Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    AĞIR BEDEL

    Paylaş

    1001110051

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 14/10/10

    AĞIR BEDEL

    Mesaj  1001110051 Bir C.tesi Ara. 18, 2010 11:12 am

    AĞIR BEDEL
    Bugün sınav sonuçları açıklanacaktı. Gece heyecandan doğru dürüst uyuyamadı. Daldığı sırada kabuslar gören Aslı günün ağarmasıyla heyecanı iyice arttı. Zaman geçmek bilmiyordu. O gün bütün aile çok heyecanlı bir şekilde saatin geçmesini bekliyorlardı. Beklenen sonuç açıklandı. Aslı bir sene boyunca çabaladığı emeklerinin karşılığını almıştı. Çok istediği Pamukkale Üniversitesi Psikolojik Danışama ve Rehberlik bölümünü kazanmıştı. Direk babasına sarılan Aslı'nın gözünden yaşlar süzülüyordu. Babası gözyaşlarını silerek alnından öptü. O sırada haberi alan aile yakınları telefona sarılarak Aslı'nın sevincine ortak oldular. Aslı hayatında hiç olmadığı kadar mutluydu.
    4 hafta sonra...
    Ayrılık vakti gelmişti. Bütün aile yakınları Aslı'yı geçirmek için terminale gelmişti. Herkeste bir burukluk vardı. Kazandığını öğrendiği andaki mutluluk yerini artık hüzne bıraktı. Hareket süresine on beş dakika kalmıştı. Tek tek herkesle vedalaşmaya başladı. Annesini ve babasını en sona bıraktı.Gözyaşlarını tutamıyordu. Babasına sarıldı.Babası kızına:
    - Oralarda kendine çok dikkat et. Seni çok seviyoruz. Bunu aklından hiç çıkarma, dedi.
    Son kez annesine sarılarak kokladı. Annesi:
    -İnince hemen ara bizi burada merakta bırakma, dedi.
    Otobüsteki yerini alan Aslı camdan el sallıyordu. Arkasında çok sevdiği ve değer verdiği ailesini bırakmak ona çok zor geliyordu. Artık otobüs terminalden çıkmıştı. Çantasında peçete arıyor bir türlü bulamıyordu. Yan koltuktan peçete uzatılmıştı. Alarak göz yaşlarını sildi. Biraz su içerek kendisine gelmeye çalıştı. Yarım saat geçmişti. Aslı kendisine peçete uzatan gence baktı. Seslenmek istedi fakat adını bilmiyordu. O sırada gencin yanında oturan kişi konuşma sırasında Yiğit diye sesleniyordu. Aslı:
    -Pardon Yiğit! Konuşma sırasında adınızın Yiğit olduğunu duydum. Peçete için teşekkür etmek istedim.
    -Önemli değil. İyi misin?
    -Evet. Biraz daha iyi.
    -Ailenden ilk defa ayrılıyorsun sanırım.
    -Evet. Maalesef üniversite nedeniyle.
    -Hım. Hangi üniversite?
    -Pamukkale Üniversitesi.
    -Gerçekten mi ? Ben de orayı kazandım. Bölüm ne?
    -Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik.
    -Orda ayrılıyoruz işte.
    Yüzünde hafif bir tebessümle sözlerine devam etti.
    -Ben işletme kazandım. Bu arada ben adını bilmiyorum hala.
    -Aslı
    -Tekrar memnun oldum.
    diyerek elini uzattı. El sıkıştılar. Bu arada öne doğru ilerleyen mavin ellerine çarptı. İkisi de birbirine bakarak gülüştüler. Aslı:
    -Ankara’da mı kalıyorsun?
    -Evet.
    Yiğit'in tavrında bir gariplik vardı. Konuşmak istemiyor gibiydi. Ama Aslı konuşmak istiyordu. Neden böyle olmuştu? Konuşsam mı acaba ? Ne desem ki? Acaba ters tepki verir mi? Aklından onlarca soru geçerken bir sesle irkildi. Ses mavine aitti. Mola yerine geldiklerini söylüyordu. Biraz hava almanın kendisine iyi geleceğini düşündü. Otobüsten inerek ilerdeki banka oturdu. Can ve Yiğit elinde bisküvi ile oturmak için yer arıyorlardı. Aslı etrafına bakındı boş yer yoktu.
    -Buraya oturabilirsiniz, dedi.
    -Teşekkür etti ve oturdular.
    Yiğit:
    -Tanıştırayım en yakın arkadaşım, Can .
    -Memnun oldum Can. Bende Aslı .
    -Bende memnun oldum. Nasıl oldun? Otobüste iyi gözükmüyordun.
    -Daha iyiyim. İlk defa ayrılmak zor geldi.
    -Üzülme alışıyor insan. İlk başlarda hep böyle oluyor. Bende Pamukkale Üniversitesi’nde okuyorum. İkinci sınıfım.
    -Gerçekten mi? Sizin için iyi olmuş iki yakın arkadaş aynı yerde olmanız. Yiğit şanslısın orda yabancılık çekmeyeceksin.
    -Yok öyle düşünme sana da istediğin sürece yardımcı olurum. Hem aynı bölümdeyiz mutlaka karşılaşırız.
    -Bu çok iyi. Ben çok istemiştim bu bölümde okumayı. Baya zorlandım dönem içinde ama çok şükür oldu.
    -İlla ki zorlanılıyor ders çalışırken. Sonuçta bir şeylerden fedakarlık yapmadan bazı şeylere ulaşılmıyor. Babamın söylediği şu söz benim hep ders çalışmama motive olmuştur; "Yokuşta akmayan ter inişte göz yaşı olur."
    -Gerçekten çok güzel ve anlamlı bir sözmüş.
    Değişik tavırlar yapan Yiğit otobüse binmek istedi. Kalktılar otobüse doğru yürüdüler. Aslı ne olduğuna anlam veremedi. Otobüse önce aslı arkasından Yiğit ve Can bindi. Can ile muhabbet Denizli' ye kadar devam etti. Konuştukça bir çok ortak yönleri olduğunu gördüler. Aslı'nın aklı Yiğit'teydi. Onunla konuşmak istiyordu. Otobüs terminale girdi. Can önce Aslı'nın sonra Yiğit' in valizlerine yardım etti. Aslı ilk defa geliyor olması nedeniyle baya eşya getirmişti. Bu eşyaları nasıl götüreceğini düşünüyordu ki sarı bir taksi içinde Yiğit ile Can'ın kendisine doğru geldiklerini gördü. Yiğit:
    -İstersen sen de gel. Buradan yurda gitmen çok zor olur.
    Can:
    -Gel hem buraları pek bilmiyorsun koca valizlerle kaybolma sonra, dedi. Gülüştüler. Aslı:
    -Çok iyi olur aslında.
    Eşyaları taksiye yerleştirdiler. Aslı kendini çok değişik hissediyordu. Yabancı bir şehirde tek başına olmak onu endişelendiriyordu. Birden annesini aramadığını fark etti. Hemen çantasını açıp telefonunu aramaya başladı. Çantasında çok eşya olmasıyla biraz zorlandı. Sonunda buldu. Annesini aradı. Telefon cevap vermedi. Duymadılar diye düşündü. Babasının numarasını çevirdi. Biraz bekledi ve telefon açıldı. Açan annesiydi.
    -Annecim ne yapıyorsun? Seni aradım cevap vermedin.
    -İyiyim kızım. Telefon yanımda değildi. Duymadım. Ne yaptın? İndin mi?
    Arkadan Doktor bey! diye bir ses geldi. Aslı endişeli bir şekilde
    -Evet annecim ben indim de o ses neydi? Nerdesiniz?
    Annesi biraz durgunlaştı. Kızına yalan söylemek zorunda kaldı.
    -Evet canım önemli bir şey değil. Baban için geldik. Üşütmüş sanırım. Biliyorsun bu konularda çok hassastır.
    Sen bizi düşünme. Nasıl geçti yolculuğun?
    -İyiydi annecim.
    Yiğit Aslı'ya dönüp
    -Geldik, dedi.
    -Annecim yurda geldim. Ben seni birazdan arasam olur mu?
    -Tamam yavrum. Bak babanın çok selamı var öpüyor seni.
    -Ben de ikinizi öpüyorum, dedi. Kapattı.
    Durgunlaştı biraz. Yiğit:
    -Ne oldu? Kötü bir şey yok ya?
    -Hayır, dedi.
    Aslı'nın valizlerini arabadan indirip kapının önüne kadar taşıdılar. Can :
    -Yukarı çıkarmana yardım edelim. Aslı:
    -Gerek yok. Yeterince zahmet verdim size de. Gerisini ben hallederim tekrar teşekkür ederim.
    Aslı cüzdanından taksi ücretini çıkardı. Can:
    -Ne yapıyorsun sen, olur mu öyle şey? Diyerek elimdeki parayı geri koymasını söyledi. Aslı çok ısrar etti ama Can parayı almadı. Yiğit'e el uzatarak
    -Her şey için teşekkür ederim, dedi
    -Önemli değil. Kendine iyi bak. Hoşça kal !
    Tekrar taksiye binerek yurdun önünden ayrıldılar. Bu vakte kadar hiç tek kalmayan Aslı yurdun önünde valizleriyle kalakaldı. Etrafını şaşkınlıkla izleyen Aslı görevlinin kendisine yardım edebileceğini söylemesiyle kendine geldi. Görevli ile birlikte odasına çıktı. Eşyalarını yerleştirmeye başladı. Dolap yerleştirmekten hiç hoşlanmazdı. Evde hep annesi düzeltirdi. Artık iş başa düşmüştü. Yaklaşık iki saat süren eşya yerleştirmesinden sonra odanın balkonuna çıkıp derin bir nefes aldı. Yurdun manzarasını izliyordu. Aklına annesi geldi. Hemen içeri girdi. Telefonunu alarak tekrar balkona çıktı. Annesini aradı. Telefon uzun bir süre çaldı. Tam kapatacaktı ki
    -Yavrum, diye bir ses geldi.
    -Annecim ne yapıyorsunuz?
    -İyiyiz yavrum. Doktor babana bazı tetkikler yapmak istedi. Onlar yaptırdık. Şimdi sonuçların açıklanmasını bekliyoruz.
    -Ne tetkiki? Üşütme için gitmemiş miydiniz?
    -Evet yavrum ama doktor istedi. Bakalım bekliyoruz.
    -Tamam annecim inşallah kötü bir şey çıkmaz.
    -Sen ne yaptın? Yerleşebildin mi?
    -Yerleştim annecim şimdi balkona çıktım. Etrafı seyrediyorum.
    "İbrahim Beyin sonuçları çıktı." diye bir ses geldi.
    -Canım babanın sonuçları çıkmış. Akşam konuşuruz. Kendine iyi bak. Öpüyorum.
