Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    HAYAT BİR SINAV

    Paylaş

    1001100045

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 18/12/10

    HAYAT BİR SINAV

    Mesaj  1001100045 Bir Paz Ara. 19, 2010 2:18 am

    .Bazen hayat çaresiz;bazende korkutucu. Ama her insanın da bu hayatta tatabileceği acılar karşılaşacagı gerçekler vardır. Mutlaka her insan bu hayatta acımasız günler yaşayacaktır..

    İlk defa gidiyordum. Uzak çok uzak yerlere, kimsenin bile artık beni bulamayacağı herkesin beni istemediğini sandığım bir yere gidiyordum. Gitmek istemiyordum ama ailem istiyordu.Bana güveniyorlardı.İşte o gün hayat hikayem,hayatın acımasız yönleri başladı.İnsanları tanımam uzun sürmedi. Her zaman ki gibi babam geceleri işten gelirdi.Belki yorgunluktandır ama sinirli ve gergin görünüyordu.Bende onu öle gördüğüm günler direk başka odaya geçerdim.Diğer odaya geçmemle beni çağırması bir oldu.

    BABA:Ömer buraya gel!
    ÖMER:Geliyorum baba

    Ömer gerçekten iyi şeylerin olmadığını seziyordu, içinde bir korku bir ürperti vardı.Babası her zamanki den farklı çağırmıştı.Ömer korku ve heyecan içinde babasına doğru yanaştı.Babası bir tuhaf bakıyordu her zamanki den farklı özleyen gözlerle bakıyordu.Babası ömere yönelerek

    BABA:Oğlum biz annenle konuşup bir karara vardık. senin eğitimin için, ilerde daha iyi yerlerde olabilmen için,seni dışarda okul okumaya göndereceğiz.

    Ömer şaşırmış bir şekilde sadece onlara bakıyordu.Çünkü inanamıyordu.İnanmak istemiyordu.Bu onun ailesi olmazdı,hele o kararı kabul eden anne si asla olamazdı.Çünkü ömerle annesi çok iyi anlaşırlardı.ömer şu cevabı verdi onlara:

    ÖMER:Sizi anlayamıyorum.Anne,baba ben sizin oğlunuzum ömer. nasıl beni başka memlekete göndermek istersiniz.Ben siz olmadan ne yaparım.

    Ordan babası hemen lafa atılır..

    BABA:Çocukmusun sen. kocaman adam oldun artık sende bazı şeylerin farkına varmalısın.Artık ayaklarının üzerinde durmayı öğrenmelisin.İtiraz istemiyorum ömer sen o yurda gidip kalacaksın.
    ÖMER:Baba lütfen!
    BABA:Ömer senin geleceğin için oğlum.

    Ömer artık sözlerin anlamsız düşüncelerinin umursanmadığını anladı..Yapacak birşey yoktu.Söylenenleri mecbur yapacaktı.Babasını söylediğine göre hafta sonu yenı hayatıyla tanışacakmış.Yeni evine,yeni arkadaşlarının yanına gidecekmiş.babası herşeyin daha güzel olacağına inanıyordu.Ama oğlu ömer o kadar olumlu bakmıyordu hayata.Doğup büyüdüğü yerden ilk defa uzaklaşacaktı.Okul arkadaşlarını belki bir daha görmeyecekti.Belki bir daha Yunus'la Ölçer'le Hasan'la futbol
    oynayamayacaktı.Bunları düşündükçe hiç gitmek istemiyordu.Ama babasına karşı koyamazdı gidecekti.Arkadaşlarıda gitmesini istiyordu.
    Belki de son defa arkadaşlarıyla konuşuyor Ömer:Belki artık gelmiyecekti.Onları son bir defa öpüp sarılıp evin yolunu tuttu.Sanki yaşamıyordu.Sankı hayat damarlarından birisi kopmuş.O neşeli ömer gitmiş ap ayrı bir insan gelmişti.Babasının dediğine göre yeni bir hayat bekliyordu onu. Oda merak ediyordu bir yönden ama bir yönden gitmek istemiyordu.Son gecesiydi evde.Belki o yatakta son bir sefer uyuyacaktı.Uyku gözüne girmiyordu.Korkuyordu sanki.Sabaha kadar düşündü.Türlü türlü fikirler aklına geldi.Ama babası ne derse o olurdu.Dğoda bir kuraldır büyükler ne derse o olur.Kimse büyüklerin emrinden çıkamazdı. O yüzden ömer çok çaresiz gözlerle bakabiliyordu ancak insanlara.Oda bir yandan babasına hak veriyordu.Daha iyi eğitim alacaktı;ve en sonunda üniversite okuyacaktı.
    Sabahın ilk ışıklarıyla babası uyandı ve Ömer'in odasına baktı.Onun yatmadığını görünce neyin var oğlum diye sordu.

