Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    BİR DÜNYA İKİ HAYAT - Hafize BACARAN

    Paylaş

    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 61
    Kayıt tarihi : 20/03/09

    BİR DÜNYA İKİ HAYAT - Hafize BACARAN

    Mesaj  Admin Bir Ptsi Ara. 27, 2010 7:01 pm

    Ekim’in annesi Arzu teyze beni aradığında çok şaşırdım çünkü uzun zamandır konuşmamıştık.Sesi boğuk geliyor ve anlamadığım, nedeni bilmediğim sebepten dolayı ağlıyordu.Neler olduğunu sorduğumda “Ekim” dedi.Ve ağlamaya tekrar başladı.Arkadaşlarıyla trafik kazası geçirdi.Hepsi…
    -Hayır olamaz.Ekim ölmüş olamaz.Ona bir şey olamaz…
    Arzu teyze arayalı saatler geçmişti ama ben kendime girememiştim şoka girmiştim sanki.Kaza geçirmiş olabilirlerdi ama beni arkadaşım ölmemiştir onlar yanlış görmüştür.sürekli bunları sayıklıyordum.Ev arkadaşlarım bana yapacak bir şey bulamıyorlardı hastanede olduğumu fark ettim sonra.Beni hastaneye getirmişler sakinleştirici iğne vurmuşlar.Yataktan kalkmak için çabaladım bırakmadılar çok güçsüzdüm. Sayıklaya sayıklaya uyumuşum.Uyandığımda sadece Duygu vardı.Başıma onu bırakmışlar.Cenaze yarın kalkıyordu ve benim uçağa binmem gerekiyordu mutlaka.Kabullenmesi çok zordu.Dostumdu o benim bu devirde dost bulmakta kolay değildi.Duygudan rica ettim yarın sabaha uçak bileti alması için.Kim bilir annesi nasıldı?İzmirdeydi cenaze.Bu anlar bana hiç gerçekçi gelmiyordu.Ölüm...Bize uğramayacak gibi gelen ölüm arkadaşımın başına gelecekti.Önce babam sonra canımdan sevdiğim arkadaşım.Bu sene hayat bizi en çokta beni amma üzmüştü.Hayal aleminde gibiydim her şey boş geliyordu.Keşke babam ve arkadaşım yerine ben ölseydim arkada kalmak daha zordu.Ertesi gün ilk uçakla İzmir’e uçtum.Annesi beni görünce hemen boynuma atladı kadıncağızın hali kalmamıştı.Bana sen bırakma bizi olur mu kızım deyip duruyordu.Beni çok seviyordu.Hiç bir baba görmemiştim Ekim’in babası kadar ağlayan.O karizma adam gitmiş dolu dolu gözlerle bakan adam kalmıştı.Bütün bunlar rüya olsaydı keşke hayatımızın son bir yılını silmek o kadar isterdim ki.Arkadaşımı son yolculuğuna uğurluyacaktık.Onu görmek çok istediğimden kimseyi dinlemeyip yıkanan yere girdim canım arkadaşım orada öyle yatıyordu.Her an gözlerini açacak gibi geliyordu bana.Uyansaydı keşke.Yüzüne dokundum soğumaya başlamıştı.Beni çıkarttılar arkadaşımında yüzünü kapadılar.Öğle namazına mütakip kılınacaktı namaz.Ezanın okunmasıyla herkes saflara dizildi.Cenaze çok kalabalıktı hemen herkes ağlıyordu.Canım arkadaşımın çok seveni vardı.Artık ağlayamıyordum.Cenaze bitti herkes dağıldı.Sadece ev ahalisi ve en yakın akrabalar vardı .Herkes bir şeyler anlatıp ağlıyordu.Ağlayamayanlarda etrafı dinliyordu benim gibi.Evde büyük bir hüzün hakimdi.Boğulduğumu hissettim ve odadan çıktım.Ekim’in odasına gitmek geçti aklımdan beni orda çeken bir şeyler vardı.Oda onsuz ruhsuzdu o bu odanın canıydı her şeyiydi.Beraber yattığımız yatağı İstanbuldan gelen eşyaları her şey oradaydı annesi anlaşılan odaya girmeye cesaret edemiyordu zavallı kadın.Kitaplıkta ajandaya benzer bir şey gözüme takıldı.Ve elimi atıp sayfaları karıştırmaya başladım.Bu bir günlüktü.Ekim günlük yazmaya bayılırdı bu da yazdığı günlüklerden bir tanesiydi.Geçen seneki günlüktü tarihlerden anlaşıldığına göre.Hey gidi günler…
    Kimsenin buraya girmek aklına gelmezdi kafam rahat günlüğü okumaya başladım.

    NACİZANE GÜNLÜĞÜM

    1.bölüm
    DOĞUM GÜNÜ
    20 EKİM…
    Evet, bugün benim doğum günümdü. Güz mevsiminin güzel ayı. Benim adını aldığım ay.Adımı babacığım koymuş.Güzel bir gün beni bekliyordu.Acaba kimler kutlayacaktı doğum günümü artık on sekizdim. Herkesin olmak istediği yaş. Benimde ne zamandır hayal kurduğum yaş.Okul da hayırlısıyla bir bitseydi.Boğaziçi PDR’ yi de bir kazansaydım.Bütün lise hayatım boyunca yatmıştım ve şimdi aklım başıma gelmişti.Allahtan hem dershane hem de okul hocalarım süper.Hem beni seviyorlar hem de sen çalışmak kazanmak iste yeter ki çalıştırır,kazandırırlar.Benden ümitliydi Betül Hoca.Seneye doğum günümde nerede olacaktım acaba ?Kimler olacaktı hayatımda?Ayrılmayacağız safsatası dolanıyordu herkesin ağzında ama hayalperest ben bile biliyordum böyle olmayacağını.Bu düşünceleri bırakıp bir an önce hazırlanmalıydım.bugün annem bırakacaktı beni okula doğum günüm şerefine.Kendi çapınca bir şeyler yapıyor oda.Onun beni bırakmasını çok seviyorum.süper hızlı gidiyoruz.Arabası hava atacak kadar güzel olmasa da Golf işte.Babacım ya nerdesin.On gündür Amerika’da acaba Arayacak mı?Tabi ki de Arayacak ben onun biricik kızıyım babamı çok seviyorum.Çok özlüyor beni.Her konuşmamızda sesi titriyor aramızda çok uzun mesafeler hatta kıtalar olsa bile bunu hissedebiliyorum.En son beş yıl önce beraber kutladık doğum günümü.Yazları geliyor ama yirmi gün kadar ancak orada Türkiye kadar uzun tatil nerede.Kahvaltı da nefis görünüyordu.Becerikli annem sabah sabah kalkıp bana en sevdiğim üzümlü kek den yapmış.Güzelce yedim.
    -Hadi bakalım okula…
    Okul kapısında annemi öptükten sonra sınıfa girdim.Her zamankinden biraz daha süslüydüm ne de olsa bugün doğum günümdü.Okuldaki despot müdür yardımcısı doğum günü falan anlamazdı ama olsun.Ben onun kapısının önünden hızlıca gittim.İlk ders tarihti.Yapılır mıydı bu bana resmen uyu diyorlar.Neyse ki gün çabuk geçiyordu beşinci ders oldu ama bir Allahın kulu da doğum günümü hatırlamamıştı.Bu çok inandırıcı değildi en azından Safiye’nin unutmuş olması.Herkes unutur o unutmaz ama bugünlerde çok dalgın son bir aydır.Babasının ani ölümü onu çok sarstı.Kim üzülmez ki ben mahvolurum öyle bir durumda.Babacım benim her şeyim. Dersleri de çok düştü.ÖSS desek bile onu bağlamıyor. Bir aydır onu gülerken iki ya da üç kez ancak görmüşümdür.Onu tek güldüren de benim.Onun için çok üzülüyorum.Ama yine de bunlar unutmasını gerektirmez.Unutmamalı.Çok mu bencilim acaba.Tarık Hoca benim bu düşüncelere daldığımı görmüş olmalı ki:
    -Değil mi Ekim diye bağırdı. İrkilerek evet h oo cc amm diyebildim.Fena korkmuştum.Kekeleyerek çıktı sesim .Dersi kaçırmıştım safiye ye baktım oda kendi alemindeydi zaten.
    Hoca: “Bu dalgınlık geçici galiba önce safiye şimdi de sana bulaştı.”dedi. Bütün sınıf koptu.
    -ZIIIIRRRR…
    Neyse ki zil kurtarıcımız oldu.Sonunda doğum günüm ve sıkıcı gün son bulmuştu.Okul kapısında annemi görünce çok şaşırmıştım.Almaya geleceğini söylememişti.