    -Tamam annecim dikkatli olun.
    Aslı kendini hiç iyi hissetmiyordu. Temiz bir hava almanın kendisine iyi geleceğini düşündü. Hem biraz ortamı öğrenirim diye dışarı çıkmak için hazırlık yapmaya başladı. Bu sırada annesi ve babası doktorun odasına girdi. Doktor bazı şeylerden şüphelendiği için tetkik yapmak istediğini maalesef şüphelendiği şeylerde haklı olduğunu söyledi. İbrahim bey çok sigara içen birisiydi. Doktor kullandığı sigaradan dolayı akciğerlerinin durumunun iyi olmadığını daha açık konuşmak gerekirse sigara kullanmaya devam ettiği sürece yeni başlayan kanser belirtisinin artmasında etkili olacağını söyledi. Bunu duyan Melek hanım ve eşi kendilerini çok kötü hissetmişti. Melek hanım bu durumu önlemek için başka nelerin yapılabileceğini sordu. Doktor başta sigarayı bırakmasını, temiz havada günde en az yarım saat yürüyüş yapmasını ve yazacağı ilaçları düzenli olarak almasını söyledi. İlaçları yazarken bir ay sonra tekrar gelip bazı kontroller yapacağını ekledi. İbrahim beyi evraklar için hemşirenin çağırmasıyla odada doktorla kalan Melek hanıma doktor:
    -Eşinizin sigara kullanmamasına dikkat etmelisiniz. Mümkün olduğunca sigaralı ortamlardan uzak tuttun.Düzenli ilaç kullanımı ve dediklerim ile yeni başlayan kanserin ilerlemesinin önüne geçebileceğini söyledi.
    Melek hanım doktoru tüm dikkatiyle dinleyip söylediklerini yapacağını belirtti. İşi biten İbrahim bey içeri girdi. Doktora teşekkür ederek odadan ayrıldılar. Moralleri çok bozulmuştu. Böyle bir şeyi hiç beklemiyorlardı. Melek hanım İbrahim beyin moralini düzeltmek için elinden geleni yapmaya çalışıyordu. Yol boyunca kızına bu konuyu bahsetmeme hakkında konuştular. Yoldan geçerken İbrahim beyin en çok sevdiği güllacı alıp eve geçtiler. Melek hanım akşam yemeğine İbrahim beyin en çok sevdiği yemekleri yaptı. Akşam yemeğini yedikten sonra televizyon karşısına geçtiler. Telefon çaldı. Arayan Aslı'ydı. Melek hanım ile İbrahim bey göz göze geldi. Durumu çaktırmamaya çalıştılar.
    -Babacım nasılsın?
    -İyiyim canım kızım sen nasılsın? Yerleşmişsin aldım annenden haberlerini.
    -İyiyim babacım.Yerleştim çok şükür.Siz ne yaptınız? Önemli bir şey yoktur inşallah.
    -Yok kızım üşütmüşüm. Biraz da ilerlemiş ondan bazı tetkikler yapıldı.
    -Tetkik diyince korktum bende.
    -Korkma kızım önemli bir şey değil. E sen anlat. Nasıl oralar ? Çıktın mı dışarı
    -Evet babacım annemle konuştuktan sonra çıktım. Biraz gezdim. Şimdi yurdun önündeyim. Yemek vakti geldi. Birazdan yemeğe geçeceğim.
    -Ne varmış yemekte?
    -Bilmiyorum babacım bakmadım.
    -Hım. İyi bakalım hadi sen yemeği kaçırma. Var mı bir isteğin?
    -Yok babacım kendine çok iyi bak. Annemi de öpüyorum . İyi geceler.
    -Tamam yavrum. Sen de kendine iyi bak.
    Ailesinden ayrı geçireceği ilk yemekti. Canı hiçbir şey istemiyordu. Doğru dürüst bir şey yiyemeden kalktı. Odasına yeni gelen kişilerle tanıştı. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadı. Yolun yorgunluğu da üzerine bir ağırlık yapmıştı. Arkadaşlarına iyi geceler diyerek yatağına uzandı. Bir türlü uyuyamıyordu. Galiba yatağı yadırgamıştı. Uzun bir süre uyumak için sağa sola döndü. Yorgunluğuna yenik düşerek uyuya kaldı. saat sekizde alarm çaldı. Böylece ilk gecesini geçirmişti. Oda arkadaşlarıyla beraber kahvaltıya indiler. Sonra okula gitmek için hazırlandı. İçinde tarif edemediği duygular yaşıyordu. Okuldaki ilk günüydü. Her şeyi çok merak ediyordu ki asıl merak ettiği şey Yiğit'ti. Acaba bir daha karşılaşabilecekler miydi? Nedense kendisine çok yakın hissediyordu. Garip bir heyecanla okula gitti. Sınıftaki yerini aldı. Herkeste bir çekimserlik vardı. O sırada "Aslı!" diye seslendi biri. Şaşkınlıkla etrafına bakındı ve kapıda Can 'ı gördü. Yerinden kalkarak kapıya doğru yöneldi.
    -Merhaba. Nasılsın?
    -Merhaba. İyiyim sağ ol sen nasılsın?
    -Ben de iyiyim. Sınıfım hemen karşıda olunca gelip görmek istedim. Nasıl yerleştin mi? Bir problem var mı?
    -Yok çok şükür. Dün yerleştim. Biraz zor oldu. Sanırım alışmam biraz zaman alacak.
    -O ilk zamanlar herkeste oluyor. Sonra zamanın nasıl geçtiğini bile anlamayacaksın.
    -İnşallah, dedi.
    Gözü Yiğit' i arıyordu. Acaba o ne yaptı diye düşündü içinden ve
    -Yiğit ne yaptı? Yerleşebilmiş mi?
    -Evet yerleşti. Dün onunla uğraştık. İlk defa geldiği için eşyaları biraz fazlaydı. Toparlamak baya vaktimizi aldı. Onun binası şu karşıdaki. Sabah görüştük daha. Sınıfını falan gösterdim. Aklıma sen geldin sana da bir uğramak istedim.
    -Çok sağ ol. Böyle kendimi sana karşı borçlu hissediyorum.
    -Hayır. Öyle hissetmeni istemem. Hemşerimsin yardım etmek istedim. Rahatsız ettiysem özür dilerim.
    -Olur mu ne rahatsızlığı, aksine iyi oluyor. Derken koridorun başında psikoloji hocası gözüktü. Can :
    -Evet işte başlıyorsun inşallah iyi bir gün geçirirsin.
    -Çok sağ ol. İnşallah senin için de güzel bir gün olur diyerek sınıftaki yerini aldı.
    Ders tanışmayla geçti. Bir saat arası vardı. Okulun kafeteryasına gitmeye karar verdi. İçerisi çok kalabalıktı. Geri çıkmayı düşündüğü anda Yiğit'i gördü. Bu kalabalığın içinde tanıdık birini görmek onu çok sevindirmişti. Yiğit' e doğru yürüdü.
    -Merhaba dedi.
    -Aslı hoş geldin. Nasılsın?
    -İyiyim. Sen?
    -Ben de iyiyim sağ ol. Ne yapıyorsun?
    -Bir saat ara vardı. Oturmak için geldim fakat yer yok sınıfa geçeceğim.
    -İstersen oturabilirsin.
    -Rahatsız etmek istemem.
    -Hayır. Ne rahatsızlığı lütfen otur.
    -Peki. Sen ne yaptın? Yerleşmişsin, Can söyledi.
    -Evet. Sağ olsun baya yardımı oldu. Sen ne yaptın?
    -Bende yerleştim. Alışmaya çalışıyorum. Hiçbir yeri bilmemek zor oluyor. Sen tabi daha önce gelmişsindir.
    -Evet. Can'ın ilk senesinde gelmiştim. Yabancı sayılmam ama öyle gözünde büyütme Ankara'da yaşayan biri burada hayli hayli yaşar. Bu arada ben birazdan çarşıya geçeceğim istersen beraber geçelim.
    -Olur tabi. Hem ben de bu sayede bazı eksiklerimi alıyım.
    -Derse girmeyecek misin?
    -Önemli değil. Zaten tanışma ile geçiyor.
    -Peki o zaman kalkalım istersen.
    İşte bu! dedi içinden onunla vakit geçirmek için güzel bir fırsattı. Keyfi yerine gelmişti. Durağa doğru yürümeye başladılar. Aslı arada Yiğit'e bakıyordu. Birkaç kez göz göze geldiler gülümseyerek konuşmalarına devam ettiler. Aslı Yiğit konuşurken sürekli gözlerine bakıyordu. Belki de ona karşı hissettiklerini anlamasını istiyordu. Durak yerine geldiler. Çok geçmeden dolmuş geldi. Tam binerken çantasının kolunu koptu ve yere düştü. İçerisindeki eşyalar etrafa saçıldı. Dolmuş şoföründen biraz beklemesini rica ettiler. Yerdeki eşyalarını toparladıktan sonra önce Aslı arkasından Yiğit dolmuşa bindiler. Dolmuşta bir anlık sessizlik oldu. Birden büyük bir gürültü koptu. Ne olduğunu anlayamadılar. Dolmuş aniden fren yaptı. Bütün yolcular endişelendi. Dolmuşun ilerisindeki taksi karşı taraftan gelen kamyon ile çarpışmıştı. Aslı çok korkmuş ve gerilmişti. Dolmuşun durmasıyla bütün yolcular aşağı inip meraklı gözlerle olaya bakıyorlardı. Aslı ile Yiğit en son indi ve gördükleri manzara karşısında tüyleri ürperdi. Aslı:
    -Belki taksi yerine biz olabilirdik, dedi.
    Eli ayağı titremeye başladı. Yiğit Aslı'nın kollarından tutarak kenara oturttu. Çantasındaki suyu çıkardı ve içmesini istedi. Elini yüzünü yıkadı. Aslı kendisini biraz daha iyi hissediyordu. Neyse ki ağır yaralanan ve ölen olmamıştı. Yol trafiğe kapandı. Herkes çekicinin gelinmesini bekliyordu. Yarım saat sonra çekicinin gelmesiyle yol trafiğe açıldı. Dolmuştaki yolcular tekrar yerlerine oturdu. Aslı'nın yüzü bembeyaz kesilmişti. Yiğit:
    -İyi misin?
    -İyiyim, dedi. Yol boyunca Aslı'yı moralini düzeltmeye çalışan Yiğit:
    -İstersen önce bir yere oturalım. Yemek yiyip öyle gezeriz. Sen de biraz daha toparlanırsın.
    -Çok iyi olur.
    Biraz ilerdeki dönerciye oturdular. Dönerci geldi ve
    -O Yiğit hoş geldin. Nasılsın?
    -İyidir Yakup ağabeyi sen nasılsın? Nasıl gidiyor işler?
    -Aynı be koçum bildiğin gibi. Can yok mu?
    -Onun dersi var. Artık ben de buralardayım.