    ÖMER:Yok birşeyim baba

    BABA:Bak oğlum biliyorum gitmek istemiyorsun ama biz senin geleceğin için yapıyıruz bunları.Alışacaksın zamanla.İlk ayrılıklar her zaman zor gelir ama sen belli bir zamandan sonra kendin gitmek isteyeceksin.

    ÖMER:Tamam baba!

    BABA:Hazırlan oğlum seni yeni evine yurduna bırakmaya götüreceğim artık eğitimine orda devam edeceksin.

    Ömer ilk defa bu kadar çaresiz ve kendini köşeye sıkıştırılmış bir şekilde hissediyordu.Bir an olsun aklından çıkmıyordu artık bu düşünce.Artık onlarda beni istemiyor.Artık kimse beni sevmiyor kimse beni istemiyor.

    ÖMER:tamam baba hazırlanacağım!

    Demesiyle babasının odadan çıkması bir oldu.On beş dakika geçmeden ömer hazırlandı.Babasıda hazırlanır hazırlanmaz arabaya binip üç saatlik yol gittiler.Ömer artık büyükşehir yaşamına alışacaktı.Her türlü insan vardı.Çok kalabalıktı.Ömer birden babasına bir soru sordu.

    ÖMER:Baba bu insanlar hepsi nereye gidiyor.
    BABA:Oğlum burası büyükşehir kimisi çalışmaya iş yerine gidiyor kimisi kendine geziyor.

    Ömer çok şaşırmıştı.Ve en sonunda yurda yetişmişlerdi.Ömer yurdun binasına şöyle iyice baktı.Kendi içinden şöyle dedi:Ya sen beni yutarsın ya ben seni yutarım.Ömer istediğini elde etmek için herşeyini verebilecek bir çocuktu.O yüzden kendine güveniyordu.

    BABA:Ömer hadi oğlum yürü seni müdürle tanıştırayım.
    ÖMER:Tamam baba geliyorum.
    MÜDÜR:O Davut bey hoş geldiniz.Nasılsınız iyi misiniz. Bu yakışıklı gencimizin isma neydi.
    BABA:Ömer müdür bey.Allahın izniyle artık sizin öğrenciniz olacak.
    MÜDÜR:Tabi davut sizin evlatlarınızı bu milletin evlatlarını yetiştirmek bizim boynumuzun borcu.
    BABA:Biliyorum müdür bey biliyorum.Neyse müdürüm ben kalkayım artık.Sizi ömerle başbaşa bırakayım.

    Ömer son bir kez olsun babasına doyasıya sarılıp öptü.Ömer babasını yolculadıktan sonra müdür bey ona odasını gösterdi.Dersanenin nerde olduğunu,odaları,yemekhaneyi,kütüphaneyi,seminer odasını.Ömer beğenmişti birazcık olsun yüzü gülüyordu.Müdür en sonunda onu oda arkadaslarıyla tanıştırdı.Oda arkadaşları çok sakin insanlara benziyordu.Ömer onlara göre giyiniş şekliyle tarzıyla hiç benzemiyordu.Zaten pek Ömer'le konuzdılar.Oysa ömer kendi halinde bir çoçuktu......

    Böylece günler aylar zorda olsa geçmeye başlıyordu.Ömer'de artık yavaş yavaş arkadaşlarına alışmaya başlamıştı.Ders çalışma zorunluluğu vardı yurtta.Ömer'de aksine birisi ona çalış dedimi çalışmazdı.kendi isteğiyle çalışan bir çocuktu.Bu yüzden çoğu zaman müdürle tartışırdı.Ömer gün geçtikçe çok sorunlu bir öğrenci oluyordu.Herşeyde yemekte bile sorun aramaya başlamıştı.Hocalar onla baş edemiyorlardı artık.