    -ANNE ne işin var senin.
    -Hadi atla doğum günün şerefine alışveriş yapalım.Alışverişe hayır diyeceğim günün geleceğini bilmiyordum ama dedim çünkü canım hiç alışveriş yapmak istemiyordu sıkıcı bir gün geçirmiştim.Annem bu cevabı beklemiyordu o kadar şaşırdı ki.
    -Neyin var kuzum senin.Sen alışverişe asla hayır demezsin.hım senin günün iyi geçmemiş ama sevgili anneni mi kıracaksın?İtiraz istemiyorum yürü gidiyoruz.
    Annem hayır kelimesini hiç sevmez ve beni duymazdan gelip bastı gaza.Forum Bornava’ya geldik.Özsütte güzel bir pasta yedik ve canım sıkkın olduğunun farkında olduğundan asla almayacağı kadar kıyafet aldı bana.Benim aklım hala sınıftaydı.Bir kişi bile kutlamamıştı dört senedir iyi kütü birçok şeyi paylaşmıştık ve beni seviyorlardı.
    -Ne o ayrılmayacağız dediğin arkadaşların doğum gününü mü unuttu.
    -Evet nerden anladın
    -Turşu satan suratından.Unuttun mu ben senin annenim.Keşke babanda olsaydı seni neşelendirmeyi bilirdi.
    Keşke dedim kısık bir sesle.Annem benim için baya uğraşmıştı.Az da olsa keyfim yerine gelmişti.Eve geldik.Yorulmuştum kendimi yatağa atmayı planlarken ışığı açtığımda bir de ne göreyim bizim sınıf karşımda.
    -SÜPRİZZ…
    -İnanamıyorum size ben de sanmıştım ki. Lafımı tamamlamadan safiye unuttuğumuzu düşündün değil mi? En çokta onu gördüğüme sevindim gelmişti ve gülümsüyordu hem de zorla değil içten.Mesele şimdi anlaşılmıştı annem beni oyalamak için alışveriş bahanesini kullanmıştı ama canımın sıkkın olduğunu görünce kendini kaptırmış ve bayağı çoşmuştu.
    -Zarardasın anne dedim gülerek.
    Annem sana feda olsun dese de içi gidiyordu tabi.Önce anneme sonra Safiyeye sarıldım.Ardından bizim orduya.Hepsi gelmiş ya.Düşüncelerimden utandım resmen.
    -Haydi pastayı kes doğum günü çocuğu.
    KOCAMAN FRANBUAZLI PASTA nasıl kesmezdim.
    -Ama bu ordu bu pastayla doymaz arkadaşlar en iyisi çatalla dalınnn..
    Pasta dakika da bitmişti ama bizim suratlar kendinden geçmişti.
    -Arkadaşlar bu hayatımda yediğim en güzel pasta.Annem:”Emin misin Ekim birazcık hafızanı zorlarsan daha güzelini yedin sanırım.”dedi.
    -Anne hiç kusura bakma bu daha güzel kazık yedin ama bu daha güzel.Sıra en sevdiğim kısma hediye kısmına gelmişti.Tek hediyeleri açtım.AÇ AÇ AÇ sesleri arasında.Safiye hediyeni odana bıraktım dedi bütün hediyeleri açtıktan sonra.Vakit çok geç olmuştu herkes dağıldı.Bende koşarak odama gittim ve doğru yatağa attım kendimi yorucu bir gündü ama bir o kadar da güzel. Sabahın olduğunu güneşin yüzümü yalamasından anladım.Odam sabah güneşi alıyordu ve ben bundan nefret ediyordum. Tamam kalkacaktım bana hatırlatmasına hiç mi hiç gerek yoktu yani.Çok geç yatmıştım ve canım hiç kalmak istemiyordu.Yatağın çekim gücü kalkmama izin vermiyordu..Yatakta bir o tarafa bir bu tarafa döndüm.Zaten dünkü yorgunluğumda geçmiş değildi.Başucumdaki bebeğe gözüm takıldı.Nasılda güzel bir bebekti.canım arkadaşım benim…Bebekleri çok sevdiğimi bildiğinden bebek almış bana.Ama hediyeyi açtığımı hatırlamıyordum.Allah Allah.Anlaşılan meraklı annem açtı.Bebek kaç haftadır bizim alt sokaktaki vitrinde görüp aşık olduğum bebek.Ama o bebek satılmıştı ne zamandır görmüyordum.Kim bilir nereden buldu.Safiye’yle on senedir arkadaşız.Ve babasının tayini ilk buraya çıktığında tanışmıştık.Ne kadar zaman geçmiş.Büyüdük resmen.Beraber büyüdük.Herhalde hiç ayrılmayız babası artık yok zaten.Canım arkadaşım benim ne acılar çekti.Ama güçlü kız .Dünde bunu gösterdi. Benim gibi değil.Hep benim ona iyi geldiğimi söyler ama gerçek şu ki aslında o bana iyi geliyor.Olaylar karşısındaki tavrına hep imrenmişimdir.Ben onun gibi olamıyorum.Beraber o kadar şey yaşadık ki.Dün de onlardan biriydi.Ondan hiç ayrılamam heralde.Annem de öyle söylüyor.Siz nasıl ayrılacaksınız deyip duruyor.Çok basit ayrılmayacağız diyoruz annem sadece gülüyor.Ve bu gülüş bütün moralimi bozmaya yetiyor.Annemle de yeni yeni düzeldi aramız hep safiye sayesinde biz kavga ederdik o araya girer her problemi çözdüğü gibi bunu da kolaylıkla çözerdi.Nasıl becerirdi bilmiyorum ama beni özür dilemekden kurtarırdı.Annemde inattır ama oda safiyeye dayanamaz.Ben bunları düşünürken annem gelmiş kapının önünde bana bakıyor…Ah anne bıkmadın dimi şu huyundan.
    -Seni izlemek çok zevkli.Ama omlet soğudu senin yüzünden.Ne düşünüyorsun sabah sabah sen.Gerçi öğlen oldu ama neyse.
    -ANNE…
    -Dün bana yaptırdıklarını unutmadım doğum gününde geçti.Çok şükür.Arkadaşlarının yanında söylemedim ama uzun süre sana giysi falan yok.Dün seni mutlu edeceğim diye hem maymuna döndüm hem de paracıklarım gitti.Üniversiteye başlayana kadar sana bir şey yok.
    -Anne abartma lütfen.
    -Bu arada on sekizine girdin diye söz dinlememezlik yok.On sekizine girdiysen girdin hala benim küçük kızımsın.
    Hemen sarıldım o güzel pembe yanağına öpücük kondurdum.Merak etme anne ne zaman seni dinlemediğimi gördün.
    -Son ON YEDİ yıldır.Küçükken de böyleydin sen.Hiç söz dinlemezdin.. Demeye başladı hemen atladım omlette çok güzel olmuş.
    -Okula geç kalacaksın servis de bıktı ben de bıktım.
    Konuyu değiştirmek çoğu kez işe yarar .En son annemin konuşmaları kaldı arkada servisin düdüğüyle birlikte.Ahmet amca yine sitemlerde sen istedin diye en son seni alıyorum ama yine geç çıkıyorsun Ekim.
    -Benden kurtuluyorsun Ahmet amca bu sene.artık sen yoluna ben yoluma az kaldı şu sıkıcı okulun bitmesine.Seneyekilere beni anlatırsın.
    Anlatacaktı.biliyordum Ahmet amca bana çok kızar ama aynı zamanda beni çok severdi.Az nazımı çekmedi.Ton ton Ahmet amca.çok seviyordum onu ve minicik minibüsünü.Dinlediği müzikler bizi sıksa da oda onun zevki işte.Allahtan ben çok dinlemek durumunda kalmıyordum en son ben binip en önce ben iniyordum.Okulda yakındı zaten.Okula geldiğimde dün dersi olmadığı için okulda olmayan çok sevdiğim Betül Hoca karşımdaydı ve bana sarılarak geçmiş doğum günümü kutladı.
    -Ekim Burak hastalandı dün dersim yoktu ama yine de gelecektim.
    -Anlıyorum hocam Burak peki şimdi iyi mi?
    -Evet dün hastaneye gittik şimdi biraz daha iyi babasının yanında bende dersim bitsin hemen oğlumun yanına gideceğim.
    Zilin çalmasıyla beraber derse girdik.Betül Hoca bizim geometri hocamız aynı zamanda da rehber hocamız bizimle çok ilgileniyor.