    -Hayırlı olsun koçum. Kapım açık beklerim. Her zamankinden mi olsun?
    -Evet ağabeyi.
    Dönerci hazırlıkları yapmak için uzaklaştı.Bu sırada sessiz bir şekilde dinleyen Aslı Yiğit'in daha önce Can ile birlikte buraya geldiklerini anlamıştı Yiğit:
    -Buranın en güzel dönerini Yakup ağabeyi yapar.Çoğu zaman Can ile beraber buraya geliriz.Umarım sen de beğenirsin.
    -Ben döneri çok severim.Yanında turşu da olsa keşke demesiyle elinde servis tabağı ile gelen Yakup ağabeyi servisi getirmişti. Dönerleri, karışık turşuyu koyarak masayı ayarladı ve
    -İçecek olarak ne alırsınız? Dedi.
    İkisi de ayran istedi. Ayranları da getiren Yakup ağabeyi "Afiyet olsun" diyerek masan ayrıldı.
    Yemeye başlayan Aslı acıktığının farkına varmıştı. İştahla yiyip peçeteyle ağzını sildi ve
    -Gerçekten çok güzeldi. Dediğin kadar varmış.
    Servis tabaklarını almaya gelen Yakup ağabeyi:
    -Vaktiniz varsa çayımı için, dedi
    Yiğit Aslı' ya baktı. Aslı:
    -Olur, dedi.
    Muhabbete devam ettiler. Çaylarını içtikten sonra Yiğit:
    -Kalkalım istersen, dedi.
    -Olur. Rehber sensin, dedi gülümseyerek. Aslı cüzdanından para çıkarıyordu. Yiğit:
    -Koy onu, öyle şey olmaz.
    -Hayır, içim rahat etmez öyle.
    -Lütfen koyar mısın.
    -Bir şartla bir dahaki benden olmak şartıyla.
    -Peki, dedi.
    Hesabı ödedi. Dönerciden çıkıp gezmeye başladılar . Vaktin nasıl geçtiğini anlamadılar. Hava kararmıştı.Saatine bakan Yiğit:
    -Dönelim mi?
    Aslı:
    -Olur, dedi.
    İlerden dolmuşa bindiler. Oturduğunda yorulduğunu hissetti. Yol boyunca sessiz kaldılar.Yurdun önünde indiler.Aslı:
    -Çok güzel bir gün geçirdim. Her şey için sağ ol.
    -Benim için de güzel bir gündü. Tekrar görüşürüz. Kendine iyi bak.
    -Görüşürüz. İyi geceler.
    -İyi geceler.
    Aslı arkasını döndü ve kapıya doğru yürüdü. Yiğit Aslı'yı izliyor, içeri girmesini bekliyordu. Arkasını dönen Aslı Yiğit'in onu beklediğini gördü.El sallayarak kapıdan içeri girdi.Kalbi çok hızlı atıyordu. Çok mutluydu. İlk defa beraber bir şeyler yapmışlardı. Merdivenlerden çıkarak odasına girdi. Oda arkadaşları uyuyorlardı. Sessizce üzerini değiştirdi ve yatağa uzandı. Kulaklığını takıp radyoyu açtı. Bugün gözlerinin önünden film şeridi gibi geçiyordu.Yiğit' e karşı olan duyguları gün geçtikçe artıyordu.Bugün ilk defa gizli gizli bakarken yakaladı.Belki de onun kendisine karşı bir şeyler hissettiğini düşündü.Radyoda çalan duygusal parçalar Aslı'yı derin duygulara götürüyordu. Bugünü düşünen Aslı bir süre sonra uyuyakaldı. Sabah dersinin olması nedeniyle erken kalkan Aslı elini yüzünü yıkadı. Odadaki arkadaşlarına seslendi. Onların dersi geç olduğu için kalkmak istemediler. Aşağı yemekhaneye indi. Biraz sıra vardı. Sıraya giren Aslı uyku sersemliliğini üzerinden atamadı. Dün çok yorulmuştu.O sırada arkasına Yiğit geldi.
    -Günaydın Aslı!
    Aslı arkasını dönerek
    -Günaydın Yiğit nasılsın?
    -Biraz yorgunum sen?
    -Bende aynı. Dün farkında olmadan baya yorulmuşum.
    Sırası gelen Aslı kahvaltısını alarak Yiğit' i bekledi. Sonra beraber masaya geçtiler. Karşılıklı oturdular.
    - E ne yaptın akşam?
    -Ya o kadar yorulmuşum ki biraz müzik dinleyip uyuya kalmışım.
    -Hım.
    -Sen ne yaptın?
    -Ben de biraz oda arkadaşlarıyla muhabbet ettim. Sonra yattım.
    -Dersin kaçta ?
    -On.Senin?
    -Benim de aynı.
    -İstersen beraber geçelim okula.
    -Olur 9.30 da kapıda buluşalım mı? Ne dersin?
    -Tamam uygun. Kahvaltılarını bitip kalktılar. Yiğit:
    -Kapıda görüşürüz.
    -Görüşürüz , diyerek merdivenlere yöneldi.
    Hızlı bir şekilde merdivenleri çıktı. Saatine baktı. Bir saati vardı. Kendince plan yaptı. Güzel görünmek istiyordu. Odasını çıktı. Ne giyeceğine karar vermeye çalışıyordu. Fakat bir türlü karar veremiyordu. En sonunda karar vermişti. Hemen üzerini değiştirdi. Saçını yapmaya başladı. Saatine baktı. Yarım saati kalmıştı. Makyajını da yaptıktan sonra çantasını ayarladı. Aynanın karşısını geçti. Birkaç düzeltme yaptı." İşte bu!" dedi. Artık hazırdı. Merdivenlerden aşağı indi. Giriş kapısına doğru yürüdü. Yiğit kapıda bekliyordu. Aslı:
    -Çok bekletmedim umarım.
    -Hayır ben biraz erken geldim. Bu arada çok güzel olmuşsun. Gülümseyerek
    -Teşekkür ederim, dedi. Yurttan çıkıp okula doğru yürümeye başladılar. Aslı:
    -Hava çok güzel demi?
    -Evet.
    -İşin yoksa çıkışta biraz yürüyelim mi?
    -Güzel olur. Nasıl buluşacağız?Çıkış saatlerimiz uymuyor.
    -Ben sana numaramı versem. Ben senin olduğun yere gelirim.
    Numarasını veren Aslı:
    -Tamam o zaman. Görüşürüz, diyerek ayrıldı.
    Dersler geçmek bilmedi. Son dersi de biten Aslı hemen yurda gitti.Üzerine çeki düzen verdi.Saatine baktı. Yiğit'in dersinin bitmesine yarım saat vardı. Ben okulun girişinde bekliyorum, diye mesaj attı. Okula doğru yürümeye başladı. Çok geçmeden Yiğit geldi.Hocaları biraz erken bırakmıştı.Beraber parka doğru yürümeye başladılar.Yiğit Aslı'nın gözlerine bakarak:
    -Her zamanki gibi çok güzelsin, dedi.
    Aslı utanmıştı. Ama Yiğit'ten böyle şeyler duymak hoşuna gidiyordu.Parkta dolaşırken Yiğit içinden Aslı'ya açılması gereken günün bugün olduğunu düşündü ve
    -Aslı şuana kadar yaşamadığım duyguları seninle yaşamaya başladım. Normalde bu tür konuları çok açık konuşan biri değilimdir.Nasıl bir tepki vereceğini bilmiyorum ama seninleyken kendimi çok mutlu hissediyorum.Dün aslında yurda gittiğimde uzanarak o günü düşündüm.Ben güzel sözler söylemeyi çok beceremem.Aslı ben artık mutlu olmak istiyorum ve mutlu olmayı sadece senin yanında yaşayabiliyorum.
    Sözüne devam ederken Aslı sözünü kesti ve ona karşı olan duygularını ifade etti. Yiğit Aslı'nın konuşmasıyla çok rahatladı.Bir süre bakıştılar.Yiğit Aslı' ya sarılarak
    -Seni seviyorum, dedi.
    Yiğit ve Aslı çok mutluydu. El ele tutuşarak parkta yürümeye başladılar.Aslı şoku üzerinden atamadı.Yiğit'in de ona karşı bir şeyler hissetmesi onu çok mutlu etti.Yiğit:
    -Oturalım mı?
    -Olur, diyerek banka oturdular.
    Aslı başını Yiğit'in omzuna yasadı. Hava serinlemeye başlamıştı.Aslı bir an titredi.Yiğit üzerindeki ceketi çıkararak Aslı'nın üzerine örttü.Yiğit müzik açtı.Ortam çok güzeldi.Bir süre sonra Aslı ayağa kalkarak,
    -Hadi yemek yemeye gidelim, dedi.
    Elini uzattı. Yiğit'te ayağa kalktı.Yiğit:
    -Peki nereye gidelim?
    -Bilmem.
    El ele tutuşarak yürümeye başladılar. Çarşıya kadar yürüdüler.Aslı:
    -Ne yiyelim?
    -Sen bilirsin canım, fark etmez.
    -Pizzaya ne dersin?
    -Süper.Ben de ne zamandır yemiyorum.
    Beraber pizza yiyebilecekleri bir yere oturdular.Bu sırada Yiğit'in telefonu çaldı.Arayan Can'dı.Yiğit:
    -Alo.
    -Dostum ne yapıyorsun? Hiç gözükmüyorsun?
    -İyidir. Dışarıdayım. Sen nerdesin, ne yapıyorsun?
    -İyi valla ne olsun. Bende çarşıdayım. Görüşelim mi? Seninle konuşmam gereken bir konu var.
    -Tamam, diyerek bulundukları yeri tarif etti.
    -Tamam.On dakikaya orda olurum, dedi ve telefonu kapattı.Aslı:
    -Önemli bir şey mi var?
    -Ben de bilmiyorum Can geliyor. Benimle konuşmak istediği bir konu varmış.Davet ettim ama senin için bir sakıncası olmaz demi?
    -Hayır. Niye sakıncası olsun ki?
    Bu arada pizzalar geldi. Aslı:
    -Beklesek mi?
    -Gerek yok canım. Yiyelim biz.
    Aradan çok geçmeden Can geldi. Bir an şaşırdı.Aslı'nın olduğunu bilmiyordu. Bir yandan da sevindi. İlk günden sonra onu hiç görmemişti.Yanlarına geldi.
    - Hiç kalkmayın devam edin, dedi. Yiğit:
    -Sana da söyleyelim ?
    -Yok. Sağ ol. Ben yedim bir şeyler,diyerek Aslı'ya döndü ve
    -Ne yapıyorsun? O günden sonra hiç görüşemedik.
    -İyiyim işte ne yapıyım. Denk gelemiyoruz bir türlü.
    -Evet. Ders saatlerimiz farklı çoğu gün.
    Yemeklerine devam ettiler. Aslı yemeğini yedikten sonra lavabonun yerini sordu.Can yerini tarif etti. Sağ ol diyerek masadan ayrıldı. Can Yiğit'e dönerek
    -Ne iş?Diye sordu.Yiğit biraz çekingen tavırla,
    -Aslı ile çıkmaya başladık.
    Can'ın başından kaynar sular döküldü sanki. Bu nasıl olurdu?Şaşkın bir tavırla
    -Şaka demi?
    -Hayır ciddiyim.
    -Ne zaman oldu?