    Ömer hep şunu söylerdi kendine.Bu hayatta kimse beni sevmiyor.Bende kimseyi sevmiyeceğim artık.Ama Ömer hep şu sözü söylerdi. (SEVMEK KADAR SEVİLMEKTE BİR ACININ YARABANDIDIR).Ömer üniversiteyi kazanmak istiyordu.Çünkü kurduğu hayallerin temelinde üniversite vardı.Ve bunu kazanmak zorundaydı.Ömer azimli çalışmaya başladı sınava bir ay kala.Son aylarda herkes Ömer'in bu çalışmasına çok şaşırıyordu.Sanki eski ömer gitmişte yeni ömer gelmiş.Ömer gezmeyi tozmayı o ayın içinden çıkarıp atmıştı.Sadece derslerine odaklanmıştı.Günler su gibi akıp gidiyordu.Günler geçtikçe ömer çalışmasına daha çok asılıyordu.Daha çok üzerine üşüşüyordu.Bütün soruları çözmeye çalışırdı her zaman.Ve beklenen an yaklaşıyordu.Sınava iki gün kalmıştı.Ömer de ayrı bir heyecan vardı.Sanki üniversiteyi kazanacağına inanıyordu.Arkadaşları onu çok rahat görüyorlardı ama ömer öle sandıkları kadar rahat değildi.Ömer sınava gireceği okulun binasınadan girmeden önce şöyle dedi kendi kendine:"Lan oğlum ömer sen bu güne kadar ne sınavları geçtin bunumu geçemeyeceksin."....

    Ömer sınava girdi.160 soruyla adeta kavga eder gibi bir hali vardı sınavdan çıktığı zaman.Hiç kimseyle konuşmadan direk yurda geçti ömer.Gazetede bütün arkadaşları sınav sorularına bakarken o hiçbir soruya bakmadı.Çünkü korkuyordu,sınavı kötü geçmişti.Çok üzgün bir hali vardı.O günleride atlatabilirdi.O güçlü ve azimli bir çocuktu.Müdür ona her zaman şöyle derdi."Sen birazcık olsan çalışsan başaramayacağın birşey ok.Ama malesef çalışmıyorsun."Ömer hiçkimsenin sözüne aldırmaz her zaman kendi bildiğini yapardı.Sınavın ertesi günü ömerin babası aradı.Ömer birden çok heyecanlandı.Ne yapacağını bilemiyordu.Telefona cevap vermekle vermemek arasında gidip geldi.Ama cevap vermek zorundaydı.Ve telefonu actı..

    BABA:Aloo
    ÖMER:Efendim baba
    BABA:Nasılsın oğlum.
    ÖMER:İyiyim baba
    BABA:Sınavın nasıl geçti oğlum.
    ÖMER:İyi değildi.
    BABA:Nasıl iyi değildi.Sorularmı zordu oğlum.
    ÖMER:Yok baba.Sorular zor değildi.Sınavda çok heyecanlandım.Ne yapacağımı nerden başlayacağımı bilemiyordum.
    BABA:Birşey olmaz oğlum ikinci sınava iyi çalış olmazsa seneye yine girersin daha iyi bir puan yaparsın.
    ÖMER:"Ömer çok şaşırmıştı.Babasının ona kızmasını beklerken babası ona moral verdi ve bu sene olmazsa seneye kazanırsın dedi."Tamam baba dedi.
    BABA:Ama iyi çalış oğlum ben sana güveniyorum.
    ÖMER:Güvenini boşa çıkarmayacağım baba.