    2.BÖLÜM
    İSTANBUL GEZİSİ
    Günler hatta aylar çok çabuk geçiyordu.Ve biz çok yoğun ders temposuna girmiştik.Denemeler,okul dersleri derken iyice bunalmıştık ve Betül Hocanın bize bugün söylediği İstanbul gezisi fikri çok hoşuma gitmişti.Üniversitelere gidecektik.En önemlisi de BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ.Hayalim şehri hayalimin üniversitesi.Hayalci bir insandım ama hayal kurmanın nesi kötüydü.Hem de olacaktı inanıyordum.Tamam bu zamana kadar pek çalışmamıştım ama şimdi çalışıyordum.Çalışana Allah verirdi ve inşallah bana da verecekti.Safiye’yle birbirimize baktık. Oda İstanbul’u çok istiyordu ama o hukuk.İSTANBUL HUKUK.Hep ağzında bu vardı.Söz vermiştik birbirimize çok çalışacaktık ama babasının ölümünden sonra Safiye biraz boşladı neyse ki şimdi biraz toparladı.Ben ona güveniyordum çünkü çok zeki.ikimizde geziyi duyunca birbirimize sarıldık.Geziye on gün vardı.On gün nasıl geçecekti.Geziye talep çok yoğundu ve kesindi gidiyorduk.O kadar mutluydum ki anneme bu haberi anlatmak için sabırsızlanıyordum.Eve geldim ve anneme söyledim.Annem çok mutlu oldu.Bizim gaza gelmemiz için çok iyi bir etkinlik olduğunu söyledi.Hep çabuk geçen günler sanki hiç geçmiyordu.Biz bunları konuşurken telefon çaldı.
    -Alo
    -Bebeğim nasılsın?
    -babacım seni çok özledim…Birden hat kesildi.Sesini duyunca birden tuhaf oldum.İstem dışı gözlerimden yaşlar dökülmeye başladı.Sesini duymayalı yirmi gün kadar olmuştu.Ama orasıyla Türkiye’nin saatleri çok uyuşmadığından.Annemde benimle bir telefon başında çok kötü oldu gözleri doldu.Hiç bir şey konuşmadık ikimizde.Uzun sessizlik sonunda annem:”Gezi kaç günlük .“dedi.Aslında bu sessizliği bozmak için söylediğini biliyordum.
    Ve beklenen cuma sabahı..
    Çok heyecanlıydık.hazırlıklar tamam gibiydi.Ben banyoya girdim.Annem benim en sevdiğim üzümlü keki,Safiye’nin en sevdiği elmalı tartı yapmıştı.Kokuları bütün evi sarmış.Üzerime rahat bir şeyler giydim valizimi aldım ve safişlerin evine anneme zorla kendimi bıraktırdım.Safiş daha hazır değildi.Ona yardım ettim.Okula gittik herkes gelmişti.Her zamanki gibi herkesi bekletmişiz.Hocadan güzel bir azar yedik ama bugün bizim moralimizi kimse bozamazdı.Merve,Feyza ve Tuğba bizim için arka beşliyi ayırmışlar.Bizimde gelmemizle yola koyulduk.Şarkılı ve bol filmli bir yolculuktu.Birde molalarda birbirimizi iki saat beklemek olmasa.Bütün yol safişle kaynattık .Uyumadık.Ama öyle bir yerde uyumuşuz ki resmen alay konusu olduk.BOĞAZ KÖPRÜSÜ’nün orada.Uyandığımızda çok üzüldük.Fotoğrafımızı çekmiş kızlar.BOĞAZ ve BİZ ama uyurken.Geziye Eyüp’te İshak Paşa Konağında kahvaltı ile başladık.Resmen döşemişler kahvaltıyı.Bu kahvaltı bize uzun süre gidecekmiş öyle dedi oradaki kuşlara bitiyorum.Daha öncede İstanbul’a gelmiştim annem ve babamla ama İstanbul’dan bıkacağımı hiç sanmıyorum.Ve sınıfça gitmekte ayrı güzel.Hem anı olarak kalacak.Daha sonra da Pierlotti’ye gittik orada Necip Fazıl’ın mezarını ziyaret edip,nefis manzarayla birlikte çay içtik.Teleferik keyfi yaptık ama keyif diyemem çok kısaydı. Oradan Miniyatürk’e gittik.Safiye her minyatür de fotoğraf çekildi.Eski pozlu makinelerden olsaydı valla bu kıza poz dayanmazdı. Oradan türbeleri gezdik daha sonra Ayasofya,Süleymaniye,Beyazıt camini gezdik.Ayasofya da o kadar ülkeden insan vardı ki.Türk’ü Japonu,Arab’ı,Çinlisi çeşit çeşit.Hocamızda rehber tutmuş saatlerce çıkamadık Ayasofyadan.Benim İngilizcem birazcık iyi.Ben turistlere HELLO diyorum safiye dalıyor arkadan.Foto foto diyoruz.Japonlarla falan bir sürü pozumuz var.İnanılmaz fotoğraf çekildik.Eminönün’de balık ekmek yedik.Gezinin en iğrenç tarafı da buydu.Tadı çok değişikti.Boğaz turundaydı sıra .Ben o kadar ısrar ettim ki feribotun üst katına oturduk.Tuba ve Feyza dayanamadı soğuğa.Yalılarıyla büyüleyiciydi şimdi anlamıştık İstanbul’da olduğumuzu.Ama orada ki insanların bu büyüleyici güzelliğe bakası yok gibiydi.Herkes kendi halinde bir koşuşturma içinde.Yaşayıp gidiyorlar feribottan ses çıkmıyor doğru düzgün.Biz gürletiyorduk resmen.Martılar bir yandan yalılar bir yandan doyamadık ya.Hele Merve hiç gelmemiş.Bizim için iyi bir moral oldu.Artık hedeflerimizden emindik.Burayı kazanacaktık,kazanmalıydık.Hocalar çok iyi düşünmüşlerdi. Acayip donmuştum ama içeri girmeyecektim. Sonunda bizi salep bahanesiyle içeri soktular.Safiye hapşurmaya başlamıştı.
    -Saleple ısındığımı hissettim Merve
    -Evet bende ekim ya senin yüzünden donduk.
    -Aa şuna bak senin için kaldım ben ilk defa geldin diye sırf senin için ama sen bu fedakarlığımı anlayamıyorsun.
    -Tamam tamam senle laf yarıştırılmaz zaten.
    Evet biliyordu beni Mervecim.Gezimiz çok güzel gidiyordu ama çok yorulmuştur.şoförümüz bizi şişlide bir yurda götürmeye çalışıyordu ama sadece çalışıyordu ne trafik buna izin veriyordu ne şoförün İstanbul bilgisi.Çok tecrübeli olduğu söylenemezdi.Hocalar kaç kere yanlış yola girecekken fark ettiler birde yanlış yola girdiğin zaman kolay kolay çıkamıyorsun.Uzun uğraşlardan sonra yurda gelebilmiştik.Ay uyy vıy sesleri çıkıyordun herkesin ağzından ama bizimkisi tatlı yorgunluktu çok yorulmuştuk.Yurt ama sandığımız gibi karşılamadı bizi.Herkes de duvar gibi suratlar.Hiç misafirperver Türkler yoktu karşımızda.Zaten dershane yurdu bir de ÖSS tamam herkes de stres var ama böyle olmalarına gerek yoktu.Yurt müdürü biraz iyiydi ama bize direk kuralları saydı.
    1-En geç yarım saat içinde yatılacak
    2-Yattıktan sonra en ufak bir ses çıkarılmayacak
    3-Yataklar bulunduğu gibi bırakılacak
    4-Sabah 8 de herkes kahvaltıda olacak vb…
    Kadın estirdi ve gitti.
    -Hocam bu ne ya biz nereye geldik böyle misafir miyiz buranın çalışanı mıyız ben anlamadım dedi Elif.
    -Tamam kızlar haklısınız ama söylediğin gibi biz misafiriz onlar bize misafir gibi davranmasalar bile biz misafirliğimizi bilmeliyiz beni utandırmayacağınızı biliyorum. Kurallara göre yarım saat içinde yatmamız gerekti.Ama bizim kızlar yatabilir mi daha günün dedikodusu yapılacak.Neyse biraz gecikmeli de olsa biz sonunda yatabildik ama çenelerimizi tabiyki de kapatmadık.Biz günü konuşurken yan odadan bir kız geldi ve:
    -Kapayın o koca çenelerinizi siz lay lay lom yapabilirsiniz ama bizim hedeflerimiz büyük ve yarın erken kalkmalıyız! Dedi ve kapıyı çarpıp gitti.