    -Bugün açıldım.
    Yiğit'in sözleri Can'a tokat gibi geliyordu. Bugün ona Aslı'dan hoşlandığını söylemek için gelmişti fakat duydukları karşısında şok olmuştu. Bu nasıl olurdu?Hoşlandığı kız en yakın arkadaşı ile çıkıyordu.Kelimeler boğazında düğümleniyordu.Yiğit:
    -Sen benimle ne konuşacaksın?
    -Önemli bir şey değil. Unut gitsin.
    -Ne oldu? Söylesene.
    -Önemli değil dedim ya.
    Bu arada Aslı geldi. Sessizlik oldu. Aslı:
    -Özel konuşuyorsanız rahatsız etmeyeyim. Yiğit:
    -Hayır canım. Can'a seninle beraber olduğumu söyledim.
    Yiğit Aslı'nın elini tutarak gözlerine bakıyordu. Bu duruma daha fazla dayanamayan Can bir anda masadan kalktı.
    -Siz devam edin. Ben gidiyorum.
    -Dostum ne oldu?
    -Yok bir şey bir arkadaşla görüşmem gerekiyordu. Geç kaldım. Görüşürüz. Kendinize iyi bakın. Bu arada tebrik ederim.
    -Sağ ol dostum, görüşürüz.
    Can kendini çok kötü hissediyordu. Biran önce ortamdan uzaklaşmak istedi.Kendini dışarı attı.Derin derin nefes alıyordu.Biraz önce duyduğu şeyler aklına geliyordu. Dalgın dalgın yürümeye başladı. Bu sırada Aslı ile Yiğit kendi aralarında olanlar karşısında yorum yapıyor, anlamaya çalışıyorlardı. Bu arada Can'ın telefonu çalıyordu. Arayan Yiğit'ti. Ayrılırken iyi görünmüyordu. Can telefonu cebinden çıkardı. Yiğit'in aradığını gördü. Şu an en son konuşmak istediği kişi bile değildi. Meşgule atarak telefonunu kapattı. Aslı:
    -Keşke arkasından gitseydin.
    -Neyse ya. Bugün çok güzel bir gün. Böyle bitmesin.Ben yarın yanına uğrar, öğrenirim.
    -Sen bilirsin. Kalkalım mı ? Saat geç oldu giriş saatini kaçırmayalım.
    -Olur canım diyerek kalktılar.
    Durağa kadar yürüdüler. Yiğit yolda çiçek satan teyzeden çiçek alarak Aslı' ya verdi.Aslı çok mutlu oldu.Dolmuşa binerek yurda gittiler.Kapının önünde ayrıldılar.Aslı mutluluktan uçuyordu.Kendisinde değildi sanki.Odasına girdi.Üzerini değiştirdi. O gün gece yarısına kadar arkadaşlarıyla muhabbet ettiler. Sabah uyanamayan Aslı ve arkadaşları o günkü dersleri kaçırmışlardı. Hep birlikte bir şeyler yapmayı planladılar. Kahvaltılarını yaptıktan sonra odaya hazırlanmaya geçtiler.Hep birlikte hazırlanarak çarşıya gittiler.Beraber çok güzel ve eğlenceli vakit geçirdiler.Çok geç olmadan yurda döndüler.Keyiflerine diyecek yoktu.Her şey çok güzel gidiyordu.Aslı çok mutlu olmasına rağmen ailesini özlemesi içinde bir burukluk oluşturuyordu.Annesi ile konuştuklarında sürekli birbirlerini özlediklerinden bahsediyordu.Aslı ilk defa bu kadar ayrı kalmıştı.Aslı annesine haber vermeden yarınki ilk otobüsle Ankara' ya gitmeyi düşündü.Yiğit'i arayarak durumdan bahsetti.Aslı gece küçük bir çanta ayarladı.Sabah Yiğit Aslı'yı almaya geldi.Beraber garaja gidip Ankara' ya giden ilk otobüsten bilet aldılar.Aslı karışık duygular içindeydi.Ailesinin yanına gideceği için mutlukken,Yiğit' ten ayrılmak onu üzüyordu.On beş dakika sonra otobüs geldi.Birbirlerine sarıldılar.Yiğit:
    -Telefonun sürekli açık olsun. Beni merakta bırakma.
    -Tamam canım, diyerek otobüse bindi.
    Bu sırada birden fenalaşan babasını annesi hastaneye yetiştirmekle uğraşıyordu. Hastaneye yetişen İbrahim bey hemen doktor muayenesinden geçti.Doktor bir süre beklemelerini bazı tahliller yapacaklarını söyledi.Aslı tüm olanlardan habersiz bir şekilde yolculuğuna devam ediyordu.Tahlil sonuçları açıklandı.Doktor, kanser için tedaviye başlayacaklarını bunun zorlu bir süreç olduğunu anlattı.Melek hanım tek başına ne yapacağını şaşırmıştı.Yatış evrakları için uğraşıyor oradan oraya koşturuyordu.Koşturmalı süreç sonunda İbrahim beyin yatışı gerçekleşmişti.İbrahim bey ve Melek hanım odada oturuyorlardı.Saatine bakan Melek hanım zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştı.Garajda inen Aslı heyecan içinde dolmuşa binerek eve doğru ilerliyordu.Çok heyecanlıydı.Yiğit'i arayarak indiğini haber verdi.Eve gelmişti. Zili çalıyor kimse b akmıyordu .Çarşıya gitmiş olabileceklerini düşündü.Kendi anahtarıyla içeriye girdi.Beklemeye başladı.Aradan iki saat geçti.Aslı merak etmişti.Dayanamayarak annesini aradı.
    -Annecim nasılsınız? Ne yapıyorsunuz?
    Melek hanım ne diyeceğini bilemedi. Kızının aklının kendilerinde kalmasını, oralarda üzülmesini istemediği için durumu açıklamamayı düşündü.
    -Evdeyiz kızım. Sen ne yapıyorsun?
    Aslı çok şaşırdı. Yolunda gitmeyen şeyler vardı. Annesine:
    -Anne ben zaten evdeyim. Size sürpriz yapmak istedim. Ne oluyor? Neden yalan söylüyorsun?
    Melek hanım şok oldu. Böyle bir şey beklemiyordu. Bir süre sessiz kaldı.
    -Sana her şeyi anlatacağım ama önce sakin ol. Şuan hastanedeyiz.
    -Ne hastanesi? Ne oldu?
    -Baban ağırlaştı bir anda o yüzden.
    -Hangi hastanedesiniz? Ben geliyorum.
    Melek hanım bulundukları hastaneyi tarif etti.Telefonu kapattılar.Aslı çok korkmuştu.Yolunda gitmeyen şeyler vardı.Evden nasıl çıktığını anlayamadı.Çok geçmeden hastaneye vardı.Annesi kapıda bekliyordu.Aslı koşarak annesine sarıldı.
    -Neler oluyor anne?
    -Kızım sakin ol, dedi.Olup biteni ayrıntısıyla anlattı.Aslı bu durumu hiç beklemiyordu.Duyduklarına bir türlü inanamıyordu.
    -Babam nerde?
    -Oda da.
    Annesiyle birlikte odaya çıktılar. Aslı koşarak babasına sımsıkı sarıldı. Gözünden yaşlar süzülüyordu.Babasını hastanede yatıyor görmek onu çok yıkmıştı.Kendini toparlamaya çalıştı.Gözyaşlarını sildi.Elini yüzünü yıkamak için dışarı çıktı.O sırada telefonu çaldı.Arayan Yiğit'ti.
    -Canım ne yapıyorsun, diye sordu. Aslı olan biteni anlattı. Yiğit Aslı'nın bu zor zamanında yanında olmak istedi.Biraz konuştuktan sonra telefonu kapatan Yiğit hemen garaja gidip Ankara’ya giden ilk otobüsten bilet aldı.Aslı elini yüzünü yıkadı. Biraz kendini toparladı. Doktorun söyledikleri aklına geldi.Odaya girdi. Babasın yatağına oturdu. Elini tuttu.Çok özlemişti.Babası:
    -Çok güzel bir sürpriz oldu.Keşke ben böyle olmasaydım , dedi.
    -Öyle deme babacım erken teşhis olduğu için tedavi olarak bu hastalığın önüne geçilebileceklerini söyledi.Hem bak ben yanındayım.Başka bir şey düşünme artık,dedi.
    Babası Aslı'yı kendine doğru çekerek sımsıkı sarıldı.
    -Peki kızım, dedi.
    Aslı babasının yanağına küçük bir öpücük kondurdu. Üzerini örttü. Aslı:
    -Ben yemek için birkaç bir şey alıp geleyim. İstediğiniz bir şey var mı?
    Annesi:
    -Yok yavrum, dedi.
    Aslı hastanenin kafeteryasından bir şeyler hazırlattı ve odaya çıktı. Yemeklerini yedikten sonra Aslı annesinin yanına sokularak sımsıkı sarıldı.Vakit çok geç olmuştu.Odadaki kanepeye annesiyle birlikte yattı.Sabah erken saatte kahvaltı için servis yapılıyordu.Melek hanım sessizce kalkarak İbrahim beyin kahvaltısını aldı.İbrahim bey de kalktı.Elini yüzünü yıkadıktan sonra kahvaltısını yapmaya başladı.O sırada Aslı uyandı. Melek hanım:
    -İbrahim, ben bugün eve gidip geleyim.Yanımıza hiç bişi aldık.Onları halledip geleyim,dedi.İbrahim bey:
    -Sen Aslı'yı gönder kız zaten yol yorgunu gitsin hem duş alsın biraz dinlensin. Onu da buralarda iyice perişan etmeyelim.
    -İyi olur. Ben o zaman alacaklarını kağıda yazıyım, diyerek kalktı Elini yüzünü yıkayan Aslı annesini ve babasını öperek,
    -Günaydın! Dedi.
    Melek hanım İbrahim beyin söylediklerini Aslı'ya söyledi. Aslı kabul etmedi yanından ayrılmak istemiyordu.Babasının ısrarı üzerine "Tamam" dedi.Annesi alınacakların listesini bir miktar parayla Aslı'ya verdi.Aslı listeyi alarak odadan çıktı.Telefonu çaldı.Arayan Yiğit'ti.
    -Canım ben Ankara'dayım. Dediğin hastaneye geldim. Nerdesin?
    -Ne! Ankara'da mısın?
    Aslı hiç beklemiyordu. Şaşırmıştı. Aslı:
    -Canım sen bekle ben geliyorum hemen.
    -Tamam canım bekliyorum, diyerek telefonu kapattı.
    Yiğit'in gelmesi Aslı için çok iyi oldu. Birine ihtiyacı vardı.Aslı aşağı indi.Etrafına bakıyordu.Az ilerdeki Yiğit' e koşarak sarıldı.Ağlamaya başladı.Yiğit rahatlayacağını düşündüğü için engellemek istemedi.İçini boşaltan Aslı sımsıkı sarılarak:
    -İyi ki geldin. Sana çok ihtiyacım vardı, dedi.
    Bir süre sonra kendine gelen Aslı:
    -Eve gitmem gerekiyor alınacaklar var.
    -Tamam canım beraber gidelim, dedi.