    Dedi ve telefonu kapattı.
    -Ömer için daha hayat bitmemişti.Herşeyin zamanla iyi olacağına inanmaya çalışıyordu.
    -O bu hayatı seçmek zorunda kalmıştı.O ailesinin ona olan güvenini boşa çıkaramazdı.Boynu bükük eve dönemezdi.
    -Artık belkı yeni bir sınav vardı onun için.Daha zor belike,belkide hiç zor değildi:İkileme arasında kalmıştı ne yapacağını çoğu zaman kestiremiyordu.
    -Sadece bir gerçek vardı ne pahasına olursa olsun.Öleceğini bilse bile bu sınava çok iyi çalışmalıydı.Ortamlardan uzak durmalıydı.Arkadaşlıklarına ara vermeliydi.O zaman herşeyden çok sevdiği futbola ara vermek zorundaydı.Ömeri en çok incitense futboldan uzak kalmaktı.Futbol onun için bir hayat felsefesiydi.Sınava tam iki ay vardı.
    -Ve bir gece yarısı aniden o çocuk evet o çocuk ölümüne bile olsa ders çalışacağım çocuk gece yarısı birden uykusundan fırladı.Oda ne olduğunu anlamadı.Sol yanı böbrek tarafı çok feci şekilde yanıyor ve ağrıyordu.Alışkındı böle durumlara aç kalmayı biliyordu.Yine açlıktan olmustur deyıp,daha doğrusu kendini avutp yatmaya çalıştı ama yatamıyordu.
    -Çok kötü bir ağrısı vardı.Ve en sonunda sabah olmustu.ona göre hiç sabah olmuyacaktı sanki.Herkesten önce yemekhaneye inip yemeğini almıstı.Şansına da o gün de kahvaltıda en çok sevdiği yumurtalı sucuk ve peynir vardı.Sanki yıllarca yemek yememiş gibi yedi.Ama yine karın ağrısı dinmedi.Ne yapacağını bilmiyordu.Hastaneye gitmek istiyordu ama gidemezdi.O aylık parasını bitirmişti.Hastaneye gidecek parası yoktu.Babasından da para isteyemiyordu.çünkü sınavi iyi gitmemişti.O yüzü kendinde bulmuyordu.

    -O halde geceye kadar öylece kaldı.Gece saat 11 civarlarında ömer aniden bayıldı.Artık acılara dayanacak takati kalmamıstı.Arkadaşları apar topar onu hastaneye kaldırdı.Doktorlar onu tedavi eder etmez,ameliyat dediler.

    -Ömer hayır asla olmam diye bağırdı.Ben babama söz verdım bu sınavı kazanmalıyım diye bağırıyordu doktora.Doktora ömere yönelerek.:

    DOKTOR:Ameliyat olmak zorundasın.Senin apandislerin patlamış,ve böle patlak olarak yaklaşık 16 saat kalmışsın.Normalde çoktan zehirlenme geçirmeliydin.Yaşaman bile mucize.

    ÖMER:Hocam lütfen ben babama söz verdim ben bu sınavıda kazanamasam onların yüzüne nasıl bakarım.

    DOKTOR:Ben senin babanla konusurum inanıyorum oda bunu gayet olumlu karşılayacaktır.

    ÖMER:Hocam amelıyat dışında başka çaresi yokmu.

    DOKTOR:Tek çare ameliyat.Çünkü senin apandisin içindeki sıvı vucuda dağılmış.

