amfilerde kulüp odasında kantinde kısacası okul sınırları içinde geçiyordu. Murat Merve ve Anıl üçlüsü her fırsatta yanlarına gelip sohbete katılıyordu. Gülüşüp eğleniyorlardı. Murat sempatikliğini koyup herkesi etkiliyordu. Herkes Murat’ın ağzından çıkacak sözlere bakıyordu. Bu durum Murat’ı şımartıyor daha da ukala davranmasına sebep oluyordu. Murat’ın böyle davranması Elif’in hiç hoşuna gitmiyor içten içe sinirleniyordu. Sürekli kızlara iltifat ediyor dikkat çekmeye çalışıyordu. Bir gün okul çıkışı Merve ile Elif karşılaştılar. Havalar o kadar güzel ki insanlar kendini sokağa atmış bu güzel havanın tadını çıkarıyorlardı. Merve :

    __” Yurda kadar yürüyelim mi Elif ne dersin “ dedi.

    Elif :

    __ “ Olur derim “ deyip yürümeye başladılar. Yol boyu Merve’nin ağzını bıçak açmıyordu. Bu sessizlik Elif’in dikkatini çekmişti. Hiç alışık olmadığı bir durum. Ağzında bir bakla varda çıkaramıyor gibiydi. Elif tam öyle düşünürken Merve’nin ağzından kelimeler döküldü.

    __ “ Elif sana bir şey söyleyeceğim “ dedi Merve

    __” Seni dinliyorum “ dedi Elif.

    __ “ Ama konuşmam bitene kadar dinle olur mu “ dedi Merve.

    __ “ Tamam “ dedi Elif

    __ “ Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun değil mi Elif’çiğim. Hiçbir şekilde sana zarar gelmesini istemem. Sana söyleyeceğimi iyi düşün ve ona göre hareket et “ dedi. Elif meraklı gözlerle Merve’ye bakıyor ağzından çıkacak cümleleri bekliyordu.

    __ “Evet Merve seni dinliyorum “ dedi Elif.

    __ “ Bizim Murat senden hoşlanıyor galiba. Sürekli bize senden bahsediyor ve seni anlatırken bambaşka bir Murat oluyor gözleri parlıyor “ dedi. Elif duydukları karşısında çok şaşırmıştı. Ne diyeceğini bilemiyordu.

    __ “Hemen karar verme Elif düşün “ diye ekledi Merve . Hiçbir şey söylemeden doğru odaya çıktı. Çıktığında Rüya yine masada oturmuş Emre’sine bir şeyler yazıyordu. Elif Rüya’nın yanına oturdu.

    __ “ Çok mu seviyorsun Emre’yi “.

    __ “Evet “ dedi Rüya.

    __ “ Aşk kolay bir şey mi. “

    __ “Nasıl yani anlamadım “ dedi Rüya.

    __” Bir insan hemen aşık olur mu yani . “

    __ “ Bilmem. “

    __ “Sen Emre’ye hemen mi aşık oldun.”

    __ “ Evet ilk gördüğümde kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. “

    __ “ Peki ya güveniyor musun Emre’ye. “

    __ “ Tabi ki de bir ilişkide en önemli şey güvendir.”

    __ “ Peki üzülmekten korkmuyor musun hiç.”

    __ “ Hayır o ilişkinin tadı tuzudur ama kaybetmekten korkuyor musun diye sorarsan evet.” Elif’in bu sorularına bir türlü anlam veremedi. Dönüp mektubunu yazmaya devam etti. Elif ne düşüneceğini bilmiyordu. Kalbi hızlı atıyordu, güvenmiyordu ve üzülmekten korkuyordu. Gece boyu düşündü bir türlü çıkar bir yol bulamadı. Okulda Muratla karşılaşmamak için sürekli kaçıyor, kantine bile çıkmıyor okul yurt arasında gidip geliyordu. Kendi içersinde yaşadığı kargaşadan kutulamıyordu. Hissettiklerini tarif edemiyordu. Ara sınavlar yaklaşmış kimse kimseyi görmüyordu. Herkes derslere gömülmüş sınavdan iyi not almak için uğraşıyorlardı. Fotokopiye not almaya giden Elif oradan çıkışta kantinden bir çay almış pencere kenarında bir masaya oturmuştu. Çayını keyifle yudumlarken kantine Murat girdi. Elif onun gelişini fark etmedi. Birden