    Beraber eve gittiler. Aslı küçük bir valize gerekli olan eşyaları koydu. Yiğit kapıda bekliyordu. Aslı etrafa şöyle bir göz atarak çıktı.Yiğit:

    -Hemen gitmen gerekmiyorsa bir yerde oturup kahvaltı yapalım mı?

    -İyi olur canım diyerek kahvaltı yapabilecekleri bir yere gittiler.

    Beraber kahvaltı yaptılar. Yiğit ile konuşan Aslı içini döktüğü için rahatlamıştı. Saatine bakan Aslı;

    -Canım kalkalım mı? Annemler beni bekliyor, dedi. Yiğit:

    -Olur. diyerek kalktılar.

    Oturdukları yer hastaneye yakın olduğu için yürüyerek gittiler. Aslı:

    -Sende gel.

    -Gelmeyeyim canım, rahatsız etmeyeyim.

    -Ne rahatsızlığı? Olur mu?

    -Olsun canım hem gelmişken bende bir eve uğrayayım.

    -Tamam o zaman canım dikkatli ol diyerek sarıldı.

    Yiğit hastaneden çıkarak eve doğru yöneldi. Bu sırada Aslı odaya girdi. Doktor babasını muayene ediyordu.Muayenesi bittikten sonra durumunun iyiye gittiğini,böyle devam ederse bir haftaya kadar sağlığına kavuşup taburcu olabileceğini söyledi.Bu sözleri duyan Aslı, Melek hanım ve İbrahim bey çok sevindi.İbrahim beyin morali iyice düzelmişti.Aslı hemen telefonu alarak Yiğit'e olanları anlattı. Aslı'nın mutlu olması onu da mutlu ediyordu. Aslı:

    -Sen nerdesin?