    -Ay bu ne biçim kız ya bize konuşma hakkı bile tanımadı Betül Hocanın hatırı olmasa gider o odaya güzelce ağzını payını verirdim.O kadar sinirlenmiştim ki sesimin bağırarak çıktığını bile farkında değildim.Yan odanın kapısı tekrar açıldı.Duvarlarda resmen duvar değil şeffaf gibiydi.Kızın bu sefer ki gelişi çok fenaydı resmen karanlıkta bile o gözleri insanı korkutmaya yeterdi siyah patlak gözler.Kız:
    -Hadi kimsen söylesene hatır için söyleyemediğin sözleri!Sizi uyardığımı sanıyordum.
    Safiye kulağıma işte şimdi kızıl kıyamet kopacak dedi.Kendimizi tutamadık kıkırdadık.Bu kızı iyice çileden çıkardı. Hem o takmamıştık hem de kimse cevap vermemişti.Sonra Safiye dayanamadı ve benim söylediğim sözleri üstlendi.
    -Benim napıcaksın biz buraya bir geceliğine misafir olarak geldik ve daha geldiğimiz dakikadan burnumuzdan getirdiniz suratlarınızdaki bunlarda nereden çıkmış der gibi ifadeyle.
    -Bize nasıl davranmamız gerektiğini siz mi öğretticeksiniz!Siz kendinizi ne sanıyosunuz?
    -Kabalaşmayın lütfen.
    Safiye’ye sinir olmuştum hem benim sözlerimi üstlenmişti hem de hala kibar davranıyordu. Ben de dayanamayıp atıldım.
    -E yeter be gideceğiz yarın işte Çingen gibi bağırıp durma…
    Ne olduğunu anlamadan kız saçıma yapıştı ve: Sen kime Çingen diyosun?dedi.Tam o sırada en başta yurt müdürü, oradaki hocalar, bizim hocalar, yan odadaki kızlar ve neredeyse bütün yurt etrafımızda toplandı.Betül Hoca hiç görmediğim bir bakışla bize bakıyordu hem içinde şaşkınlık hem de bütün bu olanların üzgünlüğü vardı.Aynı zamanda bana da kızmıştı.Anlamıştım bunu gözlerinden.Yurt müdürü biranda bizden taraf oldu ve adının Arzu olduğunu öğrendiğimiz kıza kızdı.
    -Arzu misafirlerimize karşı bu kadar misafirperver olma ya(!) dedi.ve ardından odasına gelmesi gerektiğini söyledi.Ama hepimiz Arzuya acıdık çünkü çok sinirliydi.Arzu’nun bu ilk vukuatı değilmiş.Kızlardan duyduk.Hiç üzülmedik doğrusu.Hatta sevindik ama artık içimizdeki dedikodu kazanı kaynamıyordu çünkü her şey dedikodu merakımız yüzünden olmuştu zaten.Betül Hoca’nın bize tek söylediği:Kızlar beni utandırdınız oldu.Herkes günün yorgunluğu ve bütün bu olanlarda üstüne eklenince hemen uyudu.Safiye’ye seslendim ama çoktan uyumuştu. Ben bir türlü uyuyamıyordum hele o uyuz kız aklımdan gitmiyordu.Akıbeti nasıl olmuştu acaba? Aman yarından sonra bir daha yüzünü görmüyeceğim kız beni hiç ilgilendirmemeliydi.Müzik dinlemek işe yarardı belki evet müzik dinlemeliydim.ve uyumuşum…Sabah Safiye’nin bana hadi uykucu kalk dediğini duydum ve gözlerimi açtım.Yanağıma günaydın öpücüğü kondurdu.Annem geldi aklıma o da böyle kaldırıyordu dün annemle hiç konuşmamıştım şimdi geliyordu aklıma niye aramamıştı oysa ki yolda giderken yüz kere aradı.Kahvaltıdan sonra aramalıydım.Elimizi yüzümüzü yıkadık lavaboda Arzu da vardı 4 numaralı bakış diye nitelendirdiğimiz o bakışı attı.Bizden aynen onun gibi baktık ona hem de tıpkı onun ki kadar sert.Kimseye böyle baktığımı hatırlamıyordum ama oda hak ediyordu.Safiye:
    -Sabah sabah canımızı sıktı dedi.
    -hiç de değil onu mu takacağız İstanbul bizi bekliyor,Boğaziçi bizi bekliyor.
    Kahvaltı enfes görünüyordu.Misafirliklere davranışları iyi değildi ama iyi ağırlıyorlardı.Yurt temiz, düzenli ve güzel yemekliydi.Betül hoca bizimle konuşmuyordu.Onun gönlünü almalıyız dedi Safiye hocaya baktığımı görünce.
    -Evet bence de.
    Kahvaltı yapmamız için on dakikamız vardı.Zamanla yarışıyor gibiydik.En geç biz kalkmıştık.Ve bu güzel sofranın tadını çıkaramıyacaktık.Bir iki bir şey atıştırıp çay içtikten sonra hadi demeye başladı hocalar ve bizde hem kahvaltıya hem de yurda veda ettik.Kötü bir yurt anısıydı bu üniversite yurtları nasıldı kimbilir.Ya uyuz kızlarla dolu olursa? Ben bunları düşünürken Safiye:Hadi Ekim yine daldın gittin geç kalıyoruz diyordu.Bizim acemi şoför kapıdaydı.Gidiyorduk ilk önce Boğaziçi’ne sonra da İstanbul Üniversitesine.Hocanın eski öğrencilerini aldık yoldan bir yerden.Boğaziçi,Galatasaray ve İstanbul üniversitelerinde okuyorlarmış.Bunu duyunca herkesin ağzı açık kaldı.Rehberlerimizi de aldıktan sonra Boğaziçi’ne geldik.Kalbimin atışlarını duyuyordum.Görünce büyüleneceğimi biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum gerçekten.
    -İnanılmaz burası cennet! Ay kızlar bende burayı kazanmak istiyorum diye mızmızlanıyordum.Çok sevmediğim beden eğitimi hocam: Sen HARRAN’ı kazanda biz ona razıyız dedi.
    O kadar sinir olmuştum ki. Beni aşağılamıştı hem de bir sürü kişinin yanında.
    -Hocam siz benim hiç denemelerime hiç bakmıyorsunuz galiba hep yükselişteyim.
    -Olabilir ama Boğaziçi için yeterli değil canım
    Canın çıksın demek geldi içimde.Tuğba’nın aklına hocanın Kars’ta okuduğu gelmişti ve lafı yapıştırdı.
    -Hocam sanki sizde Kars’ta Beden Eğitimi okumuştunuz.
    Bütün sınıf koptu. Zaten hoca pek sevilmiyordu sınıf tarafından ama ben o an kazanınca hocayı arayacaktım.Bütün bu olanlara rağmen gezi mükemmeldi.Hava biraz bozmuştu ama Boğaziçi binasının gri esrarengiz duvarlarıyla o kadar uyumluydu ki.Beni burada bırakabilirlerdi.Hocanın öğrenciler konuşuyordu ama ben onları dinlemiyor hayal kuruyordum.Şurada bunu yaparım orada şöyle olur.Bekle beni İstanbul seneye geliyorum.Manzara denilen yere gittik.Öğrenciler genelde orada takılırmış.Hiç ayrılmak istemesem de ayrldık.Galatasaray’ın önünden geçtik ve İstanbul üniversitesine geldik ama kapıdan bakabildik sadece içeriye giremedik.Safiye çok üzüldü.Ben de onu üniversite kapısının önünde bol bol çektim.
    -Merak etme Safiş seneye o kapıdan içeriye gireceksin ben inanıyorum
    -İnşallah.
    Daha sonra Bebek turu yaptık.Lüks lüks evler,süper otomobiller…Son durağımız Taksimdi.İstiklal Caddesi.Orası neydi öyle ya İzmir’de oturuyordum ama burası başkaydı.Güzelce alışveriş yaptık.Safiye’yle aynı kazak aldık sonra converse aldım bir de mont.Safiye kot aldı birde ayrıca ama çok yakıştı güzel kız tabi.Alamadığımız ama denediğimiz o kadar çok şey var ki.Çok eğlenceli mağazadakilerin bunlar napıyorlar der gibi bakışları ama müşteriyiz seslerini çıkaramıyorlar. Annemle hala konuşmamıştım bir türlü fırsatım olmamıştı hemen aradım.Geç açtı ama açtı.
    -Alo canım
    -Anne sesin iyi gelmiyor neyin var?
    -Yok bir şeyim sadece soğuk algınlığı arayamadım canım kusura bakma geçsin diye kafamı kaldıramadım nasıldı İstanbul?Ne zaman dönüyorsunuz?
    -Anne soruların bittiyse cevap vereyim.
    -Tamam bitti bitti konuş.