    __ “ Oturabilir miyim “ diye bir ses yükseldi. Elif neye uğradığını şaşırmış bir vaziyette kalbi hızlı hızlı atıyordu.

    __ “ Tabi “ dedi Elif.

    __ “ Bugün nasılsın bakalım “ dedi Murat.

    __ “ İyiyim . “ dedi

    __ “ Sınavların nasıl peki. “

    __ “ Fena değil “ Murat Elif’in bu kısa cevapları arasında kasıldı ne diyeceğini bilemedi bir sessizlik çöktü. Tam o sırada Rüya geldi. Selam verip yanlarına oturdu. Biraz sohbetten sonra Rüya ile Merve kütüphaneye gitmek için kalktılar. Murat’ta çayını içip etrafını izleye başladı. Birden masanın üstünde bir kitap gözüne ilişti. Ders kitabıydı. Elif’in olmalıydı. Murat sayfaları şöyle bir karıştırıp baktı içine ufak bir not yazıp Elife vermek üzere kütüphaneye gitti. Elif’e kitabı verdi. Akşam yurda geldiğinde Elif çok yorgundu eşyalarını bir kenara atıp kendini yatağa attı ve uzun bir uykuya daldı. Elif hayatında hiç hissetmediği duyguları hissediyordu. korkuyordu... Ne yapacağını nereden nasıl başlayacağını bilemiyordu. Gecenin bir yarısı yan odadaki kızların bağrışmalarına uyandılar. Kızlar odada anlaşamamış kavgaya tutuşmuşlar. Bağırışlar çağırışlar tüm yurdu ayağa kaldırmıştı. Elif bu gürültüyle irkildi ve koşup dışarı baktı ve görevlinin talimatıyla herkes yerine geri döndü. Uykusu kaçmıştı Elif’in dönüp duruyor fakat bir türlü uyuyamıyordu. En sonunda biraz ders çalışmak aklına geldi ve çantasından kitabı alıp sayfalarını karıştırmaya başlamıştı. Ertesi gün olacak sınav için o kadar canı sıkkındı ki ne okuduğunu bile anlamıyordu. Sayfaları şöyle bir karıştırırken gözüne bir not ilişti. Notu açtı ve içindeki Nazım Hikmet’in şiirini gördü.

    Sevdiğin müddetçe ve
    sevebildiğin kadar sevdiğine
    her şeyini verdiğin müddetçe
    ve verebildiğin kadar gençsin.

    Elif öyle bir durdu sevmek... Sevdiğine her şeyini verebilmek... Murat’ın ölçüsü de bu muydu gerçekten birde garip bir huzursuzluk kaplıyor içini. Şiirin her cümlesi farklı dünyalara götürüyor Elif’i. Ne düşüneceğini bilmiyordu ama çok hoşuna gitmiş gibi yüzü gülüyordu. Ertesi sabah uyandığında Rüya’ya sordu.

    __ “ Sevmek nasıl bir duygu.”

    __ “ Tarifi imkansız bir duygu “ dedi. Rüya’nın bu cümleleri Elif’i heyecanlandırmıştı. Büyük bir sevinç ve heyecanla okula gitti. Kantine çıktığında Murat tek başına oturmuş çayını yudumluyordu. Elif tüm cesaretini toplayıp yanına gidip oturdu. Murat Elif’i gördüğünde çok şaşırmış çokta mutlu olmuştu.
    __ “ Sevmek... “ dedi Elif.