    -Eve az kaldı canım.

    -Tamam canım kapatalım istersen.

    -Tamam. Kendine iyi bak. Dikkatli ol.

    -Sende diyerek telefonu kapattılar.

    Yiğit olanlardan habersiz bir şekilde eve geldi. Kapıyı açtı. Birkaç kere seslendi.Cevap veren olmadı.Diğer odaya doğru yönelen Yiğit,gördükleri karşısında şok oldu.Annesi yatakta başka bir adamlaydı.Beynine kan sıçramış gibiydi.O anda annesine öyle bir bağırmıştı ki annesi aniden yerinden kalktı.Yiğit'i görünce şok oldu.Bir şeyler söylemeye çalışıyor Yiğit buna izin vermiyordu.Adamı öldürmek istercesine yakasına yapışmıştı.Adamın karşılık vermesiyle birbirlerine girdiler.Annesi araya girerek adama gitmesini söyledi.Yiğit'in dudağı kanıyordu.Adamın evden çıkmasıyla birlikte Yiğit annesine bağırmaya başladı.Annesi ağlayarak,bunu yaptığı için üzgün olduğunu söylüyordu.Annesinin söylediği her kelime Yiğit'e batıyordu.
    Bunu nasıl yapardı? Hani çok severek evlenmişlerdi? Hani birbirlerini deli gibi seviyorlardı? Bu muydu karşılığı? Babasının olanlardan haberi olmadığı aklına geldikçe ne yapacağını bilemiyordu. Annesi Yiğit'e babasına bu konuda bir şey söylememesi için yalvarıyordu. Ama babası bunu hak edecek ne yapmıştı? Olanları hiç hak etmiyordu. Yiğit kapıyı çarparak evden uzaklaştı. Dudağından akan kanı peçeteyle sildi. Olanlar gözünün önünden film şeridi gibi geçiyordu. Olanları babasına söylemesi gerektiğini düşünüyordu.Fakat bunu söylemek düşündüğü kadar kolay değildi.Yiğit babasını arayarak:

    -Baba nerdesin?

    -İş yerindeyim oğlum. Ne yapıyorsun?

    -Baba ben Ankara'dayım. Seninle konuşmam gerek.

    -Hayırdır. Ne oldu?

    -Soru sorma baba. Yüz yüze konuşmamız gerekiyor.

    -Peki iş yerine gel.

    -Tamam geliyorum, diyerek telefonu kapattı.

    Kendi kendine doğru mu yapıyorum, diye düşündü. Ama annesinin yaptığı aklına geliyordu. Taksiye binerek işyerine gitti. Yol boyunca konuyu nasıl açacağını düşündü.Babasının odasına girdi.Sarıldılar.Babası Yiğit'in dudağındaki yarayı fark etti.Çenesini tutarak,

    -Ne bu?

    -Önemli bir şey değil.

    -Kavga mı ettin sen?

    -Evet.

    -Kiminle?

    -Sana her şeyi anlatacağım baba diyerek oturdular.

    Cümleleri bir türlü toparlayamıyordu. En sonunda olan biteni babasına anlattı.Babasının aklı almıyordu.Böyle bir şey olduğuna inanamamıştı.Tansiyonu düştü.Yiğit hemen kolonya dökerek sekretere seslendi.Doktor çağırmasını söyledi.Doktorun muayenesinden sonra kendine gelen Ahmet bey olanlara hala inanamıyordu.Arabanın anahtarını alarak işyerinden çıktı.Yiğit arkasından koştu.Fakat yetişemedi.Taksiye seslendi.Babasının arabasını takip etmesini söyledi.Babası eve girdi.Eşi kanepeye oturmuş ağlıyordu.Ahmet bey:

    -Duyduklarım doğru mu? diye bağırdı. Ayşe hanım tepki veremedi.Ağlayarak,

    -Ben böyle olsun istemedim, dedi.

    Ahmet bey fenalaştı. Oğlunun anlattıkları doğruydu.O anda gözü hiçbir şey görmedi.Ayşe hanıma bu zamana kadar kötü bir şey bile yapmayan Ahmet bey ilk tokadını atmıştı.

    -Hemen eşyalarını toparla. Defol git! Dedi.

    Ayşe hanım Ahmet beyin ayaklarına kapanıp affetmesi için yalvardı. Ahmet bey,
    gözünde daha fazla küçülmeden gitmesini söyledi. Yiğit olanları bir köşeden izliyordu.Annesinin böyle bir şey yapması onun bayanlara karşı olan güvenini sarsmıştı.Artık bayanlara güvenemeyeceğini düşünüyordu.

    İki gün sonra...

    Ahmet bey tek celsede boşanmıştı. Yiğit olanlardan çok etkilendi ve psikiyatrik destek almaya başladı.Aslı'nın olanlardan haberi yoktu.O hastanede babası ile ilgileniyordu.Babasının sonuçlarının iyi gelmesi onları çok mutlu ediyordu.Annesi Aslı'ya artık okula dönmesini babasının durumunun gün geçtikçe düzeldiğini söyledi. Aslı istemiyordu. Fakat bir yandan da dersleri kaçırıyordu.Babasının durumunun iyi yönde ilerlemesi onun gitmesini kolaylaştırdı.Aslı Yiğit'i arayarak ne zaman döneceğini sordu.Yarının en uygun gün olduğuna karar verdiler. Yiğit'te bir gariplik vardı. Sanki soğuk davranıyordu. Ertesi gün Yiğit Aslı'yı hastaneden alarak terminale gittiler. Tam zamanında yetişmişlerdi. Yiğit'in aklından yaşadıkları geçiyordu.Aklına geldikçe kötü oluyordu.Olanlar aklında bir sürü soru işareti oluşturdu.Başta en çok güvendiği kişi olan annesinin böyle bir şey yapması onu hayal kırıklığına uğrattı.Aklından birçok şey geçiyordu."Acaba Aslı da beni aldatıyor mudur?" bunlardan biriydi sadece.Bunları düşünürken uyuya kaldı.Aslı Yiğit'e döndü.Uyuduğunu fark etti.Biraz müzik dinledikten sonra o da uyumaya çalıştı.Çok geçmeden Yiğit'in sesine uyandı.Aşırı derecede terlemiş ve sayıklıyordu.Yiğit rüyasında Aslı'nın kendisini aldattığını görmüştü.Yaşadığı olaylar onu çok etkilemişti.Yiğit Aslı'nın kendisini sarsmasıyla uyandı.Aslı'yı ittirdi.Aslı ne olduğunu anlayamadı.Çantasından peçete çıkardı.Terini silmek için uzandı. Yiğit Aslı'nın elinden peçeteyi alarak,

    -Ben silerim, dedi.

    Aslı kabusun etkisinden dolayı böyle davrandığını düşündü. Biraz kendisine gelmesini bekledi.Sonra Aslı:

    -İyi misin canım?

    -İyiyim. Kabus gördüm sadece.

    -Su iç istersen, diyerek su uzattı.

    Yiğit birkaç yudum su içerek kendisine gelmeye çalıştı. Aslı:

    -Anlatmak ister misin? Dedi.

    -Hayır canım, dedi.

    Aslı başını Yiğit'in omzuna koyarak uydu. Yiğit ise hala rüyanın etkisindeydi.Yol boyunca rüyayı düşündü.

    Bir hafta sonra...

    Telefon çaldı. Arayan Aslı'nın annesiydi. Sesi çok iyi geliyordu. Heyecanlı bir şekilde

    -Baban kanseri atlattı, dedi.

    -Gerçekten mi? Diye bağırdı.

    Gözlerinden mutluluk gözyaşları akıyordu. Habere çok sevinmişti.Biraz konuştuktan sonra telefonu kapattılar.Bu haber ona çok iyi gelmişti.Aslı'nın hayatın da hiçbir şey yolunda gitmiyordu.Yiğit Aslı'dan soğumaya başlamıştı.Aslı'nın haberi olmadan psikiyatrik yardım alıyordu.Aslı nereye gittiğini sorduğunda işim var deyip geçiştiriyordu.Aslı artık kendisinden bazı şeyleri saklamasından rahatsız oluyordu.Sözde Yiğit'in en yakın arkadaşı Aslı'ya onu sevdiğini söylüyor,onunla çıkması konusunda baskı yapıyordu.Can'ın bu baskıları gün geçtikçe tehditlere dönüştü.Aslı ne yapacağını şaşırdı.Yiğit'e söylerse bunu kaldıramayacağını,Can'a bir şey yapabileceğini düşündü.Bütün bu karışıklıkların içinde yarın için okulda parti düzenlenmişti.Aslı gidip gitmemekte kararsızdı.Aslında bu tür partileri çok severdi.Ama içinde kötü bir his vardı.Sanki başına kötü bir şey gelecekmiş gibi hissediyordu.Yiğit'le parti konusunu konuştular Yiğit gitmek istiyordu.Aslı bu sayede aralarındaki soğukluğun düzelebileceğini düşündü.Parti için hazırlık yapaya başladı.Bu sırada telefonu çaldı.Arayan numarayı tanımıyordu. Telefonu açtı.