    -Çok güzeldi anlatırım gelince yeni yola çıktık döneriz 7 saate ben kapatıyorum annecim öpüyorum yanaklarından.
    -Tamam canım hayırlı yolculuklar.
    Annemle konuştuktan sonra yorgunluğumu hissettim otobüste herkes uyuyordu zaten safişle kafa kafaya uyuduk.Sekiz saat sonra evdeydim.Annem aslında söylediğinden daha kötüydü.Yüzü solmuş ve zor nefes alıyordu.Uyuduğu için onu uyandırmadım.Bende doğru yatağımın yolunu tuttum.Ertesi gün zorla annemi doktora götürdüm.o muydu anne ben miydim belli değildi. Zatüre olmuş.İlaçlarını alsın üç güne kalmaz iyileşir dedi doktor.Annem dört günde iyileşti ama iyileşti…
    3.BÖLÜM
    YARIYIL TATİLİ
    Son sene çok çabuk geçer diyorlardı bunu bizzat yaşıyorduk.Ne zaman tatil gelmişti hiç anlamamıştık.Tabi bize tatil falan yoktu ama az kalmıştı 23 Martta sınav vardı ve benim daha eksik konularım vardı.Denemelerim iyiydi ama henüz isteğim gibi değildi.Bu tatilin bol dersli geçmesi şarttı.Arkadaşlar plan yapıyorlardı Uludağ falan ama ben herkesi reddediyordum. Darılıyorlardı yapabileceğim bir şey yoktu.Safiyeyle kendimize güzel bir program yaptık.O bana Türkçe anlatacak bense Geometriden analitik.Dershanenin yarıyıl programı da gayet doluydu.Her gün biraz daha yükseliyorduk artık dershanede ikimizde ilk beşteydik.Safiye ilk dört bense beş.
    Yine bir dershane denemesindeydik ve süper geçmişti Safiye denemede olmadığı için bu sefer dördüncü ben olmuştum.Aradardaydık ama ikimizde de en ufak bir kıskançlık olmuyordu.Beni geçsin sonuçta o benim biricik arkadaşım.O kadar kıskançlıklar oluyor ki bu konuda inanılmaz bir şey.En yakın arkadaşlar birbirine küsüyor.Tatil bitmişti ve biz süper değerlendirmiştik artık sıra okul sınavlarındaydı.Her şeyin geçip gittiği gibi okuldaki sınavları da sağ salim atlattık.Bol kopyayla tabi ki.Bütün lise hayatım kopyayla geçmişti ve üniversitede napacaktım bütün sınıfın derdi buydu.
    4.bölüm
    ÜZÜCÜ SÜPRİZ
    Bugün canım çok sıkılıyordu çünkü Safiye moralimi bozmuştu.Yaptığım espirilerin hiçbirisine gülmüyor.Dersi dinlemiyordu ne olduğunu sorduğumda ise bir şey yok diye geçiştiriyordu sadece içi sıkılıyormuş.Bu doğru olabilirdi safiye yalan söylemez hatta söyleyemezdi.Ama neden bu kadar sıkkındı ki?O gece telefon acı acı çaldı açtım Safiye’ydi.
    -Safiye sesin çok kötü geliyor neler oluyor?Bugün de iyi değildin zaten.
    -Hani içim sıkılıyordu ya biliyormuşum resmen başıma gelecekleri.
    -Çıldırtmadan söyle hadi.
    -Annemin tayini çıktı.
    -Ne? Nasıl olur?
    -Hani söylemiştim bir veliyle tartıştılar diye adamın milletvekili tanıdıkları varmış onları devreye sokarak bizi sürdürmüş resmen.
    -Bu olamaz,gidemezsin,beni yalnız bırakamazsın senin okulun nolucak? ÖSS,dershanen?
    -Çok kötüyüm Ekim bütün bunları düşünecek halim yok inan ki.Ama annemi yalnız bırakamam zaten babamda yok.
    -Sen ciddisin kesin gidiyorsunuz yani?
    -Şaka yapar gibi bir halim mi var Ekim bu ne biçim soru nereye gideceğimizi bile sormadın!
    -Gerçekten hiç aklıma gelmedi.Buradan yakın bir yere gidecek olmanız bile beni inanılmaz üzüyor.Sen sürgün dediğine göre kesin doğu.Hayır de lütfen yakın bir yerde.
    -Diyarbakır…

    Uzun bir sessizlik oldu.Söyleyecek çok şey vardı ama neyi değiştirirdi ki.Hem söyleyebilcek durumda da değildim.boğazımda düğümlendi bütün sözcükler,dilim dönmüyordu.Bütün vücudumun kasıldığını hissettim ama bir damla yaş gelmedi gözümden gelemedi.Bu hiç normal değildi.Kendimde değildim sanki kaç senelik arkadaşımı kaybediyordum.Konuşurduk dostluğumuz bitmezdi ama onu çok özleyecektim.Bu o kadar süprizdi ki ama her sürpriz güzel olmuyor mutluluk da getirmiyordu.
    -Orda mısın?Bir şey söylemeyecek misin?
    Ne söylenirdi ki ne denilirdi?Onu daha fazla üzdüğümü de farkındaydım.Onun için daha zordu nasıl alışacaktı.Sonunda bir iki cümle kurabildim.
    -Hayırlısı olsun.Safiye ÖSS ye az kaldı bak.Dört ay kadar ancak ayrı kalırız.İstanbul’da beraber olacağız.Dört ay için alışmana da gerek yok.
    Bunları söyleyen ben olamazdım teselli amaçlıydı sadece bütün bunlara ben bile inanmıyordum Safiye nasıl inansındı.İkimizde bu üzücü konuşmaya dayanamıyorduk.Sonunda o ben kapatıyorum dedi böylelikle kapattık.Telefonu kapattığımda içime akıttığım gözyaşları sular seller gibi akıyordu yüzüm yanmaya başlamıştı.İki gözümde çağlayan gibiydi.Hayatımda hiç o kadar ağlamamıştım ağlamazdım da herhalde.Gidiyordu biricik arkadaşım gidiyordu. Vuslat… Kimbilir o ne haldeydi.Yanında mı olmalıydım? Onu daha fazla üzerim düşüncesiyle vazgeçtim sonradan.Ben onsuz ne yapacaktım .Annem geldi sonra odaya.
    -Ekim alt kattan geliyor hıçkırıkların iyi misin kızım ne bu halin çabuk anlat neler oluyor?
    -Anne beni yalnız bırak olur mu şimdi konuşacak durumda değilim.
    -Tamam sen bilirsin bana ihtiyacın olduğunda ben buradayım.
    -Tamam
    Annemi de terslemiştim ama merakından sorduğunu düşünüyordum bazen.Üzüldüğünden değil sonra saçmaladığımı düşündüm koşarak gelmişti ve bir şey yapamadığından dolayı duyduğu üzüntü yüzünden belli oluyordu.Haksızlık etmiştim ona da.Ama şimdi asıl mesele bu değildi.Ağlıyordum ve yine ağlıyordum.Bir aralık uyumuşum ama uyandığımda ağlamama kaldığım yerden devam ettim.Annem:” yeter kızım kendini heba ettin,neyse derdin söyle de çözüm getirelim dedi.”
    -Çözülebilecek bir şey değil! Elinde yemem için getirdiği tepsi vardı onu sehpaya koydu ve:
    -Çözülmeyecek bir şey yoktur sadece bazı durumlarda çözmeyi bilemeyiz.dedi.İnatçıydı söyleyene kadar gitmeyecekti.Söylediğimde o kadar üzüldü ki ama yinede kendini yıpratma dünyanın öbür ucunda değil görüşürsünüz dedi.Beni bunlar teselli etmezdi. Çünkü artık elimi uzattığımda yanımda olamayacaktı.Hasta olduğumda meyve sepetiyle gelmeyecekti.Hadi gezelim hadi ders çalışalım da demeyecekti.
    -A kızım amma da abarttın üniversitede birlikte olursunuz inşallah bir de pdr’ci olacaksın nasıl bir psikoloji bu böyle.
    -Sen nereden anlayacaksın ki beni taş kalplisin sen! Annem tartışmamak için sustu ne kadar onun damarına bassam ağzıma geleni söylesem de hiçbir şey demedi.Sadece öyle sessiz sessiz oturdu.Çok sıkılmıştım üstümü değiştirmeden en iğrenç halimle dışarıya çıktım.Hava da benim ruh halim gibi kasvetliydi sonra yağmur başladı.Gökyüzü ağlıyor ben ağlıyordum.Beraber bütünlük oluşturmuştuk.Şemsiye almak aklıma bile gelmemişti.Sırıksıklam olduğumu da hissetmemiştim hapşuruklara boğulana kadar. Annem arkamdan gelmişti.Elinde ki havluyla beni kuruladı önce sonrada sitem etmeye başladı.