    __ “ Evet tarifi imkansız bir şeydir sevmek. Kalbi doğru insanla doldurmaktır sevmek. Sevmek sonsuzluktur... “ dedi Murat.

    __ “ Peki kalbini dolduracağın doğru insanı buldun mu. “ diye sordu Elif.

    __ “ Evet şu an karşımda oturuyor ve ondan güzel bir cevap almak için soruyorum. “ dedi Murat Elif kıpkırmızı kesildi. Heyecandan kalbi fırlayacak gibiydi.

    __ “ Kalbini bana açar mısın. “ diye sordu Murat Elif duydukları karşısında şok olmuştu. Uzun bir süre donup kaldı. Ne yapacağını bilmiyordu ama kalbi hızlı hızlı çarpıyordu. Aklından hiçbir olumsuzluk geçmiyordu. Murat’ın masum sevecen yüzüne baktı ve “ Evet açarım “ dedi. Murat çığlığı basıp Elif’e sarıldı. Kantinden içeri giren Merve ve Anıl ikilisi de onları öyle görünce meraklı gözlerle yanlarına koştular. Anıl ve Merve Elif’le Murat’ın bu kararına çok sevindiler. Anıl : ” Bunun şerifine çaylar benden “ deyip çay almaya gitti. Elif’in kalbi hala hızlı atıyordu. Yanında oturduğu genç artık onun sevgilisiydi. Onun hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Sadece kalbinin sesini dinliyordu. Muratla sevgili oluşunun ilk günüydü. Murat onu okul çıkışı yurda bıraktı.Ogün gözüne uyku girmemişti Elif ‘ in sabaha kadar Murat’la telefonda konuştular.Her günleri Anıl Merve ile geçiyordu beraber bir yerlere gidiyorlar sürekli beraber takılıyorlardı.Arada Rüya’da onlara katılsa da bir türlü baş başa vakit geçiremiyorlardı.
    Günler öylece geçerken ara tatil gelmişti. Elif karmaşık duygular içindeydi. Ailesini göreceği için çok mutluydu. Fakat Murat’tan ayrılmanın üzüntüsünü de yaşıyordu. Onu doğru düzgün tanımaya bile fırsatı olmamıştı. Büyük bir boşluğa düşmüştü. Murat’la vedalaştıktan sonra otobüse bindi. Gözden kaybolana kadar Murat’a baktı. Ne garipti daha tanımadığı birine kalbini açmıştı. Yıllardır bu kalp herkese kapalıydı. Neden o olunca hiç düşünmeden açıldı! Bilinmez... Yollar bitmek ilmiyordu. Gecenin karalığında göz gözü görmüyordu. Gökyüzü kara bulutlarla kaplı şimşekler çakıyor tuhaf sesler geliyordu. Elif bu manzara karşısında ürktü perdeyi çekip başını koltuğa yasladı. Gözünü muavinin sesiyle açtı İstanbul’a varmıştı. Onu karşılamaya annesi ve babası gelmişti. Otobüsten iner inmez annesiyle babasına sarılıp hıçkıra hıçkıra ağladı. Bu sıcak kolları çok özlemişti. Yalan dünyadaki tek gerçeklerdi onlar. Leyla Hanım Elif’e :