    -Alo kimsiniz?

    -Ben Can. Sakın telefonu kapatma,dedi.

    Aslı ne yapacağını bilemedi. Can hemen aşağıya inmesini kendisiyle konuşmak istediğini söyledi.Aslı korkmuştu.İnmek istemediğini söyledi.Can:

    -İnmezsen ben yukarı çıkarım, dedi.

    Aslı yurtta problem çıkmasın diye aşağıya indi. Can Aslı'nın kolundan tutarak ona bir şeyler söyledi. Yiğit Aslı'ya parti için hediye almıştı. Vermek için yurdun önüne geldi. Aslı ile Can'ı gördü. Can Aslı'nın elinden tutuyor ona bir şeyler söylüyordu. Yiğit gördükleri karşısında annesi aklına geldi. Olanları düşündü. O günden sonra sürekli rüyasında Aslı'yı kendisini aldatıyor olarak görüyordu.Hediyeyi çöpe atarak uzaklaştı.Can Aslı'ya partiye gelmesi için tehdit ediyordu.Aslı korkudan her şeye "Tamam" diyordu.Can farkında olmadan Aslı'nın kolunu sıkıyordu.Aslı:

    -Canımı acıtıyorsun. Bırak beni, dedi.

    Can Aslı'nın kolunu bıraktı. Kolunda Can'ın parmak izi çıkmıştı. Aslı koşarak yurda girdi. Hızlı bir şekilde merdivenleri çıkıyor, bir yandan da ağlıyordu.Artık bu duruma dayanamıyordu.Can sürekli tehdit ediyor,onunla çıkmaması halinde onu öldüreceğini söylüyordu.Bu konuyu Yiğit ile konuşmaya karar verdi.Hemen odaya girerek telefonu aldı.Yiğit'i aradı.Fakat telefonu kapalıydı.Oda arkadaşları Aslı'yı sakinleştirmeye çalışıyordu.Aslı olanlardan bahsetti.Arkadaşları:

    -Öyle bir şey yapamaz, diyerek sakin olmasını söylüyorlardı.

    Oda arkadaşları Aslı'yı zorla duşa soktular. Duştan sonra sakinleştirici verip yatağına yatırdılar.Aslı hapın etkisiyle uyuya kaldı.Ertesi gün arkadaşları Aslı'yı uyandırarak beraber kahvaltıya indiler.Kahvaltıdan sonra parti için hazırlık yapmaya odaya çıktılar.Aslı partiye gitmeyi hiç istemediğini söyledi.Arkadaşları biz yanındayız korkulacak bir şeyin olmadığını beraber eğleneceklerini söylediler.Aslı'yı güldürmeye moralini düzeltmeye çalıştılar.Partinin başlamasına bir saat kalmıştı.Aslı hazırdı.Çok güzel olmuştu.Yiğit Aslı'yı almaya yurda geldi.Telefonla arayarak aşağıda olduğunu söyledi.Aslı ayakkabısını giyerek arkadaşlarıyla aşağıya indi.Yiğit gözlerine inanamadı. Aslı'yı hiç böyle görmemişti. Üzerindeki krem renkli elbise ona çok yakışmıştı.arkadaşlarıyla parti yerinde buluşmak üzere sözleştiler ve Yiğit ile birlikte taksiye binerek yurttan ayrıldılar.Aslı'nın içi rahat değildi.Parti yerine geldiler.Ortam çok güzeldi.Çok geçmeden arkadaşları da yanlarına geldiler.Canlı müziğin başlamasıyla herkes yavaş yavaş eğlenmeye başladı.Bir süre sonra ışıklar kapandı.Herkes kendinden geçmişti. Kimse kimseyi görmüyordu. O sırada Aslı arkadaşlarına lavaboya gideceğini söyledi. Lavabodan sonra biraz hava almak için dışarı çıktı.Aslı'nın arkadaşları o sırada Can'ı dışarı giderken gördüler.Aslı başına geleceklerden habersiz bir şekilde dışarıyı seyrediyordu.Bir anda ağzını biri kapatmıştı.Ne olduğunu anlamamıştı.Karşı gelmeye çalıştı.Bir an göz göze geldi.Karşısında onu görünce şok oldu.O anda eterin etkisiyle bayıldı.Kişi Aslı'nın vücuduna rast gele bıçak sallıyordu.Tam on yerinden bıçaklanan Aslı artık ölmüştü.Katil panikle olay yerinden uzaklaşırken üzerindeki ceketi demire taktırarak yırttı.Geri dönmeyip hemen oradan uzaklaştı.Bir süre sonra Aslı'nın gelmemesini fark eden arkadaşları lavaboya bakmaya gittiler.Lavaboda göremeyince dışarı çıkmış olabileceğini düşünerek dışarıya doğru yürüdüler.Etrafa bakındılar.Büyük bir çığlık koptu.Kimse ne olduğunu anlayamadı.Hemen çığlığın yükseldiği yere doğru koştular.Arkadaşları Aslı'nın cansız bedeninin başındaydılar.Yiğit kalabalığı aşarak öne doğru yürüdü. Aslı'nın cansız bedenini gördüğü anda "HAYIR!" diyerek haykırdı. Aslı'yı kucağına alarak ağlamaya başladı. Nasıl olur?Kim yapar bunu? Diye bağırıyordu. Aslı'ya sımsıkı sarıldı. Biraz önce onunla dans eden Aslı'nın cansız bedeni kucağındaydı.O anda sinir krizi geçiren Yiğit etrafındakilere saldırıyordu.Partiyi düzenleyen kişi ambulans ve polis çağırdı.Çok geçmeden olay yerine gelen polis,olay yerinin etrafına şerit çekerek kalabalığı olay yerinden uzaklaştırmaya çalıştı.Yiğit kendinden geçmişti.Gelen ambulans hemen Yiğit'e sakinleştirici yaptı.Arkadaşları göz yaşları içindeydi.Herkes olanlar karşısında şok olmuştu.Kendi aralarında bunu kimin yapabileceğini konuşuyorlardı.Olay yeri inceleme ekibi etrafı incelemeye başladı.Baş komiser Aslı'nın cansız bedeninin otopsi yapılması için götürülmesini söyledi.Krem renkli elbisesi kana bulanan Aslı'nın cansız bedeni ambulansa konularak götürüldü.Yiğit sakinleştiricinin etkisiyle biraz kendine geldi.Baş komiser Aslı'nın yakın arkadaşlarıyla görüşmek istediğini söyledi.Komiser Aslı'nın arkadaşlarının yanına giderek:

    -İfadenizi almamız için bizimle emniyete kadar gelmeniz gerekiyor, dedi.

    Aslı'nın arkadaşlarıyla Yiğit bir polis aracına binerek emniyete gittiler. Herkes tek tek sorgu odasına alındı. Sırayla ifade verdiler. Aslı'nın arkadaşlarından biri olan Sevgi şu son sıralarda Can'ın Aslı'yı tehdit ettiğini,Aslı'yı rahatsız ettiğini söyleyip söylememe konusunda kararsız kaldı ve söylememeyi tercih etti.Polis olanları ailesine haber vermek için aradı.Telefonu açan annesiydi.Komiser durumdan bahsetti.Melek hanım "KIZIM" diye çığlık attı.Telefon elinden düştü.İbrahim bey arka odadan koşarak içeri geldi.Melek hanımın yüzü bembeyaz olmuştu. Telefonu alarak,

    -Alo, dedi.

    Komiser olanları bu kez İbrahim beye anlattı. İbrahim bey duyduklarına inanamıyordu. Telefonu kapattı. Melek hanımı sakinleştirmeye çalıştı. İbrahim bey:

    -Gidiyoruz. Birkaç bir şey al. Hemen çıkıyoruz, dedi.

    Melek hanım küçük bir valiz hazırladı. Hemen yola çıktılar. Melek hanım durmadan ağlıyordu. İbrahim beyin gözünden yaşlar süzülüyordu. Ama kendisini toparlaması gerektiğini düşündü. Normalde yedi saatlik olan yolu İbrahim bey dört saatte almıştı. Sabahın erken saatlerinde Denizli’ delerdi.Hemen emniyete gittiler.Olay hakkında daha ayrıntılı bilgi almak istiyorlardı.Baş komiserin odasına girdiler.İbrahim bey:

    -Nasıl olmuş bu olay? Kızım nerde?

    -İbrahim bey biliyorum çok zor ama biraz sakin olmalısınız. Kızınız dün okulda yapılan partide bıçaklanmış. Kesin bir sonuç için otopsi raporunu bekliyoruz, dedi.
    Bu sırada kapı çaldı. Gelen komiserdi.Aslı'nın otopsi sonuçlarını getirmişti.Komiser sonuçları alarak inceledi.İbrahim bey:

    -Ne yazıyor? Ne olmuş?

    -Kızınıza eter verilerek bayıltılmış. Vücudunda on tane bıçak darbesi var.
    Melek Hanım:

    -On bıçak darbesi mi?Kızım,diyerek orada bayıldı.