    -Sen kafayı mı yedin şu haline bak.Senin yaptığını çocuk bile yapmaz.On sekiz yaşına gelmeyi marifet sanıyorsunuz ama aslında çocuksunuz.
    Bu sefer de ben sustum.Çok üşüyordum ve annemin küçük çocuğuydum bu duygu çok güzeldi.Küçük olmak…Annemin kızı olmak.Eve girdiğimizde annem üstümü değiştirdi ve sıcacık çorba yaptı.Yedirmesine izin verdim.Bugün küçük bir kız olacaktım bu hoşuma gitmişti.Üç gün okula gitmedim fena üşütmüştüm hocalarım arıyordu.Safiye önce aradı sonra eve geldi.Artık kabullenmiştik.Hazırlıklara başlamışlardı bile bu hafta sonu eşyalar gidecek ertesi günde onlar.Safiye annesinin okulunda okuyacaktı hem de dört ay için.O da ben de gözyaşlarına doymuştuk ya da asıl güne pazartesiye saklıyorduk.Bence ikincisiydi o güne nasıl tahammül edecektim.Sessiz ayrılıkları seviyordum ama bu Safiye’ye haksızlık olurdu.O günün gelmemesi için elimden geleni yapıyordum ama zaman hiç geçmediği kadar çabuk geçti.Hiç üzmediği kadar üzdü.Eğer çabuk geçmesini istesem eminim geçmek bilmeyecekti.Pazar günü gelmişti ve annemle yardıma ihtiyaçları olur düşüncesiyle erkenden Safiyelere gittik.Çoğu işi bitirmişlerdi.Bir taraftan kişisel eşyaları topluyorlar diğer taraftan nakliyeciler mobilyaları yüklüyorlardı.Bu sahneye tahammül etmek çok zordu.Yüzüme sahte bir gülücük kondurdum ve bütün gün öylece dolandım.Safiye’nin de canı sıkkındı her halinden belli oluyordu.Bu günde bitmişti.Ertesi gün gidecek girecek delik arıyordum.Veda etmek çok zordu.Dersleri de bu aralar iyice koyuvermiştik.Bir aralar ilk beşteki tatlı rekabetlerimiz gelmişti.Anneme bakışlarımla gitmemiz gerektiğini bildirdim ve iyi akşamlar dedikten sonra eve gittik.Uyumak istiyordum.
    -Anne yarın ben hastalansam da gitmesem olur mu?
    -Saçmalama Ekim bu söylediğinin mantığı var mı ya.
    -Tamam anne tamam.
    İşte büyük gün(!)
    Sabah Safiye’yi karşımda görünce çok şaşırdım.Safiye:”Hadi kalk seninle güzel bir gün geçirelim.Fuara gidelim bu hafta bana iyi davranmadın zaten.Sanki benim suçum Ekim beni üzme lütfen.Hadi kırma beni kamukaziye bineriz en öne otururuz.
    Tamam dedim boynuna atladım.Çok kısa bir sarılıştı kibarca beni üstünden attı.
    -Durumu dramatikleştirme koca kız olduk hem söz var bana beni İstanbul’da bekleyeceksin.Yurtdışına bile çıkmıyorum Ekim yapma böyle.
    -Üzülmüyorum artık bana küçük çocukmuşum gibi davranma.
    Safiye aşağıda hazırlanmamı bekliyordu.Bense öylece odada oturuyor güya elbise seçiyordum.Öylesine bir şeyler giyip aşağıya indim Safiye annemden çokta izin almıştı.İlk önce Şirincan’da kahvaltı yaptık daha sonrada fuara gittik. Önyargılı gitmiştim eğleneceğimi sanmıyordum ama çok eğlenmiştik.Güzel bir anı ve bir sürü fotoğraf kaldı elimizde.Konaktaki kazık fotoğrafçılara da para yedirmiştik.Bugün okula da gitmemiştim.Safiyelerin uçak sabahtı onu havalananından yolcu edemeyecektim dolayısıyla veda vaktiydi ama bunu yapmak ikimizde istemiyorduk.Safiye tatlı kuzum gel buraya diye bana sarıldı ağladığını hissediyordum nasıl ağlamazdı ki.Her şeyimizi paylaşmıştık biz ağlamayacaktık da kim ağlayacaktı .Kendine iyi bak dileklerinden sonra ayrıldık.O kadar çok ağlıyordum ki hıçkırıklarımdan dolayı herkes dönüp dönüp bana bakıyordu.Ne bakıyorsunuz demek geliyordu içimden ama kimseye laf yetiştircek halde değildim.Eve geldiğimin farkına bile varmamıştım.Kendime gelmeliydim çok abarttığımı farkındaydım ama kendimi tutamıyordum sonunda ağlamamı durdurmayı başardım ama bu seferde gülme krizlerine tutulmuştum.Noluyordu bana!Yirmi dakika kadar sonra kendime geldim ve çekildiğimiz güzel fotoğraflara eski albümlere baktım.En sevdiğim kazağımı ona vermişti orası soğuk olur diye.Artık yatmalıydım saat çok geçti ama uyuyamıyordum kendime uyku getiren çaylardan mı yapmadım ama gram uyku belirtisi yoktu.Ancak sabaha yakın saatlerde uyuyabildim.Sabahta okula her zamanki gibi geç kaldım annem defalarca seslenmiş ama kalkmamıştım oda üstüme gelmek istemiyordu.Okulda herkes Safiye’yi soruyordu sanki kasıtlı yapıyorlardı.Aslında hepsi çok üzülmüşlerdi özellikle Safiye adına.Hele Betül Hoca bana da derslerime dönmem için neredeyse yalvarıyordu.Artık dershaneye gitmeli derslerime tutunmalıydım.Öyle de oluyordu eski modumu yakalamış ve iyi bir toparlama yapmıştım.Dönüşüm iyi olmuştu.Safiye’yle de ara ara konuşuyorduk.Her şey iyi diyordu ama benim üzülmemem için mi söylüyordu yoksa gerçekten de öyle miydi bunu bilemiyordum.Sınava son 15 gün kalmıştı herkes çok stresliydi.Ben dershanede bazen birinci bazense ikinci oluyordum Tuğçe’yle yarış halindeydik ama o Ankara Hukuk istiyordu.Derken son üç kalmıştı ve ben çalışmayı bırakmıştım son gün formüllere bakacaktım sadece .Annemle sürekli geziyorduk.Beni sinir etmek için sen İstanbul’u kazan bende arkandan geleceğim diyordu.Ne işi vardı biz öğrencilik yaşamak istiyorduk.