    __ “ Seni çok iyi gördüm kızım” dedi. Alper Bey :

    __ “ Ege sana yaramış güzelliğine güzellik gelmiş.” Elif’in anlatacağı çok şey vardı ama yorgun olduğu için konuşacak hali yoktu. Bir an önce yatağına uzanıp huzurla uyumak istiyordu. Eve vardıklarında kapıyı dadısı açtı. Sarılıp kucaklaştılar dadısını görünce ailesini görmüş kadar sevindi. Dadı Elif gittikten sonra biraz çökmüş çalışamaz hale gelmişti. Elif için dadısı gerektiği yerde annesi gerektiği yerde arkadaşı olmuştu. Elif’i kendi kızı kadar iyi tanırdı. Oda Elif’i iyi görmüştü. İzmir ona yaramıştı. Odasına çıkıp eşyalarını bıraktı. Her şey bıraktığı gibiydi. Dadısı her gün o odaya girip hiçbir şeyin yerini değiştirmeden temizliğini yapardı. Her akşam odasına girip kıyafetlerini koklayıp uyurmuş. Elif odasını görünce göz yaşlarına hakim olamadı ve kendini yatağa atıp uyuya kaldı. Yatağını o kadar çok özlemişti ki akşam yemeğine dadının
    uyandırmasıyla kalktı. Salona indiğinde dedesi Cemil Bey, annesi ve babası masada onu bekliyorlardı. Elif dedesine sarılıp sofraya oturdu. Cemil Bey
    __ “ Ee anlat bakalım Avukat Hanım Ege nasıl? “
    __ “ Güzel dedeciğim, şehrin insanları çok sıcak ve sevecenler. Her tarafı ayrı bir güzel. Vapurları martıları deniz kokusu her biri ayrı güzel.”

    __ “ Ege öyledir Elif’çiğim der Alper Bey.

    __ “Okul bitince ne yapmayı düşünüyorsun bakalım Avukat Hanım “ der Cemil Bey.
    Alper Bey Elif’in ağzından çıkacak sözleri merakla bekliyordu.Elif’in kendi yanında çalışmasını çok istiyordu.Elif babasına bakıp;

    __ Babam kabul ederse onunla çalışıp onun tecrübelerinden faydalanmak istiyorum.
    Alper Bey duydukları karşısında çok mutlu oldu. Sevinçten ne diyeceğini bilemedi gözleri doldu.Kızının bu kararı onu çok mutlu etmişti.