    Baş komiser komisere seslenerek Melek hanım ile ilgilenilmesini söyledi. İbrahim bey eşini ayıltmaya çalışıyordu.Biraz kendine gelmesiyle İbrahim Bey baş komiserin odasına girdi.Baş komiser Aslı'nın bir düşmanı yada rahatsız eden birinin olup olmadığı gibi birkaç soru sordu.Baş komiser:

    -Eğer eşiniz kendisine geldiyse onunla da konuşmam gerekiyor, dedi.

    İbrahim bey Melek hanımı çağırdı. Baş komiser Melek hanıma da aynı soruları sordu. Ayakta güçlükle duran Melek hanım sorulara cevap vermeye çalıştı.Sorgusu biten Melek hanım İbrahim beyin yanına gitti.Baş komiser:

    -Sizi misafirhaneye göndereyim. Şu anda burada yapabileceğiniz bir şey yok.İbrahim Bey:

    -Ne olur kızımın katilini bulun.

    Baş komiser, komisere Melek hanım ile İbrahim beyi misafirhaneye götürmesini söyledi.Misafirhaneye eşyalarını koyarak hemen çıktılar.Olay yerine gittiler.Yerdeki kanları gören Melek hanım iyice kötü oldu.İbrahim bey:

    -Yurda gidelim. Aslı'nın arkadaşlarıyla konuşalım, dedi.

    Okuldan çıkıp yurda gittiler. Görevli ile konuşarak odaya çıktılar.Aslı'nın arkadaşları ağlıyordu.Melek hanım içeri girdi.Aslı'nın yatağına giderek ağlamaya başladı.Yastığını kokluyordu.İbrahim Bey kızlara;o gün partide Aslı'yı ne zaman gördüklerini,ne zaman yanlarından ayrıldığını sordu.

    İki gün sonra...

    Sevgi geçen iki gün içinde söylemedikleri hakkında kabuslar görmüştü. Daha fazla dayanamayıp emniyete gitti. Komisere Aslı K. cinayeti konusunda baş komisere söylemesi gereken önemli şeyler olduğunu söyledi.Komiser durumu baş komisere iletti.Baş komiser içeri almasını söyledi.İçeriye giren Sevgi; Can'ın Aslı'yı sürekli tehdit ettiğini,onunla çıkması konusunda zorlamasını,partiden bir gün önce Can'ın yurda gelerek Aslı'ya tehditler savurduğunu ve hatta onu öldüreceğini söylemesini tek tek anlattı.Baş komiser:

    -Bak bu anlattıkların bizim için çok önemli bir delil. Emin misin?

    -Evet baş komiserim, dedi.

    Baş komiser hemen ekiplere Can'ın emniyete getirilmesini söyledi. Baş komiser:

    -Sen bu kişinin evini biliyor musun?

    -Hayır baş komiserim. Ben sadece size anlattıklarımı biliyorum. Zaten onu da çok görmedim.

    -Tamam, dedi.

    Can'ın evine bir ekip gönderildi. Kapı çaldı.Can kapıyı açtığında polisleri görünce şaşırarak,

    -Buyurun dedi.

    -Bizimle emniyete kadar gelmeniz gerekiyor.

    -Neden?

    -Soru sormayın. Hemen çıkalım, dedi.

    Üzerine ceketini alarak çıktı. Çok endişelenmişti. Neden götürdüklerini bir türlü anlayamıyordu. Emniyete geldiler.Direk sorgu odasına alındı.Komiser,baş komisere Can'ı getirdiklerini söyledi.Baş komiser Sevgi'ye,

    -Şimdi sana Can'ı gösterecekler onu teşhis etmelisin. Merak etme onu seni göremeyecek, diyerek sorgu odasına gittiler.Sorgu odasını gören yerden Baş komiser:

    -Bu kişi mi?

    -Evet baş komiserim.

    -Tamam.Bu bilgileri bize vermekle en doğrusunu yaptın.Gerisi ile biz ilgileniriz.Sen görevli arkadaşlara telefon numaranı bırak.

    -Tamam diyerek ayrıldı.

    Baş komiser sorgu odasına girdi. Olay günü ve Aslı hakkında her şeyi anlatmasını söyledi.Tehditler hariç her şeyi anlattı.Baş komiser:

    -Aslı'yı neden tehdit ediyordun?

    -Ne tehdidi? Ben Aslı'yı seviyorum. Ona nasıl zarar verebileceğimi düşünebilirsiniz?

    -Arkadaşları sürekli senin Aslı'yı rahatsız ettiğini, ona tehditlerde bulunduğunu söylediler.

    -Hayır. Onlar o andaki sinirle söylediğim şeyler. Bakın anlamıyorsun ben Aslı'yı çok seviyorum.

    -O yüzden mi tehdit ediyordun? Peki partiden bir gün önce onu öldüreceğini söylemene ne diyorsun?

    -Bakın tekrar söylüyorum ben Aslı'yı çok seviyorum. Onun en yakın arkadaşımla beraber olması beni çileden çıkarıyordu.
    -Bu yüzden öldürmüş olamaz mısın?
    -Hayır diyorum ben yapmadım. Ne kadar sinirli olsam bile Aslı'yı öldüremem.
    Baş komiser Can'a birçok soru sordu. Can köşeye sıkışmış kedi gibi ne diyeceğini bilemiyordu.Bütün her şey onun katil olduğunu gösteriyordu.Sorgu bittikten sonra baş komiser:
    -Yurtdışına çıkman yasak. Denizli'den ayrılacağın zaman haber vermen gerekiyor.
    -Tamam, diyerek emniyetten çıktı.
    Baş komiser cinayetin Can tarafından yapılabileceğini düşünüyordu.Bu sırada olay yeri inceleme ekibi tekrar ayrıntılı bir inceleme yapmak için okula gitti.Etrafı araştırırken cesedin birkaç adım ilerinde tele takılan kumaş parçasını gördüler. Olayla ilgili olabileceğini düşünerek emniyete götürdüler.Baş komiser bulunan parçanın olayla ilgili olabileceğini düşündü.Başta şüpheli olarak görünen Can ve Yiğit'in eşyalarının aranması emrini verdi.Ekip Yiğit'in eşyalarını ararken ceketinin bir parçasının yırtılmış olduğunu gördü.Yiğit ile birlikte montu alarak emniyete gittiler.Parça monta tam uyuyordu.Baş komiser Yiğit'e
    -Montun ne zaman yırtıldı?
    -Farkında değilim.
    -Olay yerinde yapılan araştırmada montunun yırtılan parçasını bulduk.
    -Belki o anda farkında olmadan yırtılmış olabilir. O gün kendimde değildim.
    Baş komiserin Yiğit'i suçlaması için bir delile ihtiyacı vardı. Otopsinin tekrar ayrıntılı inceleme yapılmasını ve acil olduğunu söyledi.Sonuç 6 saat sonra geldi.Raporda Aslı'nın tırnağının içinde deri ve kan örneklerine rastlandı.Baş komiser bunun büyük ihtimal katile ait olduğunu, boğuşma sırasında gerçekleşmiş olabileceğini düşündü.Artık adım adım sonuca yaklaşılıyordu.Aslı'nın tırnağındaki kan ve deri örneğinin kime ait olduğunun açıklanması olayın çözülmesini sağlayacaktı.Baş komiser öncelikle Yiğit ve Can olmak üzere o gün partiye katılan kişilerin kan tahlillerini istedi.Herkes kan tahlili verirken baş komiser gelişen olayları ailesine açıklıyordu.Melek hanım çok heyecanlandı. Baş komiser:
    -Bütün bu sonuçlar yarın belli olur, dedi.
    Melek hanım o gece hiç uyuyamadı.Sabah erkenden emniyete gittiler.Sonuçlar daha gelmemişti.Sabırsızlık içinde sonuçları bekliyorlardı.Beklenen sonuç geldi.Baş komiser zarfı açarak raporu okudu.Raporda Aslı K.'nın tırnağında çıkan deri ve kan örneğinin Yiğit ile uyuştuğu yazıyordu.Baş komiser ekiplere hemen Yiğit'i getirmesini söyledi.Melek hanım kızının katilinin sevgilisi olduğunu duyunca fenalaştı.Ekipler Yiğit'i emniyete getirdi.Baş komiser sorgu odasına girdi.Yiğit sonucun belli olduğunu bilmiyordu.Baş komiser sonuçların belli olduğunu söyledi.Artık geriye Yiğit'in suçunu itiraf etmesi kalmıştı.Bu çok zor olmamıştı.Yiğit başından geçenleri anlattı.Annesine karşı yaşadığı olay yüzünden psikolojik destek aldığını, kendini zaman zaman kaybettiğini, o günden sonra Aslı'yı rüyasında sürekli aldatıyor olarak gördüğünü ve en son olarak parti günü Aslı'yı Can ile el ele görmesi kendisini çıldırttığını söyledi.Bu olaydan sonra Yiğit mahkemeye çıkarıldı.Mahkeme kararı ile 35 yıl cezaya çarptırıldı.Melek hanım ve İbrahim bey ise kızlarının cansız bedenini memleketlerine götürdüler.
    -SON-

      Forum Saati Salı Nis. 25, 2017 8:42 am