    5.bölüm
    YGS GÜNÜ
    Sınav günü gelmiş çatmıştı annem erkenden yatırdı beni uzmanlar diğer günlerden pek bir farklı olmasın diyordu öğrencilerin stres olmaması için ama anneler öğrencileri daha fazla strese sokuyordu erken yatırıp erken kaldırmalar,kahvaltı sofrasını donatmalar…Annem kuş sütü eksik bir sofra hazırlamıştı bana onu da ye bunu da ye.Sınavda karın ağrısından bir şey yapamazdım onun dediklerini yeseydim.Sınava gireceğim okul Allahtan bize yakındı da arama derdi yoktu.Sabah formüllere son bir göz atmıştım ama sanki her şeyi şimdi unutmuş gibiydim.Annemle okula gittik her anne gibi annemde bahçede yerini aldı.Okuldan da dershaneden de çok tanıdığım vardı.Hatta aynı sınıfta sınava girecek iki arkadaşımda vardı.E insanın çok tanıdığı olunca böyle oluyordu.Yavaş yavaş sınıflara almaya başlamışlardı.Annem beni öpüp başarılar diledikten sonra sınıfıma geçtim.Sınıf hoşuma gitmişti güneşte alıyordu.Gözetmen elinde koca bir liste kuralları okuyordu sanki bilmediğimiz şeyler insanı daha da strese sokuyorlar.Safiye napıyordu acaba.Dün konuşmuştuk İstanbul için birinci adımı atıyorduk.Ben bunları düşünürken adam konuşmasını bitirmiş diğeri de kitapçıkları dağıtmaya başlamıştı tahmin ettiğim gibi bana B kitapçığı geldiler artık son dakikalardaydık.Kitapçıkları kontrol ettik heyecanım gitmişti sorular bana çok kolay görünmüştü.Adamın başlayabilirsiniz demesiyle Türkçeden başladım.Türkçe çok kolay geldi zaman denemesininkine göre.1 boşum vardı oda kazık bir paragraf sorusu.Matematiğin hepsini yaptım.Sosyal sandığım kadar iyi geçmedi üç boşum var yanlışım da çıkabilir beş tanede fen sorusu yaptım süre bitti.Ama iyi geçmişti hele ağlayanları görünce sayılı iyilerden olduğumu anladım yorumlar hep sosyalin zorluğu üzerineydi matematikte de zorlanmışlardı.Neyse atlatmıştık ya.Annem nasıl geçtiğini anlamak için yüzüme bakıyordu.Ona gülümsedim ve iyi geçtiğini söyledim.Tatlı yemeye götürdü bizi.Bizi diyorum çünkü ben sınavdayken bir sürü kişiyle tanışmış o kişilerin kızlarıyla beni de tanıştırdı.Cümbür cemaat tatlıcıya gittik kızlar iyi kızlardı ama pek keyifli değillerdi kanımca sınavları o kadar iyi geçmemişti.Safiyeyi aramalıydım.Telefonu cevap vermiyordu akşama tekrar arayacaktım.Telefonumuz hiç susmadı teyzemler , dayım, amcamlar en önemlisi de babam aradı sonucumu duyunca çok sevindi.Hemen kendine pay çıkardı kimin kızısın falan.Ben Safiyeyi aramadan o beni aradı.Söylediğine göre onun da iyi geçmiş iki saat yorum yaptık.Çok pis hırsa gelmiştim.Boğaziçi’ne az kalmıştı hissediyordum.Bu bir iki gün güzelce dinlendim ve kendime çok sıkı program hazırladım lys’yi ihmal etmiştim diğerine yoğunlaşırken bir sürü çözeceğim test kitabı vardı.Annemde benim en yakın takipçimdi.Günde 400 soru çözmeden uyutmuyordu. Dershane okul arası ben mekik dokurken zaman uçaktan da daha hızlı bir şekilde ilerliyordu.Lys ye de sayılı günler kalmıştı.Ve bugün Ygs sonuçları açıklanıyordu.site çokyoğun olduğu için giremedim ama Betül Hoca beni aradı ve tebrik etti dershanede en yüksek yapan benmişim yirmi binlerdeydim ama sayısallarla karışık bir sıralama olduğu için 450 yapmışım ve ygs ye göre çok iyiydi.Safiyeyi sordu onu daha aramadığımı söyledim.Safiyeyi aradım ama annesi açtı moralinin çok bozuk olduğunu söyledi.
    -Niye ki onun da güzel geçmemiş miydi?
    -O sana öyle söylemişti moralini bozmaman için..
    -İyi ama nasıl olur Necla teyze Safiye’nin dersleri çok iyiydi ve çalıştığını söylüyordu.
    -Ama çalışmadı okulunu hiç sevmedi arkadaş çevresi de çok kötüydü hiç alışamadı hocalarda ilgisizdi ben çabaladım ama o toparlayamadı bana da sana söylemem konusunda çok ısrar etti.
    Yıkılmıştım Safiye bana yalan söylemişti hem de ilk defa nasıl olurdu o güçlüydü.Kolay kolay hiçbir şeyi kafasına takmazdı.Ama İstanbul diyebildim…Necla teyzede çoktan telefonu kapatmıştı zaten.Kaç puan aldığını sormak bile gelmemişti aklıma duyduklarımdan sonra.Anneme anlattığımda oda çok şaşırdı.Ama ne olursa olsun benim etkilenmemem için rahatlatıcı cümleler kurmaya çalıştı ama ben rahatlamıyordum aklımda nasıllar dolaşıyordu.Dayanamadım bir iki gün sonra Safiye’yi aradım.Böyle bitmemeliydi toparlamalıydı on beş gün kalmıştı ama onun çok iyi bir temeli vardı hem bu sınav daha önemliydi.Sesi iyi geliyordu çalışıyorum diyordu ama inandırıcı gelmiyordu.Annesi de bu aralar çalıştığını söyleyince inandım.
    6.bölüm
    LYS ZAMANI
    Evet diğer sınavda gelmişti.Son üç gün sayıyorduk .Her şeyimle hazırdım Safiye o azıcık zamanını iyi değerlendirdiğini söylüyordu. Bir ay sonra akın öne düşeceğini söylüyordu annem.Ben de göreceğiz diyordum.Şimdiden İstanbul da yurt ayarlamasını gerektiğini de söylemeyi ihmal etmiyordum.Kazansam her şey hazırmış güya.İnanıyordum olacaktı.Bu iğrenç senenin yazını sabırsızlıkla bekliyordum.Yazın inanılmaz şeyler yapacaktım deniz,alışveriş,eğlence .Kuşadası babam yazlık her şey çok güzel olacaktı en önemlisi şu kitaplardan kurtulacaktım ya o bana yeterdi…
    Ve işte bir sınav günü daha üç ay önce yaşadıklarımız tekrar ediyordu sanki.Tarih tekerrür ediyor derdi tarih hocamız.Sınava gireceğimiz okulu annem arayadursun ben diğer senenin hayalini kuruyordum.Bu sefer ki okul uzaktı bulmakta zorlandık.Bir iki gün önceden sıra kontrolü okul neredeymiş falan gibi araştırmalara girmiyorduk.Annemde yoğundu zaten.Günleri vardı her kadın gibi.Bence yoğun olmasa da yoğun olduğunu söylediği bir işi vardı o bir iş kadınıydı(!). Okul bahçesi bekleşen ailelerle yine doluydu.Okulu biraz geç bulduğumuz için son on beş dakikadaydık.Ben hemen kontrolden geçerken annem bahçede kendine yer bulmuş olmalıydı.Sınıftaki adam konuşmayı yarılamıştı.Benim gibi sonradan gelen bir çocuk daha vardı.Kitapçıkları kontrol ettik bu sefer ki heyecanım daha fazlaydı heyecanım yatışsın diye yapmadığım şey kalmadı bir sürü dua okudum.Annemde dışarıdan dua takviyesi yapıyordur herhalde.Başlayabilirsiniz düdüğüyle (sesiyle) sınava başladık bu haftaki sınav matematikti.Otuzuncu soruya geldiği bile anlamamıştım.Sanki ben değil kalem çözüyordu hem duanın hem inancın gücüydü.Diğer sorularda da bu devam etti sınavı üç boşla bitirdim.5 dakika da zamanım kalmıştı.Ben bu işi çözmüştüm ya.Diğer gözetmen kitapçıkları topladı.Gözetmenler yönüyle şanslıydım.Hem iyilerdi hem de ses yapmıyorlardı.Benim de aradığım buydu.Adam da diğer yandan geometri kitapçıklarını dağıttı.Geometri de öyle böyle bitti.Kolay sormuşlardı.ÖSYM başkanına nedense içim ısınmıştı.Ünal Yarımağa…Sınav sonunda her zamanki gibi ağlayanlarda gülenlerde vardı.İstatislik yapacak olursak ağlayanlar daha fazlaydı.Annem ben çıkmadan Safiye’yi aramış iyi geçmiş dedi beni görünce.İnsan önce beni sorar benim annemde farklıydı işte.Sonrada senin yüzünden belli oluyor dedi.tuhaf...Safiye’ye ayrı bir sevgisi vardı zaten.Sınavının kötü geçtiğini duyunca çok üzülmüştü benimkinin iyi geçmesi bile onu mutlu etmemişti.Haftaya ki sınavı beklemeye durduk.Darısı edebiyatın başına edebiyat kitapçığını da ezberlemiştim zaten.o günde gelmiş ve benim sınavım iyi geçmişti Türkçe sormalarına bozulmuş olsamda iyiydi.Ve kuş gibi rahattım.Babam bize sürpriz yapıp erken gelmezse on beş güne kadar geliyordu.Annem bu sene bir değişiklik yapıp Kuşadasına değilde başka taraflara gitme taraftarıydı.Babam pek ılımlı bakmasa da benim için kabul ederdi bende annemle aynı düşünüyordum çünkü.Antalya tarafları Didim falan olabilirdi.Hele CAPRİCE OTEL kesin olabilirdi.