    __ Seni yanımda görmekten mutluluk duyarım kızım

    Leyla hanım “babasının kızı ne olacak “ deyip burun kıvırdı.Tam o sırada Leyla Hanımın telefonu çaldı,telefona bakıp masadan kalktı.Konuşmak için yukarı çıktı.Alper Bey, Leyla hanımın bu tavrına hiç de aldırış etmedi.Derin bir sessizlik çökmüştü.Kimse kimsenin yüzüne bakmıyordu.Aralarındaki sohbet istemeyerek oluyordu.Bu durum elifin dikkatini çekmişti.Fakat pek aldırış etmedi.Annesiyle babasının her zamanki halleriydi.Elif ortamdaki gerginliği yumuşatmak için ,İzmir'de çekindiği fotoğrafları getirmek için odasına çıktı.Uzun bir uğraştan sonra nihayet fotoğrafları buldu.Merdivenlerden inerken annesinin ağlama seslerini duydu.Merak edip durdu.Söylenenler Leyla hanımı o kadar üzmüş olmalı ki hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.Telefonda tamam söyleyeceğim diye bağırıyordu.Elif meraklı gözlerle olan biteni anlamaya çalışıyordu.Leyla hanım ;
    “Daha bugün geldi nasıl söyleyeceğim” dedi.Elif annesinin neyi söyleyeceğini tam olarak kestiremiyordu.Ben senden asla vazgeçmeyeceğim bunu Alplere de söyleyeceğim.Elif’in başından aşağı kaynar sular dökülmüş gibiydi.Elindeki fotoğraflar yere dökülmüştü.Elif duydukları karşısında şok olmuştu.Koşar adımlarla odasına çıkıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.Annesi acaba büyük aşkla evlendiği babasına bunu yapabilir miydi?Herkes tarafından tanılan ve saygı duyulan Leyla Hanım kocasını aldatacak kadar seviyesini düşürmüş müydü?.Elif bunları düşünürken annesine lanet ediyordu.Biraz sonra Leyla Hanım Elif’in odasına geldi durumu tahmin etmiş olmalıydı.Bir köşeye oturup Elif’e baktı ve söze başladı.Her şeyi öğrendin sanırım.ama dinlersen beni anlayacağını umuyorum güzel kızım.hayır duymak bile istemiyorum.işleri zorlaştırma elifçim sen yetişkin kocaman bir kızsın doğruyla yanlışı ayırt edebilecek yaştasıkıkn.lütfen kararıma saygı duy.Ya babam ne olacak o ne olacak söyler misin bana.Babanla aramızda birçok şey kopmuştu zaten.henüz bilmiyor hayatımda biri olduğunu.Ama en kısa zamanda ona da söyleyeceğim.Lütfen üzülme güzel kızım beni anlayacağını umuyorum.Defol git babam bunların hiçbirini hak etmiyor.Bu yaşıma kadar ne yaptıysa bizim için yaptı nasıl onu bırakırsın söyler misin bana.Canım kızım dinle beni lütfen.Defol git nefret ediyorum senden diye bağırdı.Leyla hanım kapıyı kapatıp dışarı çıktı.Elif yıkılmıştı.Annesine bunu yakıştıramamıştı.Alper bey bu ihaneti hak etmemişti.Peki bundan sonra ne olacaktı...sabahın ilk ışıklarına kadar gözüne uyku girmedi,düşünüp durdu. Bunu babasına söylemesi gerekiyordu.Ama nasıl söyleyeceğini bilmiyordu.Hangi insan evladı ihaneti kabul edebilirdi.İzmir’e gidip her şeyi unutmak istedi.Ya Alper Bey.Onu bu halde nasıl bırakabilirdi.Elif günlerce odasından çıkmadı.Kimseyle konuşmuyor kimseyi odasına almıyordu.Bu durum Alper beyin dikkatini çekti.Ne zaman odasına gitse uyuyor ya da bir şeyler okuyordu.Alper bey dayanamayıp sordu.
    __Elifçim bir sorun yok dimi,geldiğinden beri yüzünü göremedik.
    __Her şey yolunda babacım merak etme.
    __Anlatmak istersen dinlerim.
    __Olur babacım .
    Bu konuşmalar üzerine Alper bey Elif i alnından öptü ve odasından çıktı.Tam o sırada Elif in telefonu çaldı.Arayan Murattı.Elif açmak istemiyordu,onunla konuşamayacağını düşünüyordu.Sonra açtı.Murat Elif’i İstanbul’a geldiğinden beri ilk defa aramıştı.Kısa bir konuşmadan sonra Elif telefonu kapattı.Kafası çok karışıktı,daha Murat’ı tanımıyordu ama ona sevgilim diyordu.Acaba murat da ona ihanet eder mi diye düşünmeye başlamıştı.Murat böyle bir şey yapsa Elif bunu kaldıramazdı.Bu karışıklığın içinde gidip gelirken odanın kapısı çaldı.Gelen Leyla Hanımdı.Elif’in sakinleştiği düşünüp onunla konuşmak istemişti.Elif ise Leyla Hanımı görünce sırtını dönüp bir şeyler yazmaya başladı.O yokmuş gibi davrandı.Leyla Hanım söze nerden ve nasıl başlayacağını bilemiyordu.Ağzında bir şeyler geveliyor Elif’in dikkatini çekmeye çalışıyordu.Leyla Hanım dayanamayıp Elif ‘e bağırdı.
    __Bana bak!
    Elif dönüp baktı.
    __Ben böyle olmasını istemezdim.Ama oldu yapabileceğim bir şey yok.Babanla anlaşamıyoruz bunu sende görüyorsun.Neden anlamak istemiyorsun.
    __Bu yaptığın çok mu güzel sence! Söyler misin? Anlaşamıyoruz da ne demek.Bir kere kendini babam yerine koydun mu?Hep onu aşağıladın küçük gördün ve o buna rağmen seni bir kere bile üzmedi.Senin bu yaptığın ne? Şimdi defol git anne artık senin Elif diye bir kızın yok!
    Leyla Hanım hıçkırıklara boğuldu.Koşar adımlarla odadan çıktı.Biraz sonra Leyla Hanım valizini toplayıp son bir kez Elif’in odasına çıkıp kızının onu anlamasını istedi.Ama Elif’in tepkisi aynıydı.Annesini bu ihaneti yüzünden asla affetmeyecekti.Ondan ilk defa utanmıştı.Biraz sonra Alper Bey elinde bir demet çiçek ve elinde bir kutu ile gelmişti.Büyük bir sevinçle Elif’in odasına geldi.Elif pencere kenarında durmuş dışarı bakıyordu.Elif’in yanına gitti ve yanaklarından kızını öptü.Ona hediye almıştı.
    __Bak sana ne aldım.
    __Ne aldın babacığım?
    __ Geçen beğendiğin telefonu aldım kızım .Bu çiçekleri de annene aldım.Dün suratı asıktı.Biraz sevinir belki.Sahi o nerde?
    Elif babasının bu sizleri üzerine hıçkırıklara boğuldu.Alper, kızının böyle ağlamasına bir türlü anlam veremiyordu.Meraklı gözlerle anlamaya çalışıyordu.Kapıdan Elif’in dadısı göründü o da ağlıyordu.Alper bey Burada neler oluyor diye bağırdı.
    __Annen nerde Elif söyler misin?
    Elif ve dadısı hala ağlıyordu konuşamaz bir haldeydiler.Alper Bey koşup yatak odasına çıkıp baktı ve dolapların bomboş olduğunu gördü.Çıldıracak gibiydi.Elindeki çiçekler birden yere düştü..Aynanın önünde “ Alpere” diye yazan bir mektubu fark etti.Alper bey mektubu alıp okumaya başladı.
    “ Söze nasıl başlayacağımı bilemiyorum.Herkesin kurduğu basit cümleleri kurmayacağım sana.Uzun zamandır ilişkimiz yolunda gitmiyordu,az çok sende bunun farkındasındır.Ben bu zaman aralığında birisiyle tanıştım ve bir ilişkiye başladık.Birbirimizi çok seviyoruz.Beni anlayacağını umuyorum.Başkasını sevip de senin yanında kalamazdım.Senden de Eliften de çok özür diliyorum ne olur beni affedin.Hoş çakal!”
    Elif annesinin bu yaptıkları karşısında İstanbul’da kalmak istemedi ve bir an önce İzmir’e döndü.Yurduna geldiğinde hemen uyuyup dinlenmek istedi.Uyandığında rüya başında bekliyordu.Ne bu halin diye sordu Elife.Elif ise annesinin hiç tanımadığı birisiyle babasını aldattığını bile söyleyemiyordu.Bu durumdan dolayı da çok utanıyordu.Biraz başım ağrıyor diyerek geçiştiriverdi.Muradın da tepkisi farksız değildi.O da Elifin bu hale nasıl geldiğine bir türlü anlam verememişti.Murat ile elif okul çıkışı deniz kenarında bir çay bahçesine gidip oturdular Murat Elifi alttan alttan süzmeye başladı,konuşmaya başladı.o güzel yüzlü al yanaklı Elifime ne oldu.elif gözlerini kaçırıyordu.Sorduğu soruya anlam yüklü bakışlarına cevap vermek istemiyorcasına yok bir şey deyip kafasını diğer tarafa çevirdi.Murat da Elif’in üzerine fazla gitmemek için sustu ve Elif’in anlatmasını bekledi.