    Ömer'in bu hayattan bir beklentisi kalmamış bir bakışları vardı arkadaşlarına.Artık kimseyle konusmak istemiyordu.Çünkü bu hayat artık ona acımıyordu.Oda farkına varmıstı.Artık hiçbirsey umrunda değildi.Bir an önce amelıyat olup çıkmam istiyordu hastaneden.Ama o kadar kolay çıkamıyacaktı.Ömer ameliyatının farkında değildi.Apandisi çok kötüye gitmişti.Ve doktor ailesinin onayını almadan onu amelıyat etmek ıstemıyordu.Babasının onayını aldığı gibi ömeri ameliyata aldılar.Ömer yaklaşık iki saat ameliyatta kaldı.Ameliyattan sonra ömer kendine gelemedi.Doktor endişelenmişti.
    Ömer kendine gelmeye başlıyordu yavas yavaş.Buna en çok sevinen ve gözyaşlarına hakim olamayan annesi sevinmişti.Ömer ilk gözünü açtığında annesini karşısında görmüştü.O an oda herseyı unutmustu bir an olsun düşünemiyordu.Narkoz etkısınden olsa gerek.O hastanede ömer tam 4 gün kaldı hastaneden taburcu edildiği gün en mutlu olduğu gündü.Çok mutluydu.Birazcık bile olsa artık hayata umutlu bakıyordu.
    Tam 25 günde evde yattı.Yurttakı arkadaşlarını özlenmişti.Onlara çok alışmıştı.Onlar sanki hayatından bir parça olmustu.Arkadaşlarıyla arası çok iyidi.Çünkü tüm gerçeğiyle arkadaşlaına sadıktı herşeyını onlarla paylaşmaya hazırdı.Arkadaşlarıda aynen onu gibi düşünüyordu.Günler su gibi geçiyordu.Sınav yaklaşıyordu artık,ömerde ayrı bir heyacan vardı kendini tam hazır hissetmiyordu.Çünkü;35 güne yakın kitap yüzü açmadı,oysaki ameliyat olamadan önce 2 ay kalmıştı sınava şimdi ise tam 25 günü kalmıştı.Herşeye rağmen yine çok çalışıyordu.Hayattan umudunu koparmak istemiyordu.Kader ve kısmete inanıyordu.O25 gününde nasıl geçtiğini anlayamadı su gibi geçiyordu adeta günler.Sınava bir hafta kala ömerin sınav yeri belli olmuştu.Harran üniveristesi eyübiye kampüsü turizm otelcilik bölümü.Ömer o sıralarda sınava girecekti.Pek umutlu değildi bunu sınavdan öncede ailesine anlattı.Ben pek kazanacağıma dair umutlu değilim diye.Annesi ve babası her konuda oğullarına çok güveniyordu.Ömer sınav bitmesine 10 dakika kala çıkmıştı.Sınav sandığından daha kolay olmustu ama yeterince çalışamadığı için verimli olmamıstı onun için.
    Aklında tek bir soru vardı aileme ne cevap vereceğim.Benim sınavım kötü geçti nasıl diyebileceğim.Diyemezdi çünkü daha iyi yapacağına inanıyordu.Daha güzel yerlere gelebileceğine inanıyordu.Azimliydi hedefine ulaşmayı seviyordu.Herşeyin en iyisini isterdi her zaman.Ve öyleydı ve kazanıyordu çoğu zaman.Eve gitmişti ailesi sınav hakkında birşey sormadı ona çünkü onlarda onun yeterince çalışamadığını geçirdiği ameliyattan sonra kendini daha toparlayamadığını biliyorlardı.
    Sınavlar acıklanmasına ıkı gun kalmıstı.Günler su gibi akıp geçiyordu.Ömer hiç heyecanlı değildi.Çünkü sınavının iyi geçmediğini biliyordu.Sınavın açıklandığı gün bütün arkadaşları heyacnlarından çoğusu sınavlarına bakmaya cesaret bile edemiyorlardı.Ömer sınavının kötü geçtiğini biliyordu.Ama birazcık bile olsa içinde umut vardı.Artık ne olursa olsun hangi bölüm olursa olsun gitmek istiyordu.
    Sınav açıklanmıstı o kadar ıyı bir puan çekmemişti.Ama arkadaşaları ona fen bilgisi öğretmenliğini kazanabileceğini söylemiştiler.Birazcık olsun yüzü gülüyordu acımasız hayata karşı.
    Ama kazanacağına dair bir inancı yoktu.Birden bütün hayalleri yok olmuştu.Artık inanmak istemiyordu.Her inandığı zaman umutları yıkılıyordu.
    Artık sakin bir hayat yaşamak istiyordu.Okul okumak istemiyordu artık.
    Herşeyden elini ayağını çekip uzak çok uzak yerlere gitmek istiyordu.
    Artık hayalleri yoktu.Hedefleri yoktu.
    Çaresiz bir hayat tarzı vardı onun için.
    Arkadaşları her ihtimale karşı yine tercih vermesini istediler.
    Fen öğretmenliği gelir dediler arkadaşları.
    Birazcık olsun umutlanıyordu.
    Tercihlerin zamanı gelmişti.Ömerde tercih vermişti hiç umudu olmadan.
    Günler geçtikçe ömer daha çok düşünceli oluyordu.
    Bir umut vardı kazanması için.
    Kazanabilirdi.hayallerine kavuşabilirdi.
    Sonuçların açıklanacağı günü ömer dört gözle bekliyordu.
    Evet tam yahmin ettiği bölüm gelmişti ona.
    FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ.
    Mutluydu oda artık bir universite öğrencisiydi.
    Oda artık rahattı.
    Ezik bir hayat yaşayamayacaktı.
    Üniversiteside artık belli olmuştu

      Forum Saati Paz Kas. 19, 2017 10:33 am