    7.bölüm
    TATİL VE BABAM
    Babam bu sefer sürpriz yapmayıp tam zamanında gelmişti.Havaalanında yoğun bir kalabalık olmuştu.Babacım gelmişti neşe getirmişti evimize annem duymasın ama onunla ev her zaman çekilmiyor.Evin sessizliği beni öldürüyor.Uçaktakilerin en karizması ve iki üç uzun dışındaki en uzunu babamdı.Safiye’yle de görüşebilseydik.Sıra ona gelmişti.Kuşadası’na gittiğimizde onlarda annesiyle geleceklerdi.Babam la uzun bir gece geçirdik muhabbetin belini kırdık.Bize bir sürü hediye getirmiş.Apple çok hoşuma gitti.Kıyafetlerde tam zevkime göreydi.Annemde bayıldı.Annemi uzun zamandır bu kadar mutlu görmemiştim ama babamla birlikte anneme ilk kazığı attık.Beraber yatacak ve annemi aramıza almayacaktık.Annem bayağı bozuldu.Babam tatile gitmeyi kabul etti.Didim’e gidiyorduk.Annem hazırlıklara başladı iki gün sonra gidiyorduk.şimdiden iki valizim olmuştu annem o kadar eşya götürmeme izin vermeyeceğini söylüyor bense hep yaptığım gibi onları gizliden arabaya sokacaktım.Artık yollardaydık.Babamın kullanmaması yönünde annemle hemfikirdik. Her bulduğu yerde duruyordu.Altı saatlik yol oluyordu on saat.Sınavların açıklanmasına bir on gün vardı ve çok merak ediyordum.Sonuçlardan sonrada Kuşadası’na geçecektik Safiyeler bizden iki üç gün sonra gelmeyi planlıyorlardı.Tercihleri birlikte yapıp aynı yeri kazanacaktık.Yolun sadece ilk iki saatini biliyorum gerinde full uyumuşum.Odamız deniz manzaralıydı.Otel yedi yıldızlı zaten.Unutulmaz bir tatil bizi bekliyordu.Gece gelmiştik yolda uyusam bile araba yormuştu.Annemle babam değişmeli araba kullanmışlar babam kıyamamış anneme.Onu odada yatmaya ikna edip etrafı keşfetme turlarına çıktık.Babam biz fark etmeden sevgili falan bulmak yok dedi.
    -Baba!Bıkmayacaksın değil mi?O taraklarda bezim olmadığını bilmene rağmen söylemeden etmiyorsun.
    -E insanın senin gibi güzel kızı olunca bütün erkeklerden korumak istiyor.
    -Yani kıskanıyorsun?
    -Yok öyle değil de…
    Cümlesini tamamlamadı ama ben anlamıştım zaten beni her şeyden fazla kıskanıyordu lisede az gelmedi okula,bana laf atanları öldürmekten beter ettiğini bilirim.Benim sevgilimin olmamasının bir sebebi de babamdı.Onun gibi mükemmel insan aradım aslında hem de çok erken geldi bana o yaşlarda.Çocuk oyuncağı gibi seviyorum seviyorum diyorlar bir hafta sonra ayrılıp yine başkasının için aynı şeyleri sarfediyorlar.Babama göre temiz bir lise hayatım olmuştu.Tabi ki de hoşlanmıştım ama tanıyana kadar.Hiç biri beş para etmiyordu tanıdıklarımın…Babamla etrafı turladıktan sonra manzaralı odalarımıza gidip tatlı bir uyku çektik.Sabah açık büfe enfesti.Annemle biraz yediklerimizi eritmek için spor salonu aradık.Ama ben bir an önce kendimi denize atmak istiyordum.Deniz,tenis derken akşam oldu.Akşam eğlencelerine katıldık.Nerde aktivite orda bendim resmen.Annemle güzellik salonları,havuzlar falan senenin acısını çıkardık.Tatil bitmişti bile bir geldiğimizi biliyorum bir de gittiğimizi.Ailecek ilk otel maceramızdı.Aslında şu yazlık olmasa daha çok gezerdik de bizi bağlıyordu.Oradaki çevrem iyiydi ama yazlıklar bana göre değildi.Bugün annemle beraber Safiyeler için hazırlık yapıyorduk.Yarın kavuşuyorduk.Zaten gün saymıştık ikimizde.İnsanın ikizinden ayrılması ne demekse benim içinde oydu Safiye den ayrılmak.Ama olmuştu Diyarbakır onu çağırmış oda gitmişti.Annemle bütün gün mutfaktan çıkmadık ve enfes şeyler çıkardık ortaya.ÖSS sonuçlarının açıklanması da yarına ertelenmişti yarını iki nedenden dolayı bekler olmuştum.Sırf o yüzden erkenden yatağa girdim ama benim harcım mı sanki erkenden yatmak uyuyamadım döndüm durdum sonunda uyumuşum babamın çığlığıyla uyandım.Babam:
    -530 diye bağırıyordu.
    Annemle ikimiz yataktan fırladık evde birden bayram havası esti.Bu puanla ben kesin giriyordum Boğaziçi’ne zaten 985. olmuştum.Hemen Safiye’yi aradım.Onun sesi buruktu.
    -Safiye puanın kaç?
    -420
    -Ama nasıl olur iyi geçmişti ilk sınavımdan dolayı bir de matematikte bir sürü dikkatsizlik yapmışım.
    Yıkılmıştım bu kız beni her zaman üzecek bir şeyler buluyordu.Benim hayatım bir o kadar iyiyse onunda o kadar kötüydü.
    Neyse üzülme hayırlısı dedim ama içim içimi yedi.Mahvoldum.
    -Safiye sen buraya bir gel bak ben sana napıyorum!
    -Bak daha yola çıkmadık gelmem görürsün.
    -Tamam tamam şaka!
    Aradığımda uçağa binmek üzereydiler. İki saate gelirler dedi babam. Safiye konusunda da beni teselli etmek babama kalmıştı.Artık alışmıştım hiçbir şey koymuyordu.Muhtemelen Safiye için İstanbul bitmişti.Olmazdı sınıf öğretmeni ancak olurdu.Safiyeler geldi ve ev kalabalıklaştı bizde ilk defa bu kadar uzun kaldılar.Tercihleri de yapmıştık.Sonuçları bekliyorduk benimki belliydi ama Safiye için bir mucize olmasını bekler olmuştuk.Safiyeler gitmişti sonuçlarda onların gidişinin ertesi günü açıklandı.Benim Boğaziçi PDR onun ise KTÜ sınıf öğretmenliği.Kader bizi bir kere ayırmıştı ya anlaşılan bir daha bir araya getirmeyecekti.Sınıf öğretmenliği de aslında ona göre değildi.Mecbur kabullenecektik.Kayıt telaşı falan her şey hızla gelişti.Geçen sene gelirim dediğim İstanbuldaydım artık.Anadolu yakasında güzel ,şirin bir yurt bulduk.Daha sonra iyi arkadaş bulursam eve de çıkabilirmişim.Buna çok sevindim.İlk defa yurtta kalacaktım ama istiyordum.Burada halamlarda vardı birazda onlara misafir olduk annemler İzmir’e döneceklerdi bende okul açılana burada kalacaktım.Alışverişler her şey tamamdı annemler döndüler.Okulda beş altı gün sonra açılıyordu.Halam beni bu koca şehre alıştırmaya çalışıyordu.Safiye de Trabzon da kayıtlarda kendine iki arkadaş bulmuş eve çıkacakmış.Onun okulu benden bir hafta sonra açılacakmış oda yeni yeni yerleşiyordu.Artık uçakla gidip gelecektik harçlıklarımızdan biriktirdiğimiz paralarla.
    8.bölüm
    ÜNİVERSİTE
    Okul açılmıştı ilk gün heyecanı sardı bile.Bu okul insanı seçilmiş gibi hissettiriyordu.İnek tipler olduğu gibi züppelerde vardı.Çalışan gelmiş işte.Üniversiteli olmak.Hayallerim…Her şey çok güzeldi ama bir eksikle Safiye.O olsaydı keşke hukuk isterken sınıf öğretmeni olmuştu.Hayırlısı böyleymiş demekten kendini alamıyordu insan.Okulum sınıfım çok iyi görünüyordu.Hemen kaynaştık hafta sonu plan bile yaptık kızlarla.Derya’nın arabası vardı hafta sonu bizi gezdirebileceğini söyledi.Gezmek olurdu da hayır diyebilir miydik.Pazar gününü sabırsızlıkla bekliyorduk.

    Devamı yoktu çünkü arkadaşımda yoktu üniversiteye gitmişti ama bir hafta geçirebilmişti.O gezinin sonu hüzün olmuştu.Herkesin bağrında kor annesinin benim babasının.Bundan sonraki sayfaları ben tamamlayacaktım.Günlükte en çok zikrettiği isim benim adımdı.Okurken kendimi tutamamış hiç ağlamadığım kadar ağlamıştım.Günlük sırılsıklam ben sırılsıklam.Benim için üzülmesine ağladım en çokta.Ağlıyordum ve ağlayacaktım çünkü onun gibi bir dost bulamayacaktım…

      Forum Saati Cuma Mayıs 26, 2017 11:16 am