Çaylarını yudumlayıp kalktılar.Murat Anıl’ı aradı ve nerde olduğunu sordu.Anıl da Merve ile evde olduklarını söyledi ve Murat’ı oraya çağırdı.Murat Elife danıştı ve gitmek için izin aldı.Eve gittiğinde ise Merve çay demlemiş, kurabiye yapmıştı.Murat’ın sıkkın olduğunu fark eden Anıl meraklı gözlerle murat’ın ağzından çıkacak sözleri bekliyordu.Merve de murat’ın bu durumunu fark etmişti.Hayırdır murat yüzünden düşen bin parça bir sorun mu var?
    __Şey aslında var.
    __Sorun ne peki?
    __Sorun Elif! Geldiğinden beri çok tuhaf.Benden sanki bir şeyler saklıyor.Ne olduğunu soruyorum ama benden yüzünü kaçırıyor.Onunla pek fazla paylaşımımız yok, o yüzden bu durumunu utangaçlığına vermek istiyorum ama böyle bir şey olmadığını da biliyorum.Kesin başka bir şeyler var.
    Anıl ile Merve de ne diyeceklerini bilemediler.Çünkü onlar da Elif’te bir tuhaflık olduğunu anlamışlardı.Günler geçip gidiyordu.Murat Elife yaklaşmaya çalıştıkça Elif ondan uzaklaşıyordu.Murat en sonunda dayanamayıp Elifle konuşma kararı aldı.Okul çıkışı Elif’in yanına gidip onunla bir şeyler konuşmak istediğini söyledi.Elif ilk önce ağzında geveledi lafları.En sonunda ikna oldu.Her zaman gittikleri çay bahçesine gittiler.Elif yine kendi dünyasında suskun…Elif’in bu sessizliği artık Murat’ı çıldırtmaya başlamıştı.Sonunda dayanamayıp Elif’e ;
    __Elif farkında mısın yolunda gitmeyen bir şeyler var.Benden kaçıyorsun,sana nedenini soruyorum yüzüme bile bakmıyorsun.Elif artık bu duruma tahammül edemiyorum bu ilişkiyi bitirmek istiyorum!
    Elif yıkılmıştı.Ufak bedenine çok ağır gelmişti bu kelime.Hiç bir şey söylemeden apar topar masadan kalkıp gitti.O günden sonra Elif’i gören olmadı.
    Kimse bilmiyordu amansız hastalık onu yakalamıştı lösemi . O küçük bedeni o kadar acıyı kaldıramamıştı ,bitip tükenmişti.Hastaydı ve günden güne o beline varan saçları bitip tükeniyordu.Aradan aylar geçti ve genç kızın en yakın arkadaşları, dostları endişedeydi.Murat duyunca yıkılmıştı .Geceleri vicdan azabından uyuyamıyor genç kızın kayboluşundan kendini sorumlu tutuyordu. Sürekli babasını arıyor haber alıp alamadığını soruyordu. Fakat dikkat çeken bir durum vardı, ailesi Elif ‘in kaybolması karşısında çok metanetli görünüyordu. Bu durum Murat’ın dikkatini çekti.Tabi aradan iki sene geçmişti, herkes Elif ‘i unutmuşken ailesi unutmamıştı.Murat Elif ‘in evine gitti ve ailesini büyük çabalar sonunda ikna edip Elif’in yerini öğrenmeyi başarmıştı.Elif kendini odasına kapatmış ve hayattan soğumuş bir haldeydi.Elif ‘in odasına çıktı kapıyı araladı,yatakta yatan kişi yıllardır sevdiği, arayıp peşine düştüğü kız olamazdı.Murat perişandı.Ama Murat yılmadı lösemi hastası olan sevdiğini hayata döndürmeyi başarmıştı ve bir gün Murat okula gidelim diye ısrar etti.Genç kız şoktaydı.Böyle bir şeyi artık düşünmüyordu bile.Çünkü saçları yoktu,bu halinden çok utanıyordu.Fakat Murat her şeyi düşünmüş ve Elif’e peruk almıştı.Kimsenin onu tanımayacağını söyleyerek Elif’i dışarı çıkarmayı başarmıştı.Elif okula gittiğinde şok olmuştu,çünkü tüm arkadaşları saçlarını kazıtmışlardı.Elif için…O esnada Murat da beresini çıkardı oda kazıtmıştı saçlarını. Ne mi oldu....



      Forum Saati Paz Kas. 19, 2017 10